LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te ilişki ifadesini içeren 53 kelime bulundu...

aid / âid / عائد

  • Ait, ilişkin. (Arapça)
  • Geri dönen. (Arapça)

alaik-i nakş / alâik-i nakş

  • Nakış alâkaları, ilişkileri.

ayn-ı münasebet

  • Tam bir bağlantı, ilişki.

babet

  • Bent, fırka. (Farsça)
  • Münasip bir şey. Taalluk, münasebet, alâka, ilişki. (Farsça)

bid'at

  • (Bid'a) Sonradan çıkarılan âdetler.
  • Fık: Dinin aslında olmadığı hâlde, din namına sonradan çıkmış olan adetler. Meselâ: Giyim ve kıyafetlerde, cemiyet (toplum) hayatındaki ilişkilerde, terbiye ve ahlâk kurallarında, ibadet hayatında yani dinin hükmettiği her sahada, dine uygun olmaya

cima' / cimâ' / جماع

  • Cinsel ilişki. (Arapça)
  • Cimâ' etmek: Cinsel ilişkide bulunmak. (Arapça)

dair / dâir / دائر

  • İlişkin, hakkında. (Arapça)
  • Dönen. (Arapça)

edat

  • Tek başına bir anlam ifade etmeyen, kullanıldığı kelimelerle sebep, sonuç, vasıta benzerlik vb. bakımlardan ilişkisi olan kelime (dahi, gibi, için vs.).

edebi / edebî

  • Edebiyata uygun, edebiyata ilişkin.

ezeli / ezelî / ازلى

  • Ezele ilişkin. (Arapça)

fahşa / fahşâ

  • Meşru olmayan cinsel ilişki, fuhuş.
  • Zekatı az verme, tamahkârlık.
  • Akla ve ahlâka uygun olmayan söz ve iş.

fıkıh

  • (Fıkh) Derin ve ince anlayış. Bir şeyi, hakkı ile, künhü ile bilmek. İnsanlar arasındaki ilişkilerle ilgili olarak dinî hükümleri ayrıntılı delilleriyle bilmek. Müslümanlar, müslüman olmaları itibariyle Allah'ın emirlerine tâbidirler, uyarlar. Fıkıh ilmi, hangi şartlarda Allah'ın hangi emrin

hariciye / خارجيه

  • Dışa bağlı, dışarıya ilişkin. (Arapça)
  • Dışişleri bakanlığı. (Arapça)

hayt-ı münasebet

  • İlişki bağı.

irtibat / irtibât / ارتباط

  • Bağ, ilişki.
  • Bağlantı, ilişki, ilgi. (Arapça)

kat-ı alaka / kat-ı alâka

  • İlişkiyi kesme.

kemal-i ittisal

  • Tam, sıkı bir bağlantı, ilişki.

kemal-i ittisal ve ittihad

  • Sıkı bir bağ, ilişki ve birlik.

mecaz-ı mürsel

  • Benzetme dışında başka bir ilişki sebebiyle kullanılan mecaz: Meselâ: "O köye sor" demek, "o köyden birine sor" demektir.

menkabe / منقبه

  • Ünlü kişilerin yaşamlarına ilişkin ve çoğu gerçekle bağdaşmaz öyküler. (Arapça)

mezniyye

  • Zorla cinsî ilişkide bulunulan kadın.

muamele-i zevciye

  • Karı koca ilişkisi.

mücameat

  • Karşılıklı iyi ilişkiler kurmak.
  • Cinsî münasebette bulunmak.

münasebat / münâsebât

  • (Tekili: Münasebet) Münasebetler, ilgiler. İki kişi veya hey'et arasındaki bağlar, ilişkiler. Alâkalar.
  • Münasebetler, ilişkiler.

münasebat-ı kelamiye / münâsebât-ı kelâmiye

  • İfadeler arasındaki ilişki ve bağlantılar.

münasebat-ı rabbaniye / münasebât-ı rabbâniye

  • Rab olan Allah ile olan bağlantı, ilişki.

münasebat-ı tevafukiye / münâsebât-ı tevafukiye

  • Birbirine uygun gelişmelerdeki bağlantılar, ilişkiler.

münasebet / münâsebet

  • Bağlantı, ilişki.

münasebet-i adediye

  • Sayısal bağlantı, rakamsal ilişki.

münasebet-i adiye / münasebet-i âdiye

  • Normal, sıradan ilişki.

münasebet-i hafiye

  • Gizli münasebet, ilişki.

münasebet-i intisabi / münasebet-i intisabî

  • Bağlanmaya dayalı ilişki.

münasebet-i makule / münasebet-i mâkule

  • Akla uygun bir bağ, ilgi, ilişki.

münasebet-i maneviye / münasebet-i mânevîye

  • Mânevi bağlantı, ilişki.

münasebet-i siyak-ı kelam / münasebet-i siyâk-ı kelâm

  • Sözün gidiş münasebeti, öncesiyle ve sonrasıyla olan ilişkisi.

müteallik / متعلق

  • İlgili, ilişkin. (Arapça)

mütedair / متدائر

  • İlişkin. (Arapça)

muvasala hattı

  • İki şey arasındaki bağ, ilişki, irtibat.

nisbet / نِسْبَتْ

  • İlişki, oran.

nizamatü'l-alem / nizâmâtü'l-âlem

  • Uluslararası İlişkiler.

rabıta / râbıta / رابظه

  • Bağ, ilişki, temas. (Arapça)
  • Sıra, düzen. (Arapça)

rabt / ربط

  • Bağlama. (Arapça)
  • Rabt edilmek: Bağlanmak, tutturulmak. (Arapça)
  • Rabt etmek: Bağlamak, tutturmak. (Arapça)
  • Rabt olunmak: Bağlanmak, tutturulmak, ilişkilendirilmek. (Arapça)

raptetmek

  • Bağlamak, tutturmak, ilişkilendirmek. (Arapça - Türkçe)

revabıt / revâbıt / روابط

  • Bağlar, ilgiler, ilişkiler. (Arapça)

sıla-i rahm

  • Akrabayla ilişkiyi sürdürme; alâkayı devam ettirme.

sırr-ı münasebet

  • Münasebet, ilişki sırrı.

sohbet-i dünyeviye-i siyasiye

  • Dünyaya ilişkin siyasî sohbet.

taalluku olma / taallûku olma

  • Bağlantısı olma, ilişkisi bulunma.

temas

  • İlişki ve bağ kurma.

tesis-i münasebet

  • Alâka, ilişki kurma.

veçh-i irtibat

  • Bağlantı, ilişki yönü.

veled-i nameşru / veled-i nâmeşru

  • Evlilik dışı ilişki sebebiyle doğan çocuk.

vücuh-u irtibat

  • İrtibat, ilişki yönleri.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın