LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te insaf ifadesini içeren 43 kelime bulundu...

adalet

  • Zulüm etmemek. Herkese hakkını vermek ve lâyık olduğu muâmeleyi yapmak. Mahkeme. Hak kanunlarına uygunluk. Haksızları terbiye etmek. İnsaf. Mâdelet. Dâd. Cenab-ı Hakk'ın emrini emrettiği şekilde tatbik etmek. Suçluya Allah'ın emrini icra etmek.

adaletkar / adaletkâr

  • Adaletli, insaflı, adalet sahibi. (Farsça)

adaletkarane / adâletkârane

  • Adâletlice. Adalet sahibine yakışır şekilde, insaflı ve haklı surette. (Farsça)

ahu-yi leng giriften

  • Topal ceylan tutmak.
  • Mc: İnsafsızlık etmek. Acizlere sataşmak.

ashab-ı vicdan

  • Vicdan ve insaf sahipleri.

baht-ı bidad / baht-ı bîdâd

  • Kötü şans, insafsız tâlih.

bi-aman / bî-aman

  • İnsafsız, merhametsiz.

bi-insaf / bî-insaf

  • Acımasız, insafsız. (Farsça)

biinsaf / bîinsaf / bîinsâf / بى انصاف

  • Acımasız, insafsız.
  • İnsafsız. (Farsça - Arapça)

dad / dâd

  • Adâlet. Hak, doğruluk. (Farsça)
  • İnsaf. (Farsça)
  • Vergi, ihsan, atiyye. (Farsça)
  • Ömür. (Farsça)
  • Sızlanma. (Farsça)

dad-ger / dâd-ger

  • Doğru, insaflı. (Farsça)

daver / dâver

  • Cenab-ı Hakk'ın (C.C.) bir ismidir.
  • Âdil, insaflı ve doğru olan hükümdar, vezir veya hâkim.

ehl-i hak ve insaf

  • Hak ve doğru yolda olan insaf sahibi kimseler.

ehl-i insaf

  • İnsaf sahibi kimseler.

ehl-i insaf ve dikkat

  • İnsaf sahibi ve dikkatli kimseler.

ehl-i vicdan

  • Vicdanlılar, insaflılar.

ehl-i vicdan ve insaf

  • Vicdan ve insaf sahibi insanlar.

ehliinsaf

  • İnsaflılar.

el'insaf

  • İnsaf edilsin, insaf edilmeli.

el-insaf

  • İnsaf edilsin, insaf edilmeli, insaf edelim.

ensaf

  • (İnsaf. dan) Daha insaflı, çok acıyan, en merhametli.

hakk

  • Doğruluk, insaf, hak. (Allah'ın isimlerinden biri)

hakkaniyet

  • Haktan ve doğruluktan ayrılmamak. Adalet üzere bulunmak. Adalet ve insaf ile lâzım olanı icra etmek.

hasm-ı bieman / hasm-ı bîeman

  • İnsafsız düşman.

insafkar / insafkâr

  • İnsaflı, insaf sahibi, haksızlık yapmayan.

insafkarane / insafkârâne / insâfkârâne

  • İnsaflı bir şekilde.
  • İnsaflıca.

ma'deletgüster

  • İnsaflı, adaletli, vicdanlı ve doğru kimse. (Farsça)

ma'deletperver

  • Doğru, insaflı, adaletli ve vicdanlı kimse. (Farsça)

munsıf

  • İnsaflı. Merhametli. Hakkı kabul eden. Hakka riayet eden.
  • İnsaflı.
  • İnsaflı.

munsif / منصف

  • İnsaf eden, insaflı.
  • İnsaflı. (Arapça)

munsıf / مُنْصِفْ

  • İnsaflı.

munsıfane / munsıfâne

  • İnsaflıca.
  • İnsaflıca.
  • İnsaflıca. İnsaflılıkla.

müsbet hareket

  • Doğruluğu âşikâr olan ve belli ve isbat edilebilen; doğru düşünenlerin kabul edebileceği kanun ve nizama uygun hareket.
  • Allah'ın (C.C.) emrine uygun, tahribkâr ve tecavüzkâr olmayan, yapıcı ve tâmir edici tarzda olan, mizan, adâlet ve insafa uyan hareket.

na-insaf

  • İnsafsız. İnsafı bulunmayan. (Farsça)

nasfet

  • (Nasafet) İnsaf. Haklılık. Bir şeyin yarısını almak. Hakkaniyet. İnsanları, kanunların şümulüne girmeyen hakları te'min ve ifasına zorlayan fotri adâlet hissi.

nazar-ı adalet ve insaf

  • Hadiselere adaletli ve insaflı bir açıdan bakma, değerlendirme.

nazar-ı insaf

  • İnsaf bakışı.

sahib-i insaf

  • İnsaf sahibi, insaflı.

sayyad-ı bi-insaf / sayyad-ı bî-insaf / sayyâd-ı bî-insâf

  • İnsafsız avcı. (Farsça)
  • İnsafsız avcı.

sem'-i hamiyet

  • Hamiyet kulağı, insaf ve hakperestlikle dinleyiş.

sitem-amiz / sitem-âmiz

  • Hâin. İnsafsız, haksız. (Farsça)

vicdan-ı munsıfane

  • İnsaflı vicdan.

vicdan-ı münsıfane / vicdan-ı münsıfâne

  • İnsaf ölçülerine göre hareket eden vicdan.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın