LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te ihtilaf ifadesini içeren 34 kelime bulundu...

besise

  • Bir çeşit yemek.
  • Yağ ve undan yapılan bir çeşit bulamaç.
  • Ayrılık, nifak, iftira, ihtilaf.

beynunet / beynûnet

  • Fâsıla, iki şey arasındaki mesafe, aralık.
  • Fark, ihtilaf, muhalefet. Zıddiyet, anlaşmazlık, terslik.
  • Ayrılmak, firkat.
  • İki şey arasındaki mesafe, aralık.
  • İhtilaf, anlaşmazlık, ara açıklığı.

erş

  • Fesat, niza, ihtilaf, rüşvet.
  • Fışkırmak.
  • Tırmalamak.
  • Fık: Yaralanan veya kesilen bir uzuvdan dolayı verilmesi lâzım gelen diyet.

fitne

  • İnsanın akıl ve kalbini doğrudan doğruya, hak ve hakikatten saptıracak şey.
  • Muhârebe.
  • Azdırma.
  • Karışıklık. Ara bozmak. Dedikodu.
  • Küfr. Fikir ihtilâfı.
  • Şikak. Kavga.
  • Delilik.
  • Mihnet ve beliye.
  • Mal ve evlâd.
  • Potada altın v

hilafi / hilafî / hilâfî

  • Hilafa, ihtilafa sebeb olana dair.
  • İhtilaflı olan.
  • İhtilaf sebebi olan.

hilafiye / hilâfiye

  • İhtilaf konuları.

hududname

  • Memleket sınırını belirleyen vesika. Harp veya diğer bir ihtilaf sonunda iki taraf murahhaslarınca yerinde tetkik edilerek tanzim olunan harita ve rapor. (Farsça)
  • Memleket dahilindeki bir çiftlik veya arazinin sınırlarını göstermek üzere yapılmış olan vesika. (Farsça)

ihtilaf-ı re'y

  • Fikir ihtilafı, fikirlerin başka başka olması.

ihtilafat

  • Anlaşmazlıklar, uyuşmazlıklar. İhtilaflar.

ikilik

  • t. İki kuruş kıymetindeki eski gümüş para.
  • İki kısımdan meydana gelmiş.
  • Ayrılık, ihtilâf, ikiye bölünme, iki taraf olma.

inşikak-ı asa / inşikak-ı asâ / inşikak-ı âsâ

  • Değneğin kırılması.
  • Mc: İhtilaf, karışıklık, ikilik. Birliğin bozulması.
  • Değneğin bölünmesi, âsânın ikiye ayrılması; 'ihtilaf ve ayrılıklarla, birliğin bozularak kuvvetin dağılması' mânâsında bir deyim.

ittifak noktaları

  • Ortak noktalar, ihtilâflı olmayan noktalar.

lokman hekim / lokman hekîm

  • Kur'an-ı Kerim'de ismi geçen büyük zatlardan olup öğütleri ve ahlâkî, tıbbî sözleri ile tanınmıştır. Peygamber Davud (A.S.) zamanında yaşadığı rivayet edilmektedir. Peygamber veya veli olduğu hususunda ihtilaf vardır.

mahtelef-el melevan

  • Gece ve gündüzün ihtilâfı ve değişmesi müddetince.

mes'ele-i hilafiye / mes'ele-i hilâfiye

  • Hakkında ihtilaf bulunan mes'ele.

mesail-i cüz'iye-i fer'iye-i hilafiye / mesail-i cüz'iye-i fer'iye-i hilâfiye

  • İhtilaf konusu olan, hakkında farklı görüş belirtilebilen cüz'î (bireylerle ilgili) ve fer'î (imanla ilgili olmayan, amellerle ilgili) meseleler.

mesail-i hilafiye / mesail-i hilâfiye

  • İhtilaf mevzuu olan mes'eleler.
  • İhtilâf mevzuu olan, hakkında farklı görüş belirtilebilen meseleler.

mesail-i içtihadiye-i hilafiye / mesâil-i içtihadiye-i hilâfiye

  • Üzerinde ihtilaf edilen içtihadi meseleler.

mevadd-ı ihtilaf / mevadd-ı ihtilâf

  • İhtilâfa sebep olan maddeler; parçalanma, değişim, başkalaşım ve uyuşmazlık gibi sonuçlara sebep olan maddeler.

muhtelef

  • Uyuşmamış. Birbirine uymamış. İhtilâf olunmuş.

muhtelef-ün fih

  • Hakkında ihtilâf olunan mes'ele.

muhtelefün fih / muhtelefün fîh

  • Hakkında ihtilaf olunan mesele.

muhtelefun fiha / muhtelefun fîhâ

  • Hakkında görüş birliği olmayan, ihtilâflı.

muhtelefün fiha / muhtelefün fîhâ

  • Hakkında ihtilaf olunan mesele.

muhtelefünfih / muhtelefünfîh / مختلف فيه

  • İhtilaflı. (Arapça)

münaza-un fih

  • Hakkında ihtilaf mevcut olan şey, münakaşa edilen mes'ele. Aradaki husumete sebeb olan.

müteşakis

  • (Şeks. den) Birbiriyle ihtilaf ve kötü muaşeret eden şahıs. Birbiriyle iyi geçinemeyen. Katı huylu.

müvella

  • Muayyen bir dâvâyı veya ihtilafı hall için veyahut hakem, bilirkişi olmak üzere kadılar tarafından tayin eden salahiyetli kimse.

şakk-ı asa / şakk-ı asâ

  • Değneği kırmak. (Farsça)
  • Mc: İhtilâfa sebeb olmak, topluluktan ayrılmak. (Farsça)

şehbender

  • Ticaret nezaretinin teşekkülünden evvel ticaret işlerine bakmak ve tüccarlar arasındaki ihtilâfları halletmekle vazifelendirilen memurun ünvanı idi.

tadacüm

  • İhtilâf. Anlaşmazlık.
  • Eğrilik.

tebayün

  • İki şey arasındaki uyuşmazlık. Birbirinden ayrı ve başka olmak. İhtilâf vuku bulmak. Zıtlık.

teselsül / تَسَلْسُلْ

  • İddiâyla delilin birbirine bağlı olmasıyla ihtilâfın sürüp gitmesi.

üzeyr

  • (A.S.) Kur'an-ı Kerim'de ismi bulunan büyük zâtlardandır. Peygamber olup olmadığı hakkında ihtilâf vardır.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR