LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te hayasiz ifadesini içeren 40 kelime bulundu...

beza

  • Konuşmada açık saçıklık.
  • Hayasızlık, utanmazlık.

beziyy

  • Hayâsız, utanmaz kimse.

bi-ab / bî-ab

  • Susuz, kuru. (Farsça)
  • Donuk. (Farsça)
  • Rezil, utanmaz, hayasız. (Farsça)

bi-ar / bî-ar

  • Arsız, hayasız, utanmaz.

bi-ruyi / bî-ruyî

  • Yüzsüzlük, edebsizlik, hayâsızlık. (Farsça)

bihaya / bîhayâ / بى حيا

  • Utanmaz, hayasız. (Farsça - Arapça)

bistah

  • Küstah, hayâsız, edepsiz, arsız, utanmaz adam. (Farsça)

cali'

  • Açık-saçık kadın. Hayasız kadın.
  • Utanmaz, utanması kıt olan adam.

cefcaf

  • Hayâsız, ahlâksız kadın. (Farsça)

ebu-l iber

  • Utanmaz, edepsiz, hayasız adam.

eclef

  • (Cilf. den) Çok edepsiz, pek hayasız.

ezuc / ezûc

  • Hayâsız ve edebsiz adam.
  • Sert başlı at.

fahişe

  • Ahlâksız ve hayâsız kadın. Namusunu korumayan kadın.
  • Allah'ın menettiği şey.
  • Zâniye. Kahbe.

fahişeler güruhu / fâhişeler gürûhu

  • Namusunu koruyamayan iffetsiz, hayasız kadınlar topluluğu.

fazahat

  • (Çoğulu: Fazâyih) Alçaklık, edepsizlik, hayâsızlık.

fuhuş

  • Çok çirkin ve ahlâksız işler, hayasızlık.

halaat / halâat

  • Yüzsüzlük, utanmazlık, hayâsızlık.
  • Kötülüğünden dolayı ailesi ve cemaatı kendisinden ayrılan kimse.

hali'

  • Boşanmış erkek, zevcesini şer'an terketmiş adam. (Müennesi: Hâlia'dır.)
  • İtaatsız, isyan eden, utanmaz, kayıtsız, hayasız.
  • Kovulmuş.
  • Soyulmuş.

hıyre-çeşm

  • Kamaşık ve donuk gözlü. (Farsça)
  • Cesur, atılgan. (Farsça)
  • İnatçı, muannid. (Farsça)
  • Utanmaz, hayâsız, arsız. (Farsça)

hıyreçeşm / خيره چشم

  • Arsız, hayasız. (Farsça)
  • Cesur, gözüpek. (Farsça)

iffetsizlik

  • Hayasızlık.

lul

  • (Luli) Utanmaz, hayasız ve namussuz kadın. (Farsça)
  • Nâzik ve zarif. (Farsça)
  • Şarkı söyleyip oynayan fahişe kadın. (Farsça)

mütehettik

  • (Hetk. den) Yırtılan, tehettük eden.
  • Edebsiz, utanmaz. Hayasız.

na-daşt

  • Hayâsız, utanmaz. (Farsça)

perde yırtılmak

  • Hayasızlık etmek, utanmazlık.

perdeber-endaz

  • Perdeyi kaldırıp atan. (Farsça)
  • Utanmayı bırakan, sıkılmayan, utanmayan, hayâsız. (Farsça)

perdebirunane / perdebirûnâne

  • Edep perdesini yırtarcasına, hayasızca.

perdeder

  • Perde yırtan. Utanmaz, hayâsız. (Farsça)

rezil

  • Alçak, adi, utanmaz, hayâsız, soysuz.

şarlatan

  • Yalancı. Yüksekten atarak karşısındakini aldatan. Hayasız. (Fransızca)

selfa'

  • Bahadır. Kahraman ve cesâretli kimse.
  • Yüzsüz, utanmaz, hayâsız, kötü kadın.
  • Kuvvetli deve.

şematetkarane / şemâtetkârâne

  • Başkalarının üzüntüsüne, acısına hayasızca gülerek sevinmek.

şirret

  • Terbiyesizlik, hayasızlık, edebsizlik.
  • Geçimsiz, huysuz ve kavgacı.

şuh

  • Şen ve hareketlerinde serbest olan. (Farsça)
  • Nazlı, işveli. (Farsça)
  • Açık saçık, hayasız. Oynak. (Farsça)

tehettük

  • (Çoğulu: Tehettükât) (Hetk. den) Yırtılma.
  • Utanmazlık ve hayâsızlıkta aşırı derecede olma.

unfus

  • Edepsiz ve hayâsız kadın.

üstah

  • Edebsiz, hayasız, utanmaz kimse. (Farsça)

vakih / vakîh

  • Hayâsız, utanmaz, edepsiz.

vekahat / vekâhat / وقاحت

  • Hayâsızlık. Utanmazlık. Edebsizlik.
  • Arsızlık, utanmazlık, hayasızlık. (Arapça)

vekahet / vekâhet

  • Hayâsızlık, utanmazlık, edebsizlik, yüzsüzlük.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın