LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te himmet ifadesini içeren 32 kelime bulundu...

ab-yari-i himmet / ab-yârî-i himmet

  • Korumak için yapılan yardım, himmet yardımı.

ab-yari-i himmetinizle / ab-yârî-i himmetinizle

  • Himmetiniz yardımıyle, himmetiniz sayesinde.

ali-himmet / âli-himmet / âlî-himmet

  • Himmeti yüksek. Gayreti çok.
  • Yüce himmetli.

alihimmet / âlihimmet / âlîhimmet / عالى همت

  • Himmeti yüksek, gayreti çok olan.
  • Himmeti yüce ve gayreti çok kimse.
  • Yüce himmetli. (Arapça)

balahimmet / bâlâhimmet

  • Himmeti fazla olan kimse. (Farsça)

cenah

  • Kanat, taraf, kısım. (Vicdanın ziyası ulum-u diniyyedir. Aklın nuru, fünun-u medeniyedir. İkisinin imtizacı ile hakikat tecelli eder. O iki cenah ile talebenin himmeti pervaz eder. İftirak ettikleri vakit, birincisinde taassub, ikincisinde hile, şüphe tevellüd eder. Mün.)

deryadil / deryâdil / دریادل

  • Gönlü zengin. (Farsça)
  • Büyük himmetli. (Farsça)

dun-himmet

  • Gayretsizlik, himmetsizlik.

dunhimmetlik / dûnhimmetlik

  • Gayretsizlik, düşük himmet.

duş-u himmet / dûş-u himmet

  • Himmet omuzu, güçlü himmet.

ehl-i himmet

  • Himmet ve gayret sahipleri.

gulane

  • Üstün bir gayretle. Yüksek bir himmetle. (Farsça)

halid bin velid

  • Câhiliye devrinde Kureyş eşrafındandı. Hudeybiye muahedesinden sonra Müslüman oldu. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, kendisine Seyfullah namını vermiştir. Çok kahraman bir gazi idi. Suriye, Filistin, Şam gibi yerler onun himmeti ile feth olunmuştur. 18 Hadis-i şerif nakletmiştir.Hicri 21 senesi

hev'

  • Himmet.

himem / همم

  • Himmetler.
  • (Tekili: Himmet) Himmetler.
  • Himmetler, çabalar. (Arapça)

himemat ve daavat-ı üstadane / himemat ve daavât-ı üstadâne

  • Üstadın himmetleri, gayret ve duâları.

himemat-ı kudsiye

  • Kutsal himmetler, mânevî yardımlar.

himemat-ı sübhani / himemat-ı sübhânî

  • Her türlü kusur ve noksanlıktan uzak olan Allah'ın himmetleri, mânevî yardımları.

himmet / همت

  • Kast, irâde, kuvvetli istek, arzu. Allahü teâlânın velî kullarından bir zâtın, kalbinde yalnız bir işin yapılmasını bulundurup, başka bir şeyi kalbine getirmemesi ve Allahü teâlâdan o işin olmasını dileyerek, bu şekilde mânevî yardımda bulunması. Evliyânın himmeti, yaktı beni kül eyledi Sofi
  • Çaba. (Arapça)
  • Himmet etmek: Çaba göstermek. (Arapça)

himmet-i amme / himmet-i âmme

  • Herkesi içine alan himmet, gayret.

himmet-i peygamber

  • Peygamberimizin himmeti, yardımı.

hümam

  • Himmetli. Bir işe sıkı sıkıya sarılıp o işi bitiren. Sahi ve civanmerd.
  • Aslan.
  • Büyük ve sağlam.

hümapervaz

  • Hümâ gibi yükseklerde uçan. (Farsça)
  • Mc: Yüksek himmetli. (Farsça)

imdad-ı muhammedi / imdad-ı muhammedî

  • Resûl-i Ekrem Efendimizin (a.s.m.) mânevi himmet ve yardımı.

insan-ı himmetperver

  • Gayretli, himmetli insan; kalbin bütün kuvvetiyle mukaddes şeylere yönelen insan.

kamet-i himmet

  • Himmetin endamı; gayretin boyu bosu, derecesi.

kasir-ül himme / kasîr-ül himme

  • Himmeti az veya kısa olan.

münafese

  • Başkasında görülen bir kemale imrenip ona yetişebilmek ve daha ileri gidebilmek için, nefislerin nefâsette, iyi şeylerde yarışması hissidir ki, nefsin şerefinden ve uluvv-i himmetinden neş'et eder. Hased ile arasında fark açıktır. Hased eden kimse, kemâle düşmandır; hased ettiği kimsenin zararından,

nehmet

  • Himmet, maksat, yüksek himmet. Harislik. şehvet.

sahib-i himmet

  • Himmet ve gayret sahibi.

şedd-i nitak-ı himmet

  • Himmet kuşağını kuşanma. İşe ciddi, gayretle sarılma.

ulüvv-ü himmet

  • Yüksek himmet ve gayret.
  • Yüksek himmetlilik, gayret ve himmeti çok olmak.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın