LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te halel ifadesini içeren 16 kelime bulundu...

haledar / hâledar / hâledâr

  • Haleli, halelenmiş. Parlak daireli.
  • Halelenmiş; etrafı parlak ışık gibi çevrilip sarılmış.
  • Hâleli.

halel

  • Halel gelmek: Bozulmak, lekelenmek, gölge düşmek.

haleldar / haleldâr / خللدار

  • Bozulmuş, bozuk. (Arapça - Farsça)
  • Haleldâr etmek: Bozmak, halel getirmek. (Arapça - Farsça)
  • Haleldâr olmak: Bozulmak, halel gelmek. (Arapça - Farsça)

halelpezir / halelpezîr

  • Bozulan, Halel bulan. Eksik. Fesad kabul eden. Bozuk. (Farsça)

icaz-ı hazf

  • Mânâya halel gelmemek şartı ile ve lâfzî veya aklî karine delâleti ile cümleyi tamamlayanlardan birinin hazfıdır.

ihlal / ihlâl / اخلال

  • (Halel. den) Sakatlamak. Bozmak. Halel vermek.
  • Birini ihtiyaç içinde bırakmak.
  • Düşmanın haklarına vefa etmeyip gadretmek.
  • "Halel"den bozma, sakatlama, kusurlu hale getirme.
  • Bozma, lekeleme, halel getirme. (Arapça)
  • İhlâl edilmek: Bozulmak, halel getirilmek. (Arapça)
  • İhlâl etmek: Bozmak, halel getirmek. (Arapça)

ıhtilal

  • (İhtilal) Halel vermek, zarar vermek.
  • Muhtaç olmak.

kadh

  • Zemmetme, çekiştirme. Bir kimsenin ayıb ve kusurlarını söyleyerek gıybet etme.
  • Men'etmek, engel olmak.
  • Çakmak taşını çakmak.
  • Bir kimsenin işine halel vermek.

kariyer

  • Bir insanın kendisini hasretmiş olduğu meslek. (Fransızca)
  • Bir meslekte alınan merhalelerin bütünü. (Fransızca)

kat'-ı merahil / kat'-ı merâhil

  • Merhaleleri, durak yerlerini geçme. Yol alma, ilerleme.

merahil

  • (Tekili: Merhale) Menziller, merhaleler, konaklar, duraklar.

müdahalat

  • (Tekili: Müdahale) Müdahaleler, karışmalar, araya girmeler.

muhill

  • (Halel. den) İhlâl eden. Bozan. Sakatlayan. Karıştıran.

tahallül

  • (Halel. den) Bozulmak. Ekşimek. Sirke olmak.
  • Araya girmek. Başka bir şeyin müdahale etmesi, karışması.
  • Dişleri hilâllamak.

tahir-i mutlak / tâhir-i mutlak

  • Bütün yönleriyle temiz olan, temizliğine en küçük halel getirecek bir pislik olmayan.

tehtik

  • Yırtma.
  • Nâmusa halel getirme.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın