LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te hamet ifadesini içeren 294 kelime bulundu...

a'taf

  • (Atf. dan ) En âtifetli. Pek müşfik, çok merhametli adam.
  • Boynuzları birbirine eğilmiş koyun. (Müe: Atfâ')
  • (Tekili: Atf) Meyiller.
  • Merhametler, şefkatler, lütuflar, ihsanlar.

adalet-i rahmet

  • Rahmet ve merhametin adaleti.

adil-i rahim / âdil-i rahîm

  • Adâletle iş gören, sonsuz rahmet ve merhamet sahibi Allah.

afüvv

  • Affeden, merhametli.

ağuş-u nazendarane / âğuş-u nazendârâne

  • Şefkatli ve merhametli kucak.

ahen-dil

  • Demir yürekli, kahraman. (Farsça)
  • Merhametsiz, acımasız kimse. (Farsça)

aleyhi nazaru'r-rahmani / aleyhi nazaru'r-rahmânî

  • Sonsuz merhamet ve şefkat sahibi olan Allah'ın nazarı ve teveccühü onun üzerine olsun.

alim-i rahim / alîm-i rahîm

  • Herşeyi hakkıyla bilen ve rahmetinin çok özel tecellîleri olan sonsuz şefkat ve merhamet sahibi Allah.

arş-ı rahman / arş-ı rahmân

  • Bütün yaratılmışları şefkat ve merhametle besleyip büyüten Allah'ın tasarruf dairesi, makamı.

arş-ı rahmet

  • Rahmet ve merhametin tecellî ettiği yer, makam.

arşu'r-rahman / arşu'r-râhmân

  • Bütün yaratılmışları şefkat ve merhametle besleyip büyüten Rahmân isminin tasarruf dairesi, makamı.

arzu-yu merhamet

  • Başkalarına merhamet etme, şefkat ve acıma arzusu.

asar-ı lütuf ve merhamet / âsâr-ı lütuf ve merhamet

  • İyilik, bağış ve merhamet eserleri, neticeleri.

ata-yı rahmet / atâ-yı rahmet

  • Rahmet ve merhametin ihsanı, vergisi.

ataya-yı rahmaniye / atâyâ-yı rahmâniye

  • Sonsuz merhamet sahibi Cenâb-ı Hakkın bağış ve hediyeleri.

ateş-har / ateş-hâr

  • Keklik. (Farsça)
  • Merhametsiz, şefkatsiz ve zalim adam. (Farsça)

ateş-kar / ateş-kâr

  • Külhancı. (Farsça)
  • Mc: Aceleci, kızgın veya merhametsiz adam. (Farsça)

atıf / âtıf

  • (Atf. dan) Yüzünü çeviren, bakan. Meyleden, yönelen.
  • Bağlaç.
  • Şefkat edici kimse. Merhametli, müşfik.
  • Yarış atlarının altıncısı.
  • Gr: İki kelimeyi birbirine bağlayan harf veya kelime.

atuf / atûf

  • Çok acıyan, pek merhametli.
  • Çok şefkatli, pek merhametli olan Allah.

atufet / atûfet

  • Şefkat. Çok merhametli oluş.

ayn-ı merhamet

  • Merhametin ta kendisi.

aynı rahmet

  • Şefkat ve merhametin tâ kendisi.

azerm

  • Şefkat, merhamet. (Farsça)
  • Haşmet, büyüklük, azamet. (Farsça)
  • Haya, utunma. (Farsça)

bab-ı rahmet / bâb-ı rahmet

  • İlâhî şefkat ve merhamet kapısı.

bahr-i rahmet

  • İlâhî şefkat ve merhamet denizi.

bargah-ı merhamet / bârgâh-ı merhamet

  • Merhamet makamı.

bargah-ı rahmet / bârgâh-ı rahmet

  • Merhamet ve şefkat dilenen yüce makam.

bi-aman / bî-aman

  • İnsafsız, merhametsiz.

bi-din / bî-din

  • Dinsiz. (Farsça)
  • Merhametsiz, acımasız. (Farsça)

birahm / bîrahm / بى رحم

  • Merhametsiz, acımasız. (Farsça - Arapça)

cabir / câbir

  • Cebredici, zorla yaptıran.
  • Galib gelen.
  • Şefkatsiz, merhametsiz.
  • Tekebbür ve taazzüm eden.
  • Aziz ve kavi olan.
  • Tıb: Kırıkçı, çıkıkçı.
  • Cebir ilminin ilk kurucusu olan müslüman âlimi.

calib-i merhamet / câlib-i merhamet

  • Merhamet çeken.

cazibe-i rahmet-i rahman / cazibe-i rahmet-i rahmân

  • Rahmeti her şeyi kuşatan Cenâb-ı Allah'ın merhametinin çekiciliği.

cellad

  • İdama mahkûm olanları idam etmeğe vazifeli olan adam.
  • Mc: Merhametsiz.

cemal-i rahimiyet / cemâl-i rahîmiyet

  • Allah'ın sonsuz merhamet ediciliğindeki benzersiz güzellik.

cemali / cemalî

  • Allah'ın sonsuz lütuf, ihsan, rahmet ve merhametine dair isim ve sıfatlarının tecellisiyle ilgili; lütuf ve cemal tecellisi gibi.

cenab-ı erhamü'r-rahimin / cenâb-ı erhamü'r-râhimîn

  • Merhametlilerin en merhametlisi olan Allah.

cenab-ı erhamürrahim / cenâb-ı erhamürrâhim

  • Merhametlilerin en merhametlisi olan, sonsuz şeref ve azamet sahibi yüce Allah.

cenab-ı erhamürrahimin / cenâb-ı erhamürrâhîmin

  • Merhametlilerin en merhametlisi olan Allah.

cenab-ı hakim-i rahim / cenâb-ı hakîm-i rahîm / جَنَابِ حَك۪يمِ رَح۪يمْ

  • Çok merhamet edici ve hikmet sâhibi olan (Allah).

cenab-ı halık-ı rahim / cenâb-ı hâlık-ı rahîm

  • Herbir şeyi sonsuz şefkat ve merhametle yaratan, sonsuz şan ve şeref sahibi olan Allah.

cenab-ı hallak-ı rahim / cenâb-ı hallâk-ı rahîm

  • Sonsuz şefkat, merhamet, şeref ve yücelik sahibi olan herşeyin yaratıcısı Allah.

cilve-i merhamet

  • Merhamet cilvesi, görüntüsü.

cilve-i rahmet-i rahmaniye / cilve-i rahmet-i rahmâniye

  • Sonsuz şefkat ve merhameti bütün varlık âlemini kuşatan Allah'ın rahmetinin yansıması.

cilve-i şefkat

  • Şefkatin, merhametin görünmesi.

cühumet

  • (Bak: CEHAMET)

dahim

  • (Dahâmet. den) Yoğun ve fazla koyu olan. Kalın olan.

damar-ı gadir

  • Zulmetme damarı, merhametsizlik damarı.

defter-i iltifatat-ı rahmaniye / defter-i iltifâtât-ı rahmâniye

  • Sonsuz merhamet sahibi olan Allah'ın iltifatlarını içine alan defter.

eb-i müşfik

  • Şefkatli baba, merhametli peder.

ehl-i insaf / ehl-i insâf

  • Merhametli, adil olanlar.

elhamdü lillahi ala rahmaniyyetihi ve ala hakimiyyetihi / elhamdü lillâhi alâ rahmâniyyetihî ve alâ hakîmiyyetihî

  • Hamd ve şükür sonsuz merhamet sahibi ve herşeyi hikmetle, bir gaye ve maksatla yaratan Allah'a aittir.

emansız

  • Merhametsiz, müsaadesiz.

emr-i rahmani / emr-i rahmânî

  • Rahmet ve merhameti sonsuz olan Allah tarafından bildirilen emir.

ensaf

  • (İnsaf. dan) Daha insaflı, çok acıyan, en merhametli.

er-rahim / er-rahîm

  • Şefkati ve merhameti herşeyi kuşatan Allah.

er-rahman / er-rahmân

  • Çok merhamet sahibi olan ve şefkatle bütün yaratıkların rızkını veren Allah.

erham

  • En rahim, en merhametli, en çok şefkatli.
  • Çok merhametli, çok acıyan.
  • En merhametli.

erham-ür rahimin / erham-ür râhimîn

  • Merhametlilerin en merhametlisi.
  • Allah'ın (C.C.) sıfatlarındandır.

erhamü'r-rahimin / erhamü'r-râhimîn

  • Merhametlilerin en merhametlisi olan Allah.

erhamürrahimin / erhamürrahimîn / erhamürrâhimîn

  • Merhamet edenlerin en merhametlisi olan Allah.
  • Merhametlilerin en merhametlisi olan Allah.
  • Merhametlilerin en merhametlisi mânâsına, Allahü teâlânın mübârek isimlerinden.

errahim

  • En merhametli, büyük nimetler veren, verdiği nimetleri iyi kullananları daha büyük ve ebedi nimetler vermek suretiyle mükâfatlandıran Allah (C.C.)

esef-han

  • Acıyan, merhamet eden, şefkat eden, esef eden. (Farsça)

eser-i hikmet ve rahmet

  • İlâhî merhamet ve hikmet eseri, ihsanı.

evvah

  • Kusurunu bilerek, ah, vâh ederek yalvarmak.
  • Çok âh edip duâ eden.
  • Merhametli. Sağlam imanlı. Yakin ilim sahibi. Dinde çok âlim olan. Hz. İbrahim Aleyhisselâmın bir vasfı.

fahamet

  • (Fehâmet) Büyüklük. Kadr ü şânı yüksek. (Eskiden büyük zatlara veya sadrazamlara karşı kullanılan hitab şekli idi. Fehametli Sultânım... gibi)

fazl u rahmet

  • Faziletli kişinin lütfu, merhameti ve acıması.

fazl-ı rahman / fazl-ı rahmân

  • Sonsuz şefkat ve merhamet sahibi Allah'ın yardımı.

fazl-ı rahmani / fazl-ı rahmânî

  • Sonsuz merhamet sahibi Allah'ın ikramı, ihsanı.

feth-i bab-ı rahmet eden

  • İlâhî şefkat ve merhamet kapısını açan.

feyyaz-ı rahmani / feyyaz-ı rahmânî

  • Kullarına karşı çok merhametli olan ve rahmet eserleri bütün varlık âlemini kuşatan Allah'ın feyiz, bereket ve ihsanı.

feyz-i rahman / feyz-i rahmân

  • Kullarına karşı çok merhametli olan ve rahmet eserleri bütün varlık âlemini kuşatan Allah'ın lûtfu, ihsanı.

fıtri şefkat / fıtrî şefkat

  • Doğal, yaratılıştan gelen şefkat, merhamet.

gaddarane

  • Acımadan, merhametsizcesine, zulmedercesine. (Farsça)

gadr

  • Hâinlik, vefâsızlık, merhametsizlik. Muâmelede aldatmak.
  • Hainlik, vefasızlık, zulüm, merhametsizlik, haksızlık.

gadr-ı mutlak

  • Tam zulüm ve merhametsizlik.

gafur / gafûr

  • (Gaffar ile aynı mânadadır.) Çok mağfiret ve merhamet eden, suçları en çok afveden. Cenab-ı Hak (C.C.)
  • Çok merhamet eden, günahları bağışlayan Allah.

gafur-ur rahim

  • Kusurları örten, adâletle en ziyade merhamet eden Cenab-ı Hak (C.C.). Mü'minlerin kusurlarını affederek muhafaza eden.

gafurü'r-rahim / gafûrü'r-rahîm

  • Kullarının günahlarını çok bağışlayan ve kullarına özel rahmet, merhamet ve şefkat gösteren Allah.

ganiyy-i rahim / ganiyy-i rahîm

  • Sınırsız zenginlik sahibi olan, şefkat ve merhamet sahibi Allah.

gavur / gâvur

  • Kâfir. Merhametsiz, inatçı.

gına-i rahmet / gınâ-i rahmet

  • Rahmetin zenginliği, rahmet ve merhametin geniş tecellîleri.

habib-i rahman / habib-i rahmân

  • Sonsuz merhamet sahibi ve yarattığı bütün varlıklara şefkatle rızıklarını veren Allah'ın en sevdiği kulu olan Hz. Muhammed.

habib-i rahmani / habib-i rahmânî

  • Sonsuz şefkat ve merhamet sahibi olan Allah'ın sevgili kulu; Hz. Muhammed (a.s.m.).

hadise-i rahmet / hâdise-i rahmet

  • İlâhî şefkat, merhametin göründüğü yağmur olayı.

hakikat-i rahimane-i müdebbirane / hakikat-i rahîmâne-i müdebbirâne

  • Merhamet ve tedbirle iş gören bir zâta yakışan hakikat.

hakim-i rahim / hakîm-i rahîm

  • Herşeyi hikmetle yapan her bir varlığa özel şefkat ve merhameti olan Allah.

halık-ı hakim-i rahim / hâlık-ı hakîm-i rahîm

  • Her şeyin yaratıcısı olan, her şeyi hikmetle yaratan ve herbir şeye özel rahmet ve merhamet tecellîsi olan Allah.

halık-ı kerim ve rahim / hâlık-ı kerîm ve rahîm

  • Sonsuz cömertlik ve merhamet sahibi ve her şeyi yaratan Allah.

halik-ı rahim / hâlik-ı rahîm

  • Sonsuz şefkat ve merhamet sahibi ve herşeyi yaratan Allah.

halık-ı rahim ve hakim / hâlık-ı rahîm ve hakîm

  • Sonsuz merhamet sahibi olan ve herşeyi hikmetle yaratan Allah.

halık-ı rahim ve kerim / hâlık-ı rahîm ve kerîm

  • Sonsuz merhamet ve cömertlik sahibi olan yaratıcı, Allah.

halık-ı rahman-ı rahim / hâlık-ı rahmân-ı rahîm

  • Dünya ve âhirette yarattığı varlıklara sonsuz rahmet, şefkat ve merhametiyle davranan her şeyin yaratıcısı Allah.

halık-ı rahmanü'r-rahim / hâlık-ı rahmânü'r-rahîm

  • Çok merhamet sahibi olan ve şefkatle bütün yaratıkların rızkını veren, sonsuz rahmetiyle her bir varlığa ayrı ayrı şefkatini gösteren ve bütün varlıkların yaratıcısı olan Allah.

hallak-ı rahim / hallâk-ı rahîm

  • Sonsuz şefkat ve merhamet sahibi olan yaratıcı, Allah.

hanan

  • Merhamet, şefkat, acıma.

hannan / hannân / حَنَّانْ

  • Rahmetlerin en lâtif cilvesini gösteren, Rahman ve Rahîm olan ve çok merhametli olan Allah (C.C.)
  • Rahmetin en hoş cilvelerini gösteren ve çok merhametli olan Allah.
  • Pek merhametli (Allah).

harf-i rahmani / harf-i rahmânî

  • Rahmet ve merhameti sonsuz olan Allah'tan gelen ve Ona ait harf.

hasaret

  • Cıvık ve sulu şeyin koyulaşıp katılaşması.
  • Dahâmet peyda etme, irileşme.

hasm-ı biaman / hasm-ı bîaman

  • Amansız düşman. Merhamet bilmeyen düşman.

hatem-i rahmaniyet / hâtem-i rahmâniyet

  • Allah'ın bütün varlıklar üzerinde rahmet ve merhametini gösteren mührü.

hazine-i rahman / hazine-i rahmân

  • Rahmet ve merhameti bütün varlıkları kaplayan Allah'ın hazinesi.

hediye-i rahmani / hediye-i rahmânî

  • Acıma ve merhamet sahibi Allah'ın hediyesi.

henb

  • Vehamet.
  • Ağırlık.

ihna'

  • Acıma, merhamet etme, şefkat etme.

ihsan-ı rahmani / ihsan-ı rahmânî

  • Bütün yarattıklarına karşı çok merhametli olan Allah'ın ikramı, bağışı.

ihsanat-ı rahimane / ihsânât-ı rahîmâne

  • Şefkat ve merhametle yapılan ihsanlar, ba-ğışlar.

ihsanat-ı rahmet

  • Rahmetin, merhametin ihsanları.

ikram-ı rahmani / ikram-ı rahmânî

  • Sonsuz şefkat ve merhamet sahibi Allah'ın ikramı.

iltifat-ı merhamet-i rahman / iltifat-ı merhamet-i rahmân

  • Bütün varlıklara merhamet eden Cenâb-ı Hakkın iltifatı, teveccühü.

iltifatat-ı ebediye-i rahmaniye / iltifâtât-ı ebediye-i rahmâniye

  • Sonsuz merhamet sahibi Allah'ın teveccühleri.

imdad-ı rahmani / imdad-ı rahmânî

  • Rahmet ve merhameti sonsuz olan Allah'ın yardımı.

in'amat-ı rahmaniye / in'âmât-ı rahmâniye

  • Allah'ın sonsuz şefkat ve merhametiyle bağışladığı nimetler.

inayet ve rahmet-i ilahi / inayet ve rahmet-i ilâhi

  • Allah'ın özel rahmeti, şefkat ve merhameti, lütuf ve yardımı.

inayet-i merhamet-i ilahiye / inayet-i merhamet-i ilâhiye

  • Allah'ın merhamet ve yardımı, lütuf ve ihsanı.

inayet-i rahmaniye / inayet-i rahmâniye / inâyet-i rahmâniye / عِنَايَتِ رَحْمَانِيَه

  • Kullarına karşı çok merhametli olan ve rahmet eserleri bütün varlık âlemini kuşatan Allah'ın özel yardımı.
  • Merhametli olan Allahın yardımı.

inşaallahü'r-rahman / inşaallahü'r-rahmân

  • Kullarına karşı çok merhametli olan ve rahmet eserleri bütün varlık âlemini kuşatan Allah dilerse.

insaf / insâf

  • Merhamet ve adâlet dâiresinde hareket. Hakikatı kabul ve itiraf.
  • Merhamet ve adalet dairesinde hareket, vicdanlı bakış.
  • Merhamete dayalı adalet.

ism-i rahim / ism-i rahîm

  • Allah'ın herbir varlığa merhamet ve şefkati olduğunu bildiren ismi.

ism-i rahim ve rezzak / ism-i rahîm ve rezzâk

  • Allah'ın sonsuz şefkat ve merhamet sahibi olduğunu ve bütün canlıların rızıklarını verdiğini ifade eden Rahîm ve Rezzak isimleri.

ism-i rahman / ism-i rahmân

  • Allah'ın sonsuz rahmet ve merhamet sahibi olduğunu ifade eden ismi.

isti'tafkarane / isti'tafkârane

  • Şefkat, merhamet isteyene yakışır halde. (Farsça)

istihdam-ı rahmani / istihdam-ı rahmânî

  • Rahmet ve merhameti sonsuz olan Allah'ın çalıştırması, hizmet ettirmesi.

istirham / istirhâm / اِسْتِرْحَامْ

  • Merhamet istemek. Yalvarmak.
  • İzin istemek. Rica etmek.
  • Merhamet dileme.
  • Merhamet dilenme.
  • Merhamet isteme, ricâ etme.

istirhamname / istirhâmnâme

  • Merhamet dilenme yazısı.

istitafkarane / istitafkârane / istîtafkârâne

  • Merhamet isteyen gibi.
  • Merhamet isteyene yakışır şekilde.

ıtfet

  • şefkat, merhamet.
  • Boncuk.

izzet ve şehamet-i imaniye

  • İmanla elde edilen izzet ve şehamet (İzzet.

kan-ı merhamet / kân-ı merhamet

  • Merhamet kaynağı.

kasvet

  • Katılık, sertlik.
  • Merhametsizlik, acımasızlık.
  • Sıkıntı, gönül darlığı.

kelime-i gaddare

  • Kahredici, öldürücü, zâlim ve merhametsiz söz.

kemal-i merhamet / kemâl-i merhamet / كَمَالِ مَرْحَمَتْ

  • Tam bir merhamet.

kemal-i merhamet ve şefkat / kemâl-i merhamet ve şefkat

  • Mükemmel ve kusursuz merhamet ve şefkat.

kemal-i rahmet / kemâl-i rahmet

  • Rahmet ve merhametin nihayet kemalde olması.
  • Tam ve mükemmel şefkat ve merhamet.

kemal-i rahmet ve kerem / kemâl-i rahmet ve kerem

  • Mükemmel bir ikram, şefkat ve merhamet.

kemal-i rahmet ve merhamet / kemâl-i rahmet ve merhamet

  • Mükemmel bir şefkat ve merhamet.

kemal-i şefkat ve merhamet / kemâl-i şefkat ve merhamet

  • Tam bir şefkat ve merhamet.

kerim-i rahim / kerîm-i rahîm / كَرِيمِ رَحِيمْ

  • Sonsuz ikram ve ihsan sahibi, pek merhametli olan Allah.
  • Çokça ikrâm edici ve merhamet edici (Allah).

kitab-ı rahmani / kitab-ı rahmânî

  • Allah'ın sonsuz rahmet ve merhamet sahibi olduğunu anlatan kitap.

la'net

  • Bedduâ; bir kimsenin kötülüğünü, Allahü teâlânın af ve merhametinden mahrum olmasını, ihânet edenlerin veya kötülüklerin gerektiği cezâya çarptırılmasını istemek.

letaif-i refet / letâif-i refet

  • Şefkat ve merhametin güzellikleri.

lezzet-i rahmet

  • Merhametteki lezzet.

lütf u kerem

  • Kerem ve iyilik; iyilik ve yumuşaklıkla muamele; cömertlik, merhamet ve ihsan.

lutf-u merhamet / lûtf-u merhamet

  • Merhametin lütfu, ikram ve ihsanı.

mahz-ı eser-i rahmet ve inayet / mahz-ı eser-i rahmet ve inâyet

  • İlâhî şefkat, merhamet ve yardımın eksiksiz gerçekleşmesi.

malik-i rahim / mâlik-i rahîm

  • Özel şefkat ve merhameti olan ve herşeyin sahibi Allah.

malik-i rahim-i kerim / mâlik-i rahîm-i kerîm

  • Bol ihsan ve ikram sahibi; sonsuz şefkat ve merhamet sahibi olan herşeyin sahibi Allah.

mekremet-güster

  • Merhamet dağıtan, merhamet yayan.

merahim

  • (Tekili: Merhamet) Acımalar, merhametler.

merhamet / مرحمت

  • Acıma. (Arapça)
  • Merhamet etmek: Acımak. (Arapça)

merhamet ve şefkat-i ilahiye / merhamet ve şefkat-i ilâhiye

  • Allah'ın merhamet ve şefkati.

merhamet-disar

  • Çok merhametli, acıma hissi fazla olan.

merhamet-i camia / merhamet-i câmia

  • Kapsamlı merhamet; her şeyi kuşatan şefkat.

merhamet-i ilahiye / merhamet-i ilâhiye

  • Allah'ın merhameti.

merhamet-i kudsiye

  • Kutsal merhamet, acıma.

merhamet-i mütekabile

  • Karşılıklı merhamet besleme.

merhamet-i mutlaka

  • Sınırsız merhamet.

merhamet-i rabbaniye

  • Allah'ın merhameti, şefkati.

merhamet-i şahane

  • Mükemmel merhamet, bağış, ihsan.

merhamet-i umumiye-i ilahiye / merhamet-i umumiye-i ilâhiye

  • Allah'ın her şeyi kuşatan rahmeti, merhameti.

merhametbahş

  • Merhamet eden. Merhametli. (Farsça)

merhameten / مَرْحَمَتاً

  • Acıyarak, merhamet ederek.
  • Merhamet ederek.
  • Merhamet ederek.
  • Merhamet ederek.

merhametgüster

  • Merhametli, merhamet edip acıyan. (Farsça)

merhametkar / merhametkâr

  • Merhametli, şefkatli.
  • Merhametli.

merhametkarane / merhametkârâne

  • Merhamet edercesine.
  • Merhametli bir şekilde.

merhametpenah

  • Merhametli. (Farsça)

merhametperver

  • Merhametli, esirgeyici, acıyan. (Farsça)

merhametperveri / merhametperverî

  • Merhametlilik, esirgeyicilik. (Farsça)

merhametşiar

  • Çok merhametli. (Farsça)

merhametşiari / merhametşiarî

  • Merhametlilik, merhametli oluş. (Farsça)

mescid-i rahmani / mescid-i rahmânî

  • Çok merhametli olan Allah'ın yarattığı mescid.

meyl-i merhamet

  • Merhamet etme isteği, eğilimi.

mihrban

  • Merhamet ve şefkat sahibi. Muhabbetli, sevimli, yumuşak huylu ve güleryüzlü. (Farsça)

müdebbir-i rahim-i zülcemal / müdebbir-i rahîm-i zülcemâl

  • Sonsuz güzellik sahibi, herşeyi şefkat ve merhametle sevk ve idare eden Allah.

muhabbet-i rahman / muhabbet-i rahmân / مُحَبَّتِ رَحْمٰنْ

  • Sonsuz merhamet ve şefkat sahibi olan Allah'a duyulan sevgi.
  • Çokça merhamet eden Allah hesabına olan sevgi.

mün'im-i rahim / mün'im-i rahîm

  • Sonsuz şefkat ve merhamet sahibi ve gerçek nimet verici olan, Allah.

munsıf

  • İnsaflı. Merhametli. Hakkı kabul eden. Hakka riayet eden.

mürebbi-i rahim / mürebbî-i rahîm

  • Şefkat ve merhamet herbir varlık üzerinde görülen ve herşeyi yaratılış gayelerine göre terbiye eden Allah.

müşfik

  • Şefkatle seven. Acıyan, merhametli.
  • Şefkatli, merhametli, acıyan.

müşfikane

  • Şefkatle, merhametle. Müşfik olana lâyık surette. (Farsça)

müsterhim

  • (Rahm. dan) İstirham eden, niyaz eden, yalvaran. Merhamet dileyen.

müsterhimane / müsterhimâne

  • İstirham ederek, merhamet dilercesine.
  • İstirham edene, yalvarana, merhamet dileyene yakışır şekilde, yakışır halde. (Farsça)
  • Yalvararak, merhamet dileyerek.

mutasarrıf-ı rahim / mutasarrıf-ı rahîm

  • Varlıklar üzerinde merhamet ve rahmetinin çok özel tecellîleri bulunan sonsuz tasarruf ve yetki sahibi Allah.

müterahhim

  • (Rahm. den) Acıyan, merhamet eden.

müterahhimane / müterahhimâne

  • Acıyarak. Merhamet ederek. (Farsça)

müzahame

  • (Bak: MÜZAHAMET)

nazar-ı merhamet

  • Merhametli bakış.

nazar-ı rahmet

  • Şefkat ve merhametlice bakış.

nefes-i rahman / nefes-i rahmân

  • Sonsuz merhamet sahibi Cenab-ı Hakkın varlıklar üzerindeki rahmet esintisi.

nermdil

  • Yüreği yumuşak. Merhametli. (Farsça)

ömer

  • Resül-ü Ekrem'in (A.S.M.) ikinci halifesi, Aşere-i Mübeşşere'den ve sahabenin en büyüklerindendir. Çok âdil, âbid, zâhid ve merhametli idi. Fakirce yaşadı. Adaleti, şecaat ve cesareti, İlâ-yı Kelimetullah için fedakârlığı meşhurdur. Çok Hadis-i Şeriflerle medhedildi. Zamanında çok fütühat ve ilerlem

pür-rahm ü şefkat

  • Çok şefkatli ve merhametli.

pürrahm

  • Pek merhametli.

rabb-i rahim / rabb-i rahîm / رَبِّ رَح۪يمْ

  • Sonsuz şefkat ve merhamet sahibi olan ve herbir varlığı terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulunduran Allah.
  • Merhametle terbiye edici olan (Allah).

rabb-i rahim ve kerim / rabb-i rahîm ve kerîm

  • Sonsuz cömertlik, şefkat ve merhamet sahibi olan ve herbir varlığı terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulunduran Allah.

rahim / rahîm / râhim / رحيم / رَح۪يمْ

  • (Rahmet. den) Rahmet edici, merhamet eyleyen. Rahmedici. Muhafaza eden, bağışlayan. Rahmet ve merhamet sahibi, şefkat eden, gufran sahibi. (Kur'an-ı Kerim'de bu isim 220 defa zikredilir.)
  • (Rahm. dan) Rahmet edici, acıyan, merhamet eden.
  • Merhametli, acıyan.
  • Esirgeyen, acıyan, merhamet eden.
  • Rahmeti herşeyi kuşatan, sonsuz şefkat ve merhamet sahibi Allah.
  • Merhametli. (Arapça)
  • Merhamet eden Tanrı. (Arapça)
  • Çok merhametli.
  • Merhamet eden Allah.

rahim-i hakim / rahîm-i hakîm

  • Herşeyi hikmetle yapan, sonsuz şefkat ve merhamet sahibi Allah.

rahim-i kerim / rahîm-i kerîm / رَح۪يمِ كَر۪يمْ

  • Sonsuz şefkat ve merhamet sahibi olan ve sınırsız bir cömertliği olan.
  • Çokça ikram eden merhamet edici (Allah).

rahim-i mutlak / rahîm-i mutlak

  • Sınırsız şefkat ve merhamet sahibi olan Allah.

rahim-i sermedi / rahîm-i sermedî

  • Varlığı sürekli olan ve yarattığı varlıklara sonsuz merhameti ve şefkatiyle davranan Allah.

rahim-i zülcemal / rahîm-i zülcemâl

  • Sonsuz güzellik sahibi ve her varlığa özel merhameti olan Allah.

rahimane / rahîmâne

  • Şefkat ederek, acıyarak. Merhamet ve rahmet ile Cenab-ı Hakk'a yakışır tarzda.
  • Merhametli bir şekilde.

rahimehullah / rahîmehullah

  • "Allah ona merhamet eylesin, Allah rahmet eylesin" meâlinde duâdır.
  • Allah ona merhamet eylesin, rahmet eylesin.
  • Allah merhamet eylesin.

rahimin / rahimîn

  • (Rahîmûn) Merhametliler, acıyıp esirgeyenler, rahmet edenler, şefkat edenler.

rahimiyet / rahîmiyet

  • Allah'ın herbir varlık üzerinde yansıyan şefkat ve merhamet ediciliği.
  • Merhamet edicilik.

rahimiyet-i ilahiye / rahîmiyet-i ilâhiye

  • Allah'ın şefkat ve merhameti.

rahimiyet-i rabbaniye / rahîmiyet-i rabbâniye

  • Bütün varlıkları terbiye eden ve idaresi ve tasarrufu altında bulunduran Allah'ın herbir varlığa şefkat ve merhameti.

rahm / رحم

  • Acıma, merhamet. (Arapça)
  • Rahm etmek: Acımak, merhamet etmek. (Arapça)

rahm ü şefkat

  • Merhamet ve şefkat etmek.

rahman / rahmân / رحمان / رحمن / رَحْمَنْ

  • Sonsuz merhametli, Allah.
  • Çok merhamet sahibi ve şefkatle bütün yaratıkların rızkını veren Allah.
  • Merhametli Tanrı. (Arapça)
  • Çok merhametli.
  • Çokça merhamet eden (Allah).

rahman-ı bilhak / rahmân-ı bilhak

  • Hakkıyla çok merhametli olan Allah.

rahman-ı rahim / rahmân-ı rahîm / رَحْمٰنِ رَح۪يمْ

  • Dünya ve âhirette yarattığı varlıklara sonsuz rahmet, şefkat ve merhametiyle davranan Allah.
  • Çokça merhamet ve şefkat eden (Allah).

rahman-ı rezzak / rahmân-ı rezzâk

  • Rahmet ve merhameti bütün varlıkları kuşatan ve bütün varlıkların rızıklarını bol bir şekilde tekrar tekrar veren ve ihtiyaçlarını karşılayan Allah.

rahman-ı zülcemal / rahmân-ı zülcemâl

  • Sonsuz güzellik ve merhamet sahibi olan Allah.

rahman-ı zülkemal / rahmân-ı zülkemâl

  • Sonsuz mükemmellik ve merhamet sahibi olan Allah.

rahmaniyet / rahmâniyet

  • Allahın kullarına merhamet etmesi.
  • Allah'ın bütün varlıkları kuşatan merhamet edicilik sıfatı.

rahmaniyet-i ilahiye / rahmâniyet-i ilâhiye

  • Allah'ın merhamet ve şefkat edicilik vasfı.

rahmanürrahim / rahmânürrahîm

  • Bütün her şeye ve herbir varlığa, şefkat ve merhametiyle muamele eden Allah.
  • Dünyada da âhirette de âcizlere merhamet eden Allah.

rahmet / رحمت

  • Merhamet, acımak, şefkat etmek, ihsan etmek, esirgemek.
  • Mc: Yağmur.
  • Esirgeme, merhamet.
  • Yağmur.
  • Acıma, merhamet.
  • Sevgili Peygamberimiz hazret-i Muhammed'in isimlerinden.
  • Kur'ân-ı kerîm.
  • Yağmur.
  • Acıma, merhamet. (Arapça)
  • Yağmur. (Arapça)

rahmet-i bakiye / rahmet-i bâkiye

  • Devamlı olan şefkat ve merhamet.

rahmet-i ilahi / rahmet-i ilâhî

  • Allah'ın rahmeti, şefkat ve merhameti.

rahmet-i ilahiyye / rahmet-i ilâhiyye

  • Allahü teâlânın merhameti, acıması.

rahmet-i rabbaniye / rahmet-i rabbâniye

  • Herbir varlığa muhtaç olduğu şeyleri veren, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulunduran Allah'ın merhamet ve şefkati.

rahmet-i sübhani / rahmet-i sübhânî

  • Her türlü kusur ve eksiklikten yüce ve uzak olan Allah'ın rahmeti, merhamet ve şefkati.

rahmet-i umumiye-i ilahiye / rahmet-i umumiye-i ilâhiye

  • Allah'ın her şeyi kuşatan rahmeti, merhameti.

rahmet-i vasia-i külliye / rahmet-i vâsia-i külliye

  • Herşeyi kuşatan geniş İlâhî şefkat ve merhamet.

rahmetfeşan / rahmetfeşân

  • Merhamet saçan.

raif / râif

  • Merhametli, re'fetli.
  • Merhametli.

rakik

  • (Rikkat. den) Yufka yürekli, ince merhamet ve şefkat sahibi olan.
  • Köle, câriye.

rakik-ül kalb

  • Yufka kalbli, çok merhametli, ince duygulu.

rauf / raûf / رَؤُفْ

  • Çok acıyan, esirgeyen, merhamet sâhibi.
  • Esmâ-i İlâhiyedendir.
  • Çok esirgeyen, çok acıyan, çok merhamet sahibi olan Allah.
  • Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Kullarına karşı merhâmeti çok olan ve yaptıkları iyilikleri zâyî etmeyen.
  • "Ümmetine karşı çok merhâmet eden, acıyan" mânâsına Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellemin isimlerinden.
  • Çok merhametli.

re'fet / رَأْفَتْ

  • Merhamet, şefkat.
  • Acıma, merhamet.
  • Merhamet, acımak.
  • Yüce.
  • Merhamet.

re'fet-i rabbaniye / رَأْفَتِ رَبَّانِيَه

  • Terbiye edici Allah'ın merhameti.

re'fetkarane / re'fetkârane / re'fetkârâne / رَأْفَتْكَارَانَه

  • Merhametli bir şekilde, çok acıyarak.
  • Merhamet ederek.

re'fetmeab / re'fetmeâb

  • Çok merhametli. (Farsça)

refet

  • Merhamet, acıma.

refetkarane / refetkârane

  • Merhamet edercesine.

rezzak-ı rahim / rezzâk-ı rahîm

  • Bütün varlıkların rızıklarını devamlı veren, sonsuz şefkat ve merhamet sahibi olan Allah.

rikkat-aver / rikkat-âver

  • Acıma ve merhamet uyandıran. (Farsça)

rikkat-yab / rikkat-yâb

  • Acıyan, merhamet eden. (Farsça)

şafak

  • Tan zamanı. Güneş doğmağa yakın zaman veya güneş battıktan sonraki alaca karanlık. Gündüz.
  • Nahiye. Cânib.
  • Nasihat eden kimsenin "Nasihatım te'sir etsin, sözüm tutulsun" diye ıslah için gayret göstermesi.
  • Merhamet.
  • Harf.

safve

  • Hâlis ve seçkin.
  • Katı yüzlü merhametsiz kimse.

sani-i rahim / sâni-i rahîm

  • Özel şefkat ve merhamet tecellîsi olan, herşeyi san'atla yaratan Allah.

şayan-ı merhamet ve şefkat / şâyân-ı merhamet ve şefkat

  • Şefkat ve merhamete lâyık.

şe'n-i merhamet

  • Merhametin gereği.

sebeb-i merhamet

  • Acıma, merhamet sebebi.

şefakat

  • Şefkat, acıyarak şefkatle sevmek. Karşılık istemeden merhamet edip acımak, sevmek.

şefik / şefîk

  • Şefkatli, esirgeyen. Rikkat sahibi. Merhametli.
  • Şefkatli, merhamet eden ve esirgeyen Allah.

şefikane / şefîkane

  • Merhametlice, acıyarak. Acımak suretiyle. şefkat ederek. (Farsça)
  • Şefkatlice, merhametli olarak.

şefkat / شفقت

  • İçten ve karşılıksız merhamet.
  • Acımak, merhamet etmek.
  • Başkasının kederiyle alâkalanmak, acıyarak sevmek. Yardıma, sevgiye muhtaç olanlara karşılıksız olarak merhamet ve sevgiyle yardıma koşmak. Karşılıksız, sâfi, ivazsız sevgi beslemek.
  • Merhamet.

şefkat-i imaniye / şefkat-i imâniye

  • İmandan gelen ve başkalarına karşı beslenen şefkat ve merhamet.

şefkat-i rahimane / şefkat-i rahîmâne

  • Çok mükemmel bir şefkat ve merhamet duygusu.

şefkatli

  • Merhamet eden, acıyan.

şefkatperverane / şefkatperverâne

  • Çok şefkatli ve merhametli bir şekilde.

şefkatsiz

  • Merhametsiz, acımasız.

şehim

  • (Şehamet. den) Şehametli, kurnaz ve akıllı yiğit.

şehr-i rahmani / şehr-i rahmânî

  • Rahmet ve merhameti sınırsız olan Allah'ın şehri; kâinat.

selata

  • Kahır, galebe, hiddet.
  • Kötü konuşan, gönül inciten, kalb kıran.
  • Merhametsiz olmak.
  • Acı söz söylemek.

sengdil

  • (Çoğulu: Sengdilân) Taş yürekli, merhametsiz, acımaz. (Farsça)

sıbga-i rahmani / sıbga-i rahmânî / صِبْغَۀِ رَحْمَانِي

  • Çokça merhamet eden Allah'ın boyası.

sıbğa-i rahmaniye / sıbğa-i rahmâniye

  • Çok merhamet sahibi olan ve şefkatle bütün yaratıkların rızkını veren Allah'ın boyası.

sıfat-ı cemaliye / sıfât-ı cemaliye

  • Lütuf ve merhamet ile daha ziyade alâkalı olan vasıflar.

sikke-i merhamet

  • Merhamet mührü.

sofra-i rahman / sofra-i rahmân

  • Dünya ve âhirette yarattıklarına sonsuz rahmet, şefkat ve merhametiyle muamele eden Allah'ın sofrası.

sofra-i rahmanü'r-rahim / sofra-i rahmânü'r-rahîm

  • Dünya ve âhirette yarattıklarına sonsuz rahmet, şefkat ve merhametiyle muamele eden Allah'ın sofrası.

sultan reşad

  • (Mi: 1844-1918) Meşrutiyet devri Osmanlı Padişahıdır. Merhametli ve halim tabiatlı olan bu dindar ve abdestsiz gezmiyen padişah, Mevlevi Tarikatına bağlı idi. Boş vakitlerini Mesnevi okumakla geçirirdi.

taattuf / تَعَطُّفْ

  • Merhamet etme, esirgeme.
  • Acıma, merhamet etme.

taltif-i rahmet

  • Şefkat ve merhametin lütfetmesi, iyilik ve güzellikle muamele etmesi.

teattuf

  • Esirgemek. Merhamet etmek. Şefkat göstermek.
  • Ulaşmak. İttisal etmek.
  • Eğilip bükülmek.

tecelli-i merhamet / tecellî-i merhamet

  • Merhametin tecellîsi, yansıması.

tehannün

  • Merhametle nimetlendirme.

terahhum / ترحم / تَرَحُّمْ

  • Merhamet etme, acıma. Şefkatte bulunma, esirgeyip besleme.
  • Şefkat ve merhamet gösterme.
  • Merhamet etme.
  • Acıma, merhamet etme. (Arapça)
  • Terahhum etmek: Acımak, merhamet etmek. (Arapça)
  • Terahhum kılmak: Acımak, merhamet etmek. (Arapça)
  • Merhamet etme, acıma.

terahhumat / terahhumât

  • Şefkat ve marhamet göstermeler.
  • (Tekili: Terahhum) Acımalar, merhamet etmeler.
  • Merhamet etmeler.

terahhumen

  • Acıyarak, merhamet ederek.

terakkuk

  • Merhamete gelme, acıma.

terehhum

  • Merhamet ve şefkat etme.

terehhumat / terehhumât

  • Merhametler, şefkat ifadeleri.

tesmit

  • Aksıran kimselere: "Yerhamükâllah: Allah sana merhamet etsin" demek.

teşmit / teşmît

  • Aksıran kimseye: "Yerhamükâllah: Allah sana merhamet etsin" deme.
  • Aksırdığı zaman Elhamdülillah diyen kimseye "Yerhamükellah: Allahü teâlâ sana merhâmet etsin" demek.

teşmiyet

  • Aksırana karşı hayır ve bereketle duâ etmek. (Yerhamükümullâh: Allah size merhamet ve rahmet ihsan etsin) meâlinde dua etmek.

trajedi

  • yun. Fâcia. Mevzuunu efsanelerden veya tarihî hâdiselerden alan, seyirciler üzerinde merhamet veya dehşet hissi uyandıran sahne eseri.

ümmet-i merhume

  • İlâhî merhamete mazhar olan ümmet.

unuşe

  • Refah, huzur, rahatlık.
  • Adâlet. Merhamet.
  • Şarap.
  • Beğenme.

vahamet / vahâmet / وخامت

  • Korkunçluk, vehamet, tehlikeli durum. (Arapça)

vahşi / vahşî

  • Medeni olmayan. İnsanlardan kaçan. Alışık ve ehlî olmayan.
  • Merhametsiz, duygusuz.
  • Ürkek, korkak.
  • Yabanî, ürkek, merhametsiz.

veçh-i merhamet

  • Merhamet yönü.

vehamet

  • (Bak: Vahamet)

ya erhame'r-rahimin / ya erhame'r-râhimîn

  • Ey merhamet edenlerin en merhametlisi.

ya erhamerrahimin / yâ erhamerrâhimîn

  • Ey merhametlilerin en merhametlisi olan Allah.

ya rahim / yâ rahîm

  • Ey rahmeti herşeyi kuşatan, sonsuz şefkat ve merhamet sahibi Allah.

yerhamükallah

  • Aksırıp, Elhamdülillah diyene, yanında bulunan kimsenin; "Allahü teâlâ sana merhamet etsin" mânâsına söylediği mübârek bir söz, teşmit.

yerhamükümullah

  • "Allah (C.C.) size rahmet ve merhamet eylesin" meâlinde dua olup, aksıran kimseye söylenmesi sünnettir.

zat-ı rahim / zât-ı rahîm

  • Rahmeti herşeyi kuşatan, sonsuz şefkat merhamet sahibi Zât; Allah.

zat-ı rahmanü'r-rahim / zât-ı rahmânü'r-rahîm

  • Dünya ve âhirette yarattıklarına sonsuz rahmet, şefkat ve merhametiyle muamele eden Zât, Allah.