LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te hasl ifadesini içeren 58 kelime bulundu...

bed-hisal

  • Hasletleri kötü, fena huylu.

bum

  • Yer, toprak, zemin, memleket, yurt. (Farsça)
  • Huy, haslet, tabiat. (Farsça)
  • Sürülmemiş tarla, arazi. (Farsça)

butha

  • İyi huy, güzel haslet. Müsbet alışkanlık.

ciriyya

  • Tabiat, mizac, fıtrat, yaradılış.
  • Huy, haslet.Adet, alışkanlık.

derb

  • (Dürb) Bir şeyi âdet edinmek.
  • Dadanmak, alışmak.
  • Haslet, cür'et.
  • Tecrübe etmek.
  • Denemek.

deydenun

  • Toplamak.
  • Haslet, huy, âdet.
  • Oyun.

durbe

  • Âdet, haslet.
  • Cür'et.
  • Tecrübe.

dürbe

  • Âdet. Haslet.
  • Cür'et ve mümareset. Tecrübe.

edib / edîb

  • Güzel hasletleri kendinde toplayan, haddini bilen.
  • Düzgün, güzel ve pürüzsüz söz söyleyen ve yazan, edebiyatçı.

ehass-ı havas / ehass-ı havâs / اَخَصِّ خَوَاصْ

  • Hâsların en hası.

evsaf-ı cemile / evsâf-ı cemile

  • Güzel vasıflar. İyi hasletler.

fazayih

  • (Tekili: Fazih) Ayıplar, rezaletler. Sır kabilinden olan kötü hasletlerin açılıp fâş edilmesi.

fazıle

  • (Çoğulu: Fevâzıl) İnsandan başkalarına da geçebilen huy, haslet.

hamiyet

  • Gayret.
  • Nâmustan gelen gayretle utanma veya kızma.
  • İstinkâf etmek.
  • Mukaddesatı ve milletin haklarını, mâmus ve haysiyeti korumak hususlarında gösterilen gayret ve ihtimam hasleti. İman ve İslâmiyeti ve Hz. Peygamber'in (A.S.M.) Sünnet-i Seniyyesini ve din ve mücahede

haşahiş

  • (Tekili: Haşhâş) Haşhaşlar.

hasail / hasâil / خصائل

  • (Tekili: Haslet) Hasletler.
  • Hasletler, huylar, nitelikler.
  • Hasletler, tabiatlar. (Arapça)

hasail-i gàliye / hasâil-i gàliye

  • Yüksek ve üstün hasletler, özellikler.

hasl

  • Fena huylu olma. Kötü haslet sahibi olma.

haslet-i hamide

  • Medih ve senâ edilmeğe, övülmeğe lâyık olan güzel ahlâk ve haslet.

haslet-i hamra / haslet-i hamrâ

  • Hamiyet, gayret veya mahcubiyetten gelen ve yüz kızarması suretinde görünen güzel haslet.
  • Güçlü haslet; hamiyet, gayret ve mahçubiyetten kaynaklanan ve yüz kızarması şeklinde kendini gösteren haslet.

haslet-i islamiye / haslet-i islâmiye

  • İslâmiyetten gelen haslet, özellik.

haslet-i muhammediye

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) hasleti, özelliği.

havass / havâss

  • (Tekili: Hâss - Hâssa) Hâslar. Hâssalar. Keyfiyetler. Hususlar.
  • Dindarlık ve doğruluğu ile, ilmiyle âmil olup mâneviyat mertebelerinde yükselmekle makbul ve muteber olan zatlar.
  • Zenginler sınıfı.
  • Kur'anî ve manevî sırlara ve hususlara vâkıf bulunan, ilim, ibadet, tâat

hılye

  • Güzel sıfatlar, iyi hasletler.
  • Süs, zinet.
  • Peygamberimiz Hz.Muhammed'in (A.S.M.) evsafı ve bundan bahseden kitab.

hısal / hısâl / خصال

  • (Tekili: Haslet) Hasletler, huylar, tabiatlar. Ahlâk.
  • Huy, haslet. (Arapça)

hısal-i hamide / hısal-i hamîde / hısâl-i hamîde

  • Medhe ve övülmeğe lâyık güzel huylar, güzel hasletler.
  • Övülmeye lâyık güzel hasletler, huylar.

hıssis / hıssîs

  • Hâslık.

hududname

  • Memleket sınırını belirleyen vesika. Harp veya diğer bir ihtilaf sonunda iki taraf murahhaslarınca yerinde tetkik edilerek tanzim olunan harita ve rapor. (Farsça)
  • Memleket dahilindeki bir çiftlik veya arazinin sınırlarını göstermek üzere yapılmış olan vesika. (Farsça)

hulk

  • Huy. Ahlâk. Tabiat. Yaratılıştan olan haslet. Seciyye. Cibilliyet.
  • İnsanın doğuştan veya sonradan kazandığı ruhî ve zihnî hâller.

hullet

  • (Çoğulu: Hulel) İçten, samimi sevgi. Dostluk. Muhabbet. Haslet.

hüsna

  • (Ahsen'in müennesidir) İyi zan. En güzel. Amel-i sâlih. Pek güzel.
  • Cennet.
  • İyi amel ve haslet. Cenab-ı Hakk'ı görmek ve Ona iman ve ubudiyetle şereflenmek.
  • Düşman üzerine fevz ve zafer bulmak, şehidlik.

hutta

  • Haslet, huy.

i'tizar

  • Kusurunu bilerek özür dilemek. Kusurunu beyan edip ve anlayıp af dilemek. (Takdire şayan güzel bir haslettir.)

ıhlamur

  • Kerestesi marangozlukta kullanılan ve çiçeği haşlanıp çay gibi içilen ağaç.
  • Ihlamur ağacından yapılmış.

keşkek

  • Haşlandıktan sonra kurutulmuş buğday.

ma'den

  • Maden.
  • Bir haslet veya hususiyetin kaynağı.
  • Herşeyin aslî mekânı, menbâ ve me'hazı olan yer.
  • Toprak, taş, kum gibi maddelerle karışık demir vesairelerin vaziyetlerine de maden denir.

mahamid

  • (Tekili: Mahmedet) İyi ve güzel huylar. İyi hasletler.
  • Şükürler, senâlar, medihler. Şükür edilmeğe değer davranışlar.

mahmud-üş şiyem

  • Medhedilecek huylara sâhib olan. Beğenilen ve takdir edilen hasletler kendinde bulunan.

matbuh

  • (Çoğulu: Matâbih) (Tabh. dan) Kaynatılmış veya haşlanmış (ilâç).
  • Pişirilmiş yemek.

matbuhat

  • (Tekili: Matbuh) Kaynatılmış veya haşlanmış ilâçlar.
  • Pişirilmiş yemekler.

mebahis

  • Bahisler. Mebhaslar.
  • Araştırma yerleri.

mehamid

  • Şükür ve hamdler. Medihler. Sebeb-i şükür ve hamd olan hasletler.

menku'

  • (Menkua) Haşlanmış. Suda kaynatılmış.

mes'adet

  • Bahtiyarlık. Saadete sebeb olacak haslet. İyilik.

mezaya

  • Meziyyetler. İyilikler. Hasletler.

murahhasiyet

  • Murahhaslık, delegelik.

nak'

  • (Çoğulu: Nuk'-Enku) Su saklayacak yer.
  • Kuyu içinde olan su.
  • Deve kuşu avazı.
  • Feryâd etmek, bağırıp çağırmak.
  • Susuzluğu teskin etmek, susuzluğu gidermek.
  • Sıcak suda haşlama.
  • İlâç olarak çıkarılan su.
  • Suda ıslanma.
  • Toz.

namus

  • Irz, iffet, edeb, hayâ.
  • Şeriat.
  • Melâike.
  • İrade-i İlâhiyenin tecellisi.
  • Nizam.
  • Emniyet ve istikamet gibi faziletlerin muhassalası olan pek kıymetli haslet.
  • Bir kimsenin mahrem, gizli esrarı olup işleri ve hallerinin iç yüzüne vakıf ve muttali ki

nikhaslet

  • (Nîk-haslet) Ahlâkı ve huyu iyi olan. (Farsça)

piyaz

  • Soğan. (Farsça)
  • Zeytinyağlı ve sirkeli fasulye haşlaması. (Farsça)

rüchan

  • Üstünlük, yükseklik, üstün olma. Fazilet, haslet veya her hangi bir şey cihetiyle diğerinden üstün olmak.

seref

  • Boş yere ve lüzumsuz harcamak, israf etmek.
  • Hatâ etmek.
  • Âdet, haslet iyi huy.

sev'e

  • Kabiha ve fâhişe hasleti.
  • Ut yeri.

sıdk

  • Doğru söz. Hakikata muvâfık olan. Bir şeyin her hususu tam ve kâmil olması.
  • Ahdinde sâbit olmak.
  • Peygamberlere mahsus en mühim beş hasletten birisi.
  • Kalb temizliği.

sukut-u mutlak

  • Mânen iyice tefessüh etme, iyi hasletlerin tamamen kaybolması.

tamam-ı ıttırad-ı ahval

  • Bir kimsede var olan huy ve hasletlerin sekteye uğramadan biteviye devam etmesi, her zaman aynı durumu göstermesi.

tasfiye

  • Temizleme, parlatma. Kalbi iyi hasletlerle süsleme.

vakar

  • Ağırbaşlılık. Halim ve heybetli oluş. Nâmusu muhafazayı mucib haslet. Temkinlilik. Azamet ve izzet.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR