LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te kötü huyl ifadesini içeren 26 kelime bulundu...

ahlak ilmi / ahlâk ilmi

  • Kötü huylardan uzaklaşıp, güzel huylar edinme yollarını öğreten ilim.

ahlak-ı zemime / ahlâk-ı zemîme

  • Kötü huylar, çirkin davranışlar.

bed-hal

  • Kötü ahlâklı. Kötü huylu. Hâli düşkün. Fakir olan. (Farsça)

bed-huy

  • Huysuz. Bed huylu, kötü huylu. (Farsça)
  • Kötü huy. (Farsça)

bedhal

  • Kötü huylu.

bedhu / bedhû / بدخو

  • Huysuz, kötü huylu. (Farsça)

bednihad

  • Kötü huylu. (Farsça)

büyüklenmek

  • Kendini büyük görmek, büyüklük taslamak. (Kötü huylardan biridir, günahtır.) (Türkçe)

ca'sus / ca'sûs

  • (Çoğulu: Ceâsis) Kötü huylu, kısa boylu.

cu'şuş

  • (Çoğulu: Ceâşiş) Kötü huylu, kısa boylu.

ez'ar

  • Saçı az olan kimse.
  • Otu az olan yer.
  • Zâlim ve kötü huylu kimse.

fazz

  • Kaba ve kötü huylu olan kimse.
  • Karın suyu, mide suyu.

giran-huy

  • Fena mizaçlı. Kötü huylu. (Farsça)

hasais

  • (Tekili: Hasîse) Kötü huylar, fena tabiatlar.

ilm-i ahlak / ilm-i ahlâk

  • İyi huylar edinme ve kötü huylardan sakınma yollarını öğreten ilim.

ıslah-ı nefs / ıslâh-ı nefs

  • Kötü huyları, fenâ alışkanlıkları ve yaramaz işleri bırakıp, iyi huyları, güzel işleri, kulluğa yakışan tâat ve ibâdetleri yapma.

kechulk

  • Kötü huylu kimse. Huyu kötü olan kişi.

kuza'mele

  • Kötü huylu, kısa boylu kadın.
  • Şey.

lehire / lehîre

  • Kısa boylu kötü huylu kadın.

mahazi

  • Rezalet ve kepazelik sebebi olan kötü huylar.

şengaret

  • Kötü huyluluk.

seyr-i enfüsi / seyr-i enfüsî

  • Tasavvuf yolunda bulunan kimsenin kendinde ilerlemesi, kötü huylardan temizlenen nefsin, iyi huylarla bezenmesi, süslenmesi.

sezase

  • Kötü huylu ve yaramaz dirlikli olmak.

tasavvuf

  • Ahlâk ve kalb ilmi. Kalbi kötü huylardan temizleyip, iyi huylarla doldurmak. Kalbde îmânın vicdânileşmesi, yâni Ehl-i sünnet îtikâdının kalbde sağlamlaşması ve şüphe getirici te'sirlerle sarsılmaması, nefs-i emmâreden doğan tenbelliklerin ve sıkıntıl arın giderilip, ibâdetlerde kolaylık ve lezzet hâ

tehzib-i ahlak / tehzib-i ahlâk

  • Ahlâkı güzelleştirme, kötü huyları giderme.

tezebbu'

  • Kişinin hulku yaramaz olmak, kötü huylu olmak.