LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te har kelimesini içeren 340 kelime bulundu...

a'sab-ı muharrike / اَعْصَابِ مُحَرِّكَه

  • Hareket ettiren sinirler.

acip tevafuk

  • Harika, şaşırtıcı uygunluk, denk düşme.

afaki / âfâkî / اٰفَاق۪ي

  • Hâriçteki lüzûmsuz şeyler.

afend

  • Harp. Kavga. (Farsça)

ahuri

  • Hardal. (Farsça)

aksam-ı huruf / aksâm-ı huruf

  • Harflerin kısımları.

alat-ı harbiye / âlât-ı harbiye

  • Harb âletleri, silâhlar.

arazi-i haraciyye / arâzi-i harâciyye

  • Harac vergisine tâbi olan topraklar. Müslüman olmayanlardan sulh ile alınıp harac vergisi karşılığında mülkiyeti eski sâhiplerine bırakılan veya harbde zorla alınıp müslüman olmayan sâhiplerinin elinde bırakılan, yâhut zımmînin (müslüman olmayan vata ndaşın) müslüman hükümdârın izni ile işlediği ölü

arz-ı harac

  • Harac veya vergi veren memleket.

asab-ı muharrike ve hassase / âsâb-ı muharrike ve hassâse

  • Hareket ettirici, hissedici sinirler.

atalet / atâlet

  • Hareketsizlik, tembellik.

averd

  • Harp, muhârebe, savaş, cenk. (Farsça)

ayyaş / ayyâş

  • Haram içki içen. şarhoş.
  • Haram içkileri çok içen.

azmend

  • Haris, açgözlü, tamahkâr, cimri. (Farsça)

baj

  • Haraç. Gümrük parası. (Farsça)

baj-ban / baj-bân

  • Haraççı, gümrükçü. (Farsça)

bed-amel

  • Hareketi ve işi fenâ olan. (Farsça)

bedaat-i harika / bedâat-i harika

  • Harika, olağanüstü güzellik.

bedayi'

  • Harika özellikler.

beder

  • Hariç. Dışarı. Taşra. (Farsça)

ben-van

  • Harman, tarla, ekin bekçisi. (Farsça)

berbad / berbâd

  • Harap. Kötü. Virâne. Bozuk. Perişan. Telef ve helâk olmuş. (Farsça)
  • Harap, pis, fena, kirli.

berhane / berhâne / برخانه

  • Harap vaziyetteki ev. (Farsça)

beşale

  • Harislik, hırslı olma.

beyadir

  • Harmanlar.

beyder

  • Harman yeri.
  • Harman.

beyderi / beyderî

  • Harmancı.

bihareket / bîhareket / بى حركت

  • Hareketsiz. (Farsça - Arapça)

bilahareket / bilâhareket / بلاحركت

  • Hareketsiz, hareket etmeden. (Arapça)

bühhüt

  • Haramzâde, piç.

çal-at

  • Hareketli, yerinde duramayıp şahlanan at.

camiiyet-i harika / câmiiyet-i harika

  • Harika kapsamlılık.

cariye / câriye

  • Harbde esir alınıp İslâm memleketine getirilen kadın köle.

cenk-aver / cenk-âver

  • Harpçi, fedakâr.

ceride-i seyyare

  • Hareketli gazete, yürüyen gazete.

çevik çalak

  • Hareketli, çalışkan.

cidalcu

  • Harpçi. Kavgacı. (Farsça)

cifir / جِفِرْ

  • Harflere verilen sayı kıymetiyle ibarelerden geçmişe veya geleceğe ait işâretler çıkarmak, tarih düşürmek.
  • Harflere verilen sayılarla mânâlar çıkarma ilmi.
  • Harflerin sırlarıyla ma'nâ çıkaran ilim.

cifr / جفر

  • Harflerin sırları ilmi.

dahiye-i harp / dâhiye-i harp

  • Harp sanatında dehâ olan.

daire-i hareket

  • Hareket, faaliyet alanı.

dekaik-ı harekat / dekaik-ı harekât

  • Hareketlerdeki incelikler.

desais-i harbiye / desâis-i harbiye

  • Harp hileleri.

desatir-i hareket

  • Hareket düsturları.

dil-i viran

  • Harap gönül, yıkık gönül.

dinamik

  • Hareketli.

divan-ı harp

  • Harp divanı. Yüksek rütbeli askerlerin harp mes'eleleri veya harp suçluları hakkında işler için toplandıkları meclis.

düstur-u harekat / düstur-u harekât

  • Hareket kuralları.

düstur-u hareket

  • Hareket düsturu, prensibi.

ebced / اَبْجَدْ

  • Harflerin aritmetik değerleriyle ma'nâ ifade etmesi.

ebcedi / ebcedî / اَبْجَدِي

  • Harflerin aritmetik değerleriyle ma'nâ ifade eden ebced hesabına ait.

enva-ı harekat / envâ-ı harekât

  • Hareketlerin çeşitleri.

ervah-ı harika

  • Harika ruhlar, üstün ruhlar.

eşhas-ı harika

  • Harika, olağanüstü şahıslar.

eşhuru'l-hurum

  • Haram aylar. Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep ayları. İslâm'dan önce Araplar bu aylarda savaş yapmayı haram sayarlardı.

esir-i harb

  • Harp esiri, harpte esir edilmiş olan.

esrar-ı huruf

  • Harflerde gizli olan sırlar.

fa'al / fa'âl / فعال

  • Hareketli, çalışkan. (Arapça)

fa'aliyyet / fa'âliyyet / فعاليت

  • Hareketlilik, çalışma. (Arapça)

fegak

  • Haremini yabancılardan sakınmayan, kaltaban.

fegam

  • Haris olmak.

felekseyr

  • Hareketleri ve gidişi süratli olan. (Farsça)

fenn-i harp

  • Harp ilmi, harp sanatı, savaş tekniği.

fiili / fiilî

  • Hareketlerle.

firavunmeşrep

  • Hareket tarzı, Firavun gibi olan.

fısk / فِسْقْ  

  • Haram işleme.

flandra

  • Harp gemilerinin ve bilumum beylik gemilerin grandi direklerine çekilen ensiz ve uzun şerit sancaklar.

ganaim-i bahriye

  • Harbte ele geçirilen düşman gemileriyle, bunlara ait her türlü levâzım ve eşyâlar.

ganaim-i harbiye

  • Harbde düşmandan alınan top, tüfek, gemi, vasıta, yiyecek, içecek vs. gibi ganimetler.

ganimet / ganîmet

  • Harpte düşmandan zorla alınan mal.

ganimin / ganimîn

  • Harbe bizzat iştirak edip, ganimet almağa hak kazanan muzaffer mücahidler.

germi / germî

  • Hararet, sıcaklık, kızgınlık. (Farsça)

hace-sera / hâce-sera

  • Haremağası, hadımağası. (Farsça)

hacesera / hâceserâ / خواجه سرا

  • Harem ağası. (Farsça)

hacr-ı tahrim / hacr-ı tahrîm

  • Haramı yasaklamak.

halal lokma / halâl lokma

  • Haram olmayan, dinde yenilmesi yasak edilmeyen yiyecek.

halic

  • Hareket ettirme. Sarsma, oynatma.

hamie

  • Hararetli, çamurlu, volkanlı, alevli, dumanlı.

harab / harâb

  • Harap, yıkık.

harab-abad

  • Harabiyetle dolu olan yer. Tam harabe. (Farsça)

harabat / hârâbat

  • Harabeler. Viraneler. Meyhâneler.
  • Harabeler, viraneler, meyhaneler. (Ziya Paşa'nın meşhur antolojisi).

harabe

  • Harab yer. Şehir veya ev yıkıntısı. Perişan yerler.

harabezar / harabezâr

  • Harabe olmuş yer, viranelik.

harabiyet / harâbiyet

  • Haraplık.

harac / harâc / خراج

  • Haraç. (Arapça)

harac-güzar

  • Haraç verici. (Farsça)

harafet

  • Hararetiyle dili yakan tad.

harait

  • Haritalar.

haram / حرام

  • Haram. (Arapça)

haram nazar

  • Haram bakış.

haramiyet / harâmiyet

  • Haramlık, dince yapılmasına izin verilmeyen.
  • Haramlık, yasaklık.

hararat / harârât

  • Hararetler, sıcaklıklar.

harb / حرب

  • Harp, savaş. (Arapça)

harb-gah / harb-gâh

  • Harp meydanı, savaş alanı, muharebe yeri. (Farsça)

harb-gir

  • Harp yapan. Harpçi. (Farsça)

harbiye / حربيه

  • Harb işlerine ait. Harb okulunun adı. Harbiye mektebi.
  • Harble ilgili, askeri okul.
  • Harp okulu. (Arapça)
  • Harbiyeli: Harp Okulu öğrencisi. (Arapça)
  • Harbiye nezareti: Savunma bakanlığı. (Arapça)

hardal / خردل

  • Hardal. (Arapça)

hardale

  • Hardal tanesi.

harekat / harekât / حركات / حَرَكَاتْ

  • Hareketler, davranışlar.
  • Hareketler.
  • Hareketler. (Arapça)
  • Hareketler.

harekat-ı harbiye / harekât-ı harbiye

  • Harp harekâtı.

hareke

  • Hareket.

hareket-i vaz'iye

  • Hareket şekli, hareket konumu ve pozisyonu.

hareketsizlik

  • Hareket etmeme.

harem / حرم

  • Harem, herkesin giremeyeceği yer. (Arapça)

haremlik

  • Harem dairesi, evde harem kısmı, herkesin uluorta giremeyeceği yer. (Arapça - Türkçe)

haremseray / haremserây / حرم سرای

  • Harem dairesi. (Arapça - Farsça)

harfiye

  • Harf mânâsında; tek başına bir mânâsı olmayıp başkasının mânâsını gösterme.
  • Harf gibi olan şeyler.

harfiyen

  • Harfi harfine. Hiçbir değişiklik yapmadan.

harflerin taktii / harflerin taktîi

  • Harflerin kesik olması, harflere bölme.

harici / haricî

  • Haricîler denilen asiler hareketine mensub kimse.

harık / hârık

  • Harika.

harika / hârika / خارقه

  • Harika. (Arapça)

harika-asa / harika-âsâ

  • Harika.

harika-nüma / harika-nümâ

  • Harika gösteren.

harika-pişe / hârika-pişe / hârika-pîşe

  • Hârikalı. Hârika işler yapan. (Farsça)
  • Hârika işler yapan.

harikanüma / hârikanümâ

  • Harikalı.
  • Harika gösteren.

harikapişe / hârikapîşe

  • Harika eserler yapan.

harikavi / hârikavî

  • Harika cinsinden, harika gibi.

harikıyet

  • Harikalık.

harim / harîm

  • Harem dairesi; herkesin giremeyeceği yer, dokunamayacağı şey.

harita / خریطه

  • Harita. (Arapça)

harmen / خرمن

  • Harman. (Farsça)

harmengah / harmengâh / خرمنگاه

  • Harman yeri. (Farsça)

harr

  • Hararet, sıcaklık. Sıcak.
  • Hararetli. Kızgın. Çok sıcak. Yakıcı.

hatta

  • Harf-i atıftır, gaye bildirir. Ve (fazla olarak, kadar, bile, dahi, hem de...) mânalarına gelir.

havarık / havârık

  • Harikalar.
  • Harikalar.

havarik / havârik / خوارق

  • Harikalar, olağanüstü haller.
  • Harikalar. (Arapça)

havl

  • Hareket, kuvvet.

hebs

  • Hareket.

hedy

  • Harem-i şerife götürülen kurban.

hem-aviz

  • Harpte karşılaşan iki kişiden biri. (Farsça)

hemze

  • Harekeli elif.

hezz

  • Hareket ettirmek. Depretmek. Tahrik.

hile-i batıla / hîle-i bâtıla

  • Haramı helâl ve helâli haram yapmak veya farzı kendisine uygun gelecek şekilde yapmak yâhut birinin hakkına mâni olmak veya haksız mal ele geçirmek için yapılan hîle.

hırak

  • Hareket.

hırkat

  • Hararet, sıcaklık, yanma.

hirmen

  • Harman. (Farsça)

hoşeda

  • Hareket ve davranışı hoş ve güzel olan. (Farsça)

hummalı / hummâlı

  • Hararetli, yoğun.

huremat - hurmat - hurumat / huremat - hurmât - hurumat

  • Haram olan şeyler, dince yasak olan şeyler.

hurmet

  • Haram olma, yasak olma.
  • Haramlık, yasaklık.

huruf / hurûf / حروف

  • Harfler.
  • Harfler.
  • Harfler.
  • Harfler.
  • Harfler.

hurufat / hurûfât / حُرُوفَاتْ

  • Harfler.
  • Harfler.
  • Harfler.

hurum

  • Haramlar, dince yasak ,olanlar.

husale

  • Harman yerinde arta kalan tane.

huyela / huyelâ

  • Harbde düşmana karşı tekebbür etmek (büyüklenmek, üstün görünmek), kibirlenmek.

i'lal

  • Harf-i illetlerin kolaylık için başka harfe değiştirilmesine denir. ( ) nin ( ) olduğu gibi.

ibahat / ibâhât

  • Haram olmayanlar.

ibahi / ibâhî

  • Haramları mübah (serbest) sayan sapık İbâhiyye fırkasına mensûb olan kimse.

ibahiyye / ibâhiyye

  • Haramı helâl sayan sapkınlar.

icaz-ı harika / îcâz-ı harika

  • Harika bir icâz, vecizli bir ifade.

ihrab

  • Harâb etme, perişan etme.

ihtizaza getirme

  • Harekete geçirme.

ilm-i cifir / عِلْمِ جِفِرْ

  • Harflerin sayı değerlerinden mânâ çıkararak elde edilen ilim.
  • Harflerden ma'nâ çıkaran ilim.

ilm-i cifr

  • Harflerin sayı değerlerinden anlam çıkarmak üzerine kurulu ilim.

ilm-i esrar-ı huruf

  • Harflerin sırlarını ve hikmetlerini konu alan ilim.

ilm-i esrarü'l-huruf

  • Harflerin sırlarını araştıran ilim.

ilm-i huruf

  • Harflerin sırlarını ve hikmetlerini konu edinen ilim dalı.

in'aş

  • Harekete getirme, canlılık kazandırma. Yukarı kaldırma.

inaş

  • Hareketlendirme.

infial / infiâl

  • Hareketlenme, kızma.

irşad-ı i'cazkarane / irşad-ı i'câzkârâne

  • Harika bir tarzda irşad edip doğru yolu gösterme.

irtikaş

  • Harpte askerlerin birbirine karışması.

işarat-ı harfiye / işârât-ı harfiye

  • Harflerle yapılan işaretler.

işaret-i harfiye

  • Harflerle yapılan işaret.

istihkamat-ı hafife / istihkâmat-ı hafife

  • Harbde kısa zamanda yapılan sığınaklar.

izhar-ı harika

  • Harika bir şeyi ortaya koyma, gösterme.

kabiliyet-i harika

  • Harika kabiliyet.

kahban / kâhban

  • Harman bekçisi. (Farsça)

kalb-i harab / kalb-i harâb

  • Harab olmuş gönül.

kanun-u zivücud-u harici / kanun-u zîvücud-u haricî

  • Haricî (maddî) vücud sahibi bir kanun.

kedeme

  • Hareket.

kekeme

  • Harfleri serbest söyliyemeyip tekrarlayan. Dilinde tutukluk olan. (Türkçe)

kelif

  • Haris kimse.

kerrar

  • Harpte, çekilip tekrar saldırmak. Döne döne saldırmak.

kılkal

  • Hareket ettirmek.

kinetik

  • Hareketle alâkalı. Hareket dolayısıyla meydana gelen, hareketli. (Fransızca)

lefif-i mefruk

  • Harf-i illetin aralarında başka bir harfin bulunduğu kelime.

lehc

  • Haris olmak.

lehviyat-ı muharreme / lehviyât-ı muharreme

  • Haram kılınmış eğlenceler.

lezaiz-i nameşru / lezâiz-i nâmeşru

  • Haram olan lezzetler.

mahall-i sarf

  • Harcama, kullanma alanı; burada rahmetin tecellî ettiği yer kastediliyor.

mahreçsiz

  • Harfleri doğru çıkarmadan.

mahrek

  • Hareket yeri.

mahrub

  • Harabedilmiş, dağıtılmış.

mahrur

  • Hararetli. Ateşli. İçi hararetli olan.

mahzurat

  • Haram sayılan ve sakınılması gerekli iş ve davranışlar.

makam-ı cifri / makam-ı cifrî

  • Harflere sayı değerleri yüklenerek ulaşılan netice, sayısal değer.

mal-ı haram

  • Haram mal.

mana-yı harfi / mânâ-yı harfî

  • Harf mânâsı; birşeyin kendisini değil de san'atkârını, ustasını, sahibini bildirip tanıtan mânâsı.

manevra

  • Hareket kabiliyeti, harp oyunu.

masarif / masârif / مصارف

  • Harcamalar. (Arapça)

masraf / مصرف

  • Harcama.
  • Harcama, gider. (Arapça)

masruf / masrûf / مصروف

  • Harcanmış.
  • Harcanmış. (Arapça)
  • Masruf olmak: Harcanmak. (Arapça)

measir / meâsir

  • Harika işler, unutulmaz olaylar.

mebde'-i hareket / مَبْدَأِ حَرَكَتْ

  • Hareketin başlangıcı.

mebde-i hareket

  • Hareketin başlangıcı.

mechure / mechûre

  • Harf, hareke ile okunduğu vakit, nefesin hapsolunup sesin âşikâr olmasında okunan harfler. Bu harfler nefesi kendileri ile cereyandan men'ederler.
  • Harf, hareke ile okunduğunda, nefesin hapsolunup sesin açığa çıktığı anda okunan harfler.

mecmu-u hurufat

  • Harflerin toplamı.

medar-ı hareket / medâr-ı hareket

  • Hareket sahası, alanı.

medas

  • Harman yeri.

medase

  • Harman yeri.

megazi / megâzî

  • Harp tarihi, gazâlara (savaşlara) dâir bilgiler, menkıbeler, hikâyeler.

meharic-i huruf / mehâric-i huruf

  • Harflerin çıkış yerleri.

mekanik

  • Hareket ilmi.

mekteb-i harbiye / مكتب حربيه

  • Harp okulu; Harp Akademisi.
  • Harp okulu.
  • Harp okulu.

menzut

  • Haris kimse.

merci-i müteallik

  • Harf-i cerrin bağlandığı fiil.

merkez-i devr

  • Hareket eden bir cismin, etrafında devrettiği nokta.

mesarif / mesârif / مصارف

  • Harcamalar. (Arapça)

meşid / meşîd

  • Harçla yapılmış sağlam bina. Sıvanmış bina.

meşreb / مَشْرَبْ

  • Hareket tarzı, metodu.
  • Hareket tarzı, huy.

meşreben / مَشْرَبًا

  • Hareket tarzı, huy olarak.

meydan-ı cevelan / meydan-ı cevelân

  • Hareket alanı.

meydan-ı harb

  • Harp meydanı, savaş alanı.

meyyit-i gayr-ı müteharrik

  • Hareketsiz ölü, ölü gibi hareketsiz.

meyyit-i müteharrik

  • Hareket hâlindeki ölü.

mezar-ı müteharrik

  • Hareketli mezar; yaşayan ölü.

mihanikiyet

  • Hareket kabiliyeti, mekanik özellik.

mikyas-ül harare

  • Harâret derecesini ölçen âlet. Termometre.

mirazza

  • Harmanı sürecek döven.

muaraza-i bilhuruf / muâraza-i bilhuruf

  • Harflerle mücadele, yazılı ve sözlü mücadele.

mübah / mübâh

  • Haram edilmeyen.

mübahat / mübâhât

  • Haram edilmeyenler, güzellikler.

mücalede

  • Harp âletleriyle vuruşma.

muharebat / محاربات

  • Harpler, savaşlar.
  • Harpler, muharebeler. (Arapça)

muharebe / محاربه

  • Harbetme, savaş. (Arapça)

muharip

  • Harp eden, savaşçı.

muharremat / muharremât

  • Haram kılınan şeyler.
  • Haram ve yasak olan şeyler.
  • Haramlar. Haram edilen şeyler. Dinimizce helâl olmayan şeyler.
  • Haram edilen şeyler.

muharrib / مُخَرِّبْ

  • Harab eden, yıkan.

muharrik / مُحَرِّكْ

  • Hareket ettiren.
  • Harekete getiren. Hareket veren. Tahrik eden. Teşvik eden. Ayaklandıran.
  • Harekete geçirici, tahrik edici.
  • Harekete getiren.

muharrike

  • Harekete geçiren duygu, refleks.
  • Hareket veren duygu.

muhrib

  • Harp gemisi. Torpidoları avlayan ve hızla giden bir nevi harp gemisi.

muhtariyet

  • Hareket serbestisi olan.

münker

  • Haram, günah.

münkerat

  • Haramlar, günahlar.

müşedded ra / müşedded râ

  • Harflerin iki defa okunmasını sağlayan şedde işaretli râ harfi.

müskir

  • Haram içki.

müskirat / müskirât

  • Haram içkiler.

müşrif-ül harab / müşrif-ül harâb

  • Harab olmağa ve yıkılmağa yüz tutmuş.

müstemit

  • Harpte ölmekten yılmayan yürekli kimse.

müta / mütâ

  • Haram nikah.

mütedeldil

  • Hareket eden, müteharrik.

müteharrik / متحرک / مُتَحَرِّكْ

  • Hareket eden.
  • Harekete geçen, kımıldanan. Yerinde durmayıp hareket eden. Devir ve hareket eden.
  • Hareket eden.
  • Hareket eden, kıpırdayan. (Arapça)
  • Hareketli.

müteharrik-i bizzat

  • Hareket kabiliyeti kendinde olan.

müteharrike

  • Hareketli.

müteheyyi'-i hareket

  • Harekete veya gitmeğe hazırlanmış.

nabız / nâbız

  • Hareket eden.

nakş-ı huruf

  • Harflerdeki nakış, san'at.

nasibe / nâsibe

  • Hâricîler.
  • Haricilerden olan sapkın bir zümre.

nazar-ı haram

  • Harama bakma.
  • Haram nazar. Nâmahremlere bakmak.

neberd-pişe

  • Harb etmeyi sanat edinmiş kimse. Savaşçı. (Farsça)

nehy-i iktizai / nehy-i iktizâî

  • Haramlar.

nehzat

  • Hareket, davranma, kalkışma. Yola çıkma.

netice-i hareket

  • Hareketin sonucu.

nühuz

  • Hareket etme, deprenip kalkma.

pa-be-rikab / pâ-be-rikâb

  • Hareket etmek üzere olan.

pa-berca-yi hareket / pâ-bercâ-yi hareket

  • Hareket etmek üzere bulunan, âmâde.

patini / patinî

  • Harman yabası. (Farsça)

paybeste

  • Hareketsiz. Ayağı bağlı. (Farsça)

rahve

  • Harf cezimli söylenirken sesin akması hali.
  • Harf cezimli olarak söylenirken sesin akması hâli.

rakid

  • Hareketsiz, durgun.

rehz

  • Hareket etmek.

risale-i harika

  • Harika risale.

risale-i harika ve camia / risale-i harika ve câmia

  • Harika ve pek çok özelliği üzerinde barındıran risale.

risale-i hurufiye

  • Harfleri tahlil eden risale.

safbeste-i hareket

  • Harekete geçmek üzere saf bağlayıp hazır olan.
  • Harekete geçmek üzere saf bağlayıp hazır olan.

şaki-i silah / şâki-i silâh

  • Harp âletleri keskin ve hazır olan kimse.

sakin / sâkin / سَاكِنْ

  • Hareketsiz.
  • Harekesi olmayan veya cezimli harf.

san'at-ı harika / san'at-ı hârika

  • Hârika san'at.

sarf / صرف / صَرْفْ

  • Harcama.
  • Harcama, gider.
  • Harcama.
  • Harcama.

sarf eden

  • Harcayan.

sarf edilmek

  • Harcanmak.

sarf etme

  • Harcama, kullanma.

sarf etmek

  • Harcamak, kullanmak.

sarfiyat

  • Harcamalar, kullanımlar, giderler.

şecaat-i harika

  • Harika yiğitlik, cesurluk.

şedde

  • Harfi iki kere okutan işaret.

şeddeli ra / şeddeli râ

  • Harflerin iki defa okunmasını sağlayan şedde işaretli râ harfi.

şedide / şedîde

  • Harf sükun ile ve nefesin hepsi hapsolarak sâkin bir halde okunduğu zaman sesin aslâ akmaması.

sefahet / سفاهت

  • Haramlara dalma.

sefain-i harbiye

  • Harp gemileri.

seferber

  • Harekete, yola çıkmaya hazır halde olmak.

şehr-ül haram

  • Haram ayları.

semerat-ı harika / semerât-ı harika

  • Harika meyveler.

seyyar

  • Hareketli, gezici.

sinematoğraf

  • Hareket yazmak demek olup kısaltılmış şekliyle sinema demektir. (Fransızca)

şuhur-u muharreme

  • Haram aylar (hicrî Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep ayları).

sükun

  • Hareketsizlik.

sür'at-i harekat / sür'at-i harekât

  • Hareketlerin hızı.

sür'at-i hareket

  • Hareketin hızı.

sure-i azime-i harika / sûre-i azîme-i hârika

  • Harika olan büyük sûre.

taharrük / تَحَرُّكْ

  • Hareketlenme.
  • Hareket etme.
  • Hareketlenme.

tahkir

  • Hareket etmek. Hor görmek. Küçük görmek. Aşağı ve alçak addetmek.

tahrik / tahrîk / تَحْر۪يكْ

  • Harekete geçirme.
  • Hareketlendirme, kışkırtma.
  • Hareket ettirme.

tahrik eden

  • Harekete geçiren.

tahrik etme

  • Harekete geçirme.

tahrik etmek

  • Harekete geçirmek.

tahrim / tahrîm / تَحْرِيمْ

  • Haram kılma.
  • Haram kılma, yasak etme. Mahrum bırakma.
  • Haram kılma.

tahrimen

  • Haram olarak. Harama yakın olarak.

takti-i huruf / taktî-i huruf

  • Harflerin bölünmesi, kesilmesi; harflere bölme.

takva / takvâ / تقوا

  • Haramdan kaçınma. (Arapça)

tamam-ı hareket

  • Hareketin tamam olması.

tarz-ı hareket

  • Hareket tarzı, davranış şekli.

tebah

  • Harap yer, yıkıntı, yıkılmış.

teceşşu'

  • Haris olmak, hırslı olmak.

tecvid ilmi

  • Harflerin mahreç ve sıfatlarına uymak suretiyle, Kur'an-ı Kerim'i hatasız okumayı öğreten bir ilimdir.

tefside

  • Hararetli, kızgın. (Farsça)

tefte

  • Hararetli, kızgın, kızmış. (Farsça)

teharrük

  • Hareketlenmek, kımıldamak. Hareket etmek.
  • Hareketlenme.
  • Hareketlenme.

tehellu'

  • Haris olmak, hırslı olmak.

tehyiç etmek

  • Harekete geçirmek.

tekdis

  • Harman etmek.

telehcüm

  • Haris olmak, hırslı olmak.

teltele

  • Hareket ettirmek.

tenagguş

  • Hareket etmek.

tesri-i ihtizaz

  • Hareketi hızlandırma.

tevafukat-ı harfiye

  • Harflerin sıralanışındaki tevafuklar, münasebetler, uygunluklar.

tevafukat-ı hurufiye

  • Harflerin denk düşmesi, uygun gelmesi.

tevbe

  • Haram, günah işledikten sonra, pişman olup, Allahü teâlâdan korkmak, bir daha yapmamaya karar vermek.

teverru'

  • Haramdan ve şüpheli şeylerden sakınmak.

tevezzug

  • Hareket etmek.

tılsım-ı kur'ani / tılsım-ı kur'ânî

  • Harika sonuçlar doğuran Kur'ân hakikatleri; Kur'ân'ın gayet tesirli, derin hakikatleri.

tiltal

  • Hareket ettirmek.

ufat

  • Haramdan nefsini koruyanlar.

ulema-i ilm-i huruf

  • Harf ilmiyle uğraşan âlimler.

vara'

  • Haramdan ve yaramaz işlerden sakınmak.

vaziyet-i harika

  • Harika bir durum.

vaziyet-i huruf

  • Harflerdeki vaziyet.

vera' / verâ'

  • Haramlardan ve helâl ve haram olduğu bilinmeyen şüpheli şeylerden sakınmak.

veri'

  • Haramdan kaçınan kişi.

viran

  • Harap.

virane / virâne

  • Harabe. Yıkılmağa yüz tutmuş eski yapı. (Farsça)
  • Harap, harabe yapı.

virani / vîrânî / ویرانى

  • Haraplık. (Farsça)

zahir-i meşreb / zâhir-i meşreb

  • Hareket tarzının ve yöntemin dışa yansıyan görünümü.

zaruret / zarûret

  • Haram olan, yasaklanan bir işin yapılmasını mübâh (dînen serbest) kılan sebeb, özür.

zat-ı zihavarık / zât-ı zîhavârık

  • Harikalar sahibi zât.

zemberek

  • Hareketi sağlayan güç kaynağı.

zenberek / زَنْبَرَكْ

  • Harekete sebeb olan yay.

zerrat-ı müteharrike / zerrât-ı müteharrike

  • Hareketli zerreler, atomlar.