LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te isam ifadesini içeren 29 kelime bulundu...

amair / amâir

  • (Tekili: Amâyir) (İmâret) İmâretler. Mâmur etmeler.
  • Sâlih fakirlerin veya kendisini idare edemiyen veya çalışamıyan talebe-i ulumun, fukarâ-i sâlihînin iâşesinin te'min edilmeleri.

amelmande

  • İş yapmaz hâle gelmiş olan. Muattal. Battal. Çok yaşlı. Sakat veya hasta olup çalışamaz hâle gelmiş olan. (Farsça)

asar-ı haşmet / âsâr-ı haşmet

  • İhtişam ve büyüklük eserleri.

azamet-i haşmet

  • İhtişamın büyüklüğü.

azamet-i uluhiyet / azamet-i ulûhiyet

  • Allah'ın ilâhlığının büyüklük ve ihtişamı.

bevç

  • Azamet, büyüklük, heybet. Gösteriş, ihtişam.
  • Zinet, süs, debdebe.

bevş

  • Çalım, gösteriş, debdebe, ihtişam. (Farsça)

daru-berd

  • Debdebe, ihtişam. (Farsça)

devlet-meab

  • Devletin saadet ve ihtişamının sığınacağı yer, hükümdar.

furkan-ı celilüşşan / furkan-ı celîlüşşan

  • Doğru ile yanlışı birbirinden ayıran şanı ihtişamlı, görkemli olan Kur'ân.

haşmet

  • Büyüklük, ihtişam.
  • Büyüklük, ihtişam, görkem.

haşmet-i hakimiyet / haşmet-i hâkimiyet

  • Allah'ın hâkimiyetinin ihtişamı ve görkemi.

haşmet-i rububiyet

  • Herbir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri veren, onları terbiye eden Allah'ın idare ve egemenliğinin ihtişamı.

haşmet-i saltanat

  • Saltanatın haşmeti, ihtişamı.

haşmetnüma / haşmetnümâ

  • İhtişamlı, görkemli.

huzur-u mehabetinde

  • Büyüklük ve ihtişamın karşısında.

inkisam / inkisâm / انقسام

  • Bölünme. (Arapça)
  • İnkisâm etmek: Bölünmek. (Arapça)

irtisam

  • İrtisam etmek: Resmedilmek, izi düşmek.

izhar-ı haşmet

  • İhtişamın, heybetin açığa vurulması.

kevkebe

  • Fevkalâde tantana. İhtişam, debdebe, şöhret. (Farsça)

mahsusattaki vehmiyat bedihiyattandır / mahsûsattaki vehmiyat bedihiyattandır

  • Dış duyular vasıtasıyla elde edilen bilgiye vehim karışamaz. Zira hakikati sabittir. Dış duyularla gödüğümüz şeyler dış dünyada vardır. Vehimde olduğu gibi kuruntu ile olmayan bir şeyin varlığına hükmetmek değildir.

muhteşem / محتشم

  • İhtişamlı, görkemli.
  • İhtişamlı, görkemli.
  • Görkemli, ihtişamlı. (Arapça)

mürtesim

  • İrtisam eden, resmi çıkan. Görünür hâle gelen.

sahib-i unvan-ı muhteşem

  • İhtişamlı isim sahibi.

sani-i muhteşem / sâni-i muhteşem

  • İhtişam sahibi ve herşeyi sanatlı bir şekilde yaratan Allah.

saray-ı muhteşem

  • İhtişamlı, görkemli saray.

şehr-i muhteşem

  • Görkemli, ihtişamlı şehir.

tecelliyat-ı celaliye / tecelliyât-ı celâliye

  • Allah'ın haşmet ve ihtişamının varlıklar üzerinde görünümü.

vesim

  • (Çoğulu: Vüsemâ-Visâm) Güzel yüzlü. Güzel çehre.
  • Damgalı.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın