LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te kötü huy ifadesini içeren 33 kelime bulundu...

ahlak ilmi / ahlâk ilmi

  • Kötü huylardan uzaklaşıp, güzel huylar edinme yollarını öğreten ilim.

ahlak-ı zemime / ahlâk-ı zemîme / اخلاق ذميمه

  • Kötü huylar, çirkin davranışlar.
  • Kötü huy.

bed-hal

  • Kötü ahlâklı. Kötü huylu. Hâli düşkün. Fakir olan. (Farsça)

bed-huy

  • Huysuz. Bed huylu, kötü huylu. (Farsça)
  • Kötü huy. (Farsça)

bedhal

  • Kötü huylu.

bedhu / bedhû / بدخو

  • Huysuz, kötü huylu. (Farsça)

bednihad

  • Kötü huylu. (Farsça)

büyüklenmek

  • Kendini büyük görmek, büyüklük taslamak. (Kötü huylardan biridir, günahtır.) (Türkçe)

ca'sus / ca'sûs

  • (Çoğulu: Ceâsis) Kötü huylu, kısa boylu.

cimri

  • Hasis, varyemez, pinti. Elindeki mal veya parayı harcayamıyan ve türlü sıkıntılara katlanarak daha çok biriktirmeye çalışan kimse. Cimrilik, müsriflik (savurganlık) gibi İslâmda kötü huy olarak bilinir. Cömertlik ve tutumluluk ise övünülen ahlâkî vasıflardandır. Cömertlikte de ölçülü olmak tavsiye e (Farsça)

cu'şuş

  • (Çoğulu: Ceâşiş) Kötü huylu, kısa boylu.

dırs

  • Azı dişi.
  • Katı, muhkem yer.
  • Az yağmur.
  • Kötü huy.

ez'ar

  • Saçı az olan kimse.
  • Otu az olan yer.
  • Zâlim ve kötü huylu kimse.

fazz

  • Kaba ve kötü huylu olan kimse.
  • Karın suyu, mide suyu.

giran-huy

  • Fena mizaçlı. Kötü huylu. (Farsça)

hasais

  • (Tekili: Hasîse) Kötü huylar, fena tabiatlar.

hasis

  • (Hisset. den) Kötü huy, fena tabiat.
  • Ufak, değersiz.
  • Tamahkâr, cimri.

haslet-i rezile

  • Kötü huy.

ilm-i ahlak / ilm-i ahlâk

  • İyi huylar edinme ve kötü huylardan sakınma yollarını öğreten ilim.

ıslah-ı nefs / ıslâh-ı nefs

  • Kötü huyları, fenâ alışkanlıkları ve yaramaz işleri bırakıp, iyi huyları, güzel işleri, kulluğa yakışan tâat ve ibâdetleri yapma.

kechulk

  • Kötü huylu kimse. Huyu kötü olan kişi.

kuza'mele

  • Kötü huylu, kısa boylu kadın.
  • Şey.

lehire / lehîre

  • Kısa boylu kötü huylu kadın.

mahazi

  • Rezalet ve kepazelik sebebi olan kötü huylar.

mahzi / mahzî

  • Kepâzelik ve rüsvaylığa sebep olan huy. Rezil olmağa sebebiyet veren kötü huy.

rezile

  • (Çoğulu: Rezâil) Fenâ ve kötü huy.

şengaret

  • Kötü huyluluk.

seyr-i enfüsi / seyr-i enfüsî

  • Tasavvuf yolunda bulunan kimsenin kendinde ilerlemesi, kötü huylardan temizlenen nefsin, iyi huylarla bezenmesi, süslenmesi.

sezase

  • Kötü huylu ve yaramaz dirlikli olmak.

su-i mizac / sû-i mizac

  • Kötü huy, karakter.

tasavvuf

  • Ahlâk ve kalb ilmi. Kalbi kötü huylardan temizleyip, iyi huylarla doldurmak. Kalbde îmânın vicdânileşmesi, yâni Ehl-i sünnet îtikâdının kalbde sağlamlaşması ve şüphe getirici te'sirlerle sarsılmaması, nefs-i emmâreden doğan tenbelliklerin ve sıkıntıl arın giderilip, ibâdetlerde kolaylık ve lezzet hâ

tehzib-i ahlak / tehzib-i ahlâk

  • Ahlâkı güzelleştirme, kötü huyları giderme.

tezebbu'

  • Kişinin hulku yaramaz olmak, kötü huylu olmak.