LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te ilgilen ifadesini içeren 30 kelime bulundu...

adem-i iştigal

  • Meşgul olmamak, ilgilenmemek.

afaki hadisat / âfâkî hâdisât

  • Kişiyi ilgilendirmeyen, kendi dışında cereyan eden olaylar.

alakabahş / alâkabahş / علاقه بخش

  • İlgilendiren, ilgili. (Arapça - Farsça)

alakadar / alâkadar / علاقه دار

  • İlgili, alakalı. (Arapça - Farsça)
  • Alâkadar etmek: İlgilendirmek. (Arapça - Farsça)
  • Alâkadar olmak: İlgilenmek. (Arapça - Farsça)

alakadar eden / alâkadar eden

  • İlgilendiren.

alakadarane / alâkadarâne

  • İlgilenerek, alâka göstererek.

belediye

  • Bir şehir veya kasabanın temizliği, bayındırlığı ve nizamiyle ilgilenen daire.

ders-i içtimai / ders-i içtimaî

  • Toplumu ilgilendiren ders.

divan-ı ahkam-ı adliye / divan-ı ahkâm-ı adliye

  • Huk: Kanunlara göre, bakılacak dâvalarla ilgilenmek üzere 1284 yılında kurulan ilk nizâmiye mahkemesi.

ehl-i tarikat ve velayet / ehl-i tarîkat ve velâyet

  • Tarikata mensup olanlar, tasavvufla ilgilenenler ve Allah dostları, velîler.

fünun-u tabiiye

  • Tabiatın dış görünüşüyle ilgilenen ilim dalları.

hadise-i umumiye

  • Geneli ilgilendiren ve her tarafı kuşatan olay.

inayet / inâyet

  • Bütün yararların, hikmetlerin ve faydaların kaynağı olan düzenlilik.
  • Allah'ın özel yardımı, şefkatle ilgilenmesi.

kaydetmek

  • Yazmak.
  • Bağlamak.
  • İlgilenmek, alâkalanmak.

kozmoğrafyacı

  • Gök bilimiyle ilgilenen kimse.

malayaniyat / mâlâyâniyât

  • Kişiyi ilgilendirmeyen şeyler; boş, anlamsız şeyler.

menfaat-ı umumiye

  • Toplumun genelini ilgilendiren fayda.

mesele-i kainat / mesele-i kâinat

  • Kâinatı ilgilendiren mesele.

mübaşeret

  • Temas etme, bizzat ilgili olma, ilgilenme.

mülazemet

  • Mülazemet etmek:
  • Devam etmek.
  • Staj yapmak.
  • Bir işle ilgilenmek.

mutasavvıfa-i mütefelsife

  • Felsefeyle ilgilenen ve etkisinde kalan tasavvufçular.

mütevaggıl

  • Bir işle fazla uğraşan, bir konu hakkında derinlemesine ilgilenen ve takip eden.

muttala

  • Bilgilenme noktası.

neme lazım / neme lâzım

  • "Bu işle ilgilenmem, bana ne, buna karışmam" anlamında bir ifade.

nüşub

  • Dühul etmek, girmek, dâhil olmak.
  • İlgilendirmek, alâkalandırmak, taalluk etmek.

şamil

  • Çevreleyen, içine alan, ihtivâ eden, kaplayan.
  • Çok şeye birden örtü ve zarf olan.
  • Fazla şeyleri veya kimseleri ilgilendiren.

siyasetçilik

  • Siyasetle uğraşma, ilgilenme.

sôfi / sôfî / صوفى

  • Tasavvufla ilgilenen, mutasavvıf. (Arapça)

taalluk eden / taallûk eden

  • İlgilendiren.
  • İlgilendiren, ait olan.

teveccühkarane / teveccühkârane

  • İlgilenerek, yönelerek.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın