LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te hazm ifadesini içeren 32 kelime bulundu...

bati-ül hazm / batî-ül hazm

  • Sindirimi güç, hazmi zor.

beşem

  • Kederli, hüzünlü, yaslı. (Farsça)
  • Hazmı güç olan şey. (Farsça)

güvar

  • Hazmı kolay olan ve zaikaya hoş gelen, nefsin meylettiği şey.

güvarende

  • Hazmedilmesi kolay. (Farsça)

güvariş

  • Sindirime yarıyan şeyler, hazme yardımı olan şeyler. (Farsça)

hadin

  • Bir kuş cinsidir. (Hiç doymak bilmez, yediğini hemen hazmedip yine yemek ister, yüksek yerleri sever, değme yer üstüne konmaz, ağaç başlarına konup bütün yemişini yer, yemişleri kalmazsa başka yerlere gider.)

hazım

  • Hazmettirici, sindirici.

henae

  • Yemeğin sindirilip hazmolması.

heni / henî

  • Hazmı kolay olan, faydalı ve sıhhate uygun.

hoşgüvar / hoşgüvâr / خوش گوار

  • Hazmı kolay, tatlı, hoş, sindirici. (Farsça)
  • Leziz. (Farsça)
  • Hazmy kolay. (Farsça)

hünu'

  • Sindirip hazmetmek.

imtisas

  • Emerek çekilmek, emmek, emilmek. Hazmolunmuş olan maddelerin, damarlar tarafından emilmesi.

inhizam

  • Yemek hazmolunma. Yemeklerin midede erimesi.

kabil-i hazım

  • Hazmı mümkün, sindirilebilir.

kay

  • Kusma, istifrağ. Hastalıktan dolayı ağızdan çıkan hazmolmamış gıdâ maddesi.
  • Ağızdan çıkan hazmolmamış besin, kusmuk.

keylus

  • Hazmı kolay olan gıda.

keymus

  • yun. Yiyecek ve içecek maddelerin midede hazmolunup erimesinden hâsıl olan bir sıvıdır ve kana karışır.

lüab

  • (Liâb) Salya. Tükrük. Hazmolmamış, ağızdan geri gelen gıda.

merae

  • Hazmetmek.
  • Güzel manzara.

merue

  • Hazmetmek.

mi'de

  • (Çoğulu: Miad) İnsan ve hayvanlarda, yenen şeyleri hazmetmek vazifesi olan bir iç uzvu.

mühenna

  • Hazmolmuş.

münhazim

  • (Hazm. dan) Sinen, hazmolunan.

munzic

  • Hazmettirici, sindirici.
  • Tıb: Yara veya çıbanı cerahatlendiren.
  • Kemâle eren, inzâc eden.

müteneffir

  • Nefret eden, tiksinen, sevmeyen. Aslâ hazmetmeyip çekinip kaçınan.

na-güvar

  • (Nâ-güvâre) Midede zor hazmolunan şey. Sindirimi zor. (Farsça)
  • Yenilmesi veya içilmesi acı olan şey. (Farsça)

na-hoş-güvar

  • Hazmı zor, sindirimi güç. Tatsız. (Farsça)

naci'

  • Hazmı kolay olan yiyecek.

nücu'

  • Yemeğin hazmolup sindirilmesi.
  • Eser yapmak.
  • Duhul etmek, girmek.

safra

  • Sarı.
  • Karaciğere bağlı öd kesesi içindeki yeşilimsi sarı ve acı su ki, yağların hazmına hizmet eder.

tanh

  • Semiz olmak, besili ve şişman olmak.
  • Yemeğin hazmolmaması, sindirilmemesi.

vahim

  • Ağır.
  • Sonu tehlikeli. Çok korkulu.
  • Hazmı güç olan. Zararlı veya faydalı olmayan yemek.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın