LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te hırsızlık ifadesini içeren 23 kelime bulundu...

batıl / bâtıl

  • Fânî, geçici, devamlı olmayan, yok olan.
  • Abes, boş, boşuna, sebebsiz yere, yok yere.
  • Hırsızlık, gasb, kumar gibi dînin helâl etmediği, izin vermediği kazanç yolu.
  • Şirk, putlara tapmak.

düzdi / düzdî / دزدی

  • Hırsızlık, sirkat. (Farsça)
  • Hırsızlık. (Farsça)

gall

  • Girmek, sokmak, akmak.
  • Boynunu, elini zincir ile bağlamak.
  • Hâinlik yapmak. Hıyanet etmek.
  • Ganimet malından hırsızlık etmek.

ıhtilas

  • Hırsızlık için gelip bir şey alıp kaçmak.

ihtilas

  • (Çoğulu: İhtilasât) Çalma, sirkat, hırsızlık.
  • Usulca ve elçabukluğu ile aşırma.
  • Bir çeşit ok atma tavrı.

ihtilasat

  • (Tekili: İhtilas) Hırsızlıklar, çalmalar, sirkatler.

ihtilaskar / ihtilaskâr

  • Çalan, aşıran, hırsızlık yapan. (Farsça)

istirak / istirâk

  • Sirkat etmek. Çalmak. Hırsızlık etmek.
  • Hırsızlık.

lesas

  • Hırsızlık yapma. Sirkat.

lesaset

  • Hırsızlık.

lesus

  • (Lesusiyet) Hırsızlık, sirkat. Hırsızlık yapmak.

lüsuset

  • (Lüsusiyet) Hırsızlık, sirkat.

lüsusiyyet

  • Hırsızlık yapma, sirkat.

müsarakat

  • (Sirkat. den) Hırsızlık, çalma.

mütelassıs

  • (Lüss. den) Hırsızlık yapan.

nedl

  • Kir.
  • Hırsızlık.

sarık / sârık

  • (Sârıka) Çalan, hırsızlık yapan. Hırsız.

serak

  • Hırsızlık yapmak.

serık

  • Hırsızlık.

sirkat / سرقت / سِرْقَتْ

  • (Serkat) Çalma. Hırsızlık.
  • Hırsızlık.
  • Hırsızlık.
  • Hırsızlık, çalma.
  • Hırsızlık.
  • Hırsızlık. (Arapça)
  • Sirkat edilmek: Çalınmak. (Arapça)
  • Hırsızlık.

telassus

  • Çalma. Sirkat etme. Hırsızlık yapma.

tevessül

  • Allah'ın dergâhına yaklaştıracak amel işlemek.
  • Sarılmak.
  • Baş vurmak.
  • İnanmak.
  • Sebeb tutmak.
  • Hırsızlık.

üşabe

  • Irkı, nesebi karışık adam.
  • Karışık cemaat.
  • Rüşvet ve hırsızlık gibi yollarla elde edilen kazanç.