LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te ile kelimesini içeren 70 kelime bulundu...

aheng-i terakki / âheng-i terakkî

  • İlerleme ve gelişmenin ahengi, uyumu.

ahirbin / âhirbîn / آخربين

  • İleri görüşlü. (Arapça - Farsça)

akibet-bin / âkibet-bin

  • İleri görüşlü. Sonunu evvelden gören. (Farsça)

amin

  • İlerlemeyen. Yerinde sâbit ikamet eden.

avans

  • İlerideki bir alacağa mahsuben önceden verilen para. (Fransızca)

basiret / basîret

  • İleri görüşlülük, seziş.
  • İleri görüş, kuvvetli seziş.

basiretli

  • İleri görüşlü, ferasetli.

beddua / bedduâ / بددعا

  • İlenç. (Farsça - Arapça)

büdur

  • İleri geçme, hızla geçme.

dermeyan edilen

  • İleri sürülen, anlatılan, söylenen.

devr-i terakki

  • İlerleme devri.

dur-bini / dur-binî

  • İlerisini görürlük, uzağı görmeklik. (Farsça)

durendiş / dûrendiş / dûrendîş / دوراندیش

  • İlerisi için kaygılanan.
  • İleri görüşlü, ileriyi düşünen. (Farsça)

durendişane / dûrendişâne

  • İlerisi için kaygılanırcasına.

düstur-u terakki

  • İlerleme kanunu.

erkan / erkân / اَرْكَانْ

  • İleri gelenler, temel esaslar.

eşraf / eşrâf / اَشْرَافْ

  • İleri gelen büyükler.
  • İleri gelenler.

fahl

  • İleri gelen, üstün.

fenn-i münazara

  • İleri sürülen delilleri ve fikirleri tetkik ederek fikirlerin münasebet ve adem-i münasebetini göstererek cevap vermek san'atı.

feyz ü rif'at

  • İlerleme, bolluk ve yükseklik.

hal-i terakki

  • İlerleme, gelişme hali; kalkınmışlık.

harun

  • İlerleyeceği yerde duran veya geri giden hayvan.

havass u avam / havâss u avâm

  • İleri gelen kimseler ve halk.

ihtiyat

  • İlerisini düşünerek davranma.

ihtiyaten

  • İlerisini düşünerek.

irtiaf

  • İleri geçme, ilerleme.

istidad-ı terakki / istidâd-ı terakki

  • İlerleme ve kalkınma yeteneği.

kahame

  • İlerlemiş yaşlılık.

kanun-u tekamül / kanun-u tekâmül

  • İlerleme, mükemmelleşme kanunu.

keramet-i gaybiye / kerâmet-i gaybiye

  • İleriye dönük, geleceği haber veren kerâmet.

kodaman

  • İleri gelen. Servet veya mevki sahibi kimseler hakkında alay yollu söylenir.

makine-i tekemmülat / makine-i tekemmülât

  • İlerleme, olgunlaşma makinesi.

merdiven-i terakki

  • İlerleme merdiveni; bir merdivenin basamakları gibi yükselme.

mesafe-i terakki

  • İlerleme, yükselme mesafesi.

meylü't-terakki

  • İlerleme meyli, yükselme eğilimi,.

minkale / منقله

  • İletki. (Arapça)

müeccil

  • İleriye bırakan, te'cil eden.

mün'akide yemini / mün'akide yemîni

  • İleride yapacağım veya yapmıyacağım diyerek yalan yere yemîn.

münbais / منبعث

  • İleri gelen, çıkan.
  • İleri gelen, kaynaklanan. (Arapça)

mürtaki

  • İlerliyen, terakki eden. Yükselen, yukarı çıkan.

mütedebbir

  • İleriyi gören, tedbirli ve ölçülü hareket eden.

mütedebbirane / mütedebbirâne

  • İlerisini görerek. Tedbirli ve ölçülü olarak. (Farsça)

müterakki / müterakkî

  • İlerlemiş, terakki etmiş.

müterakkiyane / müterakkiyâne

  • İlerleyene, terakki edene yakışır şekilde. (Farsça)

muvasala

  • İletişim, irtibat.

nakile / nâkile

  • İletici.
  • İleten.

naşi / nâşî / ناشى

  • İleri gelen, kaynaklanan, dolayı. (Arapça)

netice-i müddeayat

  • İleri sürülen iddiaların sonucu.

pa-bend-i terakki / pâ-bend-i terakki

  • İlerlemeğe mâni olan zincir, köstek.

pişbin

  • İlerisini gören. Basiretli, ihtiyatlı. (Farsça)

reisler

  • İleri gelenler, başkanlar.

sebeb-i terakki / sebeb-i terakkî

  • İlerleme, yükselme sebebi.

sebkat

  • İlerleme, geçme.

selem

  • İleride teslim edilecek bir malın peşin para ile satılması. Yâni belli miktârda peşin para ile belli zaman sonra bilinen yerde bilinen bir malı satın almak için yapılan sözleşme. Peşin parayı verene sâhib-üs-selem veya rabb-üs-selem; veresiye mal ver me borcu altına giren satıcıya müslemün ileyh, bu

seramed / serâmed / سرآمد

  • İleri gelen, önde gelen. (Farsça)

seramedan / serâmedân / سر آمدان

  • İleri gelenler, önde gelenler. (Farsça)

şimendifer-i terakki / şimendifer-i terakkî

  • İlerleme treni; yükselme vasıtası.

süluk / sülûk / سلوك

  • İlerleme.

teenni / teennî

  • İlerisini düşünerek acele etmeden yavaş ve ihtiyatlı hareket etme.

tekemmül-ü vesait-i nakliye

  • İletişim araçlarının ve taşımacılığın gelişmesi, ilerlemesi.

terakki / terakkî / ترقى / ترقي

  • İlerleme, yükselme.
  • İlerleme, gelişme. (Arapça)
  • İlerleme.

terakki etme

  • İlerleme, yükselme.

terakki ettirme

  • İlerletme, yükseltme.

terakkiperver / terakkîperver / ترقى پرور

  • İlerleme yanlısı. (Arapça - Farsça)

terakkiyat / terakkiyât / ترقيات

  • İlerlemeler.
  • İlerlemeler.
  • İlerlemeler. (Arapça)

vesail-i irtibat / vesâil-i irtibat

  • İletişim araçları.

vesait-i muhabere ve müdavele

  • İletişim ve basım-yayın araçları.

yüksek nazar

  • İleri görüşlü olma.

zahire / zahîre

  • İlerisi için saklanan yiyecek. Azık.

zaman-ı terakki

  • İlerleme devri.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR