LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te haberdar ifadesini içeren 23 kelime bulundu...

agah / agâh / âgâh / آگاه

  • (Ageh) Haberdar. Uyanık. Kalbi uyanık. Malumatlı. Basiretli. Vâkıf. Bilen. (Farsça)
  • Haberdar, uyanık. Gaflette olmayan, kalben Allahü teâlâ ile berâber olan.
  • Uyanık, basiretli haberdar.
  • Haberdar. (Farsça)
  • Âgâh etmek: Haberdar etmek. (Farsça)
  • Âgâh olmak: Haberdar olmak. (Farsça)

agahi / agâhî / âgâhî / آگاهى

  • Malumat, vukuf, haberdarlık. Uyanıklık, teyakkuz, basiret. (Farsça)
  • Haberdarlık. (Farsça)

ageh / âgeh / آگه

  • Haberdar. (Farsça)

agehi / âgehî / آگهى

  • Haberdarlık. (Farsça)

alarm

  • Tehlike anında herkesi haberdar etmek için verilen işaret. (Fransızca)

aşna-yan

  • (Tekili: Aşnayî) Dostluklar, âşinalıklar, haberdarlıklar. (Farsça)

aşnayi / âşnâyî / آشنایى

  • Dostluk. (Farsça)
  • Bilme, haberdarlık. (Farsça)

bahaber / bâhaber / باخبر

  • Haberli, haberdar. (Farsça - Arapça)

habir

  • Haberli. Haberdar. Agâh. Âlim. Arif-i billâh.
  • Herşeyi bilen Allah (C.C.)

habir-i basir / habîr-i basîr

  • Kendisine hiçbir şey gizli kalmayacak şekilde bilen, herşeyden haberdar olan ve her şeyi gören Allah.

habirane / habirâne

  • Bilgili ve haberdar olana yakışır şekilde. (Farsça)

iblag

  • Bildirmek. Yetiştirmek. Haberdar etmek. Göndermek.

iblağ etmek / iblâğ etmek

  • Bildirmek, haberdar etmek.

ıttıla / ıttılâ

  • Haberdar olma, bilgi sahibi olma.

ıttıla kesb etme

  • Haberdar olma, bilgi sahibi olma.

ıttıla' / ıttılâ' / اِطِّلَاعْ

  • Haberdâr olma.

mücessem

  • Cismi olan. Dış duygularımızla bilinip varlığından haberdar olduğumuz şey. Varlığı görünen. Cisimlenmiş olan. Bir şekli gösteren. Uzunluğu, genişliği ve kalınlığı olan cisim. Şekillenmiş.

müheymin

  • Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (ism-i şerîflerinden); her mahlûkun (yaratılmışın) ömrünü, amelini, rızkını, ecelini, nefeslerini, sözlerini bilen, gören, onların bütün hallerinden haberdâr olan.

muttali / muttâli

  • Haberdar olma, bilgi sahibi olma.

muttali olma

  • Farkına varma; bilgi sahibi olma, haberdar olma.

muttali olmak

  • Haberdar olmak.

muttali' / مُطَّلِعْ

  • Haberdar.

vakıf / vâkıf / وَاقِفْ

  • Bilen, haberdâr olan.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın