LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te hasret ifadesini içeren 45 kelime bulundu...

arman

  • Hasret, özleyiş, özleme. (Farsça)
  • Nedâmet, pişman olma. (Farsça)
  • Eseflenme, teessüf. (Farsça)
  • Sıkıntı, rahatsızlık, zahmet. (Farsça)

buye

  • Özleme, hasret.

da-üs-sıla / dâ-üs-sılâ

  • Sıla hasreti. Vatan hasreti. Kavuşma hasreti.

daussıla / dâussılâ

  • Vatan hasreti.

daüssıla / dâüssıla / دَاءُ الصِّلَه

  • Memleket hasreti.

hasir / hasîr / hâsir

  • Hasret çeken.
  • Feri gitmiş, donuklaşmış göz.
  • Hasret çeken. Meramına nail olamayan.
  • Yorulmuş.
  • Açılmış.
  • Zayıf.
  • Hasret çeken, meramına kavuşamayan.
  • Zarar görmüş.

hasr / حصر

  • Tahsis etme, ayırma, vakfetme, adama. (Arapça)
  • Hasretmek: Adamak, ayırmak, tahsis etmek. (Arapça)

hasr-ı iştigal

  • Bütün çalışmaları bir şeye hasretme.

hasret / حسرت

  • Özlem. (Arapça)
  • Hasret çekmek: Özlem duymak. (Arapça)

hasret-fiken

  • Hasret düşüren, hasret döken. (Farsça)

hasret-keş

  • Özlemiş, özleyen, hasret çeken. (Farsça)

hasret-keşane

  • Hasret çekene yakışır surette. Özleyenler gibi. (Farsça)

hasret-name

  • Edb: Ayrılık münasebetiyle yazılan mektub. Hasreti belirten yazı, hasret mektubu.

hasret-zede

  • (Çoğulu: Hasret-zedegân) Hasrete düşmüş, hasrete uğramış. (Farsça)

hasretkeş / حسرت كش

  • Hasret çeken. (Arapça - Farsça)

ihtifaz

  • Darılma, küsme.
  • Bir şeyi nefsine hasretme.
  • Kendini sakınma, muhafaza etme.

iştiyak

  • Fazla arzu ve şevk. Tahassür. Hasret çekmek. Özlemek. Göreceği gelmek.
  • Fazla arzu ve şevk. Hasret çekmek, özlemek.

iştiyakan

  • Şevkle, hasretle, özlem duyarak.

kariyer

  • Bir insanın kendisini hasretmiş olduğu meslek. (Fransızca)
  • Bir meslekte alınan merhalelerin bütünü. (Fransızca)

kemal-i hasret / kemâl-i hasret

  • Tam bir hasret.

kemal-i şevk ve tahassür / kemâl-i şevk ve tahassür

  • Tam ve kusursuz bir istek ve hasret.

lehf

  • Yok olan şey için hasret çekip üzülmek.

lehfan

  • Kalbi yanık, hasret çeken. Özleyen.

leyal-i hasret

  • Hasret geceleri.

melhuf

  • Hasrette kalan.
  • Kederli, tasalı.
  • İmdad bekleyen.

melhufan / melhufân

  • (Tekili: Melhuf) Kederliler, tasalılar, kaygılılar, üzüntülüler.
  • Hasrette kalanlar.

melhufin / melhufîn

  • Hasrette kalıp yardım isteyenler.

müblis

  • Mahrum.
  • Hasreti şiddetli olan. Acele yapılması lüzumlu bulunan. Elzem.

muhasser

  • Hasret kalmış, tahsir olunmuş.

muhassır

  • Hasrette bırakan.
  • Mina ile Arafat arasında Muhassir vadisi. Ebrehe'yi mağlub eden Ebabil kuşlarının taş yağdırdıkları mevki.

mütehassir

  • Birbirine hasretle bağlanma.
  • (Hasr. dan) Özleyen, hasret çeken. Mahrum kalan. İsteğine erişemiyen.
  • Hasret çeken, özleyen.

mütehassirane / mütehassirâne

  • Özleyerek, hasret çekerek.
  • Özleyerek, hasret çekerek. (Farsça)
  • Özleyerek, hasret çekerek.

mütelehhif

  • (Çoğulu: Mütelehhifîn) (Lehef. den) Hasret çeken. Özleyen. Yanıp yakılan. Hüzünlü olan.

mütelehhifane / mütelehhifâne

  • Özleyerek, hasret çekerek. Kaygılı, tasalı olarak, yanıp yakılarak. (Farsça)

mütelehhifin / mütelehhifîn

  • (Tekili: Mütelehhif) Hasret çekenler, yanıp yakılanlar. Kederli, tasalı olanlar.

peyam-ı hasret

  • Hasret, özleyiş haberi.

resane

  • Teessüf. (Farsça)
  • Hasret. (Farsça)

resanehar / resanehâr

  • Hasret çekici. (Farsça)

sinepüryan

  • (Sinebiryan) Kalbi yanmış, sinebiryan olmuş, çok hasret çekmiş.

tahassür / تَحَسُّرْ

  • Özlem, hasret çekme.
  • (Hasret. den) Hasret çekmek. Elde edilmesi istenilen ve ele geçirilemeyen şeye üzülmek.
  • Hasret çekme.

tahassürane / tahassürâne

  • Hasretle, özlemle.

tahassürat / tahassürât

  • Tahassürler. Hasret çekmeler.

tahsir

  • Hasret bırakma. Hasret etme.
  • Kuşun tüyünü bırakması, dökmesi.

telehhüf

  • Mahzun olmak. Hasret ve kederle yanıp yıkılmak. Ah çekmek.

va

  • "Vah, yazık" meâlinde olup hayf, hasret, esef gibi kelimelerle birlikte söylenir. (Buna Arabçada "edât-ı nüdbe" denir.)Türkçede bunun yerine; vâh, vây, eyvâh edatları kullanılır. Bunlar bâzan şiddet ve te'yid için tekrar edilir.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR