LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te itimad ifadesini içeren 52 kelime bulundu...

biat

  • Bağlılığını, itimadını bildirmek. Birisinin hakemliğini veya hükümdarlığını kabul etmek. El tutarak bağlılığını alenen izhar etmek. Bağlılığını tazelemek.
  • Rey vermek.

emn

  • Eminlik. Korkusuzluk. Emniyet. Bir şeye itimad etmek. İnsanda doğruluk ve imandan ileri gelen yüksek bir meleke ve kabiliyet. Rahatlık.

emniyet

  • (Emniyyet) : Eminlik, emin olma hâli, korkusuzluk, tehlikesizlik.
  • İtimad, güvenme, inanma.
  • Polis ve zabıta teşkilâtı.

gayr-ı mutemed

  • Kendine itimad edilmeyen.

hıyanet / hıyânet

  • Hâinlik. Vefasızlık. İtimadı kötüye kullanmak. Sözünde durmayıp oyun etmek.
  • Hâinlik. Birine kendini emîn tanıttıktan sonra, o emniyeti bozacak iş yapmak; vefâsızlık, îtimâdı kötüye kullanmak, sözünde durmamak.

hulul

  • Girme. Dâhil olma. İçine gizlice giriş.
  • Birinin veya birkaç kimsenin sevgi veya itimadını kazanmak, içlerine onlardan görünüp girmek.
  • Halletmek.
  • Vuku' bulmak. Zuhur etmek.
  • Gelip çatmak.
  • Bir menzile inmek.
  • Kim: Bazı akıcı cisimlerin vücud mesâmâ

i'tibar

  • (İtibâr) Ehemmiyet vermek. Hürmet, riâyet ve hatır saymak. Kulak asmak. İbret alıp uyanık olmak. Birisini veya sözünü makbul farzetmek.
  • Taaccüb etmek.
  • Şeref, haysiyet.
  • Bir şeyin gerçek değil, kararlaştırılan değeri.
  • Ticarette söz veya imzaya olan itimad.
  • <

i'timad

  • (İtimad) Güvenerek bağlanmak. Emniyet etmek. Bir şeye kalben güvenip dayanmak.

i'timad-ı kavi / i'timad-ı kavî

  • Sağlam itimad, kavi güveniş.

i'timad-üd devle

  • Devletin itimadı, güveni.
  • Tar: Safevî sadrazamlarına verilen ünvan.

i'timaden

  • İtimad ederek, dayanarak, güvenerek.

i'timadname

  • İtimad yazısı, itimad bildiren yazı. (Farsça)

irkah / irkâh

  • İnanma, itimad etme, güvenme.
  • Sığındırma, dayandırma.

istisak

  • Bir kimseden itimad edilir bir vesika veya senet alma.

itimad / itimâd / اعتماد

  • Güven. (Arapça)
  • İtimâd edilmek: Güvenilmek. (Arapça)
  • İtimâd etmek: Güvenmek. (Arapça)

kaziye-i makbule

  • Kabule mazhar olmuş hüküm ve iddia. İtimad edilir zâtların söyledikleri ve bu itimada binâen kabul edilen kaziyye.

kemal-i vüsuk

  • Tam bir itimad ve inanç.

kıdve

  • İlimde ileri olup kendisine uyulan. Kendine itimad edilip ardınca gidilecek olan.

ma-bihi-l-i'timad

  • İtimada vesile ve sebep olan şey.

magruren

  • Gururlanarak. Güvenerek, itimad ederek.
  • Aldanarak.

magruriyet

  • Gururluluk, kibirlilik.
  • Bir şeye itimad edip, güvenip aldanma.
  • Kibirlenme, gurulanma, övünme, tefahhur, tekebbür.

meşşaiyyun

  • Meşşâiler. Derslerini gezerek veren, peygamberlere uymayarak yalnız akıl ve fikir ile hakikatı bulmaya çalışan ehl-i dalâlet. Dinsizlik yolunu açanlar, sadece akla itimad eden ve vahye tâbi olmayan imânsızlar.

mevsık

  • İtimad etmek. Emniyet etmek. İnanmak.
  • Yemin. Sözleşme.

mevsuk

  • Kendisine inanılır olan. Şâyân-ı itimad olan.
  • Sağlam.
  • Vesikalı. Delile dayanan hakikat.

mevsuk-ul kelim

  • Sözlerine inanılır. Söylediği şeylere itimad edip güvenilir.

mevsukan

  • Sağlam, delile dayanır, itimad edilir şekilde.

mu'temed

  • Kendine güvenilen. İtimad edilen kimse. Kendinden emin olunan. Ziyadesiyle doğru ve müstakim olan.

mu'temedün-aleyh

  • Kendisine itimad edilen ve güvenilen kimse.

mü'temen

  • (Emn. den) İnanılır, güvenilir, itimad edilir. Emniyetli.

mu'temid

  • İtimad eden. İnanan. Güvenen.
  • İtimad eden, güvenen.

mü'temin

  • Güvenen, inanan, itimad eden, emniyet eden.

müsellem

  • (Selm. den) Teslim olunmuş olan, doğruluğu şeksiz kabul edilen. Herkes tarafından kabul edilip emniyet ve itimad edilen.
  • Tasdik edilip inkâr edilmeyen.
  • Ayıplardan teberri olunmuş.

mutemed

  • İtimad edilir, güvenilir.

mutemidane / mutemidâne

  • Güvenerek, itimad ederek.
  • Bağlanarak, güvenerek. İtimâd etmek sureti ile. (Farsça)

mütevasık

  • Birbirine güvenip itimad etmek suretiyle anlaşan.

rümis

  • Sözüne güvenilmeyen kimse. Verdiği söze itimad edilmeyen kişi.

sened

  • Kuvvetli olabilecek söz.
  • Tapu.
  • Üzerine dayanılacak ve itimad edilecek şey. Mutemed. Melce'.
  • İki kişi veya çok kimseler arasındaki anlaşmayı tesbit eden ve karşılıklı imzalanan kâğıt, vesika.

sika

  • (Çoğulu: Sikat) (Vüsuk. dan) İnanç, güven, itimad, emniyet.
  • Güvenilir ve inanılır kimse.

sikat

  • (Tekili: Sika) İnanılır kimseler. İtimad edilen, kendilerine güvenilen kimseler.

sünud

  • Dayanmak, güvenmek, itimad.

tecdid-i biat

  • Biatını, bağlılığını, itimadını tekrarlamak, yenilemek.

tekye

  • Zikir veya ders için toplanılan yer. (Farsça)
  • Dervişlerin meskeni ve mâbedi. (Farsça)
  • Yaslanılacak, dayanılacak şey. (Farsça)
  • İtimâd etmek, dayanmak. (Farsça)

tevasuk

  • (Vusuk. dan) Birbiriyle andlaşma. Birbirine güvenip itimad ederek andlaşma.

tevekkül

  • Allahü teâlâya teslim olma. Bir işe başlarken sebeplere yapıştıktan sonra O'na güvenme; kalbin, her işte Allahü teâlâya îtimâd etmesi, güvenmesi.

tevessuk

  • (Vüsuk. dan) İnanıp güvenerek ve itimad ederek dayanma.

tükye

  • Dayanmak, itimad etmek.

ustam

  • Güvenilir, emin. İtimad edilir. (Farsça)
  • Altın veya gümüşten yapılmış at eğeri. (Farsça)

üstam

  • Güvenilir, itimad edilir, inanılır, emin. (Farsça)
  • Gümüş veya altından yapılmış üzengi, at eyeri. (Farsça)

üstüvar

  • Kuvvetli, dayanıklı, sağlam, muhkem. (Farsça)
  • Güvenilir, itimad edilir. (Farsça)

vasık / vâsık

  • (Vüsuk. dan) Güvenen. İtimad eden.

vüsuk

  • Sağlam inanma. İtimad etme, güvenme. Muhkemlik, sağlamlık.

yekruy

  • İki yüzlülük yapmayan, riyasız. (Farsça)
  • Hâlis ve itimad edilir dost. (Farsça)

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın