LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te ins kelimesini içeren 702 kelime bulundu...

a'mal-i beşeriye / a'mâl-i beşeriye

  • İnsanların yaptığı iş ve hareketler.
  • İnsanların amelleri, iş ve hareketleri.

acz-i beşer

  • İnsanın âcizliği.

acz-ı beşeri / acz-ı beşerî

  • İnsanın acizliği, güçsüzlüğü.

acz-i beşeri / acz-i beşerî / عَجْزِ بَشَرِي

  • İnsanın acizliği.
  • İnsanın güçsüzlüğü.

acz-i insani / acz-i insanî

  • İnsanın acizliği, güçsüzlüğü.

adalet-i beşeriye

  • İnsanlığın adaleti.

adat-ı nas / âdât-ı nâs

  • İnsanların adetleri.

adem / âdem

  • İnsan. İlk insan ve ilk peygamber (A.S.)

ademi / âdemî

  • İnsanlardan olan, insana âit, insana dair ve müteallik.
  • İnsanoğluna ait, insan.

ademiyan / âdemiyân / آدميان

  • İnsanlar. (Arapça - Farsça)

ademiyet / âdemiyet / اٰدَمِيَتْ

  • İnsanlık.
  • İnsanlık.
  • İnsanlık.

ademiyyet / âdemiyyet

  • İnsanlık. Namuslu bir insana yakışır hâl ve tavır.

ademoğlu / âdemoğlu

  • İnsanlık, insanlar.

afak / âfâk

  • İnsanın dışı ve dışındaki şeyler. Ufk'un çokluk şeklidir.

ahiret / âhiret

  • İnsanın ölümü ile başlayan ebedî (sonsuz) hayat. Âhirete îmân, inanılması lâzım olan altı esastan beşincisidir.

ahlak / ahlâk

  • İnsanda yerleşmiş huylar. Hulkun çokluk şeklidir.
  • İnsanın iyi veya kötü hâlleri, bunlarla ilgili ilim.

ahlak-ı insaniye / ahlâk-ı insaniye

  • İnsan ahlakı.

ahlat-ı erbaa

  • İnsan vücudunda varlığı kabul edilen dört unsur veya üsareler.

ahsen-i takvim

  • İnsanın en güzel bir şekilde ve tam kıvamında yaratılmış olması.

ahval-i beşer / ahvâl-i beşer

  • İnsanoğlunun halleri.

ahval-i beşeriye / ahvâl-i beşeriye

  • İnsanların halleri, durumları.

akaid-i beşer

  • İnsanların inançları.

akaid-i insaniye

  • İnsanlığa ait inançlar.

akil-ül beşer / âkil-ül beşer

  • İnsan eti yiyen.

akl-ı beşer

  • İnsan aklı. İnsan düşüncesi.
  • İnsan aklı.

akl-ı beşerin karı / akl-ı beşerin kârı

  • İnsan aklının yapacağı bir iş.

akvam-ı beşer / akvâm-ı beşer

  • İnsan toplumları. İnsan kavimleri.

akvam-ı beşeriye / akvâm-ı beşeriye

  • İnsan kavimleri, toplulukları.

ala-yı illiyyin-i insaniyet / âlâ-yı illiyyîn-i insaniyet

  • İnsanlığın en yüksek derecesi.

alam-ı beşer / âlâm-ı beşer

  • İnsanların elemleri ve acıları.

ale-l-insan

  • İnsan hakkında. İnsana dâir. İnsan üzerine.

alem-i beşer / âlem-i beşer

  • İnsanlık âlemi, dünyası.

alem-i beşeriyet / âlem-i beşeriyet

  • İnsanlık âlemi.

alem-i insan / âlem-i insan

  • İnsan âlemi.

alem-i insani / âlem-i insanî

  • İnsanlık âlemi.

alem-i insaniyet / âlem-i insâniyet

  • İnsanlık âlemi.

alem-i islamiyet ve insaniyet / âlem-i islâmiyet ve insaniyet

  • İnsanlık ve İslâm âlemi.

alem-i kebir / âlem-i kebîr

  • İnsandan başka bütün mahlûkât, kâinat ve içindekiler.

alem-i nasut / âlem-i nâsut

  • İnsanlar âlemi ve dünya hayatı. Mahlukiyet. Âlem-i Lâhut'un zıddı.

alemiyan / âlemiyân / عالميان

  • İnsanlar. (Arapça - Farsça)

alet-i tenasül-ü insan

  • İnsanın üreme organı.

allah

  • İnsanı, dünyayı, kâinatı, görülen veya görülemiyen bütün varlıkların yaratıcısı. Allah ezelidir; yani varlığının başlangıcı yoktur, çünki yaratılmamıştır ve varlığı devamlıdır, sonsuzdur. Hiç bir şey yokken o yine vardı. Allah'ın ilmi, kudreti ve iradesi ve diğer sıfatları da sonsuzdur. O herşeyi ve

amal-i beşerin tenahisizliği / âmâl-i beşerin tenâhîsizliği

  • İnsanın arzu, istek ve emellerinin sonsuzluğu, bitmez ve tükenmez olması.

amas

  • İnsan vücudunda meydana gelen sis ve kabarcık. (Farsça)

amel defteri

  • İnsanların dünyâda iken yaptığı bütün işlerinin yazıldığı ve Arasât meydanında herkese verilecek olan defter.

anasır-ı mecruha cerrahı / anâsır-ı mecrûha cerrahı

  • İnsanların mânevî açıdan yaralayan unsunları bertaraf eden mânevî doktor.

asab-ı veçhiye / âsâb-ı veçhiye

  • İnsanın yüzünde bulunan sinirler.

asar-ı beşeriye / âsâr-ı beşeriye

  • İnsan eserleri.

aşk-ı insaniye

  • İnsanın aşkı.

ayb-cu / ayb-cû

  • İnsanın ayıplarını araştıran, herkesin ayıbını, noksanını meydana çıkarmak isteyen. (Farsça)

ayine-i insani / âyine-i insanî

  • İnsan aynası.

aza-yı insani / âzâ-yı insanî

  • İnsanın azaları, organları.

batıni / bâtınî

  • İnsanın içinde bulunan, içsel, görünmeyen.

baz-güşa

  • İnsandaki ayırdetme kuvveti. (Farsça)

beden-i insan

  • İnsan bedeni.

beden-i insani / beden-i insanî

  • İnsan bedeni.

behak

  • İnsanın derisinde pul pul beyazlık ve alaca bir renk peyda eden bir çeşik hastalık.

beni adem / benî âdem

  • İnsanoğlu, insanlık.
  • İnsanoğlu.

beni beşer / benî beşer

  • İnsanlar.
  • İnsanlar.

beniadem / benîâdem / بنى آدم

  • İnsanlar, Adem oğulları.

beşer / بَشَرْ

  • İnsan, insanlık.
  • İnsan, âdemoğlu.
  • İnsan, bütün insanlar.
  • Ebu'l-Beşer: İnsanlığın babası, Hz. Âdem.
  • İnsan.
  • İnsan.

beşer haşri

  • İnsanların öldükten sonra âhirette tekrar diriltilerek Allah huzurunda toplanmaları.

beşer kelamı / beşer kelâmı

  • İnsan sözü.

beşeri / beşerî / بشری

  • İnsanî, insanla ilgili.
  • İnsanî, insana has olan.
  • İnsana ve insanın fıtrî hallerine mensub ve müteallik. İnsanla ilgili.
  • İnsanlıkla ilgili, insanî. (Arapça)

beşerin ca'li

  • İnsanın yaratılması, halife kılınması.

beşerin hayat-ı nev'iyesi

  • İnsan türünün hayatı.

beşeriyet / بَشَرِيَتْ

  • İnsanlık.
  • İnsanlık.
  • İnsanlık.

beşeriyyet / بشریت

  • İnsanın tab' ve hilkati ve fıtrî halleri. İnsanlık.
  • İnsanlık. (Arapça)

beyn-nas

  • İnsanlar arasında, halk beyninde.

beynennas / beynennâs

  • İnsanlar arasında.
  • İnsanlar arasında.

bi-aman / bî-aman

  • İnsafsız, merhametsiz.

biinsaf / bîinsâf / بى انصاف

  • İnsafsız. (Farsça - Arapça)

bina emini

  • İnşaatı kontrol eden.

bürhan-ı enfüsi / bürhan-ı enfüsî

  • İnsanın içinde ve hayatında görünen bürhan. Nefse ve şahsa ve içe ait bürhan.

camiiyet-i tamme / câmiiyet-i tâmme

  • İnsanın İlâhî ilimlerin tecellîlerini mükemmel bir şekilde mahiyetinde toplanması.

cebri / cebrî

  • İnsan iradesini inkâr eden batıl bir mezhebe inanan kimse.

cebriye

  • İnsandaki iradeyi inkâr eden batıl bir mezhep.

cefale

  • İnsan topluluğu.

cehve

  • İnsanın dübür yeri.

cemaat-i beşeriye

  • İnsan toplulu-ğu.

cemaat-i insaniye

  • İnsan toplulukları.

cemiyet-i beşer

  • İnsan topluluğu.

cemiyet-i beşeriye

  • İnsanlık topluluğu.

cesed-i insani / cesed-i insanî

  • İnsanın cesedi, bedeni.

cevahir-i insaniyet

  • İnsanlığın cevherleri, yetenekleri.

cevher-i insaniyet

  • İnsanlığın cevheri, özü.

cihad / cihâd

  • İnsanların, İslâmiyeti işitmeleri, müslüman olmakla şereflenmeleri veya müslümanların dînine, vatanına ve nâmusuna saldıran düşmanı defetmek için yapılan muhârebe yâhut mal, can, söz, neşriyat ve diğer vâsıtalarla İslâmiyeti anlatmak ve müdâfa etmek.

cihaz-ı insaniye

  • İnsandaki bir duygu.

cihazat-ı insaniye / cihâzât-ı insaniye

  • İnsanın cihazları, duyu ve organları.

cima

  • İnsanların cinsî münasebetleri.

cism-i beşeri / cism-i beşerî

  • İnsan cismi, bedeni.

cism-i insan

  • İnsan bedeni.

cism-i insani / cism-i insanî

  • İnsan bedeni.

cism-i insani ve hayvani / cism-i insanî ve hayvanî

  • İnsan ve hayvan bedeni.

cuham

  • İnsanı zayıflatan ve gözleri irinleten bir hastalık.

cumhur-u nas / cumhur-u nâs

  • İnsanların ekserisi, halk kalabalığı.

cürbüz

  • İnsanlar arasında fesâdçılık yapan gaddâr kişi.

cüz'i ihtiyar / cüz'î ihtiyar

  • İnsandaki sınırlı irade.

cüz-i ihtiyar

  • İnsandaki çok az seçim gücü, irade.

cüz-i ihtiyari / cüz-i ihtiyarî

  • İnsanın sınırlı iradesi.

cüz-ü ihtiyar

  • İnsandaki çok az seçim gücü, irade.

cüz-ü ihtiyari / cüz-ü ihtiyârî

  • İnsanda bulunan sınırlı irade.

cüziirade / cüziirâde

  • İnsanın azıcık iradesi.

daavat-ı insaniye / daavât-ı insaniye

  • İnsanların duaları.

dabiret-ül insan / dâbiret-ül insan

  • İnsanın ökçe siniri.

daire-i insaniye

  • İnsanlık dünyası.

dalalat-ı beşeriyye / dalâlât-ı beşeriyye

  • İnsanlığın sapıklığı, beşerî sapıklık.

damar-ı insani / damar-ı insânî

  • İnsana ait duygular.

dar-ül-gurur / dâr-ül-gurûr

  • İnsanın gönlünü cezbeden, çeken fakat ele geçtiğinde faydalanamadan kaybolup giden yer. Dünyâ.

defter-i a'mal / defter-i a'mâl

  • İnsanların amellerinin iyilik veya, kötülüklerinin meleklerce kaydolunduğu manevî defter.

defter-i amel

  • İnsanın iyi ve kötü işlerinin kaydedildiği defter.

delail-i afakiye / delâil-i âfâkiye

  • İnsanın kendi dışındaki deliller, kâinattaki deliller.

derecat-ı insan

  • İnsanların seviyeleri, dereceleri.

devam-ı hayat-ı insaniye

  • İnsan hayatının devam etmesi.

dimağ-ı insani / dimağ-ı insanî

  • İnsan beyni.

din-i fıtri / din-i fıtrî

  • İnsanın yaratılışına uygun olan din; İslâmiyet.

din-i hakk-ı fıtri / din-i hakk-ı fıtrî

  • İnsanın yaratılışına en uygun olan hak din; İslâmiyet.

divan-ı muhasebat

  • İnsanların sorgulanıp hesaba çekileceği yüksek makam; mahşerdeki hesap.

dünyalık / dünyâlık

  • İnsanın hayatta muhtâc olduğu şeyler, para, mal v.s.

eazım-ı insaniye / eâzım-ı insaniye

  • İnsanların ileri gelenleri.

ebna-i beşer / ebnâ-i beşer

  • İnsan oğulları.

ebna-yı beşer / ebnâ-yı beşer

  • İnsan oğulları, insanlar.

ebras

  • İnsanın rengini degiştiren alaca ve miskin eden çok fena bir maddi hastalık ismi.

ebu'l-beşer

  • İnsanlığın atası. Hz. Âdem.

ecel-i insan

  • İnsanın ölüm vakti.

ecerran

  • İns ve cinn.

ecsad-ı insaniye / ecsâd-ı insaniye

  • İnsanların cesetleri bedenleri.

ecved-ün nas / ecved-ün nâs

  • İnsanların en iyisi olan Hz. Peygamber (A.S.M.)

edviye-i ruhaniye

  • İnsan ruhunu tedavi eden ilaçlar.

ef'al ve a'mal-i beşeriye / ef'al ve a'mâl-i beşeriye

  • İnsanların iş ve davranışları.

efazıl-ı beni adem / efâzıl-ı benî âdem

  • İnsanlığın en faziletlileri.

efazıl-ı beşer / efâzıl-ı beşer

  • İnsanlığın en faziletlileri.

efrad-ı beşer / efrâd-ı beşer

  • İnsanlığın fertleri, insanlar.

efrad-ı beşeri

  • İnsanlığı oluşturan fertler.

efrad-ı insaniye

  • İnsan fertleri, insanlar.

egniş

  • İnşa etme, bina yapma. Yapı meydana getirme. (Farsça)

ehl-i insaf

  • İnsaf sahibi kimseler.

ehl-i insaf ve dikkat

  • İnsaf sahibi ve dikkatli kimseler.

ehliinsaf

  • İnsaflılar.

ehliyet-i vücub / ehliyet-i vücûb

  • İnsanın, lehine ve aleyhine olan hakların doğmasına elverişli olması. Vücûb ehliyeti.

ekser-i nas / ekser-i nâs

  • İnsanların çoğunluğu.

el'insaf

  • İnsaf edilsin, insaf edilmeli.

el-insaf

  • İnsaf edilsin, insaf edilmeli, insaf edelim.

emr-i tacizi / emr-i tâcizî

  • İnsanı âciz bırakan emir; Allah'ın, iman etmeyenlerden Kur'ân'ın benzerini ortaya koymalarını istemesi böyle bir emirdir.

emval-i müttefika

  • İnsanlığın ortak malı.

enaniyet-i beşeriye fihristesi

  • İnsanın benliğinin mahiyeti, yapısı, içeriği,.

enaniyet-i insaniye / enâniyet-i insaniye

  • İnsanın benliği.

enfüs

  • İnsanın iç dünyâsı, iç âlemi.

enfüsi / enfüsî / اَنْفُسِي

  • İnsanın iç âlemine ait.

enzar-ı nas / enzâr-ı nâs

  • İnsanların bakışları, görüşleri.

erzak-ı hayvaniye ve insaniye

  • İnsanların ve hayvanların rızıkları.

erzel-i nas / erzel-i nâs

  • İnsanların en rezili, en fenası.

esas-ı insaniyet / esâs-ı insâniyet

  • İnsaniyetin aslı, temeli.

eşerr-i nas / eşerr-i nâs

  • İnsanların en şerlisi, nasın en kötüsü.

evham-ı batıla / evham-ı bâtıla

  • İnsanları haktan uzaklaştıran bâtıl vehimler ve kuruntular.

ez'af-ı nas / ez'af-ı nâs

  • İnsanların en zayıf olanı.

ezell-i nas / ezell-i nâs

  • İnsanlar içinde en rezil ve aşağılık olan adam.

ezhan-ı nas

  • İnsanların zihinleri, fikirleri, anlayışları.

fahr-i beşer / فَخْرِ بَشَرْ

  • İnsanlığın iftiharı olan Hz. Muhammed (a.s.m.).
  • İnsanlığın kendisi ile övündüğü Peygamberimiz (asm).

fakr-ı beşeri / fakr-ı beşerî

  • İnsandaki fakirlik, her şeye muhtaç olma özelliği.

fakr-ı insani / fakr-ı insanî

  • İnsanın fakirliği.

fazail / fazâil

  • İnsanda iyilik etmeye ve fenalıktan çekinmeye karşı devamlı ve değişmez istidatlar, güzel huylar.

fazilet

  • İnsanda iyilik etmeye ve fenalıktan çekinmeye olan devamlı ve değişmez istidat, güzel vasıf, iyi huy, erdem.

felaket-i maneviye-i beşeriye / felâket-i mâneviye-i beşeriye

  • İnsanın başına gelen mânevî felâket, musibet.

felan

  • İnsanlar içinde alem isimlerden kinâye bir isim.

felsefe ve hikmet-i insaniye

  • İnsanların geliştirdikleri fikir, felsefe ve ilim.

felsefe-i beşeriye

  • İnsanların geliştirdikleri fikir, felsefe.

fen ve san'at-ı beşeriye

  • İnsanlara ait bilim ve sanat.

fena-i nefs / fenâ-i nefs

  • İnsanın kendine ve başkalarına bağlılığının kalmaması. Benliği unutup, bırakması. Yâni Allahü teâlâdan başka hiç bir şeyi bilmemesi ve sevmemesi.

fenn-i iaşe / fenn-i iâşe

  • İnsanlar ve hayvanların besleniş ve yaşayışları hakkında bilgi veren ilim dalı.

fenn-i menafiü'l-aza / fenn-i menâfiü'l-âzâ

  • İnsan organlarının neye yaradığını araştıran ilim.

ferd-i insan

  • İnsanlardan bir fert.

ferse

  • İnsanın boynunda ve arkasında olan ve gittikçe zaaf verip boynunu ve belini eğip, helâk eden yel.

fesad-ı beşeri / fesad-ı beşerî

  • İnsanlığın fesada girmesi, bozulması.

fetret-i mutlaka

  • İnsanlara, doğru ile yanlışı ayırt ettirecek hiçbir semâvî dinin hükmetmediği dönem.

fevka'l-beşer

  • İnsanüstü.

fevkalbeşer / فوق البشر

  • İnsanüstü.
  • İnsan üstü. (Arapça)

fikr-i beşer

  • İnsan fikri.

fikr-i beşeri / fikr-i beşerî

  • İnsanlara ait düşünce.

fikr-i insani / fikr-i insanî / فِكْرِ اِنْسَانِي

  • İnsan fikri.
  • İnsanın fikri.

fıtrat-ı beşeriye

  • İnsanın yaratılışı, tabiatı.

fıtrat-ı insan

  • İnsanın fıtratı, tabiatı, yaratılışı.

fıtrat-ı insaniye

  • İnsanın yaratılışı, tabiatı.

fıtrat-ı insaniyet

  • İnsanlığın yaratılışı, tabiatı.

gavs-üs-sakaleyn

  • İnsanlara ve cinlere yardım eden büyük velî Abdülkâdir-i Geylânî hazretlerinin lakabı.

gaye-i insaniyet

  • İnsanlığın gaye ve maksadı.

gayr-ı ademi / gayr-ı âdemî

  • İnsan türünden olmayan.

gayr-ı insani / gayr-ı insanî

  • İnsana ait olmayan, insana yakışmayan şeyler.

gaza / gazâ

  • İnsanların İslâmiyet'i işitmeleri, müslüman olmakla şereflenmeleri yâhut müslümanların dînine, vatanına ve nâmusuna tecâvüz eden düşmanı kovmaları için yapılan muhârebe.

gıda-yı insaniye

  • İnsanlığın gıdası, beslenmesi.

gul

  • İnsanın gördüğünü sandığı korkunç hayâlet.

gülu

  • İnsan veya hayvan boğazı. (Farsça)

gulyabani / gulyabânî

  • İnsanı felâkete attığına itikad edilen vahşi bir mahluk ismi.
  • İnsanın gördüğünü sandığı korkunç hayalet, hayâlî varlık.

gürültühane-i insan

  • İnsanın gürültü yeri.

güzide-i beni adem efendimiz / güzide-i benî âdem efendimiz

  • İnsanlar içerisinden seçilmiş olan Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (a.s.m.).

hacat-ı beşeriye / hâcât-ı beşeriye

  • İnsanî ihtiyaçlar.

hacat-ı hayvaniye ve insaniyeye / hâcât-ı hayvâniye ve insâniyeye

  • İnsanların ve hayvanların ihtiyaçları.

hacat-ı insaniye / hâcât-ı insaniye

  • İnsanın ihtiyaçları.

hadise-i müthişe / hâdise-i müthişe

  • İnsanı hayrete ve dehşete düşüren olay.

hakikat-ı insaniye

  • İnsanın hakikati, mahiyeti.

hakikat-i insaniye

  • İnsanın gerçek mahiyeti.

halet-i ruhiye / hâlet-i ruhiye

  • İnsanın ruh hâli.
  • İnsanın ruh hâleti, manevi ve iç durumu.

halife-i raşide / halîfe-i râşide

  • İnsanlara, İslâm dînini anlatma vazîfesini Peygamber efendimiz gibi yapan ve âyet-i kerîmelerde veya hadîs-i şerîflerde halîfe olacağı işâret olunan halîfe. Buna, Halîfe-i âdile de denir.

halk

  • İnsan topluluğu.

hane-i insan

  • İnsanın evi.

hannas / hannâs

  • İnsanların kalblerine vesvese veren sinsi şeytan.

hararet-i gariziyyenin iltihabı zamanı

  • İnsanda şehvanî ve nefsanî hislerin galeyanda olduğu devresi.

harika-i beşeriye

  • İnsanlık harikası.

harısa

  • İnsanın başında veya yüzünde kan çıkmaksızın yalnız deri yırtılmış olarak peyda olan yara.

hasais-i insaniyye / hasâis-i insâniyye

  • İnsanlık hassaları.

hasaret-i insaniye / hasâret-i insaniye

  • İnsanın zararı.

hasb-el beşeriyye

  • İnsanlık hali olarak, insanlık dolayısıyla.

hasbe'l-beşeriye

  • İnsanlık cihetiyle, insanlık icabı.
  • İnsanlık gereği.

hasbelbeşeriye

  • İnsanlık icabı olarak.

hasbelbeşeriyye

  • İnsanlık dolayısıyla.

haşed

  • İnsan topluluğu, cemaat.

haşir

  • İnsanın öldükten sonra âhirette diriltilerek tekrar Allah'ın huzurunda toplanması.

haşir ve neşr-i insani / haşir ve neşr-i insanî

  • İnsanların öldükten sonra tekrar diriltilerek Allah'ın huzurunda toplanması ve tekrar dağılıp yayılması.

haslet

  • İnsanın yaratılışındaki huy, mîzâc, tabîat, karakter.

hasm-ı bieman / hasm-ı bîeman

  • İnsafsız düşman.

haşr

  • İnsanların öldükten sonra tekrar diriltilip muhakeme için Allah'ın huzurunda toplanması.

haşr-i beşer

  • İnsanların öldükten sonra âhirette yeniden diriltilip Allah'ın huzurunda toplanması.

haşr-i beşeri / haşr-i beşerî

  • İnsanların öldükten sonra âhirette yeniden diriltilip Allah'ın huzurunda toplanması.

haşr-i cismani / haşr-i cismânî

  • İnsanların öldükten sonra âhirette bedenle birlikte yeniden diriltilip Allah'ın huzurunda toplanması.

haşr-i insani / haşr-i insanî

  • İnsanın öldükten sonra âhirette yeniden diriltilip Allah'ın huzuruna getirilmesi.

haşrin cismaniyeti

  • İnsanların öldükten sonra tekrar diriltilip Allah‘ın huzurunda toplanmasının hem beden, hem de ruh itibariyle olması.

hata-yı beşeri / hatâ-yı beşerî

  • İnsanlığın yanlışı.

hatib-i beliğ

  • İnsanlara son derece derin ve hikmetli sözler söyleyen hatip.

havarık-ı beşeriye / havârık-ı beşeriye

  • İnsanlık harikaları.

havas ve hissiyat-ı insaniye / havâs ve hissiyât-ı insâniye / حَوَاسْ وَحِسِّيَاتِ اِنْسَانِيَه

  • İnsana ait his ve duygular.

havass-ı beşeriye / havâss-ı beşeriye

  • İnsanların âlim ve aydın kesimi.

havatır / havâtır

  • İnsanın kalbine gelen düşünceler.

hayal / hayâl

  • İnsanın kafasında tasarladığı şey.

hayal-i beşer

  • İnsan hayali.

hayat-ı beşer

  • İnsanlık hayatı.
  • İnsan hayatı.

hayat-ı beşeriye

  • İnsan hayatı.

hayat-ı beşeriye-i sefihane / hayat-ı beşeriye-i sefihâne

  • İnsanların haram ve yasak eğlence hayatı.

hayat-ı içtimaiye-i beşeriye

  • İnsanların sosyal hayatı.

hayat-ı içtimaiye-i insan

  • İnsanların sosyal hayatı.

hayat-ı içtimaiye-i insaniye

  • İnsanlığın toplum hayatı.

hayat-ı içtimaiye-i siyasiye-i beşeriye

  • İnsanlığın sosyal ve siyasî hayatı.

hayat-ı insan

  • İnsan hayatı.

hayat-ı insani / hayat-ı insanî

  • İnsana ait hayat.

hayat-ı insaniye

  • İnsanlık hayatı.

hayat-ı şahsiye-i insaniye

  • İnsanın şahsî hayatı.

hayr-ul beşer

  • İnsanların en hayırlısı olan Hz. Muhammed (A.S.M.)

hayr-ül-beşer

  • İnsanların en hayırlısı, her bakımdan en iyisi mânâsına. Peygamber efendimizin lakablarından biri.

hayrü'l-beşer

  • İnsanların hayırlısı Hz. Muhammed.

hayrü'n-nas / hayrü'n-nâs

  • İnsanların hayırlısı.

hayvanat-ı ehliyye

  • İnsanlara alışık olan hayvanlar, evcil hayvanlar.

hayvani ruh / hayvânî rûh

  • İnsanda istekli hareketleri yaptıran kuvvet.

heyet-i mecmua-i insaniye

  • İnsanın genel yapısı.

hezza

  • İnsan topluluğu, hayvan sürüsü.

hidfe

  • İnsan cemaati, insan topluluğu.

hikmet-i aliye-i beşeriyet / hikmet-i âliye-i beşeriyet

  • İnsanlığın yüksek hikmeti, gayesi.

hikmet-i beşer

  • İnsanın bilgi ve felsefesi.

hikmet-i beşeriye

  • İnsanların bilgisi.

hikmet-i cüz-ü ihtiyariye

  • İnsanın elindeki seçim gücünün hikmeti.

hikmet-i felsefe-i insan

  • İnsan aklının ürünü olan felsefe hikmeti, ilmi.

hikmet-i insaniye

  • İnsanların ortaya koyduğu ilim.

hikmet-i teklif

  • İnsanlara dünya hayatında bazı sorumlulukların yüklenmesinin hikmeti, imtihan gayesi.

hilkat-ı beşer

  • İnsanın yaratılışı.

hilkat-i beşer

  • İnsanın yaratılışı.

hilkat-i insan

  • İnsanın yaratılışı.

hilkat-ı insaniye

  • İnsanın yaratılışı.

hilkat-i insaniye / خِلْقَتِ اِنْسَانِيَه

  • İnsanın yaratılışı.
  • İnsanın yaratılışı.

hiramis

  • İnsanın üstüne sıçrayıp hamle eden arslan ve kaplan eniği.

hiss-i sadise-i batıniye / hiss-i sâdise-i bâtıniye

  • İnsanın içinde ve ruhunda bulunan altıncı his.

hiss-i saika

  • İnsanları bir yöne sevk eden, yönlendiren his, duygu.

hiss-i şaika

  • İnsanları bir hedefe teşvik eden, şevklendiren, duygu.

hissiyat-ı beşeriye

  • İnsanî hisler, duygular.

hissiyat-ı insaniye / hissiyât-ı insaniye

  • İnsanlarda bulunan hisler, duygular.

hissiyat-ı süfliye

  • İnsanları kötülüğe yönelten aşağılık duygular.

hissiyat-ı ulviye-i insaniye / hissiyât-ı ulviye-i insaniye

  • İnsanın yüksek duyguları.

hitap çiçeği

  • İnsanın Allah'ın hitabına muhatap olabilme özelliği.

hubb-u insaniyet

  • İnsanlık sevgisi.

hücre-i insani / hücre-i insanî

  • İnsan hücresi.

hüddam

  • İnsana hizmette bulunan cin.

hukuk-u insaniye

  • İnsan hakları.

hukuk-u tabiiyye

  • İnsanın fıtratında bilkuvve mevcut olup, hak ile bâtılı, iyi ve fenayı bildiren ve insanların toplu bir şeklide yaşamalarını mümkün kılan hükümler.

hukuk-ul-ıbad / hukûk-ul-ıbâd

  • İnsanlara âit haklar.

hulkum

  • İnsan veya hayvan boğazı. Ağızdan mideye giden yol.

hüllas

  • İnsana ârız olan gevşeklik.

hümanizm

  • İnsancılık iddiasıyla insanı tanrılaştıran sapık bir felsefe.

hums-u beşer / خُمْسِ بَشَرْ

  • İnsanlığın beşte biri.
  • İnsanların beşde biri.

hüsn-ü hilkat-ı insan

  • İnsanın yaratılışının güzelliği.

hüsn-ü insaniyet

  • İnsanlığın güzelliği.

huy

  • İnsandaki yerleşmiş özellik.

ibadet-i ins ü cann / ibadet-i ins ü cânn

  • İnsanların ve cinlerin ibadeti.

iblis

  • İnsanları Allah yolundan çıkarmağa çalışan şeytan.

ibn-i insan

  • İnsanoğlu.

ibret

  • İnsanın karşılaştığı, gördüğü veya işittiği hâdiselerden ders alması, kendi hâlini düşünmesi.

icbar-ı nefs / icbâr-ı nefs

  • İnsanın kendini bir işe zorlaması.

ictihad / ictihâd

  • İnsan gücünün yettiği kadar zahmet çekerek, çalışma. Kur'ân-ı kerîmde ve hadîs-i şerîflerde açıkça bildirilmemiş olan işlerin hükümlerini açıkça bildirilenlere benzeterek meydana çıkarma.

içtimaat-ı beşeriye / içtimâat-ı beşeriye

  • İnsan toplulukları ve sosyal yapıları.

içtimaat-ı insaniye / içtimaât-ı insaniye

  • İnsanlığın sosyal hayatları.

içtimaiyat-ı beşeriye / içtimaiyât-ı beşeriye

  • İnsanlığın sosyal hayatı.

içtimaiyat-ı insaniye / içtimaiyât-ı insaniye

  • İnsanlığın sosyal hayatları.

içtimaiye-i beşeriye

  • İnsanlığın toplum hayatı.

ideoloji

  • İnsanların düşünce ve hareketlerine muayyen bir istikamet vererek, siyasî veya ictimaî bir doktrin meydana getirmek isteyen fikir sistemi. (Fransızca)

idlaliyyat / idlâliyyât

  • İnsanı doğru yoldan saptıracak fikirler, azdıracak mevzular. Kur'ânla muaraza eden safsata ve bâtıl felsefi nazariyeler.

iffet

  • İnsan rûhundaki yapıcı kuvvetin, yâni şehvetin iyiye kullanılmasından ortaya çıkan huy. Nefsi kötü isteklerinden men etmek. Âr, nâmus, hayâ duygusu.

ihtikar / ihtikâr

  • İnsan ve hayvan için lüzumlu gıdâ maddelerini şehre girmeden yâhut girince halka satılmadan toplayıp, stok edip, pahalandığı zaman satmak.

ihtilal-i beşer / ihtilâl-i beşer

  • İnsanlıktaki bozukluk, karışıklık.

ihtilalat-ı beşeriye / ihtilâlât-ı beşeriye

  • İnsanlardaki ihtilaller, karışıklıklar.

ihtilat etme / ihtilât etme

  • İnsanlarla diyalog kurma.

ihtiraat-ı beşeriyye / ihtirâât-ı beşeriyye

  • İnsanlığın gerçekleştirdiği icatlar, buluşlar.

ihtiyac-ı beşer / ihtiyâc-ı beşer

  • İnsanın ihtiyacı.

ihtiyar-ı beşer / ihtiyâr-ı beşer / اِخْتِيَارِ بَشَرْ

  • İnsan iradesi.
  • İnsanın tercîhi.

ihtiyar-ı beşeri / ihtiyar-ı beşerî

  • İnsanın iradesi, tercihi.

ikbal-i beşer

  • İnsanın saadeti.

iktidar-ı beşer

  • İnsanın güç ve kudreti.

ilm-i beşer

  • İnsanlığın ortaya çıkardığı ilim.

ilm-i nafi' / ilm-i nâfi'

  • İnsana aczini, kusurunu, Rabbinin büyüklüğünü bildiren, kalbde Allah korkusunu ve mahluklara karşı tevâzû, alçak gönüllülüğü artıran, kul haklarına ehemmiyet vermeyi temin eden sonsuz seâdeti (mutluluğu) ve Allahü teâlânın rızâsını kazanmaya vesîle olan ilim.

iltika'

  • İnsanın rengi değişmek. Benzi sararmak.

imtihan-ı beşer

  • İnsanlığın denenmesi, sınavı.

inkar-ı haşir / inkâr-ı haşir

  • İnsanların âhiret âleminde tekrar diriltileceğinin inkâr edilmesi.

inkılabat-ı beşeriye / inkılâbât-ı beşeriye

  • İnsanlığın köklü değişimleri.

ins / انس / اِنْسْ

  • İnsan.
  • İnsanlar.
  • İnsan.
  • İnsan.
  • İnsan.
  • İnsan.

ins ü cann

  • İnsan ve cin taifesi.

ins u cin

  • İnsan ve cin.

ins ü cin

  • İnsanlar ve cinler.

ins ü cinn

  • İnsan ve cin.

ins ve cin

  • İnsanlar ve cinler.

insafkar / insafkâr

  • İnsaflı, insaf sahibi, haksızlık yapmayan.

insafkarane / insafkârâne / insâfkârâne

  • İnsaflı bir şekilde.
  • İnsaflıca.

inşaiyye

  • İnşâât işleriyle uğraşanlar. Bina ve gemi yapma işleriyle meşgul olanlar.

insani / insanî

  • İnsana ait.
  • İnsana ait, insanla alâkalı.

insani arş / insanî arş

  • İnsanların ulaşabileceği en yüksek derece.

insanın haşri

  • İnsanların, öldükten sonra dağılmış olan zerreleri âhirette Allah tarafından tekrar bir araya getirilerek bedenlerinin inşa edilmesi ve diriltilmesi.

insaniye

  • İnsanlar, insan cinsi, beşeriyet.

insaniyet / insâniyet / اِنْسَانِيَتْ

  • İnsanlık, vicdanlılık. İnsana yakışır hâl ve durum.
  • İnsanlık.
  • İnsanlık.
  • İnsanlık.

insaniyeten

  • İnsanlık bakımından.

insaniyetkarane / insaniyetkârâne

  • İnsanlığa yaraşır şekide.
  • İnsanlığa yakışırcasına, insanca.

insaniyetperver / اِنْسَانِيَتْ پَرْوَرْ

  • İnsanlığı seven, iyi insan.
  • İnsanları ve insanlara hizmet etmeyi seven.
  • İnsanlıksever.
  • İnsanlığa hizmet etmeyi seven.

insaniyetperverane / insaniyetperverâne

  • İnsancıl bir şekilde.

insaniyetperverlik

  • İnsanlığı sevmek.

insaniyu'l-merkez / انسانى المركز

  • İnsan merkezli. (Arapça)

insaniyyet / insâniyyet / انسانيت

  • İnsanlık. (Arapça)

insi / insî / اِنْس۪ي

  • İnsana âit ve müteallik. İnsan cinsinden.
  • İnsan cinsinden olan.
  • İnsanla ilgili, insan cinsinden.
  • İnsan cinsinden.

insi ve cinni / insî ve cinnî

  • İnsanlardan ve cinlerden olan.

insiyaki / insiyakî

  • İnsiyak ile alâkalı. İnsiyak, İlâhî sevk ve his ile alâkadar.

insücin / انس و جن

  • İnsanlar ve cinler. (Arapça)

intibah-ı beşer

  • İnsanlığın uyanışı.

irade-i cüz'iye-i insaniye

  • İnsanın elindeki çok az seçme gücü.

ismet-i beşer

  • İnsanlığın masumluğu, suçsuzluğu.

istidad-ı beşer

  • İnsanların yetenekleri.

istidad-ı insani / istidad-ı insanî

  • İnsanın yaratılışında var olan bütün özellikleri, konuşma, sevme gibi.

istidadat-ı beşeriye / istidâdât-ı beşeriye

  • İnsandaki kabiliyetler, yetenekler.

istidadat-ı gayr-ı mahdude-i insaniye / istidâdât-ı gayr-ı mahdude-i insaniye

  • İnsanın sınırsız istidat ve potansiyel yetenekleri.

istidadat-ı insaniye / istidâdât-ı insaniye

  • İnsanın yaratılışında var olan kabiliyet.

istifade-i beşer

  • İnsanlığın faydalanması, yararlanması.

istima-ı nas / istimâ-ı nas

  • İnsanların dinlemesi, kulak vermesi.

istirahat-i beşeriye

  • İnsanlığın rahatı, huzuru.

itab-ı nas / itâb-ı nâs / عِتَابِ نَاسْ

  • İnsanların azarlaması.

itfal

  • İnsan vücudunun fenâ bir şekilde kokması.

ıttılak

  • İnşirahlı olma, ferahlı ve sevinçli olma.

ızrar-ı nas / ızrar-ı nâs

  • İnsanlara zarar verme.

izzet-i nefis

  • İnsanın vakar, şeref ve haysiyetini muhafaza etmesi.

izzet-i nefs

  • İnsanın vakar, şeref ve haysiyetini muhafaza etmesi.

izzetinefis

  • İnsanın kendine saygısı.

kaba necaset / kaba necâset

  • İnsandan çıkınca abdesti veya guslü gerektiren her şey, eti yenmeyen hayvanların, (yarasa hâriç) ve yavrularının yüzülmüş, dabağlanmamış derisi, eti, pisliği ve bevli ile süt çocuğunun pisliği, bevli ve ağız dolusu kusmuğu, insanın ve bütün hayvanlar ın kanı ile şarab, leş, domuz eti ve kümes ve yük

kabil-i emanet / kabil-i emânet

  • İnsan.

kabr hayatı / kabr hayâtı

  • İnsanın ölüp kabre konmasından, kıyâmet koparak, mahlûkların diriltilmelerine kadar geçen zaman.

kadere rıza / kadere rızâ

  • İnsanın, Allahü teâlânın kendisi hakkında takdîr ettiği şeylere rızâ göstermesi, hoşnud olması başına gelen belâ ve musîbetlere sabredip, boyun eğmesi.

kafile-i beni-adem / kafile-i benî-âdem

  • İnsanlık topluluğu.

kàfile-i beşer

  • İnsan topluluğu.

kalb-i beşer

  • İnsan kalbi.

kalb-i insan

  • İnsan kalbi.

kalb-i insani / kalb-i insanî

  • İnsan kalbi.

kamet-i namiye-i istidad-ı insani / kamet-i nâmiye-i istidad-ı insanî

  • İnsan istidadının büyüyüp gelişen kameti, endamı, boyu.

kamilin-i nev'-i beşer / kâmilîn-i nev'-i beşer / كَامِل۪ينِ نَوْعِ بَشَرْ

  • İnsan nev'inin mükemmelleri.

kamilin-i nev-i beşer / kâmilîn-i nev-i beşer

  • İnsanların içinde kemâl ve fazilet sahibi, mânevî yönden olgunluğa erişmiş olanlar.

kanib

  • İnsan topluluğu.

kanun-u beşer

  • İnsanlar tarafından konulan kanun.

kanun-u beşeri / kanun-u beşerî

  • İnsanların koyduğu kanunlar.

kanun-u esasi-yi beşeriye / kanun-u esasî-yi beşeriye

  • İnsanların temel kanunu, anayasası.

katı-ı tarik-ı ilahi / kâtı-ı tarîk-ı ilâhî

  • İnsanların Allahü teâlânın emirlerine ve yasaklarına uymalarına ve rızâsına kavuşmasına mâni olan, hidâyet ve saâdetlerini engelleyen, saptırıcı, yol kesici.

katibin / kâtibîn

  • İnsanın amelini yazan melekler.

katibin-i kiram / kâtibîn-i kiram

  • İnsanın yaptığı bütün amelleri yazan melekler.

katil / kâtil

  • İnsan öldüren.

katl

  • İnsan öldürme.

kavanin-i beşer

  • İnsanlarca ortaya konulan kanunlar, yasalar.

kayyım

  • İnsanları birbirine kardeşlikte ve sevgide bir araya toplayıp dünya ve âhirette necat ve iyilikler yolunda cem' edici olduğundan; bütün iyilikleri haseneleri toplayıcı ve muhtaçlara çok ihsan edici mânasında Peygamberimiz Resul-i Ekrem'e (A.S.M.) verilen bir isim.

kelam-ı beşer / kelâm-ı beşer

  • İnsan sözü.

kemal-i beşeri / kemâl-i beşerî

  • İnsanın mükemmelleşmesi, olgunlaşması.

kemalat-ı beşeriye / kemâlât-ı beşeriye

  • İnsanlara ait mükemmellikler.

kemalat-ı insaniye / kemâlât-ı insaniye

  • İnsana ait mükemmel ve benzersiz özellikler.

kervan-ı beni beşer / kervân-ı benî beşer

  • İnsanlık kervanı, dünya yolculuğunu sürdüren insanlık kafilesi.

kes

  • İnsan. Kişi. (Farsça)

kesane

  • İnsan gibi. İnsana yakışır şekil ve surette. (Farsça)

kesb-i insan

  • İnsanın bir fiili işlemesi, yapması.

kesb-i insani / kesb-i insanî

  • İnsanın çalışarak kazanması, elde etmesi.

kiramen katibin / kiramen kâtibîn / kirâmen kâtibîn

  • İnsanların iki tarafında bulunup, sevablarını ve günahlarını yazan meleklerin adı.
  • İnsanların iki omuzunda bulunup, onların sevâb ve günâhlarını yazan iki melek. Hafaza melekleridir diyen âlimler de olmuştur.

kisb-i insani / kisb-i insanî

  • İnsanın çalışması.

kızıl alev

  • İnsanlığı inkarcılığa yönelterek dünyada da, âhirette de ateşe atan dinsizlik rejimi.

kızıl ejder

  • İnsanlığı inkarcılığa yönelten dinsizlik rejimi.

kötü arkadaş

  • İnsanın dînini, îmânını, edebini, hayâsını ahlâkını bozan, dünyâ ve âhiret seâdetini kaybettiren arkadaş.

kudret-i beşer

  • İnsan kuvveti, gücü.

kul

  • İnsan.

kur'an-ı hatib-i mu'cizbeyan / kur'ân-ı hatib-i mu'cizbeyan

  • İnsanlığa hitap eden açıklama ve ifadeleriyle mu'cize olan Kur'ân.

kurbiyet-i ilahiye / kurbiyet-i ilâhiye

  • İnsanın Allah'a olan yakınlığı.

kuşe-i ferag

  • İnsanın, herşeyden feragat edip çekildiği köşe.

kutb-i irşad / kutb-i irşâd

  • İnsanların irşâdına (doğru yolu bulmasına) ve hidâyetine (saâdete ve kurtuluşa ermesine) vesîle kılınan zâtların reisi.

kuva-yı insaniye / kuvâ-yı insaniye

  • İnsandaki güçler, duygular, duyular.

kuvve-i beşeriye

  • İnsanî güç, kapasite.

kuvve-i hafıza-i insaniye / kuvve-i hâfıza-i insaniye

  • İnsandaki hafıza duygusu, bellek.

kuvve-i sebuiye

  • İnsanda başkalarına hücum ve zararları defetmek kuvvesi.

latife-i insani / lâtife-i insani

  • İnsanda bulunan lâtif duygulardan birisi.

latife-i insaniye / lâtife-i insaniye

  • İnsandaki ince duygular.

latife-i rabbaniye

  • İnsanın kalbine bağlı ve bütün duygularının sultanı olan ince bir duygudur ki, İlâhî hakikatlar onunla hissedilip zevkedilir.

lehviyat-ı nevmiye

  • İnsanları uyutucu zevk ve eğlenceler.

letafet-i tab'

  • İnsan tabiatındaki, mizacındaki hoşluk, şirinlik.

letaif-i beşer / letâif-i beşer

  • İnsanın lâtileferi; insanın yapısındaki duyular ve duygular.

letaif-i insaniye / letâif-i insaniye

  • İnsandaki ince ve yüce duygular.

levazım-ı beşeriyet / levâzım-ı beşeriyet

  • İnsan için gerekli olan şeyler.

levazımat-ı hayat-ı insaniye / levâzımât-ı hayat-ı insaniye

  • İnsan hayatına gerekli olan şeyler.

levazımat-ı insaniye / levâzımât-ı insaniye

  • İnsanlar için gerekli şeyler.

lisan-ı adem / lisân-ı âdem

  • İnsan dili.

lisan-ı nas / lisan-ı nâs

  • İnsanların dili.

ma'deletgüster

  • İnsaflı, adaletli, vicdanlı ve doğru kimse. (Farsça)

ma'mure

  • İnsanların bulunduğu bayındır yer. Ma'mur olan yer. Şehir, kasaba.

ma'nevi temizlik / ma'nevî temizlik

  • İnsanın iç temizliği, kalb temizliği; kalbini her türlü bozuk inanış ve düşüncelerden fenâ huylardan arındırmak.

maaliyat / maâliyât

  • İnsan aklının yetişemediği veya zor yetiştiği yüksek fikir ve derin bilgiler.
  • İnsan aklının yetişemediği veya zor yetiştiği yüksek fikirler ve derin bilgiler.

maari / maarî

  • İnsanın daima çıplak kalan organ veya azası.

maaşir-i beşer

  • İnsanoğlunun toplulukları; gelmiş geçmiş tüm insanların bulunduğu dev topluluklar.

maden-i insaniyet

  • İnsanlığın özü.

maglata-i şeytaniye

  • İnsanları aldatmak ve yoldan çıkarmak için söylenen karıştırıcı sözler. Şeytanın insan kalbine vesvese vermesi.

mahiyet-i beşer

  • İnsanın mahiyeti, niteliği.

mahiyet-i beşeriye

  • İnsanların yapısında bulunan temel özellik.

mahiyet-i beşeriyet

  • İnsanlık mahiyeti, özelliği.

mahiyet-i insaniye / mâhiyet-i insaniye / مَاهِيَتِ اِنْسَانِيَه

  • İnsana ait temel özellik, insanın içyapısı.
  • İnsanlığın iç yüzü.

mahiyet-i maneviye-i insani / mahiyet-i mâneviye-i insanî

  • İnsanın mânevî mahiyeti, öz niteliği.

makasıd-ı insaniyet / makasıd-ı insâniyet

  • İnsanlık maksadları. İnsanlığın gayeleri.

makdur-i beşer

  • İnsanın yapabileceği şey.

maksad-ı insani / maksad-ı insanî

  • İnsanî hedef.

mal / mâl

  • İnsanın arzuladığı, ihtiyâç, yâni lâzım olunca, kullanmak için saklanabilen ayn, yâni madde, cisim.

mamure / mamûre

  • İnsan bulunan, bayındır, şenlikli yer, şehir, kasaba.

maneviye-i beşeriye / mâneviye-i beşeriye

  • İnsanlığın mânevî dünyası.

maslahat-ı beşer

  • İnsanlığın yararı.

maslahat-ı beşeriye

  • İnsanlığın yararı.

maslahat-ı ihtiyac-ı beşeriye

  • İnsanın ihtiyaçlarına faydalı olan şey.

me's

  • İnsanların arasını bozmak, araya fesad sokmak.

mecma-ı nas / mecma-ı nâs

  • İnsanların toplandığı yer.

medeniyet-i beşeriye

  • İnsanlığın medeniyeti.

medeniyet-i insaniye

  • İnsanlık medeniyeti, uygarlığı.

medeniyet-i sefihe

  • İnsanları zevk ve eğlenceye yönelten medeniyet; Batı medeniyeti.

medine-i medeniyet-i insaniye

  • İnsanlığın uygarlık şehri.

mehd-i beşer

  • İnsanın beşiği.

melek-ül mevt

  • İnsanların ruhlarını kabzeden Azrâil. (A.S.)

menafi-i beşeriye / menâfi-i beşeriye

  • İnsanlığın yararına olan şeyler.

menfaat-i beşer

  • İnsanlığın menfaati, yararı.

menfaat-i insaniye

  • İnsanlığın yarar ve çıkarı.

meratib-i beşeriye

  • İnsanlığa ait mertebeler, dereceler.

merdüm

  • İnsan. Adam. (Farsça)

merdüm-azar

  • İnsanları inciten. Halka eziyet veren. (Farsça)

merdum-girizane / merdum-girîzâne

  • İnsanlardan sıkılarak, kalabalıktan hoşlanmayıp yalnızlık isteyerek.

merdümgiriz / مرمگریز

  • İnsanlardan sıkılan, yalnızlığı seven.
  • İnsanlardan sıkılan, kalabalıktan hoşlanmayıp yalnızlık isteyen.
  • İnsanlardan kaçan. (Farsça)

merdümgirizlik

  • İnsanlardan sıkılganlık, kalabalıktan hoşlanmayıp yalnızlık isteme hâli.

merdümhar / مردم خوار

  • İnsan yiyen, yamyam. (Farsça)

merdumharlık

  • İnsan eti yeme, yamyamlık. (Farsça - Türkçe)

merdümzad

  • İnsan oğlu. Beni Adem. (Farsça)

mereb

  • İnsan toplanan yer.

meşahir-i insaniye / meşâhir-i insaniye

  • İnsanların meşhurları, ünlü kişiler.

mesele-i insaniye

  • İnsanlık meselesi.

meşiet-i insaniye

  • İnsanın dilemesi, iradesi.

mevzuat-ı beşer

  • İnsanların koyup kabul ettikleri hükümler ve kanunlar.

meydan-ı imtihan-ı ins ü can / meydan-ı imtihan-ı ins ü cân

  • İnsan ve cinlerin imtihan meydanı, yani dünya.

meyl-i tahakküm

  • İnsanları zorla hâkimiyeti altına alma meyli, eğilimi.

mide-i insaniyet

  • İnsanlık midesi, insanî değerlerle doyan mide.

milel-i insaniye

  • İnsan milletleri.

millet-i insaniye

  • İnsanlık milleti, bütün insanoğlu.

mu'amelat / mu'âmelât

  • İnsanların birbirleri arasında olan işler. Alış-veriş, kirâ, şirketler, fâiz, mîrâs gibi insanlar arasında meydana gelen işler. Fıkıh ilminin dört kısmından biri.

mu'aşeret / mu'âşeret

  • İnsanların birbirleriyle görüşmelerinde ve işlerinde karşılıklı uymaları gereken usûller, kurallar.

mu'ciz

  • İnsanı âciz bırakan iş. Aynısını yapmakta başkalarını acze düşüren, kudretsiz kılan, kimsenin yapamıyacağı yolda olan.

muaşeret / muâşeret

  • İnsanlarla birlikte yaşayıp iyi geçinmek, insanların içine girme.

mubikat-ı seb'a / mûbikat-ı seb'a

  • İnsanı felâkete götüren yedi kebâir, yedi büyük günah: Katil, zinâ, şarab içmek, ukuk-ı vâlideyn (yâni; sılâ-yı rahmi terk), kumar oynamak, yalan şâhidliği, dine zarar verecek bid'alara tarafdarlık.
  • İnsanı felâkete götüren yedi en büyük günah.

muciz / mûciz

  • İnsanı aciz bırakan.

mucize / mûcize

  • İnsanların benzerini yapmakta aciz kaldıkları olağanüstü iş.
  • İnsanların benzerini yapmakta aciz kaldıkları olağanüstü şey.
  • İnsanların yapamadığı harikalar.

müfti-yüs-sekaleyn / müftî-yüs-sekaleyn

  • İnsanlara ve cinnîlere fetvâ veren büyük âlim.
  • İnsanlara ve cinnîlere fetvâ veren büyük âlim.

muhabbet-i insaniye

  • İnsanlık sevgisi.

muhabbet-i insaniyet

  • İnsanlık sevgisi.

muhakkikin-i nev-i beşer / muhakkikîn-i nev-i beşer

  • İnsan türünün gerçekleri araştıran ve hakikatleri delilleriyle bilen fertleri.

muhtekir

  • İnsan ve hayvan yiyecek maddelerini piyasadan toplayıp pahalanınca satan kimse. Karaborsacılık yapan.

mukadderat-ı beşer / mukadderât-ı beşer / مُقَدَّرَاتِ بَشَرْ

  • İnsanın kaderi; Allah tarafından takdir olunmuş işler, başa gelecek olaylar.
  • İnsana (kaderde) takdîr olunanlar.

mukadderat-ı beşeriye

  • İnsanlığın kaderi; Allah tarafından insanlık için takdir olunmuş işler, başa gelecek olaylar.

mukadderat-ı nev-i beşer

  • İnsanlığın kaderi; Allah tarafından takdir olunmuş işler, başa gelecek olaylar.

mukaddesat-ı beşeriye / mukaddesât-ı beşeriye

  • İnsanların kutsal değerleri.

mukteza-yı beşeriyet / muktezâ-yı beşeriyet

  • İnsanlık gereği, insan olmanın icabı.

mukteza-yı insaniyet

  • İnsanlığın gereği.

muktezā-yı insaniyet / مُقْتَضَايِ اِنْسَانِيَتْ

  • İnsanlığın gereği.

mülk-ü ten

  • İnsan vücudu.

mülkiyet

  • İnsanın bir şeyi başkasının rızâsını, iznini almadan kullanabilme yetkisi gücü.

münşerih

  • inşirahlı, gönlü açık, sıkılmayan, eğlenen

münşi

  • İnşa eden, yapan.

munsıf

  • İnsaflı. Merhametli. Hakkı kabul eden. Hakka riayet eden.
  • İnsaflı.
  • İnsaflı.

munsif / منصف

  • İnsaf eden, insaflı.
  • İnsaflı. (Arapça)

munsıf / مُنْصِفْ

  • İnsaflı.

munsıfane / munsıfâne

  • İnsaflıca.
  • İnsaflıca.
  • İnsaflıca. İnsaflılıkla.

mürevvic-üş-şeria / mürevvic-üş-şerîa

  • İnsanları dînin emirlerine uymaya teşvîk eden mânâsında Muhammed Ma'sûm-i Fârûkî hazretlerinin üçüncü oğlu Muhammed Ubeydullah Serhendî'nin lakabı.

mürüvvet

  • İnsanlık, yiğitlik. Muhtâc olanlara, lâzım olan şeyleri vermek, başkalarına faydalı olmak, iyilik yapmak arzusu, insanlık. Adâleti yerine getirme ve hiç kimseden intikam almayı istememe.
  • İnsaniyet, mertlik.

mürüvvetkarane / mürüvvetkârâne

  • İnsanca, mertçe.

müşahedat-ı beşeriye

  • İnsanların gözlemleri, şahit olduğu olaylar.

musibet-i beşeriye

  • İnsanlara gelen belâ ve musîbetler.

mütasarrıfa

  • İnsandaki görünmeyen his organlarının beşincisi; his organları vâsıtası ile elde edilen duyuları ve mânâları karşılaştırıp, yeni mânâlar elde etmeye yarayan kuvvet.

müzekki-i nefs

  • İnsanın nefsini ıslâh eden. Terbiyeye sebeb olan.

na-insaf

  • İnsafsız. İnsafı bulunmayan. (Farsça)

nafaka

  • İnsanın yaşayabilmesi için, yiyecek, giyecek ve ev gibi lâzım olan şeyler.

nas / nâs / ناس / نَاسْ

  • İnsanlar. (Farsça)
  • İnsanlar.
  • İnsanlar.
  • İnsanlar. (Arapça)
  • İnsanlar.

nastan istiğna / nâstan istiğnâ

  • İnsanlara ihtiyaç duymama.

nasut

  • İnsanlık. İnsanlar ve onlarla alâkalı şeyler.

nasuti / nâsûtî / ناسوتى

  • İnsanlık ile ilgili. (Arapça)

nasutiyan / nasutiyân

  • İnsanlar.

nazar-ı beşer / نَظَرِ بَشَرْ

  • İnsanın dikkati.
  • İnsanın bakışı.

nazar-ı insaf

  • İnsaf bakışı.

nazar-ı insan

  • İnsanın dikkati, bakışı.

nazargah-ı enam / nazargâh-ı enâm

  • İnsanların gözü önüne.

nebati ve hayvani kuvveler / nebâtî ve hayvânî kuvveler

  • İnsandaki bitkisel ve hayvanî duygular.

nebiyy-i ekrem

  • İnsanlığın en şereflisi olan peygamber; Hz. Peygamber (a.s.m.).

nefretbahş

  • İnsana nefret veren, iğrendiren, tiksindiren. (Farsça)

nefs

  • İnsanı daima kötülüğe, hazır zevk ve isteklere sevk eden duygu.

nefs muhasebesi / nefs muhâsebesi

  • İnsanın, dâimâ kötülük ve günâh işlemek istiyen nefsini hesâba çekip, kontrol etmesi ve gerektiğinde onu cezâlandırması

nefs-i beşer

  • İnsanın kendisi.

nefs-i emmare / nefs-i emmâre

  • İnsanın çirkin ve şeytanın teşviklerine itirazsız ve mücahedesiz tâbi olması hâli.
  • İnsanı daima kötülüğe, yasak zevk ve isteklere sevk eden duygu.

nefs-i insani / nefs-i insanî

  • İnsanı maddî zevk ve isteklere sevk eden duygu.

nefs-i insaniye

  • İnsanda bulunan ve onu kötülüğe yönelten duygu.

nefs-i natıka / nefs-i nâtıka

  • İnsanı hep kötülük ve aşağılık işler yapmaya sürükleyen nefs. Nefs-i emmâre.

nefs-i rezile

  • İnsanı daima kötülüğe, yasak zevk ve isteklere sevk eden alçak ve âdi duygu.

nefs-i rezile ve deniye

  • İnsanı daima kötülüğe, yasak zevk ve isteklere sevk eden alçak ve âdi duygu.

nefsiemmare / nefsiemmâre

  • İnsanı kötülüğe sürükleyen nefis.

netice-i hilkat-i insaniye

  • İnsanın yaratılış neticesi.

nev'-i beşer / نوْعِ بَشَرْ

  • İnsan türü, cinsî.
  • İnsanlar, beşer nev'i.
  • İnsan nev'i.

nev'-i insan / نَوْعِ اِنْسَانْ

  • İnsan nev'i.

nev'i beşer

  • İnsan türü, insanlık.

nev'in saadeti

  • İnsanlık türünün, insanlığın mutluluğu.

nev-i beni beşer / nev-i benî beşer

  • İnsanoğlu, insanlık türü.

nev-i beşer

  • İnsanlar.

nev-i beşerin humsu

  • İnsanlığın beşte biri.

nev-i insan

  • İnsan türü, insanlık.

nev-i insani / nev-i insanî

  • İnsan türü, insanlık.

nevibeşer

  • İnsan cinsi, insanlık.

nüfus-u emmare / nüfus-u emmâre

  • İnsana daima kötülüğü emreden, yasak zevk ve isteklere teşvik eden nefisler.

nutk-u beşeri / nutk-u beşerî / نُطْقُ بَشَر۪ي

  • İnsan konuşması.
  • İnsanın konuşması.

ömr-ü beşer

  • İnsan ömrü.

örf-i nas / örf-i nâs

  • İnsanların âdet edindikleri, beğendikleri alışkanlık hâlleri, an'aneleri ve telâkkileri. (Farsça)

örf-ü nas / örf-ü nâs

  • İnsanlar arasında yaygın bir gelenek hâline gelen hususlar.

örfünas

  • İnsanlar arasındaki genel anlayış.

rabb-i nas / rabb-i nâs

  • İnsanların Rabbi.

rahat-ı beşeriye

  • İnsanlığın rahatı.

remadet

  • İnsan veya hayvan kırımı.

resul-üs-sakaleyn / resûl-üs-sakaleyn

  • İnsanlara ve cinne peygamber olarak gönderilen Muhammed aleyhisselâm.

resulü's-sakaleyn

  • İnsanların ve cinlerin peygamberi, Hz. Muhammed (s.a.s.)

risde

  • İnsan cemaatı, insan topluluğu.

rub'-u nev-i beşer

  • İnsanlığın dörtte birisi.

ruh-u beşer / rûh-u beşer / رُوحِ بَشَرْ

  • İnsan ruhu.
  • İnsan ruhu.

ruh-u beşeri / ruh-u beşerî

  • İnsan ruhu.

ruh-u insan

  • İnsan ruhu.

ruh-u insani / ruh-u insanî

  • İnsan ruhu.

ruh-u insaniyet

  • İnsan ruhu.

ruz-i ceza / rûz-i cezâ

  • İnsanların diriltilip, hesâba çekilerek amellerinin karşılığının verileceği gün; mahşer günü, kıyâmet günü.

ruz-i mahşer / rûz-i mahşer

  • İnsanların diriltilip toplanacağı gün.

ruz-u haşr / rûz-u haşr

  • İnsanların öldükten sonra âhirette yeniden diriltilip Allah'ın huzurunda toplanacağı gün.

sa'y-i insani / sa'y-i insânî

  • İnsanın çalışması.

saadet-i beşer / saâdet-i beşer

  • İnsanın mutluluğu.

saadet-i beşeriye

  • İnsanlığın mutluluğu.

saadet-i nev'iye

  • İnsan türünün, insanlığın mutluluğu, huzuru.

sahib-i insaf

  • İnsaf sahibi, insaflı.

şahs-ı insani / şahs-ı insânî

  • İnsan şahsı, ferdi.

şahsımanevi / şahsımânevî

  • İnsanların bir araya gelip oluşturdukları mânevî kişilik.

şahsiye-i insaniye

  • İnsanın şahsiyeti.

şahsiyet-i ademiyet / şahsiyet-i âdemiyet / شَخْصِيَتِ آدَمِيَتْ

  • İnsanoğlunun şahsiyeti, kişiliği.
  • İnsanlığın şahsiyeti ve kişiliği.

şahsiyet-i beşeriyet

  • İnsanlık şahsiyeti, beşeri kişiliği.

şahsiyet-i insaniye

  • İnsan şahsiyeti, insan olma özelliği.

şahsiyet-i insaniyet

  • İnsanın şahsiyeti.

sakaleyn

  • İnsanlar ve cinler.

saltanat-ı insaniyet

  • İnsanlık saltanatı; otorite ve egemenliği.

san'at ve fünun-u beşeriye

  • İnsanlığa ait san'at ve ilimler.

san'at-ı acip

  • İnsanı hayrette bırakıp hayranlık veren sanat.

sanayi-i beşeriye

  • İnsanlığa ait san'atlar, endüstri.

sar'a

  • İnsanın kendini kaybederek düşmesine sebep olan sinir hastalığı.

sayyad-ı bi-insaf / sayyad-ı bî-insaf / sayyâd-ı bî-insâf

  • İnsafsız avcı. (Farsça)
  • İnsafsız avcı.

sebeb-i hilkat-i insan

  • İnsanın yaratılış sebebi.

sefahet-i beşeriye

  • İnsanların zevk, eğlence ve yasak şeylere düşkünlükleri, budalalıkları.

şefkat-i insaniye

  • İnsanın şefkati.

şefkat-i nev'iye

  • İnsanın kendi cinsinden olana şefkat etmesi.

semavi din / semâvî din

  • İnsanları dünyâ ve âhirette seâdete, mutluluğa kavuşturmak için, Allahü teâlâ tarafından gösterilen yol.

şeref-i beni adem / şeref-i benî âdem

  • İnsanoğlunun şerefi, şeref vesilesi.

şeref-i insaniyet

  • İnsanlığın şerefi.

şeref-i nev-i insan

  • İnsanlığın şerefi.

şereh

  • İnsanın muhtâc olduğu şeylerin lüzûmundan fazlasını istemesi, şiddetli hırs, tamahkârlık, aç gözlülük.

sermaye-i insaniye

  • İnsanın sermayesi.

şerr-ün nas / şerr-ün nâs

  • İnsanların en kötüsü, en zararlısı.

servet-i insaniye

  • İnsanlığın serveti.

sevad-ı azam / sevâd-ı âzam

  • İnsanların çoğunluğu.

sevadıazam / sevâdıâzam

  • İnsanların ekseriyeti, büyük çoğunluk.

sevile

  • İnsan topluluğu.

sevk-i insani / sevk-i insanî

  • İnsanda bulunan meyil.

sevk-i insaniyet

  • İnsanlığın sevki; beşerî istidat ve kabiliyetlerin yönlendirmesi.

sevkü'l-insaniyet

  • İnsanlığın yönlendirilmesi.

şeytan / şeytân

  • İnsanı azdırmaya çalışan görünmez yaratık.

şeytan-ı ins

  • İnsan ve cinlerden olan şeytanlar.

şeytan-ı ins ve cin

  • İnsan ve cinlerden olan şeytanlar.

şeytan-ı insi / şeytân-ı insî

  • İnsanlardan şeytanlaşmış olan.

seyyid-ül beşer

  • İnsanların seyyidi, efendisi olan Hz. Muhammed (A.S.M.)

seyyidü'l-beşer

  • İnsanların efendisi, Hz. Muhammed.

seyyidü'l-beşer muhammed

  • İnsanlığın efendisi Hz. Muhammed (a.s.m.).

şibh-i beşer

  • İnsana benzeyen şempanze, goril gibi hayvanlar.

silah-ı insani / silâh-ı insanî

  • İnsana ait silah.

siret / sîret

  • İnsanın mânevî hâli, ahlâkı.

sırr-ı ahsen-i takvim

  • İnsanın en güzel şekilde ve tam kıvamında yaratılmış olmasının sırrı.

sırr-ı insani / sırr-ı insanî / سِرِّ اِنْسَان۪ي

  • İnsanın mânevî duygusu.
  • İnsana âid sır.

sırr-ı teklif

  • İnsanların dünyaya gelip, Allah (C.C.) tarafından vazifelendirilmelerinin hikmeti. Dünyaya gelip vazife sahibi olmanın sırrı.

sübbet

  • İnsanın oturak yeri.

sukut-u insaniyet

  • İnsanlığın alçalışı.

sultan-ı insaniyet

  • İnsanlığın sultanı, hükümdarı.

süluk yolu / sülûk yolu

  • İnsanı Allahü teâlânın sevgisine kavuşturan yollardan biri.

sun'i / sun'î

  • İnsan yapısı, uydurma, takma, sahte, yaradılıştan olmayan.

sünnet-i seyyie

  • İnsanları kötülüğe yönelten yol ve yöntemler.

suret-i insaniye

  • İnsanî görünüş, insan şekli.

tabaka-i beşer

  • İnsanların ayrıldığı sınıfların her biri.

tabaka-i beşeriye

  • İnsanların ayrıldığı sınıfların her biri.

tabaka-i insaniye / tabaka-i insâniye

  • İnsanlık tabakası, derecesi.

tabaka-i nebatiye

  • İnsanın bitkisel yönü.

tabakat-ı beşer

  • İnsan tabakaları.

tabakat-ı beşeriye

  • İnsan tabakaları, sınıfları.

tabakat-ı insaniye

  • İnsanların sosyal sınıfları, dereceleri.

tabakat-ı nas / tabakat-ı nâs

  • İnsan sınıfları.

tabakat-ı ömr-ü insan

  • İnsan ömrünün aşamaları.

tabayı'

  • İnsanların tabiatları, mizaç ve karakterleri.

tabiat-ı beşer

  • İnsan yapısı, fıtratı.

tabiat-ı insani / tabiat-ı insanî

  • İnsanın tabiatı, karakteri.

tabs

  • İnsan.

tahammül-ü beşer fevkinde

  • İnsanın tahammül gücünün üstünde.

taife-i beşeriye

  • İnsanlardan oluşan topluluk.

taife-i insaniye

  • İnsan taifesi, topluluğu.

takat-ı beşer / tâkat-ı beşer

  • İnsan gücü.

takat-i beşer / tâkat-i beşer

  • İnsanın bir şeyi yerine getirebilme gücü.

takat-i beşeriye / tâkat-i beşeriye

  • İnsan gücü.

tarih-i beşer

  • İnsanlık tarihi.

tarih-i beşeri / tarih-i beşerî

  • İnsanlık tarihi.

tarih-i beşeriye

  • İnsanlık tarihi.

tarih-i beşeriyet

  • İnsanlık tarihi.

tasarrufat-ı beşeriye / tasarrufât-ı beşeriye

  • İnsanların gerçekleştirdikleri tavır, davranış, faaliyet ve uygulamalar.

tasavvurat-ı insaniye / tasavvurât-ı insaniye

  • İnsanın düşünceleri, hayalleri.

taun-u beşeri / tâun-u beşerî

  • İnsanlık hastalığı.

tavaif-i beşer / tavâif-i beşer

  • İnsan taifeleri, grupları.

taviyyet

  • İnsanın gönlünde gizli olan istek veya niyet.

tavk-ı beşer

  • İnsanın takati, gücü.

teayyün-i imkani / teayyün-i imkânî

  • İnsanın hakîkati olan teayyün-i vücûbîsinin zılli yâni görüntüsü. Ehlullah (evliyâ) kendi yaratılışlarına, güçlerine göre tasavvuf mertebelerine kavuşmakta birbirlerinden çok ayrıdırlar. Evliyâ arasında Allahü teâlânın ismine kavuşanlar pek azdır. Ço ğu bu ismin teayyün-i imkânîsine kavuşmuştur. (İm

tebsir

  • İnsanın gözünü açacak şekilde tarif ve izah etmek ve kalbine basiret vermek.

tecessüs

  • İnsanların gizli hallerini, ayb ve kusûrunu merâk edip, iç yüzünü araştırıp öğrenmeye çalışmak.

tedbir-i menzil / tedbîr-i menzil

  • İnsanın çoluk-çocuğuna karşı hareketlerinin nasıl olacağı ve ev idâresi ile ilgili husûslardan bahseden ilim.

tekemmülat-ı insaniye / tekemmülât-ı insaniye

  • İnsana ait mükemmellikler, ilerlemeler.

terakkiyat-ı beşer

  • İnsanlığa ait kalkınmalar, yükselmeler, ilerlemeler.

terakkiyat-ı beşeriye / terakkiyât-ı beşeriye

  • İnsanlığa ait terakkiler, kalkınmalar.

terakkiyat-ı insaniye / terakkiyât-ı insaniye

  • İnsanların manevî açıdan gelişme ve ilerlemeleri.

terakkiyat-ı maneviye-i beşeriye / terakkiyât-ı mâneviye-i beşeriye

  • İnsanlığın mânevî ilerlemesi, yükselmesi.

teşaub-u akvam / teşâub-u akvam

  • İnsanlığın çeşitli milletlere ayrılması, etnik çeşitlilik.

teşrih-i beden-i insani fenni / teşrih-i beden-i insanî fenni

  • İnsan bedenini tüm yönleriyle ele alan, inceleyen bilim; anatomi.

teveccüh-ü nas / teveccüh-ü nâs / تَوَجُّهُ نَاسْ

  • İnsanların yönelmesi, ilgi göstermesi.
  • İnsanların, bir kimseyi beğenip, ona teveccüh etmeleri ve medh ü senâ etmeleri.
  • İnsanların (kabûl ile) yönelmesi.

tevfik / tevfîk

  • İnsan iradesiyle ilâhî iradenin birbirine uygunluğu.

tılsım-ı acib / tılsım-ı acîb

  • İnsanları hayrette bırakan sır, gizem.

ubudiyet-i beşeriye / ubûdiyet-i beşeriye

  • İnsanlığın ibadeti, kulluğu.
  • İnsanlığın ibâdet ve kulluğu.

ubudiyet-i insaniye

  • İnsanın kulluğu.

ubudiyet-i külliye-i insaniye / ubûdiyet-i külliye-i insaniye

  • İnsanın geniş ve kapsamlı kulluğu.

uhuvvet-i insaniye

  • İnsanların birbirlerine olan kardeşliği, insanlık kardeşliği.

ukala-yı nas / ukalâ-yı nâs

  • İnsanların akıllıları, zekileri.

ukul-u beşer

  • İnsanoğlunun akılları.

ukul-ü beşer

  • İnsanların akılları.

ulum-u arziye / ulûm-u arziye

  • İnsanların bilgi ve tecrübelerinin ürünü olan ilimler.

ulum-u beşeriye / ulûm-u beşeriye

  • İnsanla ilgili ilimler, sosyal ilimler.

um'ume

  • İnsan topluluğu.

umur-u nas

  • İnsanlara ait işler.

uruk-u beşer

  • İnsan ırkları.

uruk-u insaniyetkarane / uruk-u insaniyetkârane / uruk-u insaniyetkârâne

  • İnsanlığa yakışır damar, kök veya huylar. (Farsça)
  • İnsanlık değerlerini harekete geçiren damarlar, insanlık damarı, insanî duygular.

utaş

  • İnsana ârız olan bir hastalıktır ve hasta insanın yüreği yanar, suyu içer, yine kanmaz.

uzv-u insani / uzv-u insanî

  • İnsan bedeninin bir organı.

valice

  • İnsanı şiddetle tutan bir hastalık.

vasıta-i tahakküm

  • İnsanları baskı altına alma aracı.

vatan

  • İnsanın yerleştiği, oturduğu yer, memleket.

vatan-ı asli / vatan-ı aslî

  • İnsanın doğduğu veya evlendiği veya ayrılmamak niyeti ile yerleştiği yer.

vazife-i beşeriye

  • İnsanlık görevi.

vazife-i beşeriyet

  • İnsanlığın görevi.

vazife-i insaniye

  • İnsanlık görevi.

vazife-i insaniyet / vazife-i insâniyet

  • İnsanlık görevi.

vazife-i zaruriye-i insaniye

  • İnsanın zorunlu vazifesi, görevi.

vaziyet-i insaniye

  • İnsanlıkgörevi.

vehm

  • İnsanın kalbinde bir şey hakkında iki ihtimâlden az, zayıf olanı.

vicdan / vicdân

  • İnsanın iyiyi kötüden ayırma hissi.

vicdan-ı munsıfane

  • İnsaflı vicdan.

vicdan-ı münsıfane / vicdan-ı münsıfâne

  • İnsaf ölçülerine göre hareket eden vicdan.

vücud-u beşer

  • İnsan vücudu.

vücud-u insan

  • İnsan bedeni.

vücud-u insaniyet

  • İnsanın vücudu, beden.

yevm-i fasl

  • İnsanların kısım kısım ayrıldığı ve davalarının halledildiği kıyamet günü. Bundan başka kıyamet gününe aşağıdaki isimler de verilir: Yevm-ül cem', yevm-ül cevab, yevm-ül cezâ, yevm-üd din, yevm-ül ahd, yevm-ül feza-ul ekber, yevm-ül haşr, yevm-ül hisâb, yevm-ül ivaz, yevm-ül karar, yevm-ül karia, ye

zahir ve batın duygular / zâhir ve bâtın duygular

  • İnsanın maddî ve mânevî duyuları.

zaman-ı fetret

  • İnsanlara peygamber gönderilmeyen mânevî buhran dönemi.

zaman-ı tereddüt ve evham

  • İnsanların şüpheye düştüğü ve kuruntulara kapıldığı dönem.

zeka-yı beşeri / zekâ-yı beşerî

  • İnsan zekası.

zelzele-i beşeriye

  • İnsanî zelzele; insanın maddî ve mânevî hayatında meydana gelen sarsıntı, Dünya Savaşları, dinsizlik gibi.

zelzele-i içtimai ve beşeri / zelzele-i içtimaî ve beşerî

  • İnsanın sosyal hayattaki sarsıntıları.

zemaniyan

  • İnsanlar. Beşer. (Farsça)

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın