LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te icram ifadesini içeren 51 kelime bulundu...

aliz / âlîz

  • Alihten veya Aliziden fiilinden emirdir. İsm-i fâili Alizende Türkçedeki mânası: Zayıf, cılız. (Farsça)
  • Farsçada: Hayvanın ürküp sıçraması, çifte atması, huysuzluk edip sıçramasına denir. (Farsça)

atban

  • Tek ayak üstüne sıçramak.
  • Davarın üç ayak üstüne yürümesi.

bezeven

  • Sıçramak.

bıgye

  • Azgınlık.
  • Sıçramak.

cehende

  • Fırlıyan, sıçrayan. (Farsça)
  • Sıçramış, fırlamış. (Farsça)

cesten

  • Atlamak, sıçramak. Kaçmak, kurtulmak. Atılmak. (Farsça)

çünbek

  • Atlama, sıçrama. (Farsça)

dabr

  • Cemaat.
  • Yaban cevizi.
  • Sıçramak.

dida'

  • Devenin şiddetle yelmesi ve sıçraması.
  • Ay sonu.

eliz

  • Sıçrama. (Farsça)
  • Çifte, tekme. (Farsça)

fahs

  • Bir şeyin içyüzünü araştırma, aslını tetkik etme.
  • Ayırtmak.
  • Bahsetmek.
  • Seyirtmek.
  • Sıçramak.

havl

  • Güç. Kuvvet.
  • Muhit, etraf.
  • Yıl, sene.
  • Tahavvül, inkılâb.
  • Geçmek.
  • Bir hâlden bir hâle dönmek.
  • Rücu etmek.
  • Sıçramak.
  • Hile.

hudr

  • Sıçramak. Seğirtmek.

irtias

  • Silkinme, sıçrama, deprenme.

kafs

  • Sıçramak.
  • Hafiflik.
  • Sevinç, neşat.
  • Hayvanın ayaklarını bağlamak.

kafz

  • Sıçramak.

kahz

  • (Ok atmak.
  • Sıçramak.
  • Yarmak.

kams

  • Hareket ettirmek.
  • Davar önüne sıçramak.

kazz

  • Bükülmüş ibrişim. Ham ipek.
  • Sıçramak.
  • Irak olmak, uzak olmak.

müsavere

  • Kalkmak.
  • Sıçramak.

muvasebe

  • Birbirinin üstüne atlama, zıplama, sıçrama.

müvasebe

  • Kaşkışmak, sıçramak.

nakz

  • (Nakazân) (Çoğulu: Nevâkız) Sıçramak.
  • Talep etmek, istemek.

nebve

  • Uzaklaşmak.
  • Ok hedefe varamamak.
  • Bir yerin havasının mizaca uygun olmaması.
  • Kılıncın vurulan şeye saplanmayıp geri sıçraması.
  • Pek çirkin ve kötü suretten gözün kaçması.

nefezan

  • Sıçramak.

nezevan

  • Atlama, sıçrama.

nezv

  • Sıçramak.

pertab

  • Atılma, sıçrama. (Farsça)
  • Hız almak için geriden koşarak atılma. (Farsça)
  • Uzağa düşen ok veya başka bir şey. (Farsça)

pertev

  • (Pertav) Ziya, ışık. (Farsça)
  • Atılma, sıçrama, hız. (Farsça)

rakadan

  • Oynayıp sıçrama.

sameyan

  • Sıçramak.
  • Kalkmak.
  • Yürekli, cesaretli, kahraman, bahadır kişi.

satv

  • Yürürken sıçramak.

satvet

  • Ezici kuvvet. Hışım ve şiddetle kavrayıp almak. Birisinin üzerine şiddetle sıçramak ve hamle etmek.
  • Zorluluk.

şavt

  • (Çoğulu: Eşvât) Atın yelmesi ve sıçraması.
  • Bir tur.
  • İşin bir kısmı.
  • Sesin gidebileceği mesafe.

tafr

  • Yukarı sıçramak. Kalkmak.

tafra

  • Yukarıya sıçrama atlama.
  • Yukarıdan atıp tutma.
  • İlmiye sınıfında rütbe ve derece alma.
  • Sıçrama, atlama, yukarıdan atıp tutma.

tahmer

  • Sıçramak.
  • Doldurmak.

talak

  • (At) sıçramak ve kalkmak.

tenfiz

  • Sıçratma. Sıçramaya zorlama.

tenziye

  • Sıçramak.
  • Üstüne binmek.

tevessüb

  • (Vesb. den) Atlama, sıçrama.

tımırr

  • Ürkek at.
  • Sıçramaya ve seğirtmeye hazırlanmış at.
  • Seri, çabuk.

tumur

  • Aşağı sıçramak.
  • Doldurmak.
  • Seyahat edip gitmek.
  • Defnetmek, gömmek.

vekra

  • Hızlı yürüyen deve.
  • Ayağını yere kuvvetli basan kadın.
  • Bir nevi sıçramak.

veseb

  • Sıçrama, atlama.

veziden

  • Yel esmek. (Farsça)
  • Atılmak, sıçramak. (Farsça)

vezveze

  • Sür'atle sıçramak.

visab

  • Yatak, döşek.
  • Atlama, sıçrama.

vüsub

  • (Vesb - Vesib) Sıçrama, atlama.
  • Oturma.

zakzaka

  • Çocukların oynayıp sıçramaları.

zemu'

  • Aceleci ve seri kimse.
  • Sıçraması birbirine yakın olan tavşan.