LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te in yar ifadesini içeren 259 kelime bulundu...

acube-i hilkat-i rabbaniye / acube-i hilkat-i rabbâniye

  • Herşeyin Rabbi olan Allah'ın yarattığı varlıklardaki şaşkınlık veren özellikler.

acz yolu

  • Çok güçsüz olduğunu ve her an Allah'ın yardımına muhtaç olduğunun bilmek suretiyle Allah'a varma yolu.

adetullah / âdetullah

  • Allahın yaratıklardaki kanunları.

akl-ı evvel

  • "İlk akıl, Allah'ın yarattığı ilk mahlûk" mânâsında bazı eski filozofların görüşü.

alem / âlem

  • Allahü teâlâdan başka her şey, Allahü teâlânın yarattığı şeylerin hepsi, kâinât, varlıklar.

allah

  • İnsanı, dünyayı, kâinatı, görülen veya görülemiyen bütün varlıkların yaratıcısı. Allah ezelidir; yani varlığının başlangıcı yoktur, çünki yaratılmamıştır ve varlığı devamlıdır, sonsuzdur. Hiç bir şey yokken o yine vardı. Allah'ın ilmi, kudreti ve iradesi ve diğer sıfatları da sonsuzdur. O herşeyi ve

arş

  • Allahü teâlânın yarattığı en büyük varlık. Yedi kat göklerin ve kürsînin üstünde olup, halk (madde) âleminin sonu, emr (maddesizlik) âleminin başlangıcı. Arşullah, Arş-ı mecîd ve Arş-ı a'lâ da denir.

arzın nısfı

  • Dünyanın yarısı.

arziyat

  • Jeoloji. Dünyanın yaradılışı ile tarih boyunca değişen vaziyetlerini tetkik eden ilim.

asak

  • Darlık.
  • Hurma budağının yaramazı.

asl-ı hilkat-i arz

  • Toprağın yaratılışının esası.

avn-i hak

  • Varlığı zorunlu ve gerçek olan, her şeyi hakkıyla yaratan ve her hakkın sahibi olan Allah'ın yardımı.

avn-ı ilahi / avn-ı ilâhî

  • Cenab-ı Hakk'ın yardımı.

avn-i ilahi / avn-i ilâhî

  • Allah'ın yardımı.

avn-ı şeriat / avn-ı şerîat / عَوْنِ شَر۪يعَتْ

  • Şerîatın yardımı.

azrail

  • Ölüm meleği. Dört büyük melekten biridir, ölenlerin ruhlarını almak görevi vardır. Diğer bir ismi de "melek-ül mevt: Ölüm meleği"dir. Yeryüzünde hayatın var olması, insanın yaratılışı tesadüfle açıklanamıyacağı gibi, ölüm de tesadüfle açıklanamaz. Hayatı yaratan ölümü de yaratmıştır. Hayat gibi ölüm

ba'c

  • Karına dürtmek, karın yarmak.

bahr-i ebyaz

  • "Beyaz Deniz" İskandinavya Yarımadasının doğusunda Kanin Yarımadasına kadar olan deniz.

beşerin ca'li

  • İnsanın yaratılması, halife kılınması.

beşeriyyet

  • İnsanlık.
  • İnsanın yaratılış özellikleri.

bihavlillah / bihavlillâh

  • Allah'ın yardımı ve desteği ile.

bürhan-üt temanü' / bürhan-üt temânü'

  • İstiklâliyet, ulûhiyetin zâtî bir hassası ve zaruri bir lâzımı olduğuna dair ve şirkin butlanını isbat eden delil ki; eşyanın yaradılışı müteaddit ellere ve esbaba verilse, âlemdeki nizam bozulup karışıklıklar çıkacağını gösterir, isbat eder.

cemal-i masnuat / cemâl-i masnuat

  • Allah'ın yaratıklarındaki sanatkârane, mükemmel, kusursuz güzellikler.

cenab-ı halık / cenâb-ı hâlık

  • Herşeyin yaratıcısı olan sonsuz şeref ve yücelik sahibi Allah.

cenab-ı hallak-ı alem / cenâb-ı hallâk-ı âlem

  • Âlemin yaratıcısı olan, çokça ve sürekli olarak yaratan Allah.

cenab-ı hallak-ı rahim / cenâb-ı hallâk-ı rahîm

  • Sonsuz şefkat, merhamet, şeref ve yücelik sahibi olan herşeyin yaratıcısı Allah.

cilve-i inayet-i rabbaniye / cilve-i inâyet-i rabbâniye

  • Rabbimizin yardım ettiğini gösteren yansımalar, belirtiler.

cünd

  • Er, asker. Ordu.
  • Bir kimsenin yardımcıları.
  • Şehir.

dahve-i kübra / dahve-i kübrâ

  • Kaba kuşluk. Oruç müddetinin yarısı, öğleden bir saat evvelki vakit.

dest-i gaybi / dest-i gaybî

  • Görünmez el, inâyet-i İlâhi. (Farsça)
  • Mc: Allah'ın yardımı. (Farsça)

din

  • Ceza, ivaz.
  • İman ve amel mevzuu olarak insanlara Cenab-ı Hak tarafından teklif olunan Hak ve hakikat kanunlarının hey'et-i mecmuasıdır. Din, kâinatın, dünyanın hayatın ve insanın yaratılış gayeleri ve var oluş şekillerini açıklıyarak, onları mânasızlıktan ve abesiyetten kurtarır. İns

din-i fıtri / din-i fıtrî

  • İnsanın yaratılışına uygun olan din; İslâmiyet.

din-i hakk-ı fıtri / din-i hakk-ı fıtrî

  • İnsanın yaratılışına en uygun olan hak din; İslâmiyet.

edvar-ı seb'a

  • Yedi devreler. Dünyanın yaradılışından beri geçirdiği devreler ki, nazariye olarak söylenir.

ekseriyet

  • (Ekseriyyet) En büyük kısım, çokluk.
  • Bir topluluk ve hey'etin yarısından fazlası.
  • Bir mecliste üyelerin verdikleri rey'lerin büyük kısmı ve bunların üstünlüğü.

emir ve irade

  • Allah'ın yaratılışa dair emir ve dilemeleri.

emr-i tekvini / emr-i tekvînî

  • Allahü teâlânın yaratmayı dilediği şeylere "kün" yâni "ol" demesi.

envar-ı tevfik-i ilahi / envâr-ı tevfik-i ilâhî

  • Allah'ın yardımı ve başarıya ulaştırmasındaki nurlar.

eriş

  • Sakatlanan bir uzuv için yaralayandan alınan şer'i diyet.
  • Satıldıktan sonra kusuru ve noksanları belli olan malın, kıymetinden bunun için indirilen miktar.

eser-i inayet / eser-i inâyet

  • Allah'ın yardımının eseri, neticesi.

evamir-i tekviniye-i ilahiye / evâmir-i tekvîniye-i ilâhiye

  • Allah'ın yaratılışa âit emirleri.

fazl-ı rahman / fazl-ı rahmân

  • Sonsuz şefkat ve merhamet sahibi Allah'ın yardımı.

fenn-i menafiu'l-aza / fenn-i menâfiu'l-âzâ

  • Organların yararlarını inceleyen fen, anatomi; canlıların yapısını ve bu yapıyı oluşturan organları inceleyen bilim dalı.

ferik

  • İnsan topluluğu, cemaat.
  • Askerî kolordu kumandanı.
  • Körpe, buğday tanesinin yarı olgunu, firik.

fetanet / fetânet

  • Fatinlik, zihin açıklığı, zihnin yaratılıştan bir şeyi çabuk ve iyi anlamak hususundaki istidadı, zeyreklik.

fetk

  • Şak etme. Ayırma. Yarma. Yarılma.
  • Tıb: Dikilmiş bir şeyi söküp ayırmak.
  • Kasık yarığı, kasık zarının yarılması ile barsakların torba içine dolmasından ibaret sakatlık. Fıtık hastalığı.
  • Şafak sökmesi. Fecir ağarması.
  • Parçalanıp birbirine düşmüş cemaat.

fıthıl

  • Âdem Aleyhisselâm'ın yaratılışından evvel olan zaman.

fıtrat-ı beşeriye

  • İnsanın yaratılışı, tabiatı.

fıtrat-ı eşya

  • Varlıkların yaratılışı.

fıtrat-ı ilahiye / fıtrat-ı ilâhiye

  • San'at-ı Rabbaniye ve kudret-i İlâhiyenin dâima değişen bir defteri olan ve yanlış olarak "Tabiat" namı verilen Cenab-ı Hak'ın fıtrat kanunları ve mahlukatın yaradılışı.

fıtrat-ı insaniye

  • İnsanın yaratılışı, tabiatı.

fıtrat-ı insaniyet

  • İnsanlığın yaratılışı, tabiatı.

halık-ı alem / hâlık-ı âlem

  • Âlemin yaratıcısı Allah.

halık-ı alem hazretleri / hâlık-ı âlem hazretleri

  • Âlemin yaratıcısı olan yüce Allah.

halık-ı arz / hâlık-ı arz

  • Yerin yaratıcısı olan Allah.

halık-ı ef'al / hâlık-ı ef'âl

  • Fiillerin yaratıcısı.

halık-ı hakim-i rahim / hâlık-ı hakîm-i rahîm

  • Her şeyin yaratıcısı olan, her şeyi hikmetle yaratan ve herbir şeye özel rahmet ve merhamet tecellîsi olan Allah.

halık-ı kadir / hâlık-ı kadîr

  • Bütün varlıkların yaratıcısı olan ve her şeye gücü yeten, sonsuz kudret sahibi Allah.

halık-ı külli şey / hâlık-ı küllî şey

  • Herşeyin yaratıcısı olan Allah.

halık-ı rahman-ı rahim / hâlık-ı rahmân-ı rahîm

  • Dünya ve âhirette yarattığı varlıklara sonsuz rahmet, şefkat ve merhametiyle davranan her şeyin yaratıcısı Allah.

halık-ı rahmanü'r-rahim / hâlık-ı rahmânü'r-rahîm

  • Çok merhamet sahibi olan ve şefkatle bütün yaratıkların rızkını veren, sonsuz rahmetiyle her bir varlığa ayrı ayrı şefkatini gösteren ve bütün varlıkların yaratıcısı olan Allah.

halık-ı semavat ve arz / hâlık-ı semâvât ve arz

  • Göklerin ve yerin yaratıcısı olan Allah.

halık-ı vahid / hâlık-ı vâhid

  • Bir ve tek olan, her şeyin yaratıcısı Allah.

halık-ı zişan / hâlık-ı zîşan

  • Şan sahibi, her şeyin yaratıcısı Allah.

halik-ı zülcelal / hâlik-ı zülcelâl

  • Büyüklük sahibi ve herşeyin yaratıcısı olan Allah.

halık-ı zülcemal / hâlık-ı zülcemâl

  • Sonsuz derecede güzellik sahibi ve her şeyin yaratıcısı olan Allah.

halk-ı eflak / halk-ı eflâk

  • Feleklerin, kâinatın yaratılışı.

halk-ı eşya

  • Eşyanın, varlıkların yaratılması.

halk-ı ezdad

  • Zıtların yaratılması.

halk-ı kainat / halk-ı kâinat

  • Kâinatın yaratılışı, yaratılması.

halk-ı kur'an / halk-ı kur'ân / خَلْقِ قُرْاٰنْ

  • Kur'ân'ın yaratılması.
  • Batıl Mu'tezile mezhebinin ortaya attığı Kurânın yaratılmış olduğu fikri.

halk-ı şer

  • Şerrin yaradılışı.

hallak-ı alem / hallâk-ı âlem

  • Âlemlerin yaratıcısı olan Allah.

hallakıyet-i rabbaniye / hallâkıyet-i rabbâniye

  • Herşeyin rabbi olan Allah'ın yaratıcılığı.

hallakıyet-i umumiye / hallâkıyet-i umumîye

  • Bütün varlıklar âleminde gözlemlenen Allah'ın yaratıcılık özelliği.

harika-i san'at-ı halıkane / harika-i san'at-ı hâlıkane

  • Allah'ın yarattığı san'at harikası.

haşef

  • Hurmanın yaramazı.
  • Eski elbise diken.
  • Devenin sütünün çok olması.

haslet

  • İnsanın yaratılışındaki huy, mîzâc, tabîat, karakter.

havari / havârî

  • İsa aleyhisselâmın yardımcısı.

hayal / hayâl

  • Bir şeyi gördükten sonra veya görmeden önce zihinde şekillendirme. Hâfızanın yardımıyla zihinde bir şeyler canlandırma.

hayvanat-ı ilahi / hayvanat-ı ilâhî

  • Cenâb-ı Hakkın yarattığı hayvanlar.

hicaz demiryolu

  • Şam'dan Hayfa'ya kadar uzanan demiryolu. Yapımına 1900'de başlanan bu demiryolunun uzunluğu 1465 km, genişliği ise 1050 m. idi. Başlıca özelliği tamamıyla İslâm dünyasının yardımı ile yapılmış olmasıdır. II.Abdülhamid zamanında yapılan bu demiryolu 1908 yılında tamamlanmıştır.

hıfz-ı inayet / hıfz-ı inâyet / حِفْظِ عِنَايَتْ

  • Allahın yardım ile koruması.

hıfz-ı inayet ve himayet / hıfz-ı inâyet ve himâyet

  • Allah'ın yardım ve korumasıyla korunma.

hikmet-i ilahiye / hikmet-i ilâhiye / حِكْمَتِ اِلٰهِيَه

  • Allah'ın hikmeti. Mahlûkatın yaratılışında Allah'ın gayeleri.
  • Allah'ın yarattığı mahlukatta gözettiği asıl maksad ve fayda.

hikmet-i kainat / hikmet-i kâinat

  • Kâinatın yaratılmasındaki hikmet; herşeyin belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı ve tam yerli yerinde olması.

hilaf-ı maslahat-ı islamiye / hilâf-ı maslahat-ı islâmiye

  • İslâmın yararına ters, aykırı.

hilkat-i adem / hilkat-i âdem

  • İlk insanın yaratılışı.

hilkat-ı alem / hilkat-ı âlem

  • Âlemin yaratılışı.

hilkat-i alem / hilkat-i âlem

  • Âlemin, kâinatın yaratılışı.

hilkat-i arz

  • Dünyanın yaratılışı.

hilkat-i arz ve semavat / hilkat-i arz ve semâvât

  • Göklerin ve yerin yaratılması.

hilkat-ı beşer

  • İnsanın yaratılışı.

hilkat-i beşer

  • İnsanın yaratılışı.

hilkat-i cesed

  • Cesedin yaratılışı.

hilkat-i dünya

  • Dünyanın yaratılışı.

hilkat-ı eşya

  • Varlıkların yaratılışı.

hilkat-i eşya

  • Varlıkların yaratılışı.

hilkat-i insan

  • İnsanın yaratılışı.

hilkat-ı insaniye

  • İnsanın yaratılışı.

hilkat-i insaniye / خِلْقَتِ اِنْسَانِيَه

  • İnsanın yaratılışı.
  • İnsanın yaratılışı.

hilkat-i kainat / hilkat-i kâinat

  • Evrenin yaratılışı.

hilkat-i mevcudat / خِلْقَتِ مَوْجُودَاتْ

  • Varlıkların yaratılışı.
  • Varlıkların yaratılışı.

hilkat-i rabbaniye / hilkat-i rabbâniye

  • Herşeyi terbiye ve idare eden Allah'ın yaratıcılığı.

hilkat-i semavat ve arz / hilkat-i semâvât ve arz

  • Göklerin ve yerin yaratılışı.

hüsn-ü hilkat-ı insan

  • İnsanın yaratılışının güzelliği.

icad-ı eşya

  • Varlıkların yaratılması.

icad-ı ilahi / îcâd-ı ilâhî / اِيجَادِ اِلٰٓه۪ي

  • Allahın yaratması.

icad-ı mevcudat

  • Varlıkların yaratılışı.

ihmal

  • Bir şeyi yüklemesi için yardım etmek. Yükletilmek.

ihsan-ı halık / ihsan-ı hâlık

  • Herşeyin yaratıcısı olan Allah'ın lütuf, ihsan ve ikramı.

ilan-ı tekviniye / ilân-ı tekvîniye

  • Varlıkların yaratılışıyla insanlara duyurulan gerçekler.

imdad-ı rahmani / imdad-ı rahmânî

  • Rahmet ve merhameti sonsuz olan Allah'ın yardımı.

imdad-ı sübhaniye / imdad-ı sübhâniye

  • Her türlü eksiklikten sonsuz derecede yüce olan Allah'ın yardımı.

imdadat-ı rahmaniye / imdâdât-ı rahmâniye

  • Sonsuz rahmet sahibi Allah'ın yardımları.

in'amat-ı külliye-i ilahiye / in'âmât-ı külliye-i ilâhiye

  • Allah'ın yarattığı varlıklara sunduğu hadsiz nimetler.

inayet ve lutf-u rabbani / inâyet ve lûtf-u rabbânî

  • Herbir varlığa muhtaç olduğu şeyleri veren, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulunduran Allah'ın yardım ve lûtfu.

inayet-i hak / inâyet-i hak

  • Herşeyi hakkıyla yaratan, varlığı hak olan ve her hakkın sahibi olan Allah'ın yardımı.

inayet-i ilahiye / inâyet-i ilâhiye / عِنَايَتِ اِلٰهِيَه

  • Allahın yardımı.

inayet-i rabbaniye / inâyet-i rabbâniye / عِنَايَتِ رَبَّانِيَه

  • Allahın yardımı.

inayet-i rahmaniye / inâyet-i rahmâniye / عِنَايَتِ رَحْمَانِيَه

  • Merhametli olan Allahın yardımı.

inayet-i samedani / inâyet-i samedânî

  • Kendisi hiçbir şeye muhtaç olmadığı halde herşeyin Kendisine muhtaç olduğu Allah'ın yardımı.

inayetname

  • Allah'ın yardım ve inayetine mazhar olmaya, Kur'ân ve iman hakikatlerini anlamaya vesile olacak mektup, yazı.

insifa'

  • (Nısıf. dan) Bir şeyin ortası.
  • Bir şeyin yarısını alma.
  • Gündüzün ortası.
  • Hakka hizmet.
  • Adaletle mukabele etmek. Mazluma yardım edip zâlimden hakkını almak.

iptida-i hilkat-i alem / iptida-i hilkat-i âlem

  • Kâinatın yaratılışının başlangıcı.

istibga'

  • İş için yardım isteme.

istidad-ı insani / istidad-ı insanî

  • İnsanın yaratılışında var olan bütün özellikleri, konuşma, sevme gibi.

istidadat-ı insaniye / istidâdât-ı insaniye

  • İnsanın yaratılışında var olan kabiliyet.

istişfa'

  • Birisinin yardımını istemek, şefâat dilemek.

itizal / itizâl

  • Mu'tezile, "Kul kendi fiilinin yaratıcısıdır" iddiasında olan ehl-i sünnet dışı bir mezhep.

kaba kuşluk

  • Oruç müddetinin yarısı, öğleden bir saat evvelki zaman.

kaderiye

  • "Kul fiilin yaratıcısıdır" diyen sapık mezhep.

kainat / kâinât / كَائِنَاتْ

  • Allahın yarattığı her şey.

kainat sahibi / kâinat sahibi

  • Evrenin ve herşeyin yaratıcısı ve sahibi Allah.

kainat sultanı / kâinat sultanı

  • Evrenin ve herşeyin yaratıcısı ve Sultanı Allah.

kainatın sahibi / kâinatın sahibi

  • Evrenin ve herşeyin yaratıcısı ve sahibi Allah.

kàlu bela / kàlû belâ

  • Ruhların yaratıldıktan sonra Allah'ın "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" sorusuna verdikleri "Evet, Rabbimizsin" cevabı.

kanun-u kayyumiyet / kanun-u kayyûmiyet

  • Allah'ın yarattıklarının varlıklarını ayakta tutup devam ettirme kanunu.

kasıd

  • Sonsuz ilim, irade ve ihtiyarıyla her şeyi bir gaye için yaratan Allah.

kaza ve kader kalemi

  • Cenâb-ı Hakkın plân ve takdirlerini ve zamanı gelen takdirlerin yaratılma kaidelerini yazan kalem.

kaza-i muallak / kazâ-i muallak

  • Allahü teâlânın yaratılmasını şarta bağlı olarak takdîr ettiği ve şart meydana gelince yarattığı şeyler.

kaza-i mübrem / kazâ-i mübrem

  • Allahü teâlânın şarta bağlı olmaksızın yaratılmasını takdîr ettiği, yaratılması muhakkak olan şeyler.

kes-i bikesan / kes-i bîkesan

  • Kimsesizlerin yardımcısı.

kısas

  • Öldürmenin öldürme, yaralamanın yaralama ile cezalandırılması: Göze göz, dişe diş gibi.

kudret eli

  • Güç ve iktidarı bütün varlığı kuşatan Allah'ın yardımı.

kudret-i fatıra / kudret-i fâtıra

  • Herşeyin yaratıcısı olan Allah'ın kudreti.

kün emri

  • Allahü teâlânın yaratmayı dilediği şeylere "Ol!" emri.

kunut duası / kunût duâsı

  • İtâat etme, ibâdet. Hanefî mezhebinde, vitir namazının üçüncü rek'atinde zamm-ı sûre okunduktan sonra; Şafiî mezhebinde, sabah namazının farzının ikinci rek'atinde rükûdan kalktıktan sonra ve Ramazân-ı şerîf ayının yarısından sonra vitir namazının üç üncü rek'atinde rükûdan kalktıktan sonra okunan d

kur'an

  • Allah (C.C.) tarafından Hz. Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâma Cebrâil Aleyhisselâm vâsıtası ile (yâni vahiyle) gönderilen ve beşeriyetin bütün saadet düsturlarını hâvi en mukaddes ve en son kitâb-ı semâvidir. Din ve dünyanın nizâmını en iyi şekilde bildirir, kâinatın neden ve niçin yaratıldığ

kürsi / kürsî

  • Allahü teâlânın azameti, kudreti ve büyüklüğünü gösteren ve Arşın altında olduğu bildirilen Allahü teâlânın yarattığı en büyük varlıklardan biri.

kuvve-i kudsiye

  • Evliyâ kuvveti. Cenab-ı Hakk'ın yardımına mazhar olan kuvvet. Hakaik-ı imâniye ve Kur'aniyeyi gayet ince ve derin bir firaset ve dirayetle anlayabilme kuvveti.

leyle-i nısf-ı regaib

  • Regaib Gecesinin yarısı.

mahlukat / mahlûkât

  • (Tekili: Mahluk) Yaratılmışlar. Mahluklar. Allah'ın yarattığı şeyler.
  • Yaratılanlar, Allahü teâlânın yarattığı şeyler.

mahlukat-ı ilahiye / mahlûkat-ı ilâhiye

  • Allah'ın yaratıkları.

makine-i ilahiye / makine-i ilâhiye

  • İlâhî makine; Allah'ın yarattığı ve bir makineyi andıran insan bedeni.

mansur / منصور

  • Tanrı'nın yardımıyla zafer kazanan. (Arapça)

masiva-yı ilahiye / mâsivâ-yı ilâhiye

  • Cenâb-ı Hakkın yaratıkları Varlıklar.

masivaullah / mâsivâullah

  • Allahın yarattıkları.

maslahat-ı beşer

  • İnsanlığın yararı.

maslahat-ı beşeriye

  • İnsanlığın yararı.

maslahat-ı islamiye / maslahat-ı islâmiye

  • İslâmiyetin yararı.

mebde' ve mead / mebde' ve meâd

  • Başlangıç ve sonuç, dünyâ ve âhiret; mahlûkların (yaratılmışların) nereden ve nasıl vücûda geldiği, onları kimin yarattığı, yaratılış hikmetleri, sonunda ne olacakları ve ölümden sonraki hâlleri.

medeni-i bittab'

  • Doğuştan, yaradılıştan huyları ile medeni oluş.
  • Cenab-ı Hakkın yaratması ile tab'an iyi huylu, kibar, faziletli kimse.

melkeme

  • El ile vurulan yerin yarası.

menafi-i beşeriye / menâfi-i beşeriye

  • İnsanlığın yararına olan şeyler.

menafi-i umumiye / menâfi-i umumiye

  • Genel yararlar, herkesin yararına olan şeyler.

menfaat-i ibadullah / menfaat-i ibâdullah

  • Allah'ın kullarının yararı.

menfaat-i insaniye

  • İnsanlığın yarar ve çıkarı.

menfaat-i umumiye

  • Herkesin yararı, umumun menfaati.

mensaf

  • (Çoğulu: Menâsıf) Her şeyin yarısı.

mescid-i rahmani / mescid-i rahmânî

  • Çok merhametli olan Allah'ın yarattığı mescid.

mevlel-muvalat / mevlel-muvâlât

  • Bir zımmînin yâni gayr-i müslim (müslüman olmayan vatandaşın) veya harbî yâni vatandaş olmayan pasaportlu bir kâfirin bir müslümanın yardımı ile îmâna gelerek, bu müslümanı velî kabûl edip ona; "Sen benim mevlâmsın (velîmsin), şâyet ben bir cinâyet(suç) işlersem diyetini (borcunu) sen ver, ben ölünc

mihraf

  • Hekimin yarayı muâyene ettiği âlet.

mizac / mizâc

  • Huy, tabîat, bir kimsenin yaratılıştan gelen özelliklerinin hepsi.

mu'tezile

  • Aklı ön plâna alan ve "kul kendi fiillerinin yaratıcısıdır" diyerek, ehl-i sünnetten ayrılan fırka. Bunlara kaderiyeciler de denir, önderleri Vâsıl b. Ata'dır.

muavenet-i peygamberi / muavenet-i peygamberî

  • Hz. Peygamber'in yardımı.

mugis / mugîs

  • Yardım dileyenler için yardıma yetişen Allah.

muhafaza-i ilahiye / muhafaza-i ilâhiye

  • İlâhî koruma; Allah'ın yardıma ve korunmaya muhtaç olan kullarını muhafaza etmesi, koruması.

muin-i zalim / muîn-i zâlim / مُع۪ينِ ظَالِمْ

  • Zalimin yardımcısı.

muin-i zalimin / muîn-i zâlimîn

  • Zâlimlerin yardımcısı.

muntasıf-ı sene

  • Yılın ortası. Senenin yarısı.

müracaha

  • (İyilikte) Üstün gelmek için yarışma.

murad / murâd

  • İstenilen; arzû edilen şey.
  • Tasavvuf yolunda bulunanlardan çalışmadan Allahü teâlânın yardım ve dilemesi ile yüksek makâmlara kavuşanlar. İctibâ (çekilenler, istenenler) yolunun sâlikleri, yolcuları.

müşavir

  • İstişare olunacak kimse, kendisine danışılan kişi.
  • İdare işlerinde yakın yardımcı memur.
  • Kovanlık üstünde yapılan örtünün direkleri.

müsebbibü'l-esbab

  • Sebeplerin yaratıcısı olan Allah.

müstainen

  • (Avn. dan) Birinin yardımına sığınarak, istiane ederek, yardım dileyerek.

müstebgi / müstebgî

  • Bir şeyin olması için yardımda bulunan.

mütesabık

  • Müsabaka eden. Birinden üstün gelmek için çalışan.
  • İleri geçmek için yarışmak, birisinden ileri geçmek.

mutezile

  • "Kul kendi fiilinin yaratıcısıdır" iddiasında olan ehl-i sünnet dışı bâtıl bir mezhep.

muvaffakiyet

  • (Çoğulu: Muvaffakiyât) (Vefk. den) Allah'ın yardımıyla başarı gösterme.
  • Ele geçirme, başarma.

nasfet

  • (Nasafet) İnsaf. Haklılık. Bir şeyin yarısını almak. Hakkaniyet. İnsanları, kanunların şümulüne girmeyen hakları te'min ve ifasına zorlayan fotri adâlet hissi.

nasrullah

  • Allah'ın yardımı.

neşş

  • Kaynamak, galeyan.
  • Her nesnenin yarısı.
  • Davarın tezce derisini yüzüp etinden ayırıp çıkarmak.
  • Yirmi dirhem.
  • Karıştırmak.

netice-i hilkat-i alem / netice-i hilkat-i âlem

  • Âlemin yaratılış gayesi.

netice-i hilkat-i insaniye

  • İnsanın yaratılış neticesi.

netice-i hilkat-i kainat / netice-i hilkat-i kâinat

  • Kâinatın yaratılışının neticesi.

netice-i hilkat-i semavat / netice-i hilkat-i semâvât

  • Göklerin yaratılış neticesi.

nevres

  • Su kuşlarından mavi renkli bir kuştur; başının yarısı siyah yarısı beyaz olur; güvercin büyüklüğündedir. Su üstüne yakın uçar ve balık gördüğü gibi kapar.

nısf-ı arz / نِصْفِ اَرْضْ

  • Dünyanın yarısı.

nısf-ı kutr

  • Dairenin merkezinden geçen ve onu iki eşit kısma ayıran doğru çizginin yarısı. Yarı çap.

nizam-ı hilkat-i alem / nizam-ı hilkat-i âlem

  • Kâinatın yaratılışındaki düzen.

nur-u muhammedi / nur-u muhammedî

  • Bütün varlıkların yaratılışının mayası, aslı, esası olan Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (a.s.m.) nuru.

nusret / نصرت

  • Zafer için yardım.
  • (Nusrat) Yardım. Cenab-ı Hakkın yardımı, hususen ruhani muavenet. Zafer, galebe, fetih, üstünlük, başarı, düşmana gâlib olmak.
  • Cenâb-ı Hakkın yardımı, zafer, fetih.
  • Tanrı'nın yardımı. (Arapça)
  • Üstünlük. (Arapça)

nusret-i ilahi / nusret-i ilâhî

  • Allahü teâlânın yardımı, imdâd-ı ilâhî, ilâhî yardım.

rahmanane / rahmânâne

  • Allah'ın yarattığı varlıkları esirgeyip koruyarak, rahmetiyle muamele etmesi ve şefkatle idare etmesi.

rahmet-i hassa / rahmet-i hâssa

  • Allah'ın yarattığı varlıklara karşı gösterdiği özel şefkati.

ratık

  • Bir şeyin yarığını bitiştiren, yırtığını kavuşturup birleştiren.

rebaz

  • Şehrin yarısı ve etrafı.
  • Her nesnenin eğlenecek ve duracak yeri.
  • Koyun ağılı.
  • "Göden bağırsak" denilen büyük bağırsak.

remz-i hikmet-i kainat / remz-i hikmet-i kâinât / رَمْزِ حِكْمَتِ كَائِنَاتْ

  • Kâinatın yaratılışındaki gayenin ince işareti.

sadakat / sadâkat

  • Dostluk; bir kimseye Allahü teâlâ için kalbden bağlılık; doğruluk. İnsana sadâkat yaraşır görse de ikrâh, Doğruların yardımcısıdır hazret-i Allah.

şah-ı levlak / şâh-ı levlâk

  • Yaratılanların şahı, kainatın yaratılış sebebi Hz. Muhammed (a.s.m.).

sahib-i kainat / sahib-i kâinat

  • Evrenin ve herşeyin yaratıcısı ve sahibi Allah.

saime / sâime

  • Senenin yarısından fazla, meralarda, kırlarda sırf sütleri alınmak veya üreme ve beslenmeleri için otlatılan (koyun, keçi, sığır, manda, at ve deve cinsinden olan), ehlî hayvanlar.

şakik

  • İkiye bölünmüş bir şeyin yarısı.
  • Öz kardeş.
  • İkiye bölünmüş bir şeyin yarısı.
  • Ana baba bir erkek kardeş.

şakile

  • Yol. Tarik. Meslek.
  • Yaradılış. Tıynet. Seciye. Mizac. Bir kimsenin yaratılışının temel hususiyeti.

şakk-ı kamer

  • Ayın yarılması, Peygamber efendimiz Muhammed aleyhisselâmın ayı ikiye ayırması mûcizesi.

sebeb-i hilkat-ı alem / sebeb-i hilkat-ı âlem

  • Âlemin yaratılış nedeni; Hz. Peygamber Efendimiz (a.s.m.).

sebeb-i hilkat-i alem / sebeb-i hilkat-i âlem / سَبَبِ خِلْقَتِ عَالَمْ

  • Âlemin yaratılış nedeni.
  • Âlemin yaratılış sebebi.

sebeb-i hilkat-i eflak / sebeb-i hilkat-i eflâk / سَبَبِ خِلْقَتِ اَفْلاَكْ

  • Âlemlerin yaratılmasına sebep olan.
  • Âlemlerin yaratılış sebebi.

sebeb-i hilkat-i insan

  • İnsanın yaratılış sebebi.

sebeb-i hilkat-i kainat / sebeb-i hilkat-i kâinat

  • Evrenin yaratılış sebebi.

şefi'

  • Şefaatçı. Suçların affı için yardım eden.

selik

  • Arpa, buğday ve bunlara benzer hububatın yarması.

semavat ve arzın halıkı / semâvât ve arzın hâlıkı

  • Yer ve göklerin yaratıcısı olan Allah.

sered

  • Dudağın yarılması.

şeres

  • Elin yarılması.
  • Kaba ve galiz olmak.

şeriat-ı fıtriye

  • Allah'ın yaratılışa koyduğu, bütün varlıkların bağlı olduğu anayasa, kanunlar mecmuası.

şeriat-i fıtriye

  • Allah'ın yaratılışa koyduğu, bütün varlıkların fiillerini düzen altına alan kanunlar.

şeriat-i fıtriye-i kübra / şeriat-i fıtriye-i kübrâ

  • Allah'ın yaratılışa koyduğu, bütün varlıkların tabi olduğu büyük kanun.

şeriat-ı fıtriyye-i ilahiye / şeriat-ı fıtriyye-i ilâhiye

  • Allah'ın yaratılışa koyduğu, bütün varlıkların tabi olduğu İlâhi kanunlar.

şeriat-ı hilkat

  • Yaratılış kanunu, Allah'ın yaratılışa koyduğu, bütün varlıkların tabi olduğu kanunlar.

sevk-i fıtri / sevk-i fıtrî

  • Allah'ın yaratılışta koyduğu fitrî meyil ve sevk, yönlendirme.

şeza'

  • Sinirin yarılması.

sibar

  • Cerrahların yara yokladıkları mil.

silsile-i hilkat-i kainat / silsile-i hilkat-i kâinat

  • Kâinatın yaratılış devreleri.

sırr-ı hilkat-i alem / sırr-ı hilkat-i âlem

  • Âlemin yaratılış sırrı.

sofestai / sofestaî

  • (Sevfestâi) Kâinatın yaratıcısını, Cenab-ı Hakkı kabul etmemek için herşeyi inkâr eden. Müsbet veya menfi hiç bir hükme varmayan, daima şüphe içinde kalmayı esas alan felsefi bir doktrinin (Septisizm) mensubu. Septik. Alemde hakikat namına hiç bir şey tanımayan ve hakikatı araştırmaktan sarf-ı nazar

sofestailer / sofestâîler

  • Kâinatın yaratıcısını kabul etmemek için herşeyi, hatta kendilerini dahi inkâr edenler.

sofra-i erzak-ı umumiye

  • Herkesin yararlandığı rızık sofrası.

sofra-i rızk-ı umumi / sofra-i rızk-ı umumî

  • Herkesin yararlandığı rızık sofrası.

sünuhat-ı kalbiye

  • Allah'ın yardımıyla kalbe gelen mânâlar.

taakkul

  • Hatırlama. Zihin yararak anlama. Akıl erdirme. Hatıra getirme.

tabayi'-i ziruh

  • Ruhlu mahlukatın yaratılışları.

taife-i mahlukullah / tâife-i mahlûkullah

  • Allah'ın yarattığı taife, grup.

tayy-ı mekan / tayy-ı mekân

  • Mekânı atlama; Allah'ın yardımıyla uzun bir mesafeyi kısa bir zamanda aşmak, kat'etmek.

tebarüz-ü uluhiyet / tebarüz-ü ulûhiyet

  • Allah'ın yaratıcılık ve herşeye hâkimiyetinin kendisini göstermesi.

tecelliyat-ı icadiye / tecelliyât-ı icadiye

  • Allah'ın yarattığı eserler, icad görüntüleri.

tekvin-i alem / tekvin-i âlem

  • Âlemin yaratılması, var edilmesi.

tevfik-i hüda / tevfîk-i hüdâ

  • Allah'ın yardımı.

tevfik-i ilahi / tevfik-i ilâhî

  • Allah'ın yardımı.

tevfik-i ilahiye / tevfik-i ilâhiye

  • Allah'ın yardımı.

tevfik-i rabbani / tevfik-i rabbânî

  • Her şeyin Rabbi olan Allah'ın yardımı, muvaffak kılması.

tevfikat-ı samedani / tevfikat-ı samedanî

  • Hiçbir şeye muhtaç olmayan, ama herşey Kendisine muhtaç olan Allah'ın yardımları, muvaffakiyet bahşetmesi.

ukul-ü aşere / ukûl-ü aşere

  • Bazı eski felsefecilere göre kâinatı idare eden on akıl; birincisi Allah'ın yarattığı akıl, diğerleri de ondan türemiş akıllar.
  • Bazı eski felsefecilere göre kâinatı idare eden on akıl (Onlara göre birinci akıl Allah'ın yarattığı akıldır, diğerleri ise, her biri, sırasıyla bir sonrasını türetmiştir.).

ulum-i ibtidaiyye / ulûm-i ibtidâiyye

  • Âlet ilimleri; ana ilimleri öğrenmek için yardımcı olan sarf, nahiv, belâgat, mantık vs. gibi ilimler.

vesayet

  • Bir başkasının yardımı ve koruması altında bulunma.

vesile-i dünya

  • Dünyanın yaratılış vesilesi.

vücud-u eşya

  • Varlıkların yaratılması, herşeyin var edilmesi.

yaver / yâver / يَاوَرْ

  • En yakın yardımcı.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın