LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te horoz ifadesini içeren 36 kelime bulundu...

a'raf

  • (Tekili: Arf) Sırt, tepe. Özel manası Cennetle Cehennem arası bir yer. (Arf, herhangi bir yüksek yer demektir ki, bu münâsebetle atın yelesine, horozun ibiğine arf denilmiştir.)

afreye

  • Horoz ibiği. İnsanın ense saçı.
  • Davarın alın saçı.

arf

  • Güzel koku.
  • Yüksek yer.
  • Atın yelesi.
  • Horozun ibiği.

berail

  • Horozun, güvercinin ve diğer kuşların boynunda çarpık bitmiş olan yelek.

berniye

  • (Çoğulu: Berâni) Büyük küp.
  • Küçük horoz.
  • Bir hurma cinsi.

beyzat-üd dik / beyzat-üd dîk

  • Horoz yumurtası.
  • Mc: Bulunmaz şey.

bugra

  • Turna kuşu veya turna kuşu sürüsünün önünde uçan turna horozu. (Farsça)

decac

  • (Çoğulu: Dücüc) Tavuk.
  • Horoz, tavuk ve piliç cinsi.

dik

  • Horoz.

dik-ül efraf

  • Çatal ibikli horoz.

diyeke

  • (Tekili: Dîk) Dîkler, horozlar.

dücüc

  • (Tekili: Decâc) Tavuklar. Tavuk, horoz ve piliç cinsleri.

ebu süleyman

  • Horoz.

edyak

  • (Tekili: Dîk) Dîkler, horozlar.

efrak

  • Ayrılmış.
  • Çatal ibikli horoz.

enis

  • (Üns. den) Dost, arkadaş, ünsiyet edilmiş olan. Alışılmış, kendisi ile ülfet edilmiş olan. Sevgili.
  • Sulu ve ağaçlı yerlerde bulunan ve sesi gayet hoş bir kuş. Çeşitli nağmelerde öter, kâh deve gibi kükrer ve at gibi kişner; insana alışır.
  • Yaban horozu.

huc

  • Horoz ibiği. (Farsça)
  • Kuş tacı, ibik. (Farsça)
  • Koç. (Farsça)
  • Horoz ibiği adlı bir çiçek. (Farsça)

huc-i hurus

  • Horoz ibiği.

hurus

  • Horoz. (Farsça)

ibik

  • Horozun başındaki kırmızımsı bir renkte uzanmış et parçası.

kıvra'

  • Horozların birbiriyle döğüşmesi.

lalek

  • (Lâlekâ) Taç. (Farsça)
  • Papuç, ayakkabı. (Farsça)
  • Horoz ibiği. (Farsça)

na'b

  • Karga veya horoz ibiği.

naik

  • Karga ötüşü veya horoz sesi.
  • Çobanın koyuna bağırması.

neab

  • Karga yavrusu.
  • Horoz veya karga gibi ötme.

nu'nua

  • Devenin boyun eti.
  • Horozun boyun tüyü.

sad

  • Bakır.
  • Toprağa ağnayan horoz.
  • Devenin başında olan bir hastalık.

sadh

  • Horozun ötmesi.

sak'

  • Horozun ötmesi. Bir kimseye vurmak.
  • Udul etmek, geri dönmek, vazgeçmek.

sarsara

  • Doğan sesi.
  • Horoz sesi.

sı'sıa

  • Sığınacak yer, sığınak, melce'.
  • Her nesnenin aslı.
  • Horozun baldırında çıkan fazlalık parmak.

sisa

  • (Çoğulu: Sıyas-Sıyasâ) Köşk.
  • Kale.
  • Sığınacak yer.
  • Çulha mekiği.
  • Horoz mahmuzu.
  • Sığır boynuzu.

sudah

  • Horozun ötmesi.

suka'

  • Horoz sesi, horoz ötüşü.

vakt

  • (Çoğulu: Vikat) İçinde yağmur suyu biriken çukur.
  • Su ile faydalanacak mekân.
  • (Horoz) tavuğa binmek.

zal

  • () harfinin bir ismi. "Dal-i Mu'ceme ve "Zel" de denir.
  • Horoz ibiği.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR