LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te im kelimesini içeren 359 kelime bulundu...

abd-i mü'min / عَبْدِ مُؤْمِنْ

  • İman etmiş kul.
  • Îmân eden kul.

acaib-i imkanat / acaib-i imkânât

  • İmkân dairesindeki şaşırtıcı eserler.

adem-i iman

  • İmansızlık, iman etmeme.

adem-i imkan / adem-i imkân

  • İmkânsızlık. Mümkün olmayış.

adim-ül imkan / adîm-ül imkân

  • İmkânsız. Olamaz.

adimülimkan / adîmülimkân / عدیم الامكان

  • İmkânsız. (Arapça)

ahkam-ı imaniye / ahkâm-ı imaniye

  • İman esasları.

akaid ilmi / akâid ilmi

  • Îmân esaslarını anlatan ilim dalı.

akaid-i imaniye / akaid-i imâniye

  • İman esasları.

akaidi / akaidî

  • Îmanla ilgili.

akide

  • Îman, inanma.

al-i imran / âl-i imrân

  • İmran soyundan gelenler. (İmran ikidir. Birisi: Hz. Musa ve Harun'un (A.S.) babaları olan İmran ibn-i Yashür ibn-i Lâvi ibn-i Yakub ibn-i İshak ibn-i İbrahim'dir (A.S.) İkincisi: Hz. Meryemin babası olan İmran ibn-i Metan ki, bu da Süleyman ibn-i Dâvud ibn-i İşa neslinden, bunlar da Yahuda ibn-i Yak
  • İmrân âilesi. Süleymân aleyhisselâmın evlâdından İmrân bin Mâsân'ın kendisi veya onun kızı hazret-i Meryem ile oğlu hazret-i Îsâ. Âl-i İmrân'ın, Yâkûb aleyhisselâmın evlâdından İmrân binYeshâr'ın kendisi veya oğulları Mûsâ ile Hârûn aleyhisselâmın ol duğu da bildirilmiştir.

alaim-i iman / alâim-i iman

  • İman alâmetleri, belirtileri.

aman

  • İmdat, yardım isteği.

amenna / âmennâ / آمَنَّا

  • Îmân ettik.

amentü / âmentü

  • Îman esasları.

an-il iman

  • İmandan.

ashab-ı keşif

  • İmanın hakikatlerine ve sırlarına, mânevi terakki ile ulaşan kimseler.

aşk-ı imani ve ilmi / aşk-ı imanî ve ilmî

  • İmandan ve ilimden gelen öğrenme aşkı.

asr-ı evvel

  • İmâmeyn'e (İmâm-ı Ebû Yûsuf ve İmâm-ı Muhammed'e) göre ikindi vaktinin başlama zamânı.

asr-ı sani / asr-ı sânî

  • İmâm-ı a'zam'a göre ikindi namazının başlama zamânı.

avam-ı ehl-i iman / avâm-ı ehl-i iman

  • İman sahiplerinin avam tabakası.

ayat-ı imaniye / âyât-ı imaniye

  • İmandan bahseden âyetler.

barika-i iman

  • İman parıltısı, şimşeği.

bekçi-i iman

  • İman bekçisi.

bi'l-farzı'l-muhal

  • İmkansız olan bir şeyin olduğunu varsayarak.

bil'iman / bil'îmân / بِالْا۪يمَانْ

  • İman ile, inanarak.
  • Îmânla.

biliman / bilîman

  • Îman ile.

burak / burâk

  • İman ehlini Sırat köprüsünden geçirecek olan binek, âhiret bineği.

cereyan-ı imani / cereyan-ı imanî

  • İmanî cereyan, akım.

cesaret-i imaniye

  • İmandan kaynaklanan cesaret.

cevher-i iman

  • İman cevherî, iman hakikati.

cevher-i imani / cevher-i imanî

  • İmana ait öz, cevher, iman hakikati.

cumhur-u mü'minin / cumhur-u mü'minîn

  • İmanlılar sınıfı.

cünnetü'l-esma / cünnetü'l-esmâ

  • İmâm-ı Gazalî'nin bir eseri.

cüz-ü hakikat-ı imaniye

  • İman hakikatinin bir parçası, iman esaslarının biri.

dadres / dâdres / دادرس

  • İmdada koşan. (Farsça)

dar-ı imtihan / dâr-ı imtihan / dâr-ı imtihân / دَارِ اِمْتِحَانْ

  • İmtihan yeri.
  • İmtihân yeri.

dar-ı teklif / dâr-ı teklif

  • İmtihan yeri, dünya.

delil-i iman

  • İmanın delili.

delil-i imkani / delil-i imkâni / delil-i imkânî

  • İmkâna âit olan delil.
  • İmkân delili; sayısız ihtimaller, seçenekler arasından yaratılan varlıkların, o seçenekleri tercih eden bir yaratıcıya delâlet etmesi.

derecat-ı imaniye / derecât-ı imaniye

  • Îmanın dereceleri.

derece-i iman

  • İman derecesi.

derece-i şuhud

  • İmanı ve mânevi hakikatları, mânevi terakki yoluyla görmek seviyesinde olan iman mertebesi.

ders-i iman

  • İman dersi.

ders-i imani / ders-i imanî

  • İman dersi.

ders-i imani ve kur'ani / ders-i imanî ve kur'ânî

  • İman ve Kur'ân'la ilgili ders.

ders-i imaniye / ders-i imanîye

  • İman dersi.

derya-yı iman

  • İman deryası, denizi.

dest-güzar

  • İmdada yetişen, yardım eden, yardımcı. (Farsça)

deva-i imani / devâ-i imanî

  • İman devası, çaresi.

ebiye

  • İmtinâ edici, çekinen kadın.

edebü'd-din ve'd-dünya

  • İmam Maverdi'nin eseri.

ehl-i hak

  • İmân, İslâmiyet ve Hak yolunda olan. Hak mezhebde olan. Hakka, hakikata vâsıl olmuş olan. (Farsça)

ehl-i iman / ehl-i îman / اهل ایمان / ehl-i îmân / اَهْلِ ا۪يمَانْ

  • İman ehli.
  • İman edenler, inananlar.
  • Îmân edenler.

ehl-i iman ve taat

  • İman eden ve dinin emirlerine uyanlar.

ehl-i zevk ve keşif

  • İman hakikatleri kendilerine açılan ve bu hakikatlerin zevkine erişen kimseler.

ehl-i zevk ve şevk

  • İman hakikatlerinin zevkine erişen ve bu sayede şevki artanlar.

ehlihidayet / ehlihidâyet

  • Îman yoluna erenler, müminler.

ehliiman / ehliîman

  • Îmanlılar.

eimme / ائمه

  • İmamlar, öncüler.
  • İmamlar.
  • İmamlar.
  • İmamlar, önderler. (Arapça)

el-aman / el-amân

  • İmdat.

elhamdü lillahi ala ni'meti'l-iman / elhamdü lillâhi alâ ni'meti'l-iman

  • İman nimetinden dolayı Allah'a hamdolsun.

elhamdü lillahi ala nuri'l-iman / elhamdü lillâhi alâ nûri'l-îmân

  • İman nurunu nasip eden Allah'a hamd olsun.

emr-i küfri / emr-i küfrî

  • İmansızlığa ait bir iş ve bir husus.

enbik / enbîk / انبيق

  • İmbik. (Arapça)

envar-ı iman / envâr-ı iman

  • İman nurları.

envar-ı imaniye / envâr-ı imaniye

  • İman nurları, aydınlıkları.

erbab-ı iman

  • İman sahipleri.

erkan-ı iman / erkân-ı iman

  • İman esasları.

erkan-ı imaniye / erkân-ı îmâniye

  • İmanın rükünleri, şartları.

erkan-ı sitte-i iman / erkân-ı sitte-i iman / erkân-ı sitte-i îmân / اَرْكَانِ سِتَّۀِ اِيمَانِيَه

  • İmanın altı şartı.
  • Îmânın altı şartı.

erkan-ı sitte-i imaniye / erkân-ı sitte-i imaniye

  • İmanın altı şartı.

esas-ı akaid

  • İman esası.

esasat-ı imaniye / esâsât-ı imâniye

  • İmanın esasları.

esasat-ı imaniye ve kur'aniye / esâsât-ı imaniye ve kur'âniye

  • İmanın ve Kur'ân'ın esasları, şartları.

ezvak-ı imaniye / ezvâk-ı imaniye

  • İmanın verdiği zevk ve mânevî lezzetler.

farzımuhal / farzımuhâl

  • İmkânsızı bir an mümkün sayma.

fazilet-i imaniye

  • İmanın kazandırdığı üstünlük.

feryadres / feryâdres / فریادرس

  • İmdada koşan. (Farsça)

feyz-i iman / feyz-i îmân / فَيِضِ اِيمَانْ

  • İmanın bereketi, bolluğu.
  • Îmânın ma'nevî zevk ve bereketi.

feyz-i imani / feyz-i imanî

  • İmanın bereketi.

fıkdan-ı imkan / fıkdan-ı imkân

  • İmkân azlığı, imkânsızlık.

fizar-ı istimdatkarane / fîzar-ı istimdatkârâne

  • İmdat ve yardım isteyen bir edâ ile inleme.

gavs / غَوْثْ

  • İmdada yetişen.

gavsiyet / غَوْثِيَتْ

  • İmdad eden büyük veli makamı.

gayr-ı mümkün

  • İmkansız.

gıbta / غبطه / غِبْطَه

  • İmrenme. Aynı iyi hâli isteme. Şiddetle başkasının güzel bir halinin kendisinde de olmasını arzu etme.
  • İmrenmek. Kişinin, başkasında bulunan iyi bir şeyin ondan gitmesini istemeyip, benzerinin kendisinde de bulunmasını istemesi.
  • İmrenme.
  • İmrenme. (Arapça)
  • İmrenme.

gıbta-keş

  • İmrenen, gıpta eden. (Farsça)

gıbta-resa / gıbta-resâ

  • İmrendirici, gıpta ettirici. (Farsça)

gıpta

  • İmrenme.

gıptakarane / gıptakârâne

  • İmrenircesine.
  • İmrendirici bir şekilde.

hadim-i iman / hâdim-i iman / خَادِمِ ا۪يمَانْ

  • İman hizmetkarı.

hads-i imani / hads-i imanî

  • İmandan kaynaklanan güçlü sezgi.

hakaik-i aliye-i imaniye / hakaik-i âliye-i imaniye

  • İmanın yüce hakikatleri, esasları.

hakaik-i erkan-ı imaniye / hakaik-i erkân-ı imaniye

  • İman esaslarının hakikatleri.

hakaik-ı esasiye-i imaniye ve kur'aniye / hakâik-ı esâsiye-i imâniye ve kur'âniye

  • İmanın ve Kur'ân'ın temel gerçekleri.

hakaik-i iman

  • İman hakikatleri, esasları.

hakaik-ı imaniye

  • İman hakikatleri, esasları.

hakàik-ı imaniye / hakàik-ı îmâniye

  • İman hakikatleri.

hakaik-i imaniye / hakaik-i imâniye

  • İman hakikatleri, esasları.

hakaik-i imaniye ve islamiye / hakaik-i imaniye ve islâmiye

  • İman ve İslâm hakikatleri, gerçekleri.

hakaik-i imaniye-i kur'aniye / hakaik-i imaniye-i kur'âniye

  • İman ve Kur'ân hakikatleri, esasları.

hakaik-i imaniyenin tercümanı

  • İman hakikatlerinin tercümanı.

hakaik-i kudsiye-i imaniye

  • İmanın kutsal hakikatleri, esasları.

hakikat-i iman

  • İman gerçeği.

hakikat-i iman ve islam / hakikat-i iman ve islâm

  • İman ve İslâm gerçeği ve onların aslı, özü.

hakikat-ı imaniye

  • İman hakikatı, gerçeği.

hakikat-i imaniye

  • İman hakikatı, gerçeği.

hakikat-i kıble-i iman

  • İman hakikatlerinin toplandığı yer.

hakikatler

  • İmanî gerçekler.

halaskar-ı iman / halâskâr-ı iman

  • İman kurtarıcı, imanın kurtulmasına vesile olan.

half-ı imam / half-ı imâm

  • İmâmın ardı, arkası.

harika / hârika

  • İmkânların üstünde olan şey, hayret uyandıran, hayranlık vren. Büyük ve görülmedik eser. Görülmedik derecede kıymetli.

hatırat-ı imaniye

  • İmanî meselelerle ilgili hatıralar; hatıra gelen ve kaleme alınan meseleler.

hayal-i muhal

  • İmkânsız hayal.

hayat-ı imaniye

  • İman hayatı.

hend

  • İmsak etmek.

hidayet serdarı / hidâyet serdarı

  • İman ve Kur'ân hakikatlerini açıklayarak doğru ve hak yolu gösteren komutan.

hidemat-ı imaniye

  • İman hizmetleri.
  • İmâni hizmetler. (Kur'an-ı Kerim'i ve mânâsını öğrenmeğe vesile olmak; imâni şüphelerin giderilmesine çalışmak; İslâmiyetin, hak din olduğunu isbat etmek veya isbâta vesile olmak gibi.) Görülen hizmetler. Eşyanın ve mahlukatın lisan-ı hâl ile esmâ-i İlâhiyeye ait yaptıkları tesbih ve ibadetleri.

hikmet-i iman

  • İman etmenin ardındaki hikmet, gaye.

hikmet-i imaniye

  • İmana dayalı hikmet ilmi.

hilaf-ı iman / hilâf-ı iman

  • İmana zıt, aykırı.

hissiyat-ı imaniye

  • İmanî hisler, imanın etkisinde olan duygular.

hizmet-i iman

  • İman hizmeti.

hizmet-i iman ve kur'an / hizmet-i iman ve kur'ân

  • İman ve Kur'ân hizmeti.

hizmet-i imaniye / hizmet-i imâniye

  • İmana ait hizmet. İman ve Kur'an hakikatlarının mukni ve ilmi delillerle anlaşılmasına hizmet etmek; neşrinde, tebliğinde çalışmak.
  • İman hizmeti.

hizmet-i imaniye ve kur'aniye / hizmet-i imanîye ve kur'ânîye

  • İman ve Kur'ân ile ilgili hizmet.

hizmet-i kur'aniye ve imaniye / hizmet-i kur'ânîye ve imaniye

  • İman ve Kur'ân hizmeti.

hüccet-i imaniye / hüccet-i imâniye

  • İman delili.

hüccetü'l-islam / hüccetü'l-islâm

  • İmam Gazali'nin lakabı.

hükm-ü imani / hükm-ü imanî

  • İmanî hüküm.

huzur-u iman

  • İmanın verdiği huzur.

i'tikadda mezheb / i'tikâdda mezheb

  • Îmân edilecek, inanılacak husûslarda tâbi olunan, uyulan yol.

ibadet-i imaniye

  • İman ibadeti.

icmali iman / icmalî iman

  • İman esaslarını kısaca bilmek. Allah'a ve Peygamberine imân ettiğini söylemek ve tasdik etmek.

igase / igâse

  • İmdada yetişmek, yardım etmek.
  • İmdada yetişmek, yardım etmek.

ihda / ihdâ

  • Îman yolunu gösterme, hediye etme.

ıhtibar

  • İmtihan ve tecrübe etmek.

ihtida / ihtidâ

  • Îman yoluna girme.

ikamet / ikâmet

  • İmamlık, halifelik, önderlik.

iktidar-ı imani / iktidar-ı imanî

  • İmandaki iktidar ve güç.

ilm-i iman

  • İman ilmi.

ilm-i imani / ilm-i imanî

  • İmana ait ilim.

ilm-i kelam / ilm-i kelâm

  • İman hakikatlerini ispat eden ve açıklayan bilim dalı.

ilmi kelam / ilmi kelâm / عِلْمِ كَلاَمْ

  • İman esaslarını isbat eden kelâm ilmi.

ilmihal / ilmihâl

  • İman esaslarıyla, namaz, abdest gibi amel ile ilgili meseleleri halkın seviyesinde anlatan kitap.

imaen / îmâen

  • İma ederek.

imai / îmâî

  • İma şeklinde.

imam hatip mektebi

  • İmam ve hatip olarak din görevlisi yetiştirmek üzere kurulan okul.

imamet / imâmet / اِمَامَتْ

  • İmamlık.
  • İmamlık, önderlik.
  • İmâmlık, reislik, başkanlık, rehberlik.
  • İmamlık.

imamzade

  • İmam oğlu. Babası imam veya imam ünvanını hâiz olan adam.

iman akideleri

  • İman esasları.

iman hizmeti

  • İman hakikatlerini yayma hizmeti.

iman rüknü

  • İman esası.

iman-ı tafsili / îmân-ı tafsîlî

  • Îmân edilecek şeyleri ayrı ayrı öğrenerek, bilerek îmân.

iman-ı tahkiki / iman-ı tahkikî

  • İmana aid bütün mes'eleleri yakînî surette tedkik ile bilmek ve yaşamak ve tahkikî iman derslerini veren ve taklidî imanı tahkike tebdil eden eserleri sadakatla okumak neticesinde hâsıl olan sağlam, sarsılmaz iman. (Mü'minin kalbi tasdik nuru ile o derece münevver olmasıdır ki, o nur bütün letaif-i

iman-perver

  • İmana düşkün.

imani / imânî / îmânî

  • İmanla ilgili, imana dair.
  • Îmanla ilgili.

imanın bu sırr-ı hakikati

  • İmanın bu gerçek esprisi, realitesi.

imanperver / îmânperver

  • Îmanı seven.

imarat / îmarât

  • İmarlar, yapmalar, onarmalar.

imarkarane / imarkârâne / îmarkârâne

  • İmar edici olarak, tamir edici olarak.
  • İmar edercesine.

imdad / imdâd

  • İmdat, yardım.

imkan harici / imkân harici

  • İmkânsız, imkândışı.

imkan haricinde / imkân haricinde

  • İmkânsız.

imkanat / imkânât

  • İmkânlar, ihtimaller, olasılıklar.
  • İmkânlar, olabilmeler.

imtihanat

  • İmtihanlar.

imtina / imtinâ / امتناع

  • İmkansızlık.
  • İmkansızlık, çekinme.

imtina ve muhal / imtinâ ve muhal

  • İmkânsız olma ve akla aykırı olma.

imtina' / imtinâ' / اِمْتِنَاعْ

  • İmkânsız olma, çekinme.

inbik

  • İmbik, süzme âleti.

inkişaf-ı hakaik-i imaniye

  • İman hakikatlerinin inkişafı, gelişmesi.

inkişaf-ı iman

  • İmanın gelişmesi, açığa çıkması.

inkişafat-ı imaniye

  • İman hakikatlerinin açılması, açığa çıkması.

insan-ı mü'min

  • İmanlı insan.

intisab-ı imani / intisab-ı imanî

  • İman ederek Allah'a bağlanma.

itikadat-ı imaniye / itikadât-ı imaniye

  • İmanla bağlantılı inanışlar.

izzet ve şehamet-i imaniye

  • İmanla elde edilen izzet ve şehamet (İzzet.

izzet-i iman / izzet-i îmân / عِزَّتِ اِيمَانْ

  • İmanın izzet ve şerefi.
  • Îmandan gelen yüksek değer, şeref.

izzet-i imaniye

  • İmanın gerektirdiği vakar ve izzetli davranış.

kabr azabı / kabr azâbı

  • Îmânsız ölenin ve günahkâr müslümanın kabre konulduktan sonra çektiği, nasıl olduğunu bilemediğimiz azâb, cezâ.

kafir / kâfir / كَافِرْ

  • Îmansız.
  • Îman esaslarına inanmayan.

kanaat-ı imaniye

  • İmanî düşünce, fikir, imanın vermiş olduğu kanaat.

kanaat-i imaniye

  • İmanî kanaat, iman bakımından tatmin olma.

kavaid-i imaniye / kavâid-i imanîye

  • İmanın kaideleri, rükûn ve şartları.

kavl-i kadim / kavl-i kadîm

  • İmâm-ı Şâfiî'nin Bağdâd'daki ilk ictihâdlarına (Kur'ân-ı kerîm ve hadîs-i şerîflerden çıkardığı hükümlere) verilen ad. Bunlara onun mezheb-i kadîmi de denir. İmâm-ı Şâfiî, kavl-i kâdimini el-Hucce adlı eserinde topladı. Mısır'a yerleşince, muhîtin (y örenin) örf ve âdetlerini de nazar-ı îtibâra (dik

kelimat-ı imaniye

  • İmana ait kelimeler.

kitab-ı yavakit / kitab-ı yavâkit

  • İmâm-ı Şa'rânî'nin eseridir. Kitabın tam adı el-Yevakit ve'l-Cevahir fî Beyani Akaidi'l-Ekâbir'dir.

küfr

  • Îmansızlık.

küfran / küfrân

  • Îmansızlık, nankörlük.

küfür / كفر

  • Îmansızlık.
  • İmansızlık.

kutb-u iman

  • İmanın kutbu.

kutb-u imani / kutb-u imanî

  • İmanın kutbu, esası.

kütüb-ü imaniye ve islamiye / kütüb-ü imaniye ve islâmiye

  • İman hakikatlerini ve İslâmın temel özelliklerini anlatan kitaplar.

kütüb-ü kelamiye / kütüb-ü kelâmiye

  • İman hakikatlerini ispat eden ve açıklayan ilim dalına ait kitaplar.

kuvve-i iman

  • İman gücü.

kuvve-i imaniye

  • İman gücü; iman duygusu.

kuvve-i maneviye-i imaniye / kuvve-i mâneviye-i imaniye

  • İmanın mânevî kuvveti.

kuvvet ve vüs'at-i iman

  • İmanın kuvveti ve genişliği.

kuvvet-i iman

  • İman gücü.

kuvvet-i imaniye

  • İman gücü.

lezaiz-i imaniye

  • İmandan gelen lezzetler.

lezzet-i hizmet-i imaniye

  • İman hizmetindeki lezzet.

lezzet-i iman

  • İmandaki lezzet.

ma'mulat / ma'mulât

  • İmal edilmiş, yapılmış şeyler. Makine veya elle işlenmiş eşya.

ma-i mukattar / mâ-i mukattar

  • İmbikten geçirilmiş, damıtılmış saf su.

maden-i iman / mâden-i iman

  • İmanın, inancın kaynağı.

magabıt

  • İmrenilme. Gıpta edilme.

mahall-i iman

  • İmanın yeri.

makes-i nur-u iman / mâkes-i nur-u iman

  • İman nurunun yansıdığı yer.

mamul / mâmul

  • İmal edilmiş, yapılmış.

mamulat / mamûlat / معمولات

  • İmal edilenler. (Arapça)

mamur

  • İmar edilmiş, şenlendirilmiş.

marifet-i imaniye / mârifet-i imaniye

  • İmanî bilgi.

me'mum

  • İmama uyan kimse. İlerdekine uyan.

meclis-i imtihan

  • İmtihan meclisi, dünya.

mekteb-i imani / mekteb-i imanî

  • İman ilimlerini öğreten mektep.

mektubat / mektûbât

  • İmam-ı Rabbânî'nin yazdığı bir eser.

menba-ı feyz-i iman

  • İman feyzinin, bereketinin kaynağı.

meratib-i iman / merâtib-i iman

  • İman mertebeleri.

meratib-i imaniye / merâtib-i imaniye

  • İman mertebeleri, dereceleri.

mertebe-i iman

  • İman mertebesi, derecesi.

mertebe-i iman ve ahlak ve fazilet / mertebe-i iman ve ahlâk ve fazilet

  • İman, ahlâk ve fazilet mertebesi.

mertebe-i imaniye

  • İman mertebesi, derecesi.

meş'ale-i iman

  • İman meş'alesi.

mes'udane

  • İman ehline, bahtiyar olana yakışır halde. Saadetlice. Cenab-ı Hakk'ın emrine, rızasına uygun şekilde. Sevinçli ve ferahlıkla. (Farsça)

mesail-i imaniye / mesâil-i imâniye

  • İmanî mes'eleler.
  • İmanla ilgili meseleler.

mesele-i imaniye

  • İmana dair mesele.

mesele-i imaniye ve kur'aniye / mesele-i imâniye ve kur'âniye

  • İmanla ve Kur'ân'la ilgili mesele.

mesele-i sırr-ı iman

  • İmanın ince meselesi.

meslek-i imaniye

  • İman yolu.

meydan-ı imtihan

  • İmtihan meydanı.

meydan-ı iptila / meydan-ı iptilâ

  • İmtihan meydanı.

meyve-i imaniye

  • İmanın meyvesi.

mezheb-i azami / mezheb-i âzamî

  • İmam-ı Âzamın kurucusu olduğu Hanefi Mezhebi.

mi'mar

  • İmar eden. Hüner sâhibi. İnşaat plânlarını yapan ve bunların kurulmasına bakan san'atkâr. Binâ inşa eden mühendis.

mihrab / mihrâb

  • İmamın namaz kıldırdığı yer.

mirac-ı iman / mirâc-ı iman

  • İman merdiveni.

mirac-ı imani / mîrac-ı imanî

  • İman bakımından yükseliş.

mirahur / mîrahur / ميرآخور

  • İmrahor. (Arapça - Farsça)

mirkat-ı iman

  • İman derecesi, merdiveni.

misbahü'l-iman

  • İman lâmbası anlamında Asâ-yı Mûsâ'nın ikinci bölümüne verilen ad.

mü'min / مؤمن / مُؤْمِنْ

  • İman eden.
  • İman eden.

mü'minin / mü'minîn

  • İman edenler; Allah'a ve Onun peygamberlerle gönderdiği şeylere inananlar.

muamele-i imani / muamele-i imanî

  • İmânı temel alarak yapılan uygulama.

muamere

  • İmaret etmek.

muattıl

  • Îmansız, tanrıtanımaz.

muattıla

  • Îmansız, tanrıtanımaz.

mübareze-i küfür ve iman

  • İman ve küfür mücadelesi.

muhabbet-i imaniye / muhabbet-i îmaniye

  • İman sevgisi.

muhal / muhâl / محال / مُحَالْ

  • İmkânsız.
  • İmkansız, mümkün olmayan.
  • İmkânsız, olması mümkün olmayan.
  • İmkansız.
  • İmkansız. (Arapça)
  • İmkansız.

muhal ender muhal / muhâl ender muhâl / مُحَالْ اَنْدَرْ مُحَالْ

  • İmkansızlık içinde imkansızlık.
  • İmkansız içinde imkansız.

muhal içinde muhal / muhâl içinde muhâl

  • İmkânsızlık içinde imkânsızlık, akla aykırılık.

muhal-ender-muhal

  • İmkânsızlık içinde imkânsızlık, olması aslâ mümkün olmayan.

muhalat / muhâlât

  • İmkânsız, olmayacak şeyler.

muhaliyet / muhâliyet

  • İmkânsızlık.
  • İmkânsız oluş.

muhtedi / muhtedî

  • Îmana gelen.

mühtedi / mühtedî

  • Îman eden.

mühür

  • İmza yerine kullanılan damga.

mümin

  • Îman eden.

mümtaz

  • İmtiyazlı, seçkin, üstün tutulmuş.

mümteni / mümtenî / ممتنع

  • İmkânsız.
  • İmkansız. (Arapça)

mümteni' / مُمْتَنِعْ

  • İmkânsız.

mümtesil

  • İmtisal eden, aldığı emre uyan.
  • İmtisal eden, sıkı sıkıya bağlanan ve yerine getiren.

mumza / ممضى

  • İmzalı, imzalanmış. (Arapça)

mümza / mümzâ / ممضى

  • İmzalı, imzalanmış. (Arapça)

müstahil

  • İmkânsız, olmayacak şey. Boş.

mütekellimin / mütekellimîn

  • Îman konularındaki âlimler.

muvatta / muvattâ

  • İmâm-ı Mâlik bin Enes hazretlerinin, derlediği (topladığı) hadîs kitâbı.

nazar-ı gaflet ve dalalet / nazar-ı gaflet ve dalâlet

  • İman hakikatlerine karşı duyarsız davranan ve hak yoldan sapanların bakışı.

nefs-i mutmainne

  • Îmân etmiş nefs. Allahü teâlâyı anmakla huzûra eren, İslâmiyet'in emirlerini yapmak kendisine zor, ağır gelmeyen nefs.

nehar-ı şer'i / nehâr-ı şer'î

  • İmsâktan, akşam namazının vaktinin girmesine kadar olan zaman.

neşr-i hakaik

  • İman hakikatlerini yayma.

neşr-i hakaik-i imaniye

  • İman hakikatlerinin yayılması.

netice-i imtihan

  • İmtihan neticesi.

nikah / nikâh

  • İman ve Kur'ân esaslarına uygun evlenme.

nimet-i iman

  • İman nimeti.

nokta-i imaniye

  • İmanî nokta.

nüfus-u ehl-i iman / nüfûs-u ehl-i iman

  • İman sahiplerinin kendileri, sayıları.

nur-i iman

  • İman nuru. Kur'an ve kâinat hakikatlarının görünmesine ve bulunmasına vesile olan imanın mânevi nuru.

nur-u iman / nur-u imân / nûr-u iman

  • İman nuru, aydınlığı.
  • İman ışığı, aydınlığı.

nur-u imani / nur-u imanî / nûr-u imanî

  • İman nuru, ışığı.
  • İmana ait nur.

nurani kalbler / nuranî kalbler

  • İman nuruyla aydınlanmış kalbler.

orta yol

  • Îmân ve ibâdetlerde yâni dinde Ehl-i sünnet (Peygamber efendimiz ve arkadaşlarının yolunda olan) âlimlerin gösterdiği ve bildirdiği doğru yol.

pişnemaz

  • İmam. (Farsça)

rabıta-i iman

  • İman bağı, imanla ortaya çıkan bağ.
  • İman bağı, insanları hususan iman edenleri birbirine bağlayan iman.

ref'-i imtiyaz

  • İmtiyazın, sınıflamanın kalkması. Aynı hakka sahip herkese aynı muâmele yapılması.

reşk-endaz / reşk-endâz

  • İmrendirici, gıpta ettirici. Kıskandırıcı. (Farsça)

ruh-u iman

  • İman ruhu.

ruh-u mü'min

  • İmanlı insanın ruhu.

rükn-ü imani / rükn-ü imanî

  • İmanın şartı, esası.

rükn-ü imaniye

  • İmanın şartı; imanın altı şartı.

sahib-i iman

  • İman sahibi.

sahib-i imtiyaz / sâhib-i imtiyaz

  • İmtiyaz sahibi.

salabet-i imaniye / salâbet-i imaniye

  • İman sağlamlığı; dinin emirlerini korumada ve uygulamada ciddiyet ve sağlamlık.

şecaat-i imaniye

  • İmandan kaynaklanan cesaretlilik, yiğitlik, kahramanlık.

şecaat-i imaniye ve akliye ve fenniye

  • İmandan, akıldan ve fen ve bilimden gelen dengeli cesaret.

sedd-i iman

  • İman seddi.

sefer-i imtihan

  • İmtihan yolculuğu.

şefkat-i imaniye / şefkat-i imâniye

  • İmandan gelen ve başkalarına karşı beslenen şefkat ve merhamet.

şehamet-i imaniye / şehâmet-i imâniye

  • İmandan gelen yiğitlik ve cesaret.

şehd-i şehadet

  • İmanın, şehadetin verdiği saadet, tatlılık ve huzur. Şehadet balı.

sehl-i mümteni

  • İmkânsız birşeyi kolayca ifade etme.

selamet-i iman / selâmet-i iman / selâmet-i îmân / سَلَامَتِ ا۪يمَانْ

  • İmanın esenliği, güvenliği.
  • Îmânın emniyette olması.

şerait-i iman / şerâit-i iman

  • İman şartları.

sırr-ı iman / sırr-ı îmân

  • İmandaki gizli gerçek.

sırr-ı imtihan

  • İmtihan sırrı.

sırr-ı teklif

  • İmtihan sırrı.

sohbet-i imaniye

  • İmanî sohbet etmek.

su'-i hatime / sû'-i hâtime

  • Îmânsız ölmek, kötü son.

sütun-u iman

  • İman sütunu, direği.

şuur-u iman

  • İman şuuru, bilinci.

şuur-u imani / şuur-u imanî

  • İmanî şuûr, imana dayalı bilinç.

taallukat-ı imaniye / taallûkat-ı imaniye

  • İmanla ilgili olanlar; imanî bağlar.

tafsili iman / tafsîlî îmân

  • Îmân edilecek hususlara genişçe, delîlerini bilerek ve ayrı ayrı inanmak.

takviye-i iman

  • İmanı takviye etme, kuvvetlendirme.

tarik-i iman

  • İman yolu.

tavsiye-i gazali / tavsiye-i gazalî

  • İmam-ı Gazalî'nin (k.s.) tavsiyesi.

tecdid-i iman

  • İmanı yenileme, tazeleme.
  • İman esaslarını kalben tasdik ettiğini, dil ile de tekrar edip yenilemek.

tecrübe-i meydan-ı imtihan

  • İmtihan meydanındaki tecrübe, sınav.

tecrübevari / tecrübevâri

  • İmtihan edercesine.

teebbel

  • İmtina' etmek, yapmamak, çekinmek.

tefekkür-ü imani / tefekkür-ü imanî

  • İmana ait meselelerin düşünülmesi, tefekkür edilmesi.

tefekkür-ü imaniye

  • İmanî meselelerin düşünülmesi, tefekkür edilmesi.

tefekkürat-ı imaniye

  • İmanî tefekkürler, düşünceler.

teklif-i bilmuhal

  • İmkânsız ve olmayacak birşeyi teklif etme.

telahhuz

  • İmrenerek ağız sulanma.

tevekkül-i imani / tevekkül-i imanî

  • İman edenlere yakışır tevekkül. İman kuvvetinin ve hakikatının neticesi olan tevekkül.

tevekkül-ü imani / tevekkül-ü imanî

  • Îmandan gelen tevekkül, teslimiyet.

tevhid-i imani / tevhid-i imanî

  • İmandan gelen birlik, inanç birliği.

uhuvvet-i imani / uhuvvet-i îmânî

  • İman kardeşliği.

uhuvvet-i imaniye

  • İman kardeşliği.

ulema-i hakikat

  • İman hakikatlerini araştırıp elde eden âlimler.

ulema-i müteahhirin / ulemâ-i müteahhirîn

  • İmam-ı Gazalî sonrası gelen büyük âlimler.

ulum-u imaniye / ulûm-u imâniye

  • İman ilimleri.

umran

  • İmar ile şenlendirilmiş olan. Bayındırlaşmak. Medenilik. Saâdet. Mutluluk.

usul bilgileri / usûl bilgileri

  • İmâm-ı a'zam Ebû Hanîfe ile İmâm-ı Ebû Yûsuf ve İmâm-ı Muhammed'in kavillerini (ictihâdlarını, re'ylerini, sözlerini) içerisinde bulunduran El-Mebsût, Ez-Ziyâdât, El-Câmi-us-Sagîr, Es-Siyer-us-Sagîr, El-Câmi-ül-Kebîr, Es-Siyer-ül-Kebîr kitablarındaki fıkıh (din) bilgileri. Bu altı kitabı İmâm-ı Muha

usul ve erkan-ı imaniye / usul ve erkân-ı imaniye

  • İmanın esasları ve temelleri.

usul-i imani / usul-i imanî

  • İmanın esasları, şartları.

usul-i imaniye

  • İman esasları.

usul-i kelam / usûl-i kelâm

  • Îmân bilgilerinin âyet-i kerîmelerden ve hadîs-i şerîflerden nasıl çıkarıldığını öğreten ilim.

usul-ü imaniye

  • İmanın esasları.

vazife-i imaniye

  • İman hakikatlerini yayma görevi.

vazife-i imaniye ve kur'aniye / vazife-i imaniye ve kur'âniye

  • İman ve Kur'ân vazifesi.

vazife-i imaniye ve uhreviye

  • İman ve âhiret vazifesi.

vüs'at-i iman

  • İman genişliği, büyüklüğü.

yakin-i imaniye / yakîn-i imanîye

  • İmanî kesinlik; kesin olan inanç. Gözle görür derecesinde kesin iman.

yarres

  • İmdada yetişen. (Farsça)

yemin yümn-ü iman / yemîn yümn-ü îmân / يَم۪ينِ يُمْنِ ا۪يمَانْ

  • Îmânın bereketli sağ eli.

yemin-i yümn-ü iman

  • İmanın bereketli sağ eli.

yümn-ü iman / yümn-ü îmân / يُمْنُ اِيمَانْ

  • İmanın bereketi, uğuru.

yümn-ü iman ve emanet

  • İman etmenin ve emanete riayet etmenin verdiği bereket ve güven.

za'f-ı iman

  • İman zayıflığı.

zaaf-ı iman

  • İman zayıflığı.

zaifü'l-akide

  • İmanı zayıf.

zaman-ı imtihan

  • İmtihan zamanı.

zaruriyyat-ı diniyye

  • İman edilmesi zaruri olan dinin esasları, (Allah Teâlâya, Âhiret gününe, Meleklere, Peygamberlere, Kitaplara ve hayrın ve şerrin Allah'tan olduğuna inanmak.)

zevk-i imani / zevk-i imanî

  • İmandaki zevk.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR