LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te incelik ifadesini içeren 67 kelime bulundu...

beliğ / belîğ

  • Belagâtçi; belâğat ilminin inceliklerini bilen, maksadını noksansız ve güzel sözlerle anlatabilen kimse.

büleğa

  • Belâgatçılar; belâgat ilminin inceliklerini bilen söz ve ifade uzmanları.

büzaa

  • Kibarlık, incelik, zerafet.

dakaik

  • (Tekili: Dakayık) (Dakik) İncelikler. Anlaşılması çok dikkat isteyen incelikler. Çok ince. Anlaşılması dikkat isteyen keyfiyetler.

dakaik-aşina

  • İlmî incelikleri bilen, anlaşılması ve tefhimi müşkül, yüksek ve ince ilmî mes'elelere vâkıf olan. (Farsça)

dakaik-ı fenniye

  • İlmî incelikler. Fennin ince ve güç anlaşılan noktaları. (Farsça)

dakayık / dakâyık / دقایق

  • İncelikler. (Arapça)
  • Dakikalar. (Arapça)

dakika / dakîka / دقيقه

  • İncelik. (Arapça)
  • Dakika. (Arapça)

dakika-bin

  • İncelikleri bilen, ince noktaları gören. (Farsça)

dakika-şinas

  • İnce işleri ve nükteleri anlayan, bir işin incelikleriyle uğraşabilen.

dekaik

  • İncelikler, ayrıntılar.
  • İncelikler.

dekaik-ı harekat / dekaik-ı harekât

  • Hareketlerdeki incelikler.

dekaik-i hikmet

  • Hikmet incelikleri.

dekaik-ı ilmiye

  • İlmin incelikleri.

dekaik-i ilmiye

  • İlmin incelikleri.

dekaik-ı mahiyat / dekâik-ı mâhiyat

  • Bir şeyin iç yüzüne ait incelikler.

dekaik-i mesail-i fer'iye / dekaik-i mesâil-i fer'iye

  • Ana meselelerin kollarına ve en alt konularına yönelik incelikler.

dekaik-i nimet ve hikmet

  • Nimet ve hikmet incelikleri.

dekaik-i san'at

  • Sanatın incelikleri.

dekaik-i şefkat

  • Şefkatin incelikleri.

dekaik-i tasavvurat

  • Düşünce incelikleri.

dikkat / دقت

  • İncelik.
  • İncelik, dakik oluş. Ehemmiyet ve kıymet verme.
  • Duygu ve düşünceyi bir noktada toplama, uyanıklık, incelik.
  • Dakiklik. (Arapça)
  • İncelik. (Arapça)
  • Dikkat. (Arapça)

dirayetli

  • İncelikleri kavrayış gücüne sahip.

erbab-ı belağat

  • Belağatçılar; belağat ilminin inceliklerini iyi bilen söz ve ifade uzmanları.

gass

  • İncelik, zavallılık.
  • Biçare, zavallı.
  • Tatsız, yavan.

herkele

  • İncelik, nezafet, hoşluk, letâfet.
  • İnce, zarif, lâtif, hoş.

hikmet-i hilkat / حِكْمَتِ خِلْقَتْ

  • Yaratılıştaki ilâhî maksad ve incelik.

hikmet-i teşri

  • Kanun yapma hikmeti. Allah'ın emir ve yasaklarında gözetilen Rabbanî incelikler.

hurdedan

  • Nükteleri ve incelikleri anlayan, bilen. (Farsça)

hurdeşinas

  • Dikkatli. İncelikleri ve nükteleri anlayan. (Farsça)

işkal / işkâl

  • Sözün kendisinde bulunan bir incelik, derinlik sebebiyle veya bir edebi san'attan dolayı mânâsı, düşünülmeden anlaşılamayacak derecede kapalılık.

islam alimi / islâm âlimi

  • Dînî ilimleri bütün incelikleri ile zamânın fen bilgilerini de lüzûmu kadar bilen âlim.

istizraf

  • (Zerafet. den) Zarif görünme, incelik gösterme. Zerafet gösterme.

kanunşinas

  • Kanun ve nizam koyan, kanunun inceliklerini bilen. (Farsça)

kazf

  • (Çoğulu: Kızâf) İncelik, zayıflık.

kesb-i letafet

  • İncelik, nuraniyet kazanma.

keşf-i esrar

  • Sırları keşfetme, incelikleri meydana çıkarma.

letafet / letâfet

  • Hoşluk, güzellik, incelik, yumuşaklık.

letaif / letâif

  • İnce duygular, incelikler, güzellikler.
  • Lâtifeler, incelikler.

letaif-i belağat / letâif-i belâğat

  • Belâğattaki incelikler, ifadelerdeki edebî güzellikler.

letaif-i i'caziye / letaif-i i'câziye

  • Mu'cizelikteki incelik, dakiklik.

mezamin / mezâmin / مضامن

  • Kavramlar. (Arapça)
  • İncelikler. (Arapça)
  • Semboller. (Arapça)

müşkilat-ı kur'aniye

  • Manasının incelik ve derinliği veya istiare-i bediyye ile ifade edilmiş olması gibi sebeblerden dolayı derin tetebbu ve tefekkür neticese ancak anlaşılabilen âyetler.

mütelattıfane

  • Naziklikle, incelikle. (Farsça)

nazar-ı dekaik-aşina / nazar-ı dekaik-âşinâ

  • İnceliklere nüfuz eden bakış.

nazeki / nazekî

  • Nâziklik, incelik.

nazüki / nazükî

  • Nâziklik, incelik. (Farsça)

nezahet / nezâhet

  • Ahlâk temizliği, temizlik.
  • İncelik, rikkat.
  • Ahlâk temizliği, temizlik.
  • İncelik, rikkat.
  • Temizlik, incelik.

nezaket / nezâket / نزاكت

  • İncelik, zariflik.
  • Naziklik, incelik, zariflik. Kaba olmamak. Edeb, terbiye.
  • Naziklik, incelik, zariflik.
  • İncelik. (Osmanlıca > Arapça)
  • Hassaslık. (Osmanlıca > Arapça)

nikat / nikât

  • Nükteler, incelikler.

nükte-i zarafet

  • Zariflik, incelik nüktesi.

perde

  • Kapı, pencere gibi yerlere asılan veya iki yeri birbirinden ayıran, görünmeğe mâni olan şey. (Farsça)
  • Mc: Irz, namus, iffet. (Farsça)
  • Bir müzik parçasını meydana getiren seslerden herbirinin kalınlık veya incelik derecesi. (Farsça)
  • Bir sahne eserinin büyük bölümlerinden her biri. (Farsça)
  • Ekran, (Farsça)

rauf

  • Herbir canlıya hususî şefkat ve ihsanı çok olan ve onlar üzerinde iltifatının incelikleri görünen Zât, Allah.

rehafe

  • İncelik.

rehaset

  • Tazelik, yumuşaklık, incelik.
  • Ucuzluk.
  • Bir işi gevşek tutma.

reşakat

  • Bel inceliği.
  • Davranma ve kımıldanıştaki incelik ve hoşluk.

rikkat / رقت

  • Acıma, incelik, yufka yüreklilik. Yumuşaklık.
  • İncelik, yufkalık.
  • Acıma, yürek etkilenmesi.
  • İncelik, hassaslık. (Arapça)
  • Acıma. (Arapça)

rusuh

  • İlim ve fende incelik ve derinliğe sahip olma.

rüveyha

  • Zariflik, incelik.

sırr-ı dekaik

  • İnceliklerin sırrı; Kur'ân ve imanın ince hakikatlerinin sırrı.

şuur

  • Anlayış, idrak. Vicdan. Hiss-i zâhirle duymak.
  • Nefsin mânâya ilk vusul mertebeleridir.
  • Kendi varlığından haberi olma.
  • Bir şeyi hoşça tanıma.
  • İnceliklerini iyice idrak etme.
  • (Tekili: Şa'r) Kıllar.

tabi'iyyeciler / tabî'iyyeciler

  • Canlılarda ve cansızlardaki, akıllara hayret veren intizâmı (düzeni) ve incelikleri görerek, bir yaratanın varlığını söylemekle berâber; öldükten sonra tekrar dirilmeği, âhireti, Cennet'i ve Cehennem'i inkâr edenler (red edip, kabûl etmeyen, inanmaya nlar).

tazarruf

  • Zarafet.
  • Zariflik taslama. İncelik göstermek. Külfetle zarif olmak.
  • Zerafet, kibarlık, incelik gösterme.

teferruat / teferruât

  • Bir şeyin bütün incelikleri, ayrıntıları.

zarafet / zarâfet

  • Zariflik, incelik, kibarlık. Nâzik davranış. Muamelede, harekette ve giyimde hoşluk ve temizlik.
  • Zariflik, incelik.
  • İncelik, kibarlık.

zarifane

  • Zariflikle, incelikle, zarif olana yakışır surette. (Farsça)

zerafet / zerâfet

  • İncelik, zariflik.
  • Zariflik, incelik, güzellik.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın