LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te ilgili ifadesini içeren 609 kelime bulundu...

a'lem-i ülema / a'lem-i ülemâ

  • Alimlerin âlimi. Alimlerin en çok bilgilisi, büyüğü.

a'ref

  • Pek ma'ruf, çok bilen. Arif.
  • Çok anlayışlı, fazla bilgili.
  • Yelesi ve boynu uzun olan at.

adem-i taalluk / adem-i taallûk

  • İlgili olmama.

ademi / ademî

  • Yoklukla ilgili, olmama.
  • Yokluğa ait, yoklukla ilgili.
  • Yokluğa ait. Ademle ilgili

ademiye

  • Yoklukla ilgili.

adet-i islam / âdet-i islâm

  • İslâm âdeti. Küfür alâmeti olmayan ve en az iki müslüman tarafından kullanılan âdetle ilgili şeyler.

adli / adlî / عدلى

  • Adaletle ilgili.
  • Adâlete mensup, adâletle alâkalı, ilgili.
  • Sultan II. Bayezid'in şiirlerinde kullandığı mahlası.
  • Adaletle ilgili.
  • Adalet ile ilgili. (Arapça)

adudi / adudî

  • Pazı kemiği ile ilgili.

aftabi / aftabî

  • Güneşlik, şemsiye, tente. (Farsça)
  • Güneşe ait, güneşle ilgili. (Farsça)

agahan / agâhân

  • (Tekili: Agâh) Agâhlar, bilenler, bilgililer. Âlimler. (Farsça)

ağlebi / ağlebî

  • Ekseriyetle ilgili.

ahkam-ı fıkhiyye / ahkâm-ı fıkhiyye

  • Fıkıh ile ilgili hükümler. Bedenle yapılması ve sakınılması lazım gelen şeyler, emirler ve yasaklar.

ahkam-ı rububiyet / ahkâm-ı rubûbiyet

  • Allah'ın bütün varlık âlemini kuşatan egemenliği, yaratıcılığı, idaresi ve terbiyesi ile ilgili hükümler.

ahlak / ahlâk

  • İnsanın iyi veya kötü hâlleri, bunlarla ilgili ilim.

ahlaki / ahlâkî

  • Ahlâkla ilgili, ahlâka ait.
  • Ahlâkla ilgili, ahlâka uygun.
  • Ahlâkla ilgili, ahlâka uygun.

ahval-ı sıhhiye / ahvâl-ı sıhhiye

  • Sağlıkla ilgili durumlar.

aid / âid

  • Geri gelen, dönen. Râci. Dâir.
  • Bir kimse veya bir şeyle ilgili olan.
  • Hastayı ziyaret eden.
  • Geri gelen, dönen, dair, ilgili.

aidiyyet

  • Alâkalılık, ilgililik. Aid olma. Birine mahsus olma.

ailevi / ailevî / عائلوی

  • Aile ile ilgili.
  • Aile ile ilgili.
  • Aileyle ilgili.
  • Aile ile ilgili. (Arapça)

ajans

  • Her türlü havadisi toplayıp, ilgili mevkilere bildiren kuruluş. (Fransızca)
  • Ticari bir teşekkülün kolu. (Fransızca)

akaidi / akaidî

  • İnançla ilgili, iman esaslarıyla ilgili.
  • Îmanla ilgili.

akl-ı uhrevi / akl-ı uhrevî

  • Âhiret ile ilgili akıl.

akli / aklî

  • Akılla ilgili, akıl alanına giren.
  • Akılla ilgili, akla uygun.

akza

  • Kadılıkta ve fıkıh ilminde daha ileri, daha bilgili.

alakabahş / alâkabahş / علاقه بخش

  • İlgilendiren, ilgili. (Arapça - Farsça)

alakadar / alâkadar / alâkadâr / علاقه دار

  • İlgili.
  • Alâkalı, ilgili.
  • İlgili, alakalı. (Arapça - Farsça)
  • Alâkadar etmek: İlgilendirmek. (Arapça - Farsça)
  • Alâkadar olmak: İlgilenmek. (Arapça - Farsça)

alakadaran / alakadârân / علاقه داران

  • İlgililer. (Arapça - Farsça)

alakadarlık / alâkadarlık

  • İlgili olma.

alakalı / alâkalı

  • İlgili.

alemane / âlemane

  • Dünya ile ilgili. Dünyevî. (Farsça)

alim / âlim

  • Bilen, bilgili.
  • Bilen, bilgili.
  • Çok şey bilen.
  • Çok okumuş, bilgiç.
  • İlim ile uğraşan. Hoca.

aliye / âliye

  • Âletle ilgili

allame / allâme

  • Bilginlerin en bilgilisi.

amelde mezheb

  • Mutlak müctehid denilen derin âlimin, Kur'ân-ı kerîm, hadîs-i şerîf, icmâ ve Eshâb-ı kirâma âit nakilleri esas alarak, iş ve ibâdetle ilgili hükmü açıkça bildirilmeyen husûslarda çıkardığı hükümlerin hepsi.

ameli / amelî / عَمَل۪ي

  • Amelle ilgili, eylemsel.
  • Fiille ilgili.

ananevi / anânevî

  • Gelenekle ilgili.

arabiyyet

  • Arapça ile ilgili olan (İlim, fikir veya kitap). Arap edebiyatı.

araki / arakî

  • Terle ilgili, tere mensub.

arazi / arazî

  • Araza âit ve mensub. Araza dâir ve ilgili.

arif / ârif

  • Anlayışlı, bilgili.

arişi / arişî

  • Manevî. Mânâ ile ilgili. (Farsça)

aşina

  • Mâlumatlı, haberli olan. Arif. Bilgili. Mâlik. Tanıdık. Yabancı olmayan. (Farsça)
  • Yüzücü. (Farsça)

asli / aslî

  • Asılla ilgili, öze dair.

asri / asrî

  • Zamanla ilgili, o döneme ait, modern, yeni tarz.

ateşi / âteşî

  • Ateşle ilgili.

aydın

  • Aydınlık.
  • Açık, âşikâr, açıkça görünen.
  • Mübârek, mesut. Bilgili, okumuş, görgülü.Bugün bazı çevrelerde batı ilim ve felsefesini tahsil edip benimseyenlere de "aydın" denilmektedir. Aklı gözüne inmiş, yani herşeyi maddi ölçülerle yorumlamaya alışmış, kalbi maddeci felsefe ile

bahari / baharî / bahârî / بهاری

  • İlkbahara âit. İlkbaharla ilgili.
  • İlkbahar ile ilgili. (Farsça)

bahi / bahî

  • Şehvete dâir. şehvetle ilgili.

bahri / bahrî

  • Denizle ilgili.

bahriye

  • Donanma ile ilgili işler. Devletin donanma ve deniz askerleri.
  • Denize ait, denizle ilgili.

bahsi / bahsî

  • (Bahs. den) Bahisle ilgili, bahse ait.

barani / bârânî

  • Çivit mavisi renginde, Osmanlılar zamanında Selânik'te dokunan bir cins çuha. Yeniçeri ve Acemi oğlanlarına aralık ve ocak (erbain) aylarında verilen yağmurluk bârâniden yapılırdı. Yağmurluk, yağmurdan muhafaza eden şey. (Farsça)
  • Yağmurla ilgili. (Farsça)

basari / basarî

  • (Basar. dan) Görüşle ilgili olan, görmeye ait.

batıni / bâtınî

  • İçe ait, içle ilgili.

bedi' ilmi / bedî' ilmi

  • Lafz (söz) ve mânâ ile ilgili bâzı san'atlar ile sözün süslenmesini öğreten ilim.

behişti / behiştî

  • Behiştle ilgili, cennetlik. (Farsça)

berfin

  • Kar ile ilgili, kardan. (Farsça)

berri / berrî / بری

  • Toprağa ait, kara ile ilgili.
  • Kara ile ilgili. (Arapça)

berzahi / berzahî / berzâhî

  • Kabirle ilgili.
  • Kabre ait, kabir âlemiyle ilgili.

beşeri / beşerî / بشری

  • İnsanî, insanla ilgili.
  • İnsana ve insanın fıtrî hallerine mensub ve müteallik. İnsanla ilgili.
  • İnsanlıkla ilgili, insanî. (Arapça)

bevli / bevlî / بولى

  • İdrar ile ilgili. (Arapça)

biraderi / biraderî

  • Kardeşle ilgili. Kardeşlik. (Farsça)

biyokimya

  • Canlıların kimya ile ilgili yapılarını, tepkilerini, belirtilerini inceleyen bilim dalıdır. 19. Asırda başlatılan bu çalışmalarla proteinler, vitaminler, hormonlar anlaşılır duruma gelindi.

Bolşevik / Çoğunlukçu.

  • bolşeviklik yanlısı kimse. bolşeviklikle ilgili olan.

bünyeviyat / بنيویات

  • Bünye ile ilgili bilim dalı, morfoloji. (Arapça)

bütçe

  • Devletin veya diğer kuruluşların yıllık gelir ve giderlerini (sarfiyat ve varidatlarını) gösteren ve bunlarla ilgili harcamaları tayin eden hesap işleri. (Fransızca)

celali / celâlî

  • Büyüklükle ilgili.

celcelutiye / celcelûtiye

  • Peygamberimizin (a.s.m.) derslerine dayanarak, ebced ve cifir hesabıyla ilgili, Hz. Ali tarafından yazılan bir kaside.

cemali / cemalî / cemâlî

  • Allah'ın sonsuz lütuf, ihsan, rahmet ve merhametine dair isim ve sıfatlarının tecellisiyle ilgili; lütuf ve cemal tecellisi gibi.
  • Güzellikle ilgili.

cerrahi / cerrahî

  • Tıpta operatörlük.
  • Ameliyatla ilgili.

cesedi / cesedî

  • Cesede ait, cesetle ilgili.

cevabi / cevâbî

  • Cevapla ilgili.

cevheri / cevherî / جوهری

  • Cevherle ilgili.
  • Mücevherle ilgili. (Arapça)
  • Mücevherli. (Arapça)
  • Öz ile ilgili. (Arapça)

cevvi / cevvî / جوی

  • Hava ile ilgili. (Arapça)

cezai / cezaî

  • Cezaya âit, ceza ile ilgili.

cifri / cifrî

  • Cifirle ilgili.

cihad alemi / cihad âlemi

  • Allah yolunda savaş yapılmasıyla ilgili alan.

cihani / cihânî / جهانى

  • Dünya ile ilgili. (Farsça)
  • İnsan. (Farsça)

cina'i / cinâ'î / جنائى

  • Cinayetle ilgili. (Arapça)

cinsi / cinsî

  • Cinsle ilgili.
  • Cinsle ilgili, cinsle alâkalı.

cismani / cismanî / cismânî / جسمانى

  • Cisimle ilgili.
  • Cisim ile ilgili. (Arapça)
  • Bedensel. (Arapça)

cismaniyet / cismâniyet

  • Bedenle, maddî vücutla ilgili oluş.

cumhuri / cumhurî / cumhûrî / جمهوری

  • Halkın çoğunluyla ilgili.
  • Cumhuriyetle ilgili.
  • Cumhuriyetle ilgili. (Arapça)

cümle-i tevhidiye ve esmaiye ve uhreviye / cümle-i tevhidiye ve esmâiye ve uhreviye

  • Allah'ın birliği ve esmâsı ve âhiretle ilgili cümle.

dahili / dâhilî / داخلى

  • İçe ait, içle ilgili.
  • İç, içle ilgili.
  • İç ile ilgili, iç yüze ait. (Arapça)

dahiliye / dâhiliye / داخليه

  • İçle ilgili olan, iç işleri.
  • İç ile ilgili, iç yüze ait. (Arapça)

dahiye-i ilm-i esrar / dâhiye-i ilm-i esrâr

  • Mânevî sırlarla ilgili ilim alanında dehâ olan.

dair / dâir

  • İlgili, ait.
  • İlgili, devreden.

daire-i intihabiye

  • Seçimle ilgili daire.

daire-i muamelat / daire-i muamelât

  • Muamelât dairesi; şahıs ve aile hukuku, aynî haklar, miras, ticaret, borçlar ve iç hukukla ilgili konular.

dana / dânâ / دانا

  • Bilgili, âlim.
  • Bilgili, bilen, malûmatlı, âlim. (Farsça)
  • Bilgili, iyi bilen. (Farsça)

danişi / danişî

  • Alim, bilgin, bilgili.

danişmend

  • (Çoğulu: Dânişmendân) Bilgili, ilimli. (Farsça)
  • Tanzimattan evvel, kadıların yanında stajyer olarak çalışan kimseler için kullanılan bir tâbirdi. (Farsça)

dastani / dâstânî / داستانى

  • Destânî, kahramanlıkla ilgili, epik. (Farsça)

dehri / dehrî

  • Zamanla ilgili, kıyamete inanmayan îmansız felsefeci.

delil-i adli / delil-i adlî

  • Adaletle ilgili delil.

ders-i imani ve kur'ani / ders-i imanî ve kur'ânî

  • İman ve Kur'ân'la ilgili ders.

deruni / derunî / derûnî

  • İçle ilgili, içten.
  • İçle ilgili, içten.

desatir-i sünnet-i seniyye / desâtir-i sünnet-i seniyye

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) sünnetiyle ilgili prensipler.

dihı

  • Köyle ilgili, köylü, köye mensub.

dil-agah / dil-âgâh

  • Kalbi uyanık. Akıllı, bilgili, görgülü. Gönül anlar. (Farsça)

dil-azad

  • Gönlü rahat, gönlü bir şeyle ilgili olmıyan. (Farsça)

dirayetkar / dirayetkâr

  • Bilgili, dirâyetli, kavrayışlı. (Farsça)

dirayetli / dirâyetli

  • Kavrayışlı, zeki, bilgili, anlayışlı.
  • Bilgili ve kavrama yeteneği olan. (Arapça - Türkçe)

divan

  • Eskiden yaşamış şâirlerin şiirlerinin toplandığı kitap.
  • Büyük meclis. Büyük ve idâre işlerine bakan bilgili, nüfuzlu kimselerin toplandıkları yer.

dünyevi / dünyevî / دنيوی

  • Dünya ile ilgili.
  • Dünya ile ilgili, dünyalı.
  • Dünya ile ilgili. (Arapça)

dürri / dürrî

  • Dürr'e mensub, inci ile ilgili.

ebcedi / ebcedî

  • Ebcedle ilgili.
  • Ebced hesabıyla ilgili.

ebedi / ebedî

  • Sonsuzla ilgili.

edebi / edebî

  • Edeple ilgili, güzel söz ve yazı.

efazıl / efâzıl

  • (Tekili: Efdal) Fâzıllar, faziletliler. Mümtaz ve çok bilgili kimseler.

efazıl-ı vükela-yı fiham / efâzıl-ı vükelâ-yı fihâm

  • Büyük vekillerin bilgilileri.

ehass

  • En seçkin, en bilgili.

ehl-i kelam / ehl-i kelâm

  • Konusu daha çok inançla ilgili olan kelâm ilmiyle uğraşanlar.

ehle'l-mekteb

  • Mektepli, okumuş, bilgili.

ekvani / ekvanî / ekvânî

  • Yaratılanlarla ilgili.
  • Varlıklarla ilgili.

el-i istiğrak

  • Tanımlama edatı olup başına geldiği isim, kendisiyle ilgili bütün mânâları içerir, örneğin el- insan = bütün insanlık.

elem-i fikri / elem-i fikrî

  • Düşünceye ait acı, düşünceyle ilgili acı, keder.

emr-i küfri / emr-i küfrî

  • İnkârla ilgili husus.

emr-i tekvini / emr-i tekvînî

  • Yaratma emriyle ilgili; Allah'ın birşeye "kün=ol!" deyince onu derhal olduruveren emriyle ilgili.

emri / emrî

  • (Emriye) Emirle ilgili, emre ait.

enfi / enfî

  • Burunla ilgili.

enfüsi / enfüsî

  • Kişinin kendisi ile ilgili, nefis ve beden dairesine ait.
  • Nefisle ilgili, insanlarının kendi iç âlemlerine ait.

entellektüel

  • (Bak: Münevver) Aydın. Akıl ve zihinle ilgili. (Fransızca)

esasi / esasî

  • Esasla ilgili.

esmai / esmaî / esmâî

  • İsimlerle ilgili.
  • İsimlerlehhhhh ilgili.

esmaiye / esmâiye

  • Allah'ın isimleriyle ilgili.

esrar-ı gaybiye

  • Görünmeyen, dünya ile ilgili gizli sırlar.

etnik

  • yun. Bir kavim, bir ırkla ilgili olan. İslâmiyet, kavmiyeti ve ırkçılığı reddeder. Etnik bölücülüğe karşı en kuvvetli siper, İslâm şuuru ve kardeşliğidir.

evamir-i ahlakiye / evamir-i ahlâkiye

  • Ahlâkla ilgili emirler.

evsaf ve şuunat-ı rabbaniye / evsâf ve şuûnât-ı rabbâniye

  • Cenâb-ı Hakkın yüce sıfatları ve terbiye edicilikle ilgili nitelikleri.

ezani / ezânî / اذانى

  • Ezan ile ilgili. (Arapça)

ezeliyye

  • Ezele mensub, ezel ile ilgili, ezelîlik

fakih / fakîh

  • Fıkıh âlimi. Dînin amelî (yapılacak işlerle ilgili) hükümlerinde mütehassıs âlim. Çoğulu fukahâdır.
  • Müctehid. Kur'ân-ı kerîmde ve hadîs-i şerîflerde açıkca bildirilmemiş olan hükümleri, açık ve geniş olarak bildirilenlere benzeterek meydana çıkarabilen derin âlim. İctihâd derecesine

farisi / fârisî

  • İran dili, iranla ilgili.

feleki / felekî

  • (Felekiyye) Feleğe mensub. Felekle ilgili.
  • Astronomik.

felsefi / felsefî / فلسفى

  • Felsefe ile ilgili, felsefeye ait.
  • Felsefeyle ilgili.
  • Felsefe ile ilgili. (Arapça)

felsefiyyat

  • Felsefe ile ilgili bilgi ve düşünceler, hikmet bilgileri.

fenni / fennî

  • Fenle ilgili.

feri / ferî

  • Ayrıntılarla ilgili.

ferman-ı haşr

  • Haşirle ilgili ferman, buyruk.

ferzane

  • Bilgili kimse. Hakîm, feylesof. (Farsça)
  • Tas: Nefsanî alâkalardan sıyrılmış kimse. (Farsça)

fetva / fetvâ

  • Bir meseleyle ilgili dinî hüküm.

fiil-fi'l

  • İş, kâr, amel, zamanla ilgili olup mânâya yol açan kelime.
  • Eylem.

fiili / fiilî

  • Fiille ilgili.

fıkıh

  • (Fıkh) Derin ve ince anlayış. Bir şeyi, hakkı ile, künhü ile bilmek. İnsanlar arasındaki ilişkilerle ilgili olarak dinî hükümleri ayrıntılı delilleriyle bilmek. Müslümanlar, müslüman olmaları itibariyle Allah'ın emirlerine tâbidirler, uyarlar. Fıkıh ilmi, hangi şartlarda Allah'ın hangi emrin

fikri / fikrî / فكری

  • Fikirle ilgili.
  • Düşünceye ait, düşünceyle ilgili.
  • Düşünce ile ilgili. (Arapça)

fikriyyat / fikriyyât / فكریات

  • Düşünce ile ilgili çalışmalar. (Arapça)

fir'avni / fir'avnî

  • Firavunluk. Firavun ile ilgili. (Farsça)

fıtri / fıtrî

  • Yaradılışla ilgili.

frengi / frengî

  • Batı dili, Batı ile ilgili.
  • Avrupa'ya ait, Avrupayla ilgili.

fünun-u kevniye

  • Kâinatla ilgili bütün ilimler.

füru' / fürû'

  • Dal, asıldan türeyen. Fer'in çokluk şeklidir.
  • Fıkıh ilminde (İslâm hukûkunda) çocuklar, torunlar ve onların çocukları.
  • Ahkâm-ı şer'iyye yâni İslâm dîninde ibâdet, münâkehât (nikâh, boşanma, nafaka), muâmelât (alış-veriş, ticâret, kirâlama v.b) ve ukûbâtla (cezâlarla) ilgili hükümler.

gadabiye

  • Öfkeyle ilgili.

garbi / garbî / غربى

  • Garbî batı, batı ile ilgili. (Arapça)

gaybi / gaybî

  • Görünmeyenle ilgili.

gaybiyane / gaybîyâne

  • Görünmeyenle ilgili olarak.

gıdai / gıdaî

  • Gıdayla ilgili.

habbazi / habbazî

  • Ekmekçilikle ilgili.

haberdar

  • Haberli, bilgili, vâkıf.

haberi / haberî

  • (Haberiyye) Haberle ilgili. Haberden ibaret olan.
  • Gr: Yüklemle ilgili.

habirane / habirâne

  • Bilgili ve haberdar olana yakışır şekilde. (Farsça)

habr

  • Âlim, bilgili.
  • (Çoğulu: Ehbâr) Alim ve sâlih kimse. Bilgili. Ehl-i ilim.
  • Ferahlık.
  • Nimet, vüs'at.
  • Refah, sürur.
  • Tıb: Dişlerin beyazına ârız olan sarılık.

hacat-ı diniye / hâcât-ı diniye

  • Dinle ilgili ihtiyaçlar.

hadisat-ı bereket / hâdisât-ı bereket

  • Bereket ile ilgili hâdiseler, olaylar.

hadisat-ı islamiye / hâdisât-ı islâmiye

  • İslâmla ilgili olaylar.

hadisat-ı kevniye / hâdisât-ı kevniye / حَادِثَاتِ كَوْنِيَه

  • Yaratılışla ilgili hâdiseler, olaylar.
  • Varlıkla ilgili hâdiseler.

hadisat-ı muhammediye / hâdisât-ı muhammediye

  • Hz. Muhammed (a.s.m.) ile ilgili gelişen olaylar.

hadisat-ı risalet / hâdisât-ı risalet

  • Peygamberlikle ilgili hâdiseler, olaylar.

hadise-i arziye

  • Yerle ilgili olay.

hadise-i dünyeviye / hâdise-i dünyeviye

  • Dünya ile ilgili olay.

hadise-i misaliye

  • Misal âlemi ile ilgili olay.

hadise-i ruhaniye / hâdise-i ruhaniye

  • Ruhlarla ilgili olay.

hadise-i semaviye / hâdise-i semâviye

  • Gökle ilgili olay.

hadise-i şer'iye / hâdise-i şer'iye

  • Şeriatla ilgili olay.

hakaik-i kevniye

  • Kâinatla, yaratılışla ilgili hakikatler.

hakani / hakanî

  • Hâkan ile ilgili, hâkana mensub.

haki / hâkî / خاكى

  • Toprakla ilgili.
  • Hâki, toprak rengi. (Farsça)
  • Toprak ile ilgili. (Farsça)

hakikat-i içtimaiye

  • Sosyal hayatla ilgili gerçek.

hali / hâlî

  • Hâlle ilgili.

halli

  • (Halliye) Sirke ile ilgili.

harbi / harbî

  • Harble ilgili.
  • Savaş yerinde bulunan ve müslüman olmayan kimse.
  • Anlaşma yapılmamış düşman.
  • Tüfek doldurma âleti.

harbiye

  • Harble ilgili, askeri okul.

harici / haricî / hâricî / خارجى

  • Dışa ait, dış ile ilgili.
  • Dış ile ilgili. (Arapça)

hatırat-ı imaniye

  • İmanî meselelerle ilgili hatıralar; hatıra gelen ve kaleme alınan meseleler.

havai / havaî

  • Hava ile ilgili.

hayati / hayatî / حياتى

  • Hayatla ilgili, hayata dair.
  • Hayatla ilgili, önemli.
  • Hayatla ilgili, yaşamsal. (Arapça)

hayvani / hayvânî

  • Hayvanla ilgili.

hecai / hecâî

  • Heca ile ilgili.

hendesi / hendesî

  • Geometri ile ilgili.

hevesi / hevesî

  • Hevesle ilgili.
  • Arzu ve isteklerle ilgili.

hezliyat / hezliyât

  • (Tekili: Hezl) Mizah ve şakayla ilgili söz veya şiirler.

hicviyyat / hicviyyât

  • (Tekili: Hicviyye) Edb: Hicivle ilgili manzume ve şiirler.

hicviyye / هجویه

  • Taşlama, hicivle ilgili şiir veya düzyazı. (Arapça)

hidemat-ı tesbihiye / hidemât-ı tesbihiye

  • Allah'ı tesbih ve zikirle ilgili hizmetler.

hikmet

  • Nübüvvet (peygamberlik).
  • Faydalı ilim.
  • Edeb, ahlâk ve nasîhat ile ilgili güzel sözler.
  • Gizli sebep, fâide.
  • Fıkıh ilmi, helâl ve harâmı bildiren din ilmi.
  • İlm-i Ledünnî, mânevî ilim.
  • Peygamber efendimizin sünneti.

hikmet-i aliye-i kainat / hikmet-i âliye-i kâinat

  • Evren ile ilgili yüksek bilgi.

hiss-i zahir / hiss-i zâhir

  • Zâhirde ve varlığın dış yüzünde olanları kavrayan hisler, duyular; görme, işitme, tatma duyuları gibi (Varlığın mânâ boyutu ile ilgili sezgi ve ihtisaslara vesile olan aklî, rûhî, kalbî, vicdanî hislere hiss-i bâtın denir.).

hissi / hissî

  • His ile, duygu ile ilgili, duygusal.
  • Hisle ilgili, hissedilen.

hitabiyat

  • Hitabet (etkileyici konuşma) ile ilgili sözler.

hizmet-i imaniye ve kur'aniye / hizmet-i imanîye ve kur'ânîye

  • İman ve Kur'ân ile ilgili hizmet.

hükema / hükemâ

  • (Tekili: Hakîm) Âlimler. Çok bilgili kimseler.

hukuk

  • Haklar, haklarla ilgili ilim.

hukuki / hukukî

  • Hukukla ilgili.
  • Hukukla ilgili.

hulki / hulkî

  • Yaradılışla ilgili, yaradılıştan gelen.

hümayun / hümâyûn / همایون

  • Kutlu. (Farsça)
  • Padişah ile ile ilgili. (Farsça)

hüner

  • Mârifet. Bilgililik. Ustalık, mahâret. (Farsça)

icabi / icâbî

  • İcapla ilgili, gerekli.

icadi / îcadî

  • Yaratmayla ilgili.

icazi / îcâzî

  • İcazla ilgili, mûcize olan.

icma-ı ümmet / icmâ-ı ümmet

  • Büyük fakihlerin dinle ilgili bir konuda görüş birliğinde olmaları.

icraat-ı celaliye / icraat-ı celâliye

  • Allah'ın celâl sıfatıyla ilgili işleri, faaliyetleri.

ictihadi / ictihâdî

  • İçtihatla ilgili.

içtihadi / içtihadî

  • İçtihatla ilgili; dinen kesin olarak belirtilmeyen bir konuda Kur'ân ve hadise dayanarak hüküm çıkarmayla ilgili olan.

ictihadiye / ictihâdîye

  • İçtihatla ilgili olan.

içtihadiye

  • İçtihatla ilgili.

ictimai / ictimâî

  • Toplumla ilgili.

idadiye / îdâdiye

  • Hazırlamayla ilgili, eskiden lise seviyesindeki okul.

idare-i ruhiye ve diniyesine ve şahsiyesine ve beytiyesine ve karyesine / idâre-i ruhiye ve dîniyesine ve şahsiyesine ve beytiyesine ve karyesine

  • Kendi ruhu, dini, şahsı, ailesi ve köyü ile ilgili idare ve onları yönetme.

idare-i şahsiye ve beytiye ve diniye

  • Kendi şahsı, ailesi ve dini ile ilgili idare ve bunları yönetme.

iddiaiyyat

  • (Tekili: İddiaî) İddia ile ilgili. Şahidi olmayan sözler.

ihbar-ı gaybiye

  • Bilinmeyen bir şeyle, gelecekle ilgili haber verme.

ihbarat-ı sadıka-i gaybiye / ihbârât-ı sadıka-i gaybiye

  • Gayb âlemiyle ilgili verilen dosdoğru haberler.

ihsai / ihsâî / احصائى

  • Sayım ile ilgili, istatistik. (Arapça)

ihtilaf / ihtilâf

  • Farklılık, ayrılık. Aynı gâyeye ayrı ayrı yollardan gitme. Müctehid denilen âlimlerin amelî (işle ilgili) mes'elelerdeki ictihad ayrılıkları.

ihtirazi / ihtirâzî

  • Çekinme, sakınma ile ilgili.

ihtiyati / ihtiyatî

  • İhtiyatla ilgili.

ihvani / ihvânî

  • Kardeşlikle ilgili.

ikmal-i nüsah / ikmâl-i nüsah

  • Çeşitli ilimlerle ilgili te'lif edilmiş olan belirli eserlerin okumasını tamamlama.

iknaiyat

  • İkna ve inandırma ile ilgili konular.

ilhami / ilhâmî

  • İlhamla ilgili.

illiyyet

  • Sebep ile ilgili, sebeplilik.

ilm-i bedi' / ilm-i bedî'

  • Lafz (söz) ve mânâ ile ilgili bâzı san'atlar yaparak sözün süslenmesini öğreten ilim.

ilm-i feraiz / ilm-i ferâiz

  • İslâm hukukunda miras taksimi ile ilgili bilim dalı.

ilm-i hal / ilm-i hâl

  • Her müslümanın îmân, ibâdet ve ahlâk ile ilgili bilmesi gereken şeyler veya bu bilgileri anlatan kitap.

ilmi / ilmî

  • İlimle ilgili, bilimsel.
  • İlimle ilgili, ilme uygun.

ilmihal / ilmihâl

  • İman esaslarıyla, namaz, abdest gibi amel ile ilgili meseleleri halkın seviyesinde anlatan kitap.

imani / imânî / îmânî

  • İmanla ilgili, imana dair.
  • Îmanla ilgili.

inkari / inkârî

  • İnkârla ilgili.

inkıbazi / inkıbazî

  • İnkıbazla ilgili.

inkılab-ı acib-i medeni ve dünyevi / inkılâb-ı acîb-i medenî ve dünyevî

  • Medeniyet sahasında ve dünya hayatıyla ilgili acayip köklü değişim.

insani / insânî / انسانى

  • İnsanlık. (Arapça)
  • İnsan ile ilgili. (Arapça)

insi / insî

  • İnsanla ilgili, insan cinsinden.

insırafi / insırafî

  • Çekilip gitme ile ilgili.

intikali / intikalî

  • İntikal ile ilgili.

iradi / irâdî

  • İradeyle ilgili, istemekle.

irca etme / ircâ etme

  • Döndürme, ilgili yere yöneltme.

irfan / irfân

  • Bilgili, anlayışlı, anlamak, bilmek.

ırki / ırkî / عرقى

  • Irk ile ilgili. (Arapça)

ırkıy

  • (Irkıyye) Irkla ilgili, ırka âit.

irşadi / irşadî / irşâdî

  • Hak yolu göstermeyle ilgili.
  • İrşatla ilgili.

işari / işârî

  • İşaretle ilgili.

isnadiyyat

  • İsnad ile ilgili düşünceler.
  • Aslı esası olmadığı halde birisine isnad edilen sözler.

istidadi / istidadî

  • Yetenekle ilgili.

istidraci / istidrâcî

  • İstidracla ilgili.

ıstıfai / ıstıfâî / اصطفائى

  • Seçimle ilgili. (Arapça)

istiğraki / istiğrâkî

  • İstiğrakla ilgili.

istihare / istihâre

  • Hayır istemek.
  • Bir işin hakkında hayırlı olup olmadığını anlamak için abdest alıp iki rek'at namaz kıldıktan sonra bu husustaki duâyı okuyarak o işle ilgili rüyâ görmek üzere hiç konuşmadan uykuya yatmak.
  • Her gün evden çıkmadan iki rek'at namaz kılıp Allahü teâlâdan o günün ve işinin

istihrac-ı cifri / istihrac-ı cifrî

  • Cifirle ilgili hesaplamalar, cifir ilmiyle elde edilen sonuçlar.

istikbali / istikbâlî

  • Gelecekle ilgili.

istinabe

  • Duruşmada yasal gerekçelerle bulunamayan zanlının, ilgili mahkemece, yasal prosedürün yerine getirilmesi için zanlıya en yakın bölgedeki bir mahkeme veya kişileri yetkili kılması.

ithami / ithamî

  • İthamla ilgili.

itikadi / itikadî / îtikâdî

  • İnançla ilgili.
  • İnanmakla ilgili.

itikadiyat / itikadiyât / اعتقادیات

  • İnançla ilgili şeyler. (Arapça)

izani / izânî

  • Anlayışla ilgili.

japon

  • 1911 yılında İstanbul'da bulunan ve İslâm âlimlerine Allah'ın birliği ve Peygamber Efendimizin nübüvvetiyle ilgili sorular yönelten Japon Başkumandanı Mareşal Nogi.

kahkari / kahkarî

  • Birdenbire geri dönme, aniden arkaya dönme.
  • Geri çekilmekle ilgili, geri dönmekle ilgili.

kalbi / kalbî / قلبى

  • Kalble ilgili, kalbe ait.
  • Yürekten. (Arapça)
  • Kalp ile ilgili. (Arapça)

kamil / kâmil / كامل

  • Bütün, eksiksiz, tam.
  • Kemale ermiş, olgun.
  • Geniş bilgili, kültürlü, bilgin.
  • Tam. (Arapça)
  • Olgun. (Arapça)
  • Bilgili. (Arapça)

kandi / kandî

  • Şekerimsi, şekerle ilgili, şekerden.

kasdi / kasdî

  • Kasıtlı olarak, kasıtla ilgili.

kavanin-i rububiyet / kavânîn-i rububiyet

  • Allah'ın herbir varlığa, yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri vermesi, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulundurması ile ilgili kanunlar.

kavli / kavlî

  • Söz ile ilgili, söz olarak, sözde.

kavmi / kavmî

  • Kavme ait; olumsuz mânâda milliyetçilikle ilgili.

kazai / kazâî / قضائى

  • Yargı ile ilgili. (Arapça)

kejdümi / kejdümî

  • Akrep gibi, akreple ilgili. (Farsça)

kelami / kelâmî

  • Sözle ilgili, söze ait.
  • Kelamcılar yolu.

kemali / kemâlî

  • Kemâlle ilgili.

keramat-ı gaybiye / kerâmât-ı gaybiye

  • Allah'ın bir ikramı olarak gaybla ilgili verilen haberlerin doğru çıkması şeklinde gerçekleşen kerametler.

keramet-i acibe-i gaybiye

  • Gayba ait acayip keramet; Allah'ın bir ikramı olarak gelecekle ilgili verdiği acayip haber.

kesbi / kesbî

  • Kesble ilgili.

kevkebi / kevkebî

  • Yıldıza ait, yıldızla ilgili.

kevni / kevnî

  • Yaratılışla ilgili.
  • Yaratılanlarla ilgili.

kevniye

  • Yaratılanlarla ilgili olan.

kilyevi / kilyevî

  • Böbrek şeklinde olan. Böbrekle ilgili.

kisbi / kisbî

  • Edinmeyle ilgili.

kıssa-i lut ve davud / kıssa-i lût ve davud

  • İncil ve Tevrat'ta Hz. Lût (a.s.) ve Hz. Davud'un (a.s.) hayatıyla ilgili aktarılan hadiseler.

kitabi / kitâbî

  • Kitaba uygun, kitapla ilgili, ilâhî kitaplardan birine inanan.

kıyas-ı adli / kıyas-ı adlî

  • Adaletle ilgili kıyas; Allah'ın kâinata koymuş olduğu adalet ve düzeni göstererek âhiretin varlığına ulaşma.

komprime

  • Tablet; bir konuyla ilgili olarak kalıplaşmış bilgi.

kontenjan

  • İlgililerin her birine düşen pay ölçüsü.

küfri / küfrî

  • Küfürle ilgili.

küfriyat / küfriyât

  • Küfürle ilgili şeyler.

külliye

  • Bütünlük, ilgili bütün kısımların bir arada bulunduğu yapı.

kurani / kurânî

  • Kurânla ilgili, ait.

kütüb-ü islamiye / kütüb-ü islâmiye

  • İslâmiyetle ilgili kitaplar.

la yezali / lâ yezalî

  • Zevalsiz olana ait, sonu olmayanla ilgili.

lafzi / lâfzî / lafzî / لفظى / لَفْظ۪ي

  • Sözle ilgili.
  • Lafız ile ilgili, söz ile ilgili. (Arapça)
  • Sözle, kelimeyle ilgili.

lafziye / lâfziye

  • Sözle ilgili olan.

lahuti / lâhutî

  • Uluhiyet âlemiyle ilgili.
  • İlâhî âlemle ilgili.

ledünni / ledünnî / لدنى

  • Tanrı sırlarıyla ilgili. (Arapça)

levhimahfuz / levhimahfûz

  • Olmuş ve olacaklarla ilgili bütün bilgilerin yazılı bulunduğu kader levhası.

lisani / lisanî / لسانى

  • Lisanla ilgili, dile ait.
  • Dil ile ilgili. (Arapça)

lisevi / lisevî

  • Diş etleriyle ilgili, diş etlerine ait.

lu'bi / lu'bî

  • Oyun ile ilgili olan.

ma'nevi / ma'nevî

  • Mânâya, rûha ve gönüle âit olan, inançla ilgili. Maddî olmayan.

maani-i mukaddese-i muhabbet / maânî-i mukaddese-i muhabbet

  • Sevgi ile ilgili mukaddes mânâları.

maarif-mend

  • (Çoğulu: Maarifmendân) Bilgili, bilgi sahibi. Kültürlü. (Farsça)

maarif-mendan / maarif-mendân

  • (Tekili: Maarifmend) Bilgi sahibi kimseler, bilgililer.

maarifi / maarifî

  • Eğitim ve öğretim alanıyla ilgili.

maddi / maddî / مادی

  • Madde ile ilgili, maddece.
  • Madde ile ilgili. (Arapça)
  • Materyalist. (Arapça)

maddiyye / مادیه

  • Madde ile ilgili. (Arapça)
  • Matetaryalist. (Arapça)

maderi / maderî / مادری

  • Anne ile ilgili, ana tarafı. (Farsça)

mahall-i taalluk / mahall-i taallûk

  • Bağlantılı ve ilgili olduğu yer, bölge.

mai / maî / mâî / مائى

  • Su cinsinden, su ile ilgili, mavi.
  • Su ile ilgili. (Arapça)
  • Mavi. (Arapça)

makamat-ı ruhiye

  • Ruhla ilgili makamlar.

makami / makamî

  • Makamla, bulunulan yerle ilgili.

maksad-ı dünyevi / maksad-ı dünyevî

  • Dünyayla ilgili bir maksat, gaye.

makulat / mâkûlât

  • Akla uygun olanlar, akılla ilgili bulunanlar.

mali / mâlî / مالى

  • Mal ile ilgili. (Arapça)
  • Maliye ile ilgili. (Arapça)

maliye / mâliye

  • Mal ile ilgili olan.

malumatlı / malûmatlı

  • Bilgili.

manevi / manevî / معنوی

  • Anlam ile ilgili. (Arapça)
  • Ruh ile ilgili. (Arapça)

maneviye / mânevîye

  • Mânâ ile ilgili.

mantıki / mantıkî

  • Mantıkla ilgili, mantıklı.

maraz-ı harici / maraz-ı haricî

  • Dıştan gelen, dış ile ilgili hastalık.

marazi / marazî / مرضى

  • Hastalıklı, hastalkla ilgili. (Arapça)

masiva / mâsiva

  • Bir şeyden başka olanların hepsi.
  • Dünya ile ilgili olan şeyler.
  • Allah'tan başka her şey.

masiva-perest / mâsivâ-perest

  • Dünya ile ilgili olan şeylere düşkünlük; Allah'tan başka şeylere aşırı düşkünlük.

matüridi / mâtürîdî

  • Ehl-i sünnetin (Peygamber efendimiz ve Eshâbının yolunda olanların) îmânla ilgili bilgilerde tâbi olduğu iki imâmından biri. Ebû Mansur-ı Mâtürîdî.
  • Îmân bilgilerinde Ebû Mansûr Mâtürîdî'nin bildirdiği gibi inanan kimse.

me'hazi / me'hazî

  • Me'hazle ilgili. Bir şeyin aslının alındığı kaynakla ilgili.

meal-i gaybi / meâl-i gaybî

  • Gaybla ilgili mânâ verme.

mebahis-i külliye / mebâhis-i külliye

  • Geniş, büyük ve çok şeyle ilgili konular.

mecazi / mecazî

  • Mecazla ilgili.

medarlar

  • Yirmi Dokuzuncu Söz'de bulunan bölümler; haşir ile ilgili deliller.

medresevi / medresevî / مدرسوی

  • Medrese ile ilgili. (Arapça)

mefkurevi / mefkûrevî / مفكوروی

  • Ülkü ile ilgili. (Arapça)

mekani / mekânî

  • Yer ve mevki ile ilgili.
  • Mekânla ilgili.

mekki / mekkî

  • Mekke ile ilgili, Mekkeli, Mekke'de nazil olmuş âyetler veya sûreler.

mektubat-ı kaderiye

  • Kaderle ilgili mektuplar.

melekat-ı akliyye / melekât-ı akliyye

  • Tecrübe neticesi aklen bilinen kolaylık, tecrübeden doğan bilgililik.

meleke-i ameliye / مَلَكَۀِ عَمَلِيَه

  • İşle ilgili beceri.

meleki / melekî

  • Melekle ilgili, melek gibi.

melekuti / melekûtî

  • Melekutla ilgili.

mensub

  • Bir şeye veya kimseye nisbeti olan, alâkası bulunan. Bir şeyle ilgili olan.
  • Bağlı, ait, ilgili.

mensubat / mensubât

  • Bağlılar, ilgililer.

mensubiyyet

  • Mensubluluk, ilgili, bağlı oluş. Alâkalı bulunuş.

meşagil-i dünyeviye / meşâgil-i dünyeviye

  • Dünya meşguliyetleri, dünyayla ilgili işler.

mesail-i cüz'iye-i fer'iye-i hilafiye / mesail-i cüz'iye-i fer'iye-i hilâfiye

  • İhtilaf konusu olan, hakkında farklı görüş belirtilebilen cüz'î (bireylerle ilgili) ve fer'î (imanla ilgili olmayan, amellerle ilgili) meseleler.

mesail-i dünyeviye

  • Dünyaya ait, dünyayla ilgili meseleler.

mesail-i imaniye / mesâil-i imâniye

  • İmanla ilgili meseleler.

mesail-i istikbaliye / mesâil-i istikbaliye

  • Gelecekle ilgili meseleler.

mesail-i kevniye / mesâil-i kevniye

  • Yaratılışla ilgili meseleler.

mesail-i siyasiye / mesâil-i siyasiye

  • Siyasetle ilgili meseleler.

mesele-i ahiret / mesele-i âhiret

  • Ahiretle ilgili mesele.

mesele-i aliye-i zatiye / mesele-i âliye-i zâtiye

  • Zâtı ile ilgili yüce mesele.

mesele-i içtihadiye

  • Dinen kesin olarak belirtilmeyen bir konuda Kur'ân ve hadise dayanarak hüküm çıkartmayla ilgili olan mesele.

mesele-i imaniye ve kur'aniye / mesele-i imâniye ve kur'âniye

  • İmanla ve Kur'ân'la ilgili mesele.

mesele-i kudret

  • Allah'ın kudretiyle ilgili mesele.

mesele-i şer'iye

  • Şer'î mesele, şeriat ile ilgili mesele; fıkhî mesele.

mesele-yi aliye-i zatiye / mesele-yi âliye-i zâtiye

  • Peygamber Efendimizin yüce zâtıyla ilgili mesele.

meşihat dairesi / meşîhat dairesi

  • Osmanlı devletinde Diyanetin dinî ilimlerle ilgili bölümü, Şeyhülislâmlık.

meşihat-i islamiye / meşihat-i islâmiye

  • İslâm ile ilgili devlet dairesi, Şeyhü'l-İslâmlık makamı.

mevki-i münasip

  • Uygun mevki, ilgili yer.

mevlid

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) doğumu, hayatı ile ilgili eser.

mevti / mevtî

  • Ölümle ilgili, mevte ait.

mezheb

  • Gitmek, tâkib etmek, gidilen yol. Mutlak müctehîd denilen dinde söz sâhibi âlimlerin, müslümanların yapmaları gereken hususlarla ilgili olarak dînî delîllerden (Kur'ân-ı kerîm, hadîs-i şerîfler ve İcmâ'dan) hüküm çıkarma usûlleri ve çıkarıp bildirdik leri hükümlerin hepsi.

midevi / midevî

  • Mide ile ilgili, mideye âit.
  • Mide ile ilgili.

migferi / migferî

  • Miğfer şeklinde olan, miğfer biçiminde olan.
  • Miğferle ilgili.

milli / millî

  • Milletle ilgili.

miraciye / mîrâciye

  • Mevlidin mîraçla ilgili bölümü.

misal

  • Bir şeyin benzer hali. Benzer. Örnek.
  • Düş. Rüya.
  • Ahlâk ve âdâbla ilgili kıssa ve hikâye.
  • Bir şeyin örneği ve sıfatı. Kısas.
  • Gr: İlk harfi harf-i illet olan (yani; elif, vav veyahut da yâ olan) fiil veya kelime.

misali / misâlî

  • Misâl hâlinde, misâlle ilgili.

misaliye / misâlîye

  • Misâlle ilgili olan.

mısri / mısrî

  • Mısırlı, Mısır ülkesiyle ilgili.

mistik

  • İçle ilgili.

mu'cizat-ı mahsusa

  • Peygamber Efendimizin (a.s.m.) hergangi bir şeyle ilgili gösterdiği mu'cizeler, kendisine mahsus mu'cizeler.

mu'cizat-ı maiye / mu'cizât-ı mâiye

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) su ile ilgili mu'cizeleri.

mu'cize-i bereket

  • Bereketle ilgili mu'cize.

mu'cize-i maiye / mu'cize-i mâiye

  • Peygamber Efendimizin (a.s.m.) su ile ilgili mu'cizesi.

mu'cize-i şeceriye

  • Ağaçla ilgili olan mu'cize.

mu'cize-i taamiye

  • Peygamberimizin (a.s.m.) yiyecekle ilgili mu'cizesi.

muamele-i şer'iye

  • Dinle ilgili davranış.

mübaşeret

  • Temas etme, bizzat ilgili olma, ilgilenme.

mücahede-i diniye

  • Dinle ilgili mücadele.

mucizevi / mûcizevî

  • Mûcizeli biçimde, mûcize ile ilgili olarak.

müellif-i islam / müellif-i islâm

  • Müslüman yazar; İslâmiyet ile ilgili eserleri olan.

muhammediye

  • Peygamberimizle ilgili.

mukadderat-ı istikbaliye / mukadderât-ı istikbaliye

  • Gelecekle ilgili takdir olunan şeyler.

mukallid

  • Amelde, yapılacak işlerle ilgili konularda müctehid denilen derin âlime tâbi olan, uyan kimse.
  • İnanılacak şeylerin delillerini araştırmadan, anlamadan, sâdece anasından babasından duyarak îmân eden.
  • Fıkıh âlimlerinin yedinci derecesinde bulunan âlim.

mülk ciheti

  • Dış yüz, madde ile ilgili tarafı.

mülkiye / مُلْكِيَه

  • Ülke idaresiyle ilgili daire.

münakaşa-i içtihadiye

  • İçtihatla ilgili tartışma.

münasebat-ı nahviye ve sarfiye / münasebât-ı nahviye ve sarfiye

  • Dilbilgisi kurallarına ait münasebetler; fiil çekimi ve cümle yapısı ile ilgili kurallara ait bağlar.

münasebat-ı rızkıye / münasebât-ı rızkıye

  • Rızıkla ilgili münasebetler.

münasebetdar / münâsebetdâr

  • Münasebetli, ilgili.

münasebettar / münâsebettar

  • İlgili, bağlantılı.

müntesib

  • Bağlı, ilgili.

müntesibin / müntesibîn

  • Bağlananlar, ilgililer.

müşakele-i cinsiye / müşâkele-i cinsiye

  • Tür veya soyla ilgili yakınlık, akrabalık.

müsamere-i ulviye-i diniye

  • Dinle ilgili yüce bir kutlama.

müsteşrik

  • Oryantalist; Avrupalı olduğu halde, Doğu milletlerinin tarih, dil, din ve edebiyatıyla ilgili araştırma yapan kimse.

müteallik / متعلق

  • Asılı, bağlı.
  • Taalluk eden, ilgili, ilişiği olan.
  • Alakalı, ilgili.
  • Alâkalı, ilgili.
  • İlgili, ilişkin. (Arapça)

müteallikat

  • Alâkalılar, ilgililer, yakınlar, akrabalar.
  • İlgili olanlar, yakınlar.

mütebahhir

  • İlmi derin olan, çok bilgili.

mütebahhirin / mütebahhirîn

  • Bilgileri pek çok olanlar, deniz gibi derin bilgili olanlar. Allâmeler.

mütefekkir

  • Düşünen, derin mes'eleleri düşünen. Tefekkür ve teemmül edici olan.
  • Kuvve-i bâtınayı sarfeden. Âlim. Çok bilgili.

mütefennin

  • Bilgili, sanatkâr, fen ilimlerine sahip.

muttali'

  • Öğrenmiş, haber almış, bilgili.

müvakkit

  • Eskiden İslâm devletlerinde namaz vakitlerini ve bunlarla ilgili âletleri kullanan, tâmirini ve ayarını yapan vazîfeli kimse.

müzaraa

  • Ziraat üzerine yapılan işler, ekincilikle ilgili olarak yapılan işler.
  • Toprağa, çalışmağa ve kazanca ortak olmak üzere kurulan şirket.

nabzi / nabzî

  • Damarın atmasıyla ilgili.

naharir

  • (Tekili: Nihrir) Bilgili, akıllı ve âlim kimseler. Fâzıl ve mâhir kişiler.

nahv

  • (Nahiv) Yol, cihet. Etraf, yön.
  • Misâl.
  • Miktar.
  • Kasd ve azmeylemek.
  • Gr: Kelimelerin birbirine rabt, izafet ve amel eylemeleriyle ilgili olan kaideleri içine alan ilim. Nahiv ilmi ile Arapça kelimelerin yeri ve usulü bilinir, yani cümle tahlili yapılır.

nahvi / nahvî

  • Nahivle ilgili.

nakli / naklî

  • Nakille ilgili.
  • Nakle dayanan, kitap ve sünnete dayalı olan.
  • Taşıma ile ilgili.
  • Nakliye ile, taşıma ile ilgili.
  • Akla değil de nakle dayanan, yani söylenen hakikat.

nakliye

  • Taşımayla ilgili olan.

nakş-ı kelami / nakş-ı kelâmî

  • Sözle ilgili nakış, süs, söz dokusu.

nasuti / nasutî / nâsûtî / ناسوتى

  • Dünya ile ilgili, insanlığa ait, insanlıkla ilgili.
  • İnsanlık ile ilgili. (Arapça)

natıs

  • Bilgili, faziletli adam.

nebati / nebatî / nebâtî

  • Bitki ile ilgili, bitki cinsinden.
  • Bitkisel, bitki ile ilgili.

nebevi / nebevî

  • Peygamberle ilgili.

nebil

  • (Nebile) Akıllı, anlayışlı, zekâ sahibi.
  • Yüksek meziyet sahibi. Güzel huylu.
  • Bilgili ve faziletli kimse.

necati / necatî

  • Kurtulmaya ait, kurtulmakla ilgili.

nefsi / nefsî / نفسى

  • Nefisle ilgili, nefsim!
  • Nefis ile ilgili. (Arapça)
  • Subjektif. (Arapça)

nehri / nehrî

  • (Nehriye) Nehirle ilgili, nehre ait.

nesebi / nesebî

  • Soy ile ilgili.
  • Soy yönünden, neseble ilgili olarak.

nesh

  • Emir ve yasaklarla ilgili şer'î (dînî) bir hükmün, ondan sonra gelen şer'î bir delîl (hüküm) ile kaldırılması, yürürlülük zamânının sona erdiğinin haber verilmesi, açıklanması. Hükmü kaldırılan delîle, nâsih; kaldırılan hükme mensûh denir.

nesimi / nesimî

  • Hafif hafif ve lâtif bir tarzda esen rüzgârla ilgili.

nesr

  • Arş ve sema ile ilgili meleklerden biri.

nevai / nevaî

  • Ahenkle, makamla ilgili. (Farsça)

nevbahari / nevbaharî

  • İlkbaharla ilgili. (Farsça)

nevi / nevî

  • Türle ilgili.

nevmiye

  • Uyku ile ilgili.

nihrir

  • (Çoğulu: Nahârir) Tecrübeli, bilgili, fâzıl, âlim, mâhir kimse.

nizamname / nizamnâme

  • Düzen yazısı, düzenleme ile ilgili belge.

nüasi / nüasî

  • Uyuklama ile ilgili.

nücumi / nücumî

  • Yıldızlarla ilgili.
  • Yıldızlarla uğraşan.

nuhi / nuhî

  • Nuh (A.S) ile ilgili.
  • Pek eski.

nükte-i umumiye

  • Umuma ait, herkesle ilgili ince ve derin bir nokta, mânâ.

nukuş-u misaliye

  • Misal âlemiyle ilgili nakışlar.

örfi / örfî

  • Gelenekle ilgili, âdet olan.

örfiyyat / örfiyyât / عرفيات

  • Gelenekle ilgili şeyler. (Arapça)

padişahi / padişahî

  • Padişahla ilgili, padişaha ait. (Farsça)

paskalya

  • Hıristiyanların inanışlarına göre, Îsâ aleyhisselâmın haça gerildikten sonra dirilerek göğe yükselmesi ile ilgili olarak her yıl Mart ayının on dördüncü gününden sonra gelen ilk Pazar günü yaptıkları şenlik, âyin.

pejuhide

  • Çok akıllı, olgun, bilgili. (Farsça)

rahmani / rahmânî

  • Rahmanla ilgili.

rasadi / rasadî / رصدی

  • Gözlemle ilgili. (Arapça)

rebii / rebiî

  • Bahara ait, baharla ilgili.

recai

  • Ricacı. Ricayla ilgili. Dua ve yalvarmağa, ümide dair.

remzi / remzî

  • Remizle ilgili.

reşidiyye

  • Reşid olanla ilgili.
  • Şeker ve nişasta ile yapılan bir çeşit tatlı.

revabıt-ı kevniye / revâbıt-ı kevnîye

  • Kâinatla irtibatlı meseleler, kâinatla ilgili bağlar.

rezmi / rezmî

  • Savaşla ilgili. (Farsça)

rıfki / rıfkî

  • (Rıfkıye) Yumuşaklıkla, tatlılıkla ilgili.

risale-i mantıkiye

  • Mantıkla ilgili risale.

riyazi / riyazî

  • Hesap ve matematikle ilgili.
  • Matematikle ilgili.

riyazi-riyaziyye

  • Matematikle ilgili.

rübai / rübaî

  • Dörtlük olan. Dörtle ilgili.
  • Edb: Dört mısralık belli vezinlerle yazılmış manzume. Aynı esasta 24 şekilli vezinle yazılan 4 mısralık şiir.
  • Gr: Mastarını meydana getiren dört harften hepsi de aslî olan kelimeler.

ruhami / ruhamî

  • Mermerden yapılmış. Mermerle ilgili.

ruhani / ruhanî / rûhanî

  • Ruha ait, ruhla ilgili, gözle görülemeyen, cismi olmayan.
  • Ruh ile ilgili, görünmez varlık, ruh, melek, cin.

ruhaniyyet / rûhâniyyet

  • Rûhla ilgili haller.

ruhi / ruhî / rûhî / روحى

  • Ruhla ilgili.
  • Ruha ait, ruhla ilgili. Ruhça.
  • Ruhla ilgili.
  • Ruh ile ilgili. (Arapça)
  • Ruhsal. (Arapça)

rüşdi / rüşdî

  • Rüşdle ilgili. Olgunluğa dair.

rüstai / rüstaî

  • (Rüstâyi) Köyle ilgili. (Farsça)
  • Köylü. (Farsça)

rütebi / rütebî

  • Rütbelerle ilgili.

rüya-yı hayaliye

  • Misal âlemi ile ilgili rüya.

sadri / sadrî

  • (Sadriye) Göğüsle ilgili, göğüse ait.

şahane / şâhâne / شاهانه

  • Şahlara yakışır. (Farsça)
  • Şahlarla ilgili. (Farsça)

şahi / şahî

  • şaha, hükümdara ait, şah ile ilgili. (Farsça)
  • Hükümdarlık, şahlık. (Farsça)
  • Eski topların bir çeşiti. (Farsça)
  • Nişastalı, yumurtalı bir helva. (Farsça)
  • Tar: Osmanlı Padişahlarından Yavuz Sultan Selim Han'ın bastığı altun para. (Bu ismin verilmesi, üzerinde "şah" kelimesinin yazılı bulunmasından (Farsça)

şahsi / şahsî

  • Kişiyle ilgili.

saltanat alemi / saltanat âlemi

  • Bir ülkenin hakimiyeti ve yönetimiyle ilgili alan.

samedani / samedanî

  • Samed olan Allah ile ilgili, ilâhî.

san'at-ı beyaniye

  • Beyân ilmi ile ilgili san'at (beyân.

sar'i / sar'î

  • Sar'a hastalığı ile ilgili.

sarfi / sarfî

  • (Sarfiye) Masrafa, sarfa ait, gidere dair.
  • Gr: Sarf kaidesine dair, gramere ait, dilbilgisiyle ilgili.

şari' / şâri'

  • Kanun koyucu; kullarına yapmaları ve yapmamaları gerekli davranışlarla ilgili kanun ve kurallar koyan Allah.

şarki / şarkî / شرقى

  • Doğu, doğu ile ilgili. (Arapça)

sebuiye

  • Yırtıcıya mensub, canavarlıkla ilgili.

seciyevi / seciyevî / سجيوی

  • Karakter ile ilgili. (Arapça)

sedefi / sedefî / صدفى

  • Sedefli. (Arapça)
  • Sedef ile ilgili. (Arapça)
  • Sedef rengi. (Arapça)

seferi / seferî / سفری

  • Yolcu. (Arapça)
  • Savaş ile ilgili. (Arapça)

şefevi / şefevî

  • Dudağa ait, dudakla ilgili.

şehevani / şehevânî

  • Şehvetle ilgili.
  • Şehvetle ilgili, şehvetle alâkalı.

şeheviye

  • Şehvetle ilgili olan.

şehri / şehrî

  • Ay ile ilgili, aylık.

şehvani / şehvanî / şehvânî / شهوانى

  • şehvetle ilgili, şehvete ait.
  • şehvete çok düşkün olan kimse.
  • Şehvetle ilgili.
  • Şehvetle ilgili.
  • Şehvetle ilgili. (Arapça)
  • Şehvet düşkünü. (Arapça)

semai / semâî

  • Gökle ilgili, gökyüzüne ait.

semavi / semâvî / سماوی

  • Sema ile ilgili.
  • Gök ile ilgili. (Arapça)
  • Tanrısal. (Arapça)

semavi kitaplar / semavî kitaplar

  • Gökle ilgili kitaplar, Kur'ân-ı Kerim, Tevrat, İncil, Zebur.

şemsi / şemsî / شمسى

  • Güneşle ilgili. (Arapça)
  • Güneş takvimi. (Arapça)

şer'i / şer'î / شرعى

  • Şeriatla ilgili, Allah tarafından bildirilen kanun ve hükümlerle ilgili.
  • Şerîate âit, İslâmiyetle ilgili, İslâmiyet'e uygun.
  • Şeriat ile ilgili, şeriata uyan. (Arapça)

şer'iye / شرعيه

  • Şeriat ile ilgili, şeriata uyan. (Arapça)

serdar-ı ulema

  • Zamanın en bilgili ve en yaşlı âlimi.

şeri / şerî

  • Şeriatla ilgili, dinî.

servet-i ilmiye

  • Bilgililik, âlimlik, ilim zenginliği.

şeteviyy

  • Kışa mensup, kış ile ilgili.
  • Kış evi.
  • Kış kaftanı, kışlık elbise.
  • Kış yağmuru.

şeytani / şeytânî

  • Şeytanca, şeytanla ilgili.

sıfati / sıfatî / sıfâtî

  • Sıfatla ilgili.
  • Sıfatlarla ilgili.

sıhhi / sıhhî / صحى

  • Sağlıkla ilgili. (Arapça)

şikari / şikârî / شكاری

  • Avcı. (Farsça)
  • Av ile ilgili. (Farsça)

sına'i / sınâ'î / صناعى

  • Sanatla ilgili. (Arapça)
  • Sanayi ile ilgili. (Arapça)

sınaiyyat

  • (Tekili: Sınâi) Sanatla ilgili olan şeyler.
  • İnsan yapısı şeyler.

sırri / sırrî

  • (Sırriyye) Sır ile, gizlilik ile ilgili.

şitevi / şitevî

  • (Şiteviyye) Kışa ait. Kış mevsimiyle ilgili.
  • Kış sebzesi, kışlık sebze.

siyasi / siyasî

  • Siyasetle ilgili.

şübehat-ı uhreviye

  • Âhiretle ilgili şüpheler.

sübuti / sübûtî

  • Sabit olmakla ilgili.

şuhudi / şuhûdî

  • Görme ile ilgili, görülebilen.

şühudi / şühudî

  • Görünmeye dair, görünebilir olanla ilgili.

sükuti / sükûtî

  • Susma ile ilgili.

sülüsi / sülüsî

  • Sülüsle, yani üçte birle ilgili.
  • Bir yazı sitili.

süyuti / süyûtî

  • Osmanlı dönemi medreselerinde okutulan tefsir metodu ile ilgili imam Suyûtî'nin "el-itkân fî ulûmi'l-Kur'ân" adlı eseri.

suzi / suzî

  • Yanma ile, tutuşma ile ilgili. (Farsça)

taabbüdi / taabbüdî

  • İbadet etmekle ilgili.

taakkuli halat / taakkulî halat

  • Akıl yürütmekle ilgili hâller.

taalluk / تعلق

  • İlgili olma, münasebet.
  • İlgili olma. (Arapça)
  • Ait olma. (Arapça)

taallukat / taallukât / تعلقات

  • İlgililer, yakınlar, akrabalar.
  • İlgili olanlar. (Arapça)
  • Akraba, yakınlar. (Arapça)

taallukat-ı imaniye / taallûkat-ı imaniye

  • İmanla ilgili olanlar; imanî bağlar.

tabhi / tabhî

  • Pişirmekle veya pişirilmekle ilgili.

tabii / tabiî

  • Tabiatla ilgili, kendiliğinden.

tabir-i sarfiye

  • Gramerle ilgili ifade.

tağuti / tağutî

  • Tağutla ilgili.

tahaffuzi / tahaffuzî

  • Korunma ile ilgili.

tahayyül-ü küfri / tahayyül-ü küfrî

  • Küfür ve inkârla ilgili meseleleri hayal etme.

tahayyüli halat / tahayyülî halât

  • Hayal etmekle ilgili hâller.

tahmini / tahminî

  • Tahminle ilgili.

tahribi / tahribî

  • Yıkmayla ilgili tahribe ait.

tahrimi / tahrimî

  • (Tahrimiyye) Haramla ilgili, harama ait.

tahriri / tahrîrî / تَحْر۪ير۪ي

  • Yazı ile ilgili.

tariküddünya / târiküddünya

  • Dünya ile ilgili her şeyi terk eden.

tasavvuf

  • Dinin ruhsal hayatla ilgili yönünü konu edinen bilim veya meslek.

tasavvufi / tasavvufî / تصوفى

  • Tasavvufla ilgili.
  • Tasavvuf ile ilgili. (Arapça)

tasviri / tasvirî

  • Tasvire dair, tasvirle ilgili.

teceddüdi / teceddüdî

  • Yenilenmekle ilgili.

tecelliyat-ı cemaliye ve celaliye ve kemaliye / tecelliyât-ı cemâliye ve celâliye ve kemâliye

  • Allah'ın güzellik ve yücelik ve mükemmellikle ilgili sıfatlarının yansımaları.

tecrübi / tecrübî

  • Tecrübeye ait. Tecrübeyle ilgili.

tedafüi / tedâfüî / تدافعى

  • Savunma ve korunma ile ilgili.
  • Savunmayla ilgili.
  • Savunma ile ilgili. (Arapça)

tedbir-i menzil / tedbîr-i menzil

  • İnsanın çoluk-çocuğuna karşı hareketlerinin nasıl olacağı ve ev idâresi ile ilgili husûslardan bahseden ilim.

tefekküri / tefekkürî

  • Düşünmekle ilgili.

tefrii / tefriî / tefrîi

  • Ayrıntılamakla ilgili.
  • Teferruat ve ayrıntılara ayırmakla ilgili.

tekalif-i diniye / tekâlif-i diniye

  • Dinle ilgili sorumluluklar, dini yükümlülükler.

tekalif-i hayat / tekâlif-i hayat

  • Hayatla ilgili sorumluluklar ve yükümlülükler.

tekasüli / tekâsülî

  • Tembellikle ilgili, tembellikten gelen.
  • Üşenmekle ilgili.

tekvini / tekvinî

  • Yaratmakla ilgili.
  • Yaradılışla ilgili, var oluşla ilgili.

tenasüli / tenâsülî / تناسلى

  • Üreyiş ile ilgili. (Arapça)

terakkiyat-ı havaiye

  • Hava ile ilgili ilerlemeler, uzayla ilgili gelişmeler.

terakkiyat-ı ruhiye ve fikriye / terakkiyât-ı ruhiye ve fikriye

  • Ruhî ve düşünceyle ilgili ilerlemeler.

terbiyevi / terbiyevî

  • Terbiye ile ilgili, eğitime dair.
  • Terbiye ile ilgili.

termik

  • Sıcaklıkla alâkalı. Hararetle ilgili. (Fransızca)

tesadüfi / tesadüfî

  • Tesadüfle ilgili, rast gele.

tesbihi / tesbihî

  • Tesbihle ilgili.

teşri'i / teşrî'î

  • Şeriat hükümleriyle ilgili.
  • Kanun yapma kuvveti ve görevi ile ilgili.

teşrii / teşriî

  • Yasamaya dair, kanunla ilgili, şeriata dair.
  • Şeriatla ilgili.

tevhidi / tevhidî

  • Tevhitle, her şeyin bir olan Allah'a ait olması ile ilgili.
  • Tevhidle ilgili.

tezadi / tezâdî

  • Tezatla ilgili.

tezyinat-ı lafziye / tezyinat-ı lâfziye

  • Sözle ilgili süslemeler, cinas, seci' gibi anlamdan ziyade kulağa hitap eden söz san'atları.

tıbbi / tıbbî / طبى

  • Tıp ile ilgili. (Arapça)

ticaret-i uhreviye

  • Âhiret ile ilgili ticaret.

ticari / ticarî

  • Ticaretle ilgili.
  • (Ticariyye) Ticaretle ilgili, ticarete ait.

turabi / turâbî

  • Toprakla ilgili.

üf'ulevi / üf'ûlevî / افعولوی

  • Görevle ilgili, fonksiyonel. (Arapça)

uhrevi / uhrevî / اخروی

  • Âhiretle ilgili.
  • Âhiretle ilgili.
  • Ahiretle ilgili, öteki dünyaya ait.
  • Ahiret ile ilgili. (Arapça)

uhreviye / uhrevîye

  • Âhiretle ilgili.
  • Âhiretle ilgili olan.

ulum-u aliye-i ilahiye ve uhreviye / ulûm-u âliye-i ilâhiye ve uhreviye

  • Din ve âhiretle ilgili yüksek ilimler.

ulum-u beşeriye / ulûm-u beşeriye

  • İnsanla ilgili ilimler, sosyal ilimler.

ulum-u diniye ehli / ulûm-u diniye ehli

  • Dinî ilimler konusunda bilgili olanlar.

ulum-u kevniye / ulûm-u kevniye

  • Kevnî ilimler, kâinat ve dünya ile ilgili ilimler.

umumi / umumî / umûmî

  • Umumî, herkese ait, herkesle ilgili, genel.
  • Genel, herkesle ilgili.

umur-u kevniye

  • Kâinatla, oluşla ilgili şeyler, işler.

unsuri / unsurî

  • Unsurla ilgili.

üstad-ül beşer

  • Beşerin bütün insanlığın üstadı, hocası, daha bilgili ve ârif. Muhammed Aleyhissalâtü Vesselam.

usuli / usûlî

  • Usûlle ilgili.

usulü'd-din allameleri / usûlü'd-din allâmeleri

  • Kelâm âlimleri, mütekellimler; Allah'ın zât ve sıfatlarından, peygamberlik, âhiret ve inançla ilgili diğer meselelerden İslâmî esaslar dâiresinde bahseden âlimler.

vahdani / vahdânî / وحدانى

  • "Bir" olmakla ilgili.
  • Tanrı'nın birliği ile ilgili. (Arapça)

vak'a-yı bereket

  • Bereketle ilgili vakıa, olay.

vakıa-i bereket

  • Bereketle ilgili vakıa, olay.

vakıa-i misaliye

  • Misâl âlemi ile ilgili olay.

vakıat-ı istikbaliye ve berzahiye ve uhreviye / vâkıât-ı istikbaliye ve berzahiye ve uhreviye

  • Ahiretle, kabir hayatıyla ve gelecekle ilgili olaylar.

vakıat-ı kevniye / vâkıât-ı kevniye

  • Varlıklarla ilgili vakıalar, olaylar.

varaki / varakî

  • Yaprakla ilgili.
  • Yaprak biçiminde.

vatani / vatanî / وطنى

  • Yurt ile ilgili. (Arapça)

vazife-i ailevi / vazife-i ailevî

  • Aile ile ilgili görev.

vazife-i diniye ve ilmiye / vazife-i dîniye ve ilmiye

  • Din ve ilimle ilgili görev.

vazife-i kur'aniye ve imaniye / vazife-i kur'âniye ve imaniye

  • Kur'ân ve iman ile ilgili görev.

vecdi / vecdî

  • Vecdle ilgili, heyecanla ilgili.

vechi / vechî

  • (Vechiye) Yüz ile ilgili.

vehmi / vehmî

  • Vehimle ilgili.

vezaif-i islamiyet / vezâif-i islâmiyet

  • İslâmiyetle ilgili görevler.

vezni / veznî

  • Vezinle ilgili, vezne ait.
  • Tartılan şey.

vicdani / vicdanî / vicdânî

  • Vicdanla ilgili, vicdana ait.
  • (Vicdaniyye) Vicdanla, kalbî his ile ilgili.
  • Kendinden geçip dalmakla ilgili.
  • Vicdanla ilgili.

vücudi / vücudî / vücûdî

  • Varlıkla ilgili.
  • Varlıkla ilgili olan.
  • Varlıkla ilgili, var olan.

vukuat-ı süfyaniye

  • İslâm Deccalı olan Süfyan ile ilgili olaylar.

vukufdar / vukufdâr

  • Haberi olan. Bilgili. (Farsça)

vukuflu

  • Bilen, bilgili.

za'fi / za'fî / ضعفى

  • Zayıflıkla ilgili, zaaf ile ilgili. (Arapça)

zabıtname / zabıtnâme

  • Olay yerinde ilgili kimselerin olayın oluş şeklini kaydettikleri kâğıt.

zahiren ve batınen / zahiren ve bâtınen

  • Dış ve iç yapı ile ilgili olarak.

zahiri / zâhirî / ظاهری

  • Dış görünüş ile ilgili, görünüşteki. (Arapça)

zamani / zamanî

  • Zamanla ilgili, zamana ait.
  • Zamanla ilgili.

zanni / zannî

  • Zanla ilgili.

zarar-ı amm / zarar-ı âmm

  • Umumla ilgili zarar.

zaruriyyat-ı din / zarûriyyât-ı din

  • İnanılacak ve yapılacak işlerle ilgili, âlim ve câhil herkesin bilmesi lâzım olan din bilgileri.

zati / zâtî

  • Zatla ilgili, özel.

zatiye / zâtîye

  • Kendisiyle ilgili.

zemani / zemanî

  • Zamanla ilgili, zamana ait.

zevk-i rızki / zevk-i rızkî

  • Rızık ile ilgili zevk.

zevki / zevkî

  • Zevkle ilgili.
  • Zevke dayalı, yaşayıp zevk etmekle ilgili.

zılli / zıllî

  • Gölgeli, gölge ile ilgili.