LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te igit ifadesini içeren 178 kelime bulundu...

ahenindil / âhenîndil / آهنين دل

  • Katı yürekli. (Farsça)
  • Yiğit. (Farsça)

ahmes

  • Kuvvetli, yiğit. Kahraman, cesur, şecaatli, bahadır.

ahves

  • Cesur, kahraman, yiğit, şecaatli, bahadır.

alb

  • Yiğit, kahraman, bahadır, cesur gibi manalara gelen bir sıfattır.

asüd

  • (Tekili: Esed) Arslanlar.
  • Yiğitler.

babayiğit

  • Yetişmiş delikanlı, tam bedenî kuvvetini almış genç. Cesur, yiğit.

bahadır / bahâdır / بهادر / بَهَادِرْ

  • Kahraman. Cesur. Yiğit. Dilâver. (Farsça)
  • Kahraman, cesur, yiğit.
  • Kahraman, yiğit.
  • Yiğit. (Farsça)
  • Yiğit, kahraman.

bahadırane

  • Yiğitçesine, kahramana yakışır surette. (Farsça)

bahadıri / bahadırî

  • Yiğitlik, bahadırlık, kahramanlık. (Farsça)

basil

  • Kahraman, cesur, yiğit kimse.
  • Fena, sert, kırıcı, kötü söz.
  • Haram olan şey.
  • Güzel olmayan, çirkin kimse.

battal / بطال

  • Yiğit. (Arapça)
  • Köhnemiş. (Arapça)
  • Hantal. (Arapça)

behbehi / behbehî

  • Etli ve gövdeli, kişi. Bahadır, yiğit, kahraman.

behs

  • Neşe ve güleryüzle karşılama.
  • Kahraman, yiğit, mert adam.
  • Cür'etkârlık.

berna

  • Delikanlı, yiğit, genç. (Farsça)

besalet

  • Yiğitlik. Bahadırlık. Yürek sağlamlığı.
  • Yiğitlik, bahadırlık, sağlam yüreklilik.

betal

  • Bahâdır, yiğit, kahraman.

bürnah

  • Yiğit, delikanlı, genç. (Farsça)

bürnak

  • Delikanlı, yiğit, genç. (Farsça)

cahiz

  • Cesur, cesaretli, yiğit.

celadet / celâdet / جلادت

  • Yiğitlik. Bahadırlık. Kuvvet ve şiddetlilik. Muhkemlik. Salâbet, metânet.
  • Kahramanlık, yiğitlik.
  • Yiğitlik. (Arapça)

cengaver / cengâver

  • (Çoğulu: Cengâverân ) Cenkçi. Yiğit olan. Kahraman. İyi harbeden. (Farsça)
  • Yiğit, kahraman.

ceri'

  • (Cür'et. den) Cesur, yiğit, delikanlı, gözü pek, cesaretli, yılmayan.

cesaret

  • Cesurluk, yiğitlik, korkusuzluk.

cesur

  • (Cesâret. den) Cesaretli, yiğit.

cesurane / cesurâne

  • Yiğitçesine, cesaretli olarak, yüreklice, cesaretle. (Farsça)

çire

  • Mâhir, maharetli, becerikli. (Farsça)
  • Bahadır, kahraman, yiğit, cesur. (Farsça)

çiregi / çiregî

  • Bahadırlık, kahramanlık, yiğitlik. (Farsça)
  • Ustalık. Mâhirlik. (Farsça)

civanmert

  • Yiğit, mert.

civanmertlik

  • Yiğitlik, mertlik.

cür'et

  • Yiğitlik, cesaret. Korkmayarak ileri atılmak.

cür'et-yab / cür'et-yâb

  • Cesur, cesaretli, yiğit, delikanlı, atılgan, gözüpek, cür'etkâr. (Farsça)

cür'etkar / cür'etkâr

  • Cesur, cesaretli, yiğit, delikanlı, atılgan, gözüpek. (Farsça)

cürre

  • Cesur, cesaretli, cür'etkâr, cür'et-yâb, yiğit, delikanlı, gözüpek, atılgan.
  • Uçan her çeşit kuşun erkeği.
  • Bir zira' miktarı ağaç. (Ağacın başında bir küfe, ortasında bir ipi olup onunla geyik avlarlar.)

dadaş

  • Delikanlı, babayiğit kimse.
  • Erkek kardeş.

dervah

  • Hastalıktan yeni kurtulan, iyice kendisine gelemeyen kimse. (Farsça)
  • Sağlam, metin, muhkem. (Farsça)
  • Doğru, asıl, gerçek. (Farsça)
  • Yiğitlik, cesaret, cesur olmak, şecaat. (Farsça)
  • Ayıp, utanma. (Farsça)
  • Sertlik, kabalık. (Farsça)

dil-aver / dil-âver

  • Yiğit. Cesaretli. Yürekli. (Farsça)
  • Gönül alıcı. (Farsça)

dil-averan / dil-âverân

  • (Tekili: Dil-aver) Dilaverler, yürekliler, yiğitler.

dilaver / dilâver / دلاور

  • Yiğit, cesaretli; gönül alıcı.
  • Yürekli, yiğit. (Farsça)

dilir / dilîr / دلير

  • (Çoğulu: Dilirân ) Bahadır, cesur, cesaretli, yiğit, yürekli.
  • Yürekli, yiğit. (Farsça)

diliran / dilirân

  • (Tekili: Dilir) Bahadırlar, cesurlar, cesaretliler, yiğitler, yürekliler.

dilirane / dilirâne

  • Mertçesine, yiğitçesine, bahadırcasına. (Farsça)

diliri / dilirî

  • Mertlik, yiğitlik, yüreklilik. (Farsça)

eblak-süvar

  • Alaca ata binmiş kişi. (Farsça)
  • Mc: Savaşçı, cenkçi yiğit. (Farsça)

ebtal

  • (Tekili: Battâl) Yiğitler, cesurlar, döğüşken erler.

efe

  • Yiğit.

elyes

  • Bahadır, yiğit.

epürnak

  • Delikanlı, genç yiğit, bahadır. (Farsça)

erva'

  • Çok güzel olan genç.
  • Son derece yiğit, cesur ve bahadır adam.
  • Korkmak.

eşbeh

  • Mert, yiğit, kabadayı, cesur kimse. (Bu tâbir bilhassa yeniçeriler hakkında kullanılırdı.)

eşca / eşcâ

  • Daha yiğit.

eşca'

  • Daha yiğit, pek kahraman. En şecaatli.
  • Parmak ardlarının sinirleri.

ezmar / ezmâr

  • (Tekili: Zimr) Kahramanlar, yiğitler, bahadırlar.

feraset

  • Binicilik, süvarilik, yiğitlik.

firaset / firâset

  • Zihin uyanıklığı. Bir şeyi çabukça anlayış kabiliyeti. Bir kimsenin ahlâk ve istidadını yüzünden anlamak. Firasetin bir nev'i, sebebini anlamadan ve ilham eseri olarak vücuda gelen seziştir. Diğer nev'i ise kesbîdir. Muhtelif huy ve tabiatları bilmek neticesinde hâsıl olur.
  • Yiğitlik.
  • Anlayışlı, çabuk seziş,
  • Binicilik, at yetiştirme bilgisi.
  • Yiğitlik, mertlik.

fityan

  • (Tekili: Fetâ) Delikanlılar, yiğitler, bahadırlar, gençler, mertler.

fitye

  • (Tekili: Fetâ) Gençler. Genç yiğitler.

fürayık

  • (Çoğulu: Ferâyık) Yumuşak bedenli güzel yiğit.

fütüvvet / فتوت

  • Dostlara afv ve safh ile muamele.
  • Yiğitlik. Cömertlik. Lütuf ve ihsankârlık.
  • Kerem ve seha.
  • Soy temizliği.
  • Gençlik. (Arapça)
  • Yiğitlik. (Arapça)
  • Eskiden Anadolu'da kurulup gelişen esnaf teşkilatı. (Arapça)

galva'

  • Yiğitliğin başlangıcı.
  • Gençlik sür'ati.

gev

  • (Çoğulu: Gevân) Yiğit, bahadır, kahraman. (Farsça)

gevan

  • (Tekili: Gev) Kahramanlar, yiğitler.

gulv

  • Haddini tecavüz etmek, haddini aşmak.
  • Yiğitlik zamanının evveli ve sür'ati.

gürbüz / گربز

  • Yaşından fazla gösterişli, serpilmiş, vücutlu, genç irisi. (Farsça)
  • Cerbezeli. (Farsça)
  • Anlayışlı. İdrakli. (Farsça)
  • Kahraman, yiğit. (Farsça)
  • Yiğit. (Farsça)
  • Kahraman. (Farsça)

gürd

  • Cesur, kahraman, yiğit, bahadır. (Farsça)

gureba-i yemin

  • İbrahim paşa, Galata ve Edirne saraylarından çıkanlarla, harpte fevkalâde yararlık gösteren yabancılar ve yeni Müslüman olmuşlardan teşkil olunan iki süvari bölüğünden birinin ismidir. Bu iki bölüğe birden "Gureba-i Yemin ve Yesar Bölükleri" denildiği gibi "Garip ve Yiğitler Bölükleri" veya "Aşağı B

habil / habîl

  • Yiğit, bahadır, genç, delikanlı.
  • Tuzak, ağ.

hades

  • Yeni olmak. Eskiden olmayıp sonradan görülmek.
  • Taze. Yiğit. Genç.
  • Fık: Abdest almayı icabettiren hal. Bazı ibadetlerin yapılmasına mâni olan ve necaset-i hükmiye sayılan hal.
  • Pislik.

hamaset / hamâset / حَمَاسَتْ

  • Yaradılıştan olan cesâret. Bahadırlık. Cesurluk. Kahramanlık. Yiğitlik.
  • Yiğitlik, kahramanlık, cesaret.
  • Yiğitlik, kahramanlık.

harika-i şecaat

  • Yiğitlik ve yüreklilikte benzersiz olma.

haydar

  • Yiğit, cesur, kahraman.
  • Hz. Ali'nin (R.A.) bir nâmı,
  • Arslan, gazanfer.
  • Cesur, yiğit, Hazreti Ali.

haydarane

  • Hz. Ali gibi. Kahramanca, yiğitçe, cesurca. (Farsça)

haydari / haydarî

  • Kahramanlık, cesurluk, yiğitlik. Arslanlık.
  • Eskiden bazı esnaf ve köylülerin giydikleri kolsuz aba, hırka.

hebhebi / hebhebî

  • Çoban.
  • Hizmete koşan yiğit.

hezabir

  • (Tekili: Hizebr) Arslanlar, esedler.
  • Yiğitler, kahramanlar.

hidase

  • Pâk etmek, temizlemek.
  • Kahramanlık, yiğitlik.
  • Abdest bozmak.

hizber

  • (Hizebr) (Çoğulu: Hezâbir) Aslan, gazanfer. (Farsça)
  • Mc: Cesur, yiğit, kahraman, yürekli adam. (Farsça)

ıntiyan

  • Yiğitlik evveli.

istenbe

  • Cesur, yiğit, bahadır, kahraman. (Farsça)
  • Çirkin. (Farsça)
  • Kâbus. (Farsça)

istiktal

  • Ölümden korkmayarak kendini tehlikeye atma. Tehlikeli işlere yiğitçe atılma.

kabadayı

  • Mc: Cesur, kahraman, cengâver. Eskiden kabadayılar ağırbaşlı, fenalıktan kaçınır, iyiliği sever insanlar oldukları için muhitlerinde hürmet görürlerdi.
  • Kimseden korkmaz görünerek şuna buna meydan okuyan kimse, yiğit taslağı.

kahraman / قهرمان

  • (Çoğulu: Kahramanan) Yiğit, cesur, bahadır. (Farsça)
  • Fars mitolojisinde Rüstem'in yendiği kişi. (Farsça)
  • İş buyuran, hüküm sâhibi. (Farsça)
  • Yiğit (Farsça)

kahramanan

  • (Tekili: Kahraman) Kahramanlar. Cesur kimseler, yiğitler. (Farsça)

kahramanane

  • Kahramanca, yiğitçe, cesurane. (Farsça)

kahramani / kahramanî

  • Yiğitlik, kahramanlık, cesurluk. (Farsça)

kelfa

  • Yüzünde çiğitli olan kadın. (Müz: Eklef)

kemal-i şehamet / kemâl-i şehâmet

  • Mükemmel derecede akılla bütünleşmiş yiğitlik.

kemi / kemî

  • (Çoğulu: Kümât) Yiğit, kahraman, bahadır. Savaşçı, cengâver.

kemmi / kemmî

  • Azlık veya çokluğa dair. Kemmiyete âit ve müteallik. Cesur. Yiğit. Silâhlı.

küdürr

  • Azâsı çok şişmiş olan yiğit.

kuhciğer

  • Dağ yürekli, kahraman, bahâdır, yiğit. (Farsça)

kümat

  • (Tekili: Kemi) Yiğitler, kahramanlar, savaşçılar.

künd

  • Biçimsiz, yakışıksız, kısa.
  • Kesmez, kör.
  • Yiğit, cesaretli, cesur.
  • Anlayışsız. Fehim ve idraki kısa.

lisan-ı hamaset / lisân-ı hamaset

  • Yiğitlik ve kahramanlık dili.

merd / مرد

  • Adam. (Farsça)
  • Yiğit. (Farsça)

merdan

  • (Tekili: Merd) Merdler. İnsanlar, erkekler, yiğitler.

merdane / merdâne / مردانه

  • Yiğitçe. (Farsça)

merdanegi / merdanegî

  • Cesurluk, yiğitlik, merdlik, erkeklik. (Farsça)

merdbeçe

  • Yiğit oğlu yiğit. Merd oğlu merd. (Farsça)

merdi / merdî

  • Erlik, erkeklik. (Farsça)
  • Merdlik, cesurluk, yiğitlik. (Farsça)
  • İnsanlık, hamiyet. (Farsça)

merdümi / merdümî / مردمى

  • İnsanlık. (Farsça)
  • Yiğitlik. (Farsça)

mey'a

  • (Mey'at) Yiğitlik başlangıcı.
  • Atı koşuya alıştırmak.
  • Erimiş sıvı madde.
  • Yere dökülen bir sıvının akıp gitmesi.
  • Bir şeyin ilk zamanı. Tâzelik vakti.

meyl-i tecellüd

  • Yiğitlik meyli, cesaretli olma ve kahramanlık arzusu.

mürd

  • (Tekili: Emrüd) Sakalı belirmemiş genç yiğitler.

mürüvvet

  • İnsaniyet. İnsanlığa uygun olan şeyi yapmak. Güzel ve iyi şeyleri alıp, kötü şeyleri ve hâlleri bırakmak.
  • Ana baba saadeti.
  • Mertlik, yiğitlik.
  • Reculiyet.
  • İnsanlık, yiğitlik. Muhtâc olanlara, lâzım olan şeyleri vermek, başkalarına faydalı olmak, iyilik yapmak arzusu, insanlık. Adâleti yerine getirme ve hiç kimseden intikam almayı istememe.

mürüvvetkarane / mürüvvetkârâne

  • Yiğitçesine. Mertçesine. (Farsça)
  • Mürüvvetlicesine. (Farsça)

mutasarrım

  • (Çoğulu: Mutasarrımin) Kahramanlık ve yiğitlik gösteren.

mütecellidane / mütecellidâne

  • Celadet ve kahramanlıkla. Yiğitlik göstererek. (Farsça)

mütecellidin / mütecellidîn

  • (Tekili: Mütecellid) Kahramanlar, yiğitler, celâdet gösteren kahraman kimseler.

müteşecci'

  • (Çoğulu: Müteşecciîn) Yiğit gibi görünen.

müteşecciane / müteşecciâne

  • Yiğit gibi, yürekli olana benzer surette. (Farsça)

müteşecciin / müteşecciîn

  • Yiğit gibi görünenler.

namcu / nâmcû / نامجو

  • Yiğit. (Farsça)

namcuy

  • (Çoğulu: Namcuyân) Nam arayan. (Farsça)
  • Yiğit. (Farsça)

namcuyan / namcuyân

  • (Tekili: Namcu) Ün arayanlar, nam arayanlar. (Farsça)
  • Yiğitler, kahramanlar. (Farsça)

necadet

  • Kahramanlık, efelik, yiğitlik.

necd

  • Açık ve işlek yol.
  • Yüksek yer.
  • Minder, döşeme gibi oturacak şeyler.
  • Ağaçsız mekân.
  • Hâzık ve mâhir kılavuz.
  • Yiğitlik hâli. Gamlılık, gussa.
  • Hasma galip gelmek.
  • Çok terlemek.
  • Meme.
  • Suudi Arabistan'ın doğu mıntıkası.

necdet

  • Yiğitlik, şecaat, kahramanlık.
  • Harp ve kıtal.
  • Yeis, korku.
  • Yiğitlik, kahramanlık.

neriman

  • Pehlivan, yiğit, kahraman. (Farsça)

nerimani / nerimanî

  • Nerimanlık, kahramanlık, yiğitlik. (Farsça)

neş'

  • Yiğit olmak.
  • Yüksek olmak.
  • Rüzgâr esmek.
  • İyi ve hoş kokulu şeyler koklamak.

neş'e

  • Gönül açıklığı, sevinç.
  • Yeniden meydana gelmek. Yeniden olan şey.
  • Yiğit olmak.
  • Yüksek olmak.

palikarya

  • Mc: Kabadayı, yiğit, cesur.
  • Rum gençleri.

pehlev

  • Şehir, belde. (Farsça)
  • Yiğit, kahraman. (Farsça)

pehlevan / pehlevân / پهلوان

  • Pehlivan. Yiğit. Kahraman. Güreşçi. (Farsça)
  • Yiğit. (Farsça)
  • Pehlivan. (Farsça)

pehlevani / pehlevanî

  • Pehlivanlık, güreşçilik, yiğitlik, kahramanlık. (Farsça)

puladbazu / puladbâzu

  • Çelik pazulu. Kuvvetli, yiğit. (Farsça)

rüsti / rüstî

  • Üstünlük, muvaffakıyet. (Farsça)
  • Yiğitlik. (Farsça)
  • Kuvvet. (Farsça)

şabb

  • Genç, delikanlı, yiğit.

saff-der

  • (Çoğulu: Saff-derân) Düşman saflarını yaran yiğit. (Farsça)

saff-derane / saff-derâne

  • Yiğitçesine. (Farsça)

saff-şikaf

  • Düşman saflarını yararak bozan yiğit. (Farsça)

saff-zen

  • Düşman saflarını vurup yaran yiğitler. (Farsça)

şahbaz

  • Doğan kuşu, çevik, yiğit.
  • İri ve beyaz doğan kuşu. (Farsça)
  • Mc: Çevik ve becerikli. Yiğit, şanlı, kahraman. (Farsça)

saramet

  • Yiğitlik, mertlik.

şarih

  • (Çoğulu: Şurah) Yiğit, kahraman.

şebab

  • (Şebibe) Gençlik.
  • Yiğit, civan.
  • Gençler.

şebabane

  • Genç ve yiğit olarak. Genç gibi, yiğitçesine. (Farsça)

şebabiyet

  • Gençlik, tazelik. Yiğitlik. Civanlık.

şebibe

  • Gençlik. Yiğitlik.

şebit

  • Bahadır, kahraman, yiğit.

şeca'at / şecâ'at

  • Yiğitlik, bahadırlık, cesâret, kahramanlık.

şecaat / şecâat / شجاعت

  • Yiğitlik, cesurluk. Korkulu anda kalb kuvveti ile cesaretini muhafaza etme. Kuvve-i gadabiyenin vasat mertebesidir.
  • Yiğitlik, cesurluk.
  • Yiğitlik, öfke duygusunun normal derecesi.
  • Cesaret, yiğitlik. (Arapça)

şecaat-i fıtriye

  • Yaratılıştan gelen yiğitlik, cesaret ve kahramanlık.

şecaat-i harika

  • Harika yiğitlik, cesurluk.

şecaat-i imaniye

  • İmandan kaynaklanan cesaretlilik, yiğitlik, kahramanlık.

şecaat-i kudsiye

  • Mukaddes yiğitlik.

şecaat-i maddiye

  • Maddî kahramanlık, yiğitlik (Maddî bakımdan ilerlerken ifrat ve tefritten uzak olan orta ve doğru hâli ayakta tutma).

şecaat-i milliye-i islamiye / şecaat-i milliye-i islâmiye

  • İslâm milletine ait kahramanlık, yiğitlik, cesaret.

şecaat-ı mücessem

  • Somut hâle gelmiş cesurluk, yiğitlik.

şeci / şecî / شجيع

  • Yiğit, kahraman.
  • Cesur, yiğit. (Arapça)

şeci'

  • Kahraman. Yiğit. Şecaatli.

şehamet / şehâmet / شهامت

  • Akıl ve zekâ ile beraber olan yiğitlik. Kahramanlık. Cür'et. Bahadırlık.
  • Tez anlayışlı olmak.
  • İyi işler yapmak, yüksek mertebeler ele geçirmek; zekâ ve akıllılıkla berâber olan cesâret, yiğitlik.
  • Akıllıca yiğitlik.
  • Yiğitlik. (Arapça)

şehamet-i fıtriye / şehâmet-i fıtriye

  • Yaratılıştan gelen yiğitlik.

şehamet-i imaniye / şehâmet-i imâniye

  • İmandan gelen yiğitlik ve cesaret.

şehamet-i islamiye / şehamet-i islâmiye

  • İslâmiyetten gelen yiğitlik, İslâm'ın kazandırdığı akla ve zekâya dayanan cesaret.

şehbaz / şehbâz

  • Atik, becerikli, şanlı yiğit.

şehim

  • (Şehamet. den) Şehametli, kurnaz ve akıllı yiğit.

ser'

  • Üzüm çubuğu.
  • Yaş ve taze çubuk.
  • Yumuşak bedenli yiğit.
  • Uzun boylu adam.

serbaz

  • (Çoğulu: Serbâzân) Korkusuz, cesur, cesâretli. Yiğit. (Farsça)

serbazi / serbazî

  • Yiğitlilik, cesurluk, korkusuzluk. (Farsça)

şerh

  • Her nesnenin evveli.
  • Her sene yeni doğan deve yavruları.
  • Yiğitlik.
  • Yarmak.

sinan-i ümmi

  • (Vefatı: Hi: 1075) Halveti Tarikatı Yiğitbaşı kolu ileri gelenlerinden olup Kutb-ül Meâni adında Türkçe mensur bir eseri ile matbu ve müretteb bir divanı vardır. Muhammed Sinan-ı Ümmi, Konya vilâyeti dahilinde Elmalı'dan olup orada dâr-ı bekaya hicret etmiştir. (R. Aleyh) (Osmanlı Müellifleri sh: 18

şirdil / şîrdil / شيردل

  • Yiğit, arslan yürekli. (Farsça)

şirmerd / şîrmerd / شيرمرد

  • Yürekli, yiğit. (Farsça)

şübban-ı vatan

  • Vatan gençleri, vatan yiğitleri.

şüca'

  • (Şec'a - Şica') Yiğit, cesur, bahadır. Şecaatli.

şüca'at / şücâ'at / شجاعت

  • Cesurluk, yiğitlik. (Arapça)

şücea'

  • (Tekili: Şeci') Yiğitler, cesurlar.

şünşün

  • Zeyrek ve akıllı genç yiğit.

tasarrum

  • Cesaretlenme, yiğitlenme.
  • Kesilmek.

tehemten

  • İri vücutlu, boylu boslu yiğit. (Farsça)

ut'ut

  • Yiğit.
  • Küçük buzağı.

yel / یل

  • Yiğit. (Farsça)

zefirr

  • Uzun boylu yiğit.
  • Kuvvetli deve.

zehre

  • Kahramanlık, yiğitlik. (Farsça)
  • Öd. Safra. (Farsça)

zehredar / zehredâr

  • (Çoğulu: Zehredârân) Yiğit, cesur, yürekli, cesaretli. (Farsça)

zemer

  • İnce saçlı.
  • Bahadır, kahraman, yiğit kimse.

zemir

  • Bahadır, kahraman, yiğit.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR