LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te istedi ifadesini içeren 67 kelime bulundu...

adalet-i şeriat

  • İslâmın adaleti; İslâmın uygulanmasını istediği adalet.

amrus

  • (Çoğulu: Amâris) Kuzu.
  • Çok yürütmek istediklerinde yürümeyen davar.

arzu-yu umumi / arzu-yu umumî

  • Genel arzu; herkesin istediği.

asayiş

  • Emniyet, güvenlik, korku ve endişeden uzak hâl. Kanun, nizam hakimiyeti. İnsan cemiyetlerinde iktidar, hâkimiyet, bir zümrenin, bir sınıfın elinde olmaktan kurtulamamasından ve bir kısım insanlarca yapılan, istedikleri zaman değiştirilen kanunlara diğer insanların saygısı temin edilemediğinden asayi (Farsça)

cebbar / cebbâr

  • (Sıfat-ı İlahiyedendir) İstediğini mutlak yapan, dilediğine muktedir olan. Büyüklük, azamet ve kudret sahibi. İmar eden Cenab-ı Hak. Kullarını ıslah edip tevbeye götüren Allah Teâlâ Hz.leri (C.C.)
  • Zâlim, gaddar, müstebid, mütemerrid insanlar da bu sıfatla tavsif edilir. Meselâ; Cengi
  • İstediğini mutlaka yaptıran Allah.

ceberut / ceberût

  • Zorla her istediğini yaptırabilme kudreti.

derebeyi

  • Ortaçağda kendi arazisi içindeki insanlara istedikleri gibi hükmeden, devamlı olarak birbirleriyle savaşan geniş toprak sahiplerinden her biri.
  • Mc: Asi, zorba.

dilhah / dilhâh / دلخواه

  • Gönlün istediği. (Farsça)

evamir-i teşriiye / evâmir-i teşriiye

  • Allah'ın peygamberleri aracılığıyla insanlara bildirdiği ve yerine getirilmesini istediği emirler.

fa'alün lima-yürid

  • "Kayyumiyet sırrıyla ve faaliyet-i daimesiyle her an istediğini istediği gibi yapar." meâlinde bir âyettir.

faalünlimayürid / faalünlimâyürîd

  • Her istediğini yapabilen Allah.

fail-i muhtar / fâil-i muhtar / fâil-i muhtâr

  • İstediğini yapmakta serbest olan.
  • Re'yinde müstakil olan. İstediğini yapmakta serbest olan (Cenab-ı Hak).
  • Kendi iradesiyle faaliyette bulunan, istediğini yapan Allah.
  • İstediğini yapan.

fecr-i ati / fecr-i âtî

  • Gelecekteki fecr. 1908 meşrutiyet inkılâbından sonra Servet-i Fünun mecmuası etrafından toplanan bir kısım gençlerin kurmak istedikleri ekolün (cemiyetin) adıdır.

gaşemşem

  • Şecaatinden kimseye baş eğmeyen.
  • Başını döndürüp yabana iltifat etmeyen.
  • Zulmedici.
  • Methi istediği gibi yapamamak.

haib

  • Bir işte emeği boşa giden, istediğini elde edemeyen.

harime / harîme

  • Bir kimsenin, istediği gibi kulanabilecek hakka sahib olduğu malı.

hürr

  • Kimsenin baskısı, zorlaması olmadan meşru' dairede istediği gibi yaşayabilen.
  • Esir veya köle olmayan. Serbest.

i'tisam

  • İstediğini vermek.

ihtiyar / ihtiyâr

  • İstediğini seçme.
  • Yaşlı.

in-şae

  • Eğer isterse, istediği gibi...

is'af

  • Birisinin arzusunu, istediğini kabul etmek ve yerine getirmek.

ısmarlama

  • Bir san'at sâhibine bir şeyi târif ederek istediği şekilde yaptırmak.

kadir-i cebbar / kadîr-i cebbâr

  • İstediğini mutlaka yapan ve sonsuz kudret sahibi olan Allah.

kadir-i mürid / kadîr-i mürîd

  • Her şeye gücü yeten ve istediği şeyi yapan Allah.

keyfema yeşa' / keyfemâ yeşâ'

  • Nasıl isterse, istediği gibi.

la mutasarrife fi'l-hakikati illa hu / lâ mutasarrife fi'l-hakikati illâ hû

  • Mülkünde istediği gibi tasarruf eden O'ndan başka ilâh yoktur.

mahrumiyyet

  • Elde edemeyiş. Yokluk. Mahrumluk. İstediğini elde edememe.

maşaallah

  • Allah'ın istediği gibi.
  • Allah korusun, Allah saklasın (meâlinde duâdır.)

me'mur

  • Emir ile hareket eden. Emir altında olan. Vazifeli. Kendi istediği gibi olmayıp başka emre göre çalışan. Bir emir alan. Bir işe tâyin olunmuş adam.

men talebe ve cedde, vecede

  • Kim birşeyi ister ve elde etmek için ciddî çalışırsa istediği şeye ulaşır.

mevcudiyet-i rabbaniye / mevcudiyet-i rabbâniye

  • Herşeye hâkim olan ve herşeyi istediği şekilde terbiye eden Allah'ın varlığı.

mücab

  • Cevabı verilmiş olan. Kabul cevabı almış olan.
  • Duası, istediği kabul edilen.

mücahid

  • Cihad eden. Çalışan. Din için çalışan. Düşmanlara karşı koyan. Çarpışan.
  • Fık: Allah (C.C.) yolunda gönüllü olarak cihada iştirak etmek istediği halde nefakadan, silâh ve saireden mahrum olan gazi demektir. Âyet meâli: "Bizim uğrumuzda mücahede edenlere mutlaka yollarımızı gösteririz

mucib / mucîb

  • İsteyeni istediğine kavuşturan, yaratıklarının isteklerine cevap veren, Allah.

mucib-i bizzat

  • İster istemez kendisi işi yapmaya mecbur olan. Serbest ve istediği gibi hareket edemeyen. (Meselâ: Güneş ışığının, güneşin kendi zâtının zaruri neticesi olması gibi.)

muhtar / muhtâr

  • İhtiyar eden. Seçilmiş olan.
  • Hareketinde serbest olan. İstediğini yapmakta serbest olan. Hür.
  • Köyde veya şehrin mahallesinde seçimle o semtin idâre ve hükümet işlerini üzerine alan kimse.
  • Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (A.S.M.) bir ism-i şerifi.
  • Seçilmiş, seçkin.
  • Hareketinde serbest olan, istediği gibi davranan.
  • Peygamberimizin isimlerinden.
  • Serbest. Söz ve fiillerinde serbest olup, istediği gibi davranan ve dilediğini yapan.

mürid / mürîd

  • Her şeyi istediği gibi, istediği zamanda ve keyfiyette yapan ve bir anda sonsuz şeyleri dilemekten âciz olmayan Allah.

müridane / müridâne

  • Her şeyi istediği gibi yaparak.

müsahhir

  • Teshir eden, zapteden. İstediği gibi hareket ettiren ve kullanan.

musahhir-üş şemsi ve-l kamer

  • Güneş'i ve Ay'ı teshir eden, istediği şekilde idare eden Cenab-ı Hak (C.C.)

musannıf

  • Herşeyi istediği surette ve mükemmel bir şekilde sınıflandıran, düzenleyen Allah.

müstecab

  • Hoş görülen.
  • İstediği kabul edilen. İcâbet olunmuş.

mutasarrıf-ı kadir / mutasarrıf-ı kadîr

  • Herşeyde istediği gibi tasarruf eden ve herşeye gücü yeten Allah.

mutasarrıf-ı zişan / mutasarrıf-ı zîşân

  • Şan ve şeref sahibi ve herşeyde istediği gibi tasarruf eden Allah.

mütemehhil

  • Hile eden.
  • Bir kimsenin istediğini vermek hususunda onu külfet ve zahmete sokan.

rahat

  • Üzüntüsüz, tasasız, kedersiz bir halde olmak. İstediği her şeyi bulup telâşsız olmak. Müsterih.
  • Dinlenmek.
  • El ayası.

recel

  • Saçın ne sarkık ve ne de çok kıvırcık olması.
  • İstedikçe emsin diye davarı yavrusuyla beraber otlağa salmak.

reşid

  • Doğru yolda giden, hak yolunda olan.
  • Akıllı, iyi davranan. Ergin, olgun.
  • Büluğ çağına girmiş kimse.
  • Doğru yola sevkeden, hayra delâlet eden.
  • Fık: Malını muhafaza hususunda aklı eren, istediği gibi meşru yolda sarfedebilen kimse.

rıza vermek

  • Râzı olduğunu ve istediğini bildirmek.

saadet / saâdet

  • Mes'ud oluş. Talihi iyi olmak. Mutluluk. Said olmak. Allah'ın rızasına ermiş olmak. Her istediğine kavuşmuş olmak.

şae

  • Diledi, istedi, murad eyledi.

sani-i musavvir / sâni-i musavvir

  • Herşeyi istediği surette, mükemmel ve sanatlı bir şekilde yapan Allah.

serbest

  • Kayıtsız. Başıboş. İstediği gibi hareket edebilen. (Farsça)
  • Sıkılmayan. (Farsça)
  • Engelsiz. (Farsça)

sevm

  • Satılık bir şeye kıymet takdir etme, paha biçme.
  • Su-i kasd. Zulüm ve minnete giriftar etmek. Derde sokmak.
  • Dağlamak.
  • Başına buyruk olup istediği yere gitmek.
  • Kuş havada dolaşmak.
  • Satışa arzetmek.
  • Satın almak istemek.
  • Fâide yetiştirmek.<

tahyir

  • (Hayır. dan) İki şeyden birisini seçme durumunda bırakma. İstediğini seçmesini teklif etme.

tasarruf-u hallakıyet / tasarruf-u hallâkıyet

  • Allah'ın varlıkları istediği şekilde yaratma faaliyeti.

tasarrufat / tasarrufât

  • Faaliyetler, istediği şekilde yönlendirmeler.

tasrif

  • İstediği şekilde idare etmek. Maslahatta tasarrufa izin vererek mutasarrıf kılmak.
  • Bir şeyi bozup değiştirerek türlü şekillere koymak, evirip çevirmek.
  • Gr: Bir kelimenin veya fiilin çeşitli zamanlara göre sıra ile söylenişi. Sarf kaidesi üzere kelimenin şeklini başka kelimele
  • Bir şeyi bir yöne çevirmek, yönlendirmek, istediği şekilde kullanma ve idare etme.

tasrifat / tasrifât

  • İstediği şekilde kullanma ve idare etme.

umumi vekil / umûmî vekil

  • Yerine geçirilen kimseye mutlak halde istediğini yap diyerek verilen vekâlet.

vasiyet

  • Bir kimsenin öldükten sonra yapılmasını istediği şey.
  • Kişinin öldükten sonra yapılmasını istediği şey.

vasiyyet

  • Bir kimsenin vefâtından sonra yapılmasını istediği şey veya sonraya bağlı olmak üzere bir malı veya menfeatini (faydayı) bir şahsa veya bir hayır işine teberrû' (bağış) yoluyla temlik etmek (sâhib ve mâlik kılmak). Vasiyet edene mûsî, vasiyet edilen şeye mûsâbih, kendisine vasiyet yapılan şahsa mûsâ

vatan-ı asli / vatan-ı aslî

  • Bir insanın doğup büyüdüğü veya içinde barınmak kasdedip, başka yere gitmek istemediği yerdir. Yalnız en az 15 gün kalmak istediği yer de kendisi için vatan-ı ikamettir.
  • Cennet.

vatan-ı sükna / vatan-ı süknâ

  • Bir misafirin içinde 15 günden az oturmak istediği yerdir. Bu kimse de fıkıhta misafir sayılır.

veriş / verîş

  • Yürümek ve seğirtmek istediği hâlde sahibi engel olan davar.

yusuf

  • Hz. Yakub'un (A.S.) oniki oğlundan en küçüğü idi. Babası kendisini çok severdi. Gördüğü bir rüyayı babası tabir ederek peygamber olacağını ve bütün kardeşlerinin kendisine itaat edeceklerini söyledi. Kardeşleri kendisini kıskandıkları için bir hile ile izini kaybetmek istediler ve bir kuyuya attılar

zamin / zâmin

  • Kefil, birisinden belli bir veya birkaç kimsenin istedikleri bir şeyi, kendisinin de ödeyeceğine söz veren kimse. Dâmin.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın