LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te hayali ifadesini içeren 52 kelime bulundu...

anka / ankâ

  • Hayâlî bir kuş.

azerm-cu / azerm-cû

  • Hayâlı, utangaç. Terbiyeli, nâzik. (Farsça)

burc

  • Güneşle dünya arasındaki hayâlî dilimlerin her biri.

cemiyet-i mütehayyile

  • Hayalî cemiyet.

ekran

  • Üzerine bir cismin hayalinin aksettirildiği saydam olmayan düz satıh.

ekvator

  • Dünyayı ikiye ayıran hayâlî çizgi.

farazi / farazî

  • Hayalî, varsayılan.

gaye-i hayal

  • Hayalin amacı, hedefi.

gulyabani / gulyabânî / gûlyabânî

  • İnsanın gördüğünü sandığı korkunç hayalet, hayâlî varlık.
  • Masallarda sözü edilen hayâlî varlık, umacı, dev.

hacel

  • (Hacl) Utanma, sıkılma, hayâlılık.

halet-i hayaliye / hâlet-i hayaliye

  • Hayalî hâl.

hatt-ı mevhum

  • Hayalî çizgi.

hayal-i beşer

  • İnsan hayali.

hayal-i şan

  • Hayalî olarak büyütülen şan ve şöhret.

hayal-perest

  • Hayalî şeylerle çok uğraşan. Çok hayal kuran. Dalgın. Olmayacak şeylerle avunan. (Farsça)

hayalen / hayâlen / خيالا

  • Hayali olarak. (Arapça)

hayali / hayalî / خيالى

  • Hayalî, hayal ürünü. (Arapça)
  • Karagöz oynatan. (Arapça)

hayaliyyun

  • (Tekili: Hayalî) Romantik şâirler, hayalî yazarlar.

hayalşiken

  • Hayali dağıtan, bozan.

hevl

  • Korku. Korku verici.
  • Ürkmek. Dehşet. Yılgınlık. İhtilâl-ı dimağ (beyindeki bozukluk) sebebi ile bâzı hayâli suretler tevehhüm ederek ondan korkmak.

hükm-ü hayal

  • Hayalin hükmü.

hüsn-ü ta'lil

  • Edb: Herhangi bir hâdisenin hakiki sebebini saklayarak, güzel ve hayalî bir sebep göstermeye hüsn-ü ta'lil denir. Bu gösterilen sebep hakiki olmamalı, fakat güzel olmalıdır.Bağ-ı âlemde yüzün menendi bir gül isteyüp.Cüst ü cu idüp gezer gülzarı bülbül şah şah. (Fatih Sultan Mehmed)Bülbülün, gül bahç

ideal

  • Fikre ve düşünceye ait. Tasavvuri, hayali. (Fransızca)
  • Mefkûre. Emel. Gaye. Hayalde tasavvur edilen kemal. Fevkalâde, mükemmel kimse veya şey. (Fransızca)

imkan-ı vehmi / imkân-ı vehmî

  • Hayâlî olarak mümkün olma.

kaf

  • Hayâlî bir dağ.

kalb-i hayal

  • Hayâlin, gerçekte carî olan şeyleri tersine çevirmesi.

kaziye-i muhayyele

  • Man: Kizb olduğu mâlum iken nefsin ya münbasit ya münkabız olduğu kaziyye. Hayali olan hüküm.

keniz

  • Esir kadın. Hayalık, câriye. (Farsça)

maraz-ı hayali / maraz-ı hayalî

  • Hayalî hastalık.

mazarrat-ı mevhume

  • Gerçekte var olmayan, hayalî zararlar.

medine-i fazıla-i hayaliye / medîne-i fâzıla-i hayaliye

  • Hayalî fazilet şehri; Eflâtun'un felsefesinde hayal ettiği fazilet şehri.

mevhum / mevhûm

  • Vehmolunmuş, aslı esâsı yokken zihinde kurulmuş olan, kuruntuya dayanan. Hayâlî.

muhayyile

  • Kuvve-i hayâliye. Hayâl kurma merkezi. Zihinde bulunan hayal kuvveti.

mümevveh

  • Vehmî, hayâlî.

mümevvehat / mümevvehât

  • Hayâli, görünüşe göre haklı olanlar.

münasebet-i hayaliye

  • Hayalî münasebet, bağlantı.

musavvire

  • Tasvir edilmiş. Suretlenmiş. Şekli çizilmiş.
  • Kuvve-i hayâliye.

mütehayyil

  • (Hayal. den) Kuvve-i hayaliyeden geçiren, hayal kuran. Bir şeyi görüp gözetici, idrak edici olan.

mütercim-i hayali / mütercim-i hayâlî

  • Hayalî tercüman.

rabıta / râbıta

  • Bir velînin şeklini, sûretini hayâline getirerek onun kalbindeki feyz (bereket) ve mârifetlere (ilimlere) kavuşma yolu. Kalbini büyüklerin kalbine bağlayarak onlardan feyz alma. Her şeyi unutarak, dünyâ işlerini düşünmeyerek, sevgi ve saygı ile bir velînin mübârek yüzünü hayâlinde veya gönlünde bulu

roman

  • Hayalî veya hakiki, kitap halinde yazılmış büyük hikâye.
  • Eski Roma devletinin diline de Roman denirdi.

roman-vari / roman-vâri

  • Roman gibi hayalî olabilen. Hakikatla alâkası olmayan veya az olan. (Farsça)

seyahat-i hayaliye

  • Hayalî yolculuk.

suver-i hayaliye

  • Hayale ait biçimler, şekiller, hayalî ifadeler.

tabiat-ı hayal

  • Hayâlin tabiatı, yapısı.

tahayyüli / tahayyülî / تخيلى

  • Hayalî. (Arapça)

tayf

  • Hayâlî görüntü.

tedai-yi hayali / tedâi-yi hayalî

  • Hayalî çağrışım, hayale geliş.

vakıa-i hayaliye

  • Hayâli olay.

vakıa-i kalbiye-i hayaliye

  • Kalb ile bağlantılı hayalî vak'a, olay.

vüs'at-i hayal

  • Hayalin genişliği.

zemin-i mecazi / zemin-i mecâzî

  • Mecazî olan yer, zemin; hayâlî yer.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın