LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te gunc ifadesini içeren 48 kelime bulundu...

ağraz-ı faside / ağrâz-ı fâside

  • Bozuk maksatlar, bozguncu niyetler.

anarşist

  • Düzen tanımaz, yıkıcı, isyancı, bozguncu.

bidatkar / bidâtkâr

  • Bidatçı, dinde olmayanı dine sokan bozguncu.

cihazat-ı muharribe

  • Bozgunculuk âletleri, silahları.

def-i fesat

  • Bozgunculuğu def etmek, ona engel olmak.

def-i mefasid

  • Bozgunculuk yapacak fiil ve sözlerden çekinme; fesatlıklardan kaçınma.

ehl-i fesat

  • Bozgunculuk çıkaranlar.

ehl-i garet ve fesad

  • Baskın yapıp yağmalayan çapulcu ve bozguncu güruh.

fasid / fâsid

  • Bozguncu.
  • Doğru olmayan. Bozuk. Müfsid.
  • Yanlış olan.
  • Fık: Aslen sahih olup, vasfen sahih olmayan. Yani, kendi nefsinde meşru' iken gayr-i meşru' bir şeye yakınlığı sebebiyle meşru'iyyetten çıkan şeydir. İbadet hususunda fâsid ile bâtıl aynı şeydir. Meçhul bir şeyi sat

fasih / fâsih

  • (Fesh. den) Vazgeçen. Dağıtıcı. Bozguncu. Fesheden.
  • Çürüten.

fesat

  • Bozgunculuk.

fesat ilka etmek

  • Bozgunculuk yapmak.

fesat şebekesi

  • Bozgunculuk ve fenalık yapan düşünce ağı, akımı.

fikr-i mefsedet

  • Bozgunculuk fikri.

fırak-ı fesadiye

  • Fesat, bozugunculuk çıkaran gruplar.

fitne

  • Azgınlık ve bozgunculuk; baştan çıkarma.

fitne-cihan

  • Fitne koparan, fesat karıştıran, bozgunculuk yapan. (Farsça)

fitne-i azime / fitne-i azîme

  • Ahlâkta ve toplum düzeninde büyük çaplı azgınlık ve bozgunculuğun çıkması.

fitne-i mühimme

  • Ahlâkta ve toplum düzeninde büyük çaplı azgınlık ve bozgunculuğun çıkması.

fitnekarane / fitnekârane

  • Bozgunculuk yaparak, ara bozarak.

gannac

  • (Gunc. dan) Çok işveli, çok nâzik.

hospodar

  • Osmanlı İmparatorluğunca XV. yy.dan 1866-1881'e kadar Boğdan ve Eflak'ı yönetmekle vazifelendirilen Romen prenslerinin ünvanı.

ibtizar

  • Cebren ve zorla alma. Soygunculuk yapma.

ifsad / ifsâd / افساد

  • Bozmak, fitne, karışıklık çıkarmak, bozgunculuk yapmak.
  • Bozma. (Arapça)
  • Bozgunculuk yapma. (Arapça)
  • İfsâd etmek: Bozmak, fesada sürüklemek. (Arapça)

ifsad komitesi

  • Bozgunculuk çıkaran topluluk.

ifsadat-ı azime / ifsâdât-ı azîme

  • Büyük bozgunculuklar, düzensizlikler.

ifsat komitesi

  • Bozgunculuk çıkaran grup.

ihtikar / ihtikâr / اِحْتِكَارْ

  • Bir şeyi kıymetlensin diye saklamak.
  • Ist: İnsanların veya ehlî hayvanların yiyeceklerine âit şeylerin satış kıymetleri yükselsin diye kırk gün kadar saklamak. Böyle yapan kimseye muhtekir denir.
  • Vurgunculuk, bozgunculuk.
  • Vurgunculuk; fazladan kazanç sağlamak amacıyla, hayat için zarurî olan ihtiyaç maddelerini satın alıp fiyatı artsın diye bir süre saklama.
  • Haksız kazanç, aşırı kâr, vurgunculuk.
  • Hakarete katlanmak.
  • Pahalı satmak üzere mal saklama, vurgunculuk.

ihtikaren / ihtikâren

  • İhtikâr suretiyle, vurgunculukla.

intizamkarane / intizamkârâne

  • Düzgünce.

künc

  • (Günc) Köşe. Bucak. Bodrum. (Farsça)

mahzunane / mahzûnâne

  • Kederlice, düşünceli, üzgünce. (Farsça)
  • Üzgünce.

mefasid / mefâsid

  • (Tekili: Mefsedet) Fesadlıklar. Bozgunculuklar. Münafıklıklar.
  • Bozguncular.

mefsedet

  • Bozgunculuk, fesat, kötülük.

müfsid / مُفْسِدْ

  • Başlanılan ibâdeti bozan şeyler.
  • Karışıklık çıkaran ve bozgunculuk yapan.
  • Bozguncu.

müfsit

  • Bozguncu.

müfsitlerin hakikati

  • Bozguncuların gerçek yüzleri.

muharrip

  • Tahripçi, bozguncu.

muhtekir / محتكر

  • İhtikâr yapan. Vurguncu, ihtiyaç mallarını kıymeti artsın da satayım diye saklayan. Halkın zararına çalışarak malı saklayan.
  • Kıymetlensin diye mal saklayan vurguncu.
  • Vurguncu. (Arapça)

muhtekirane / muhtekirâne

  • Vurgunculukla, ihtikârcılıkla. (Farsça)

muhtekirin / muhtekirîn

  • (Tekili: Muhtekir) İhtikâr edenler. Vurguncular.

mürcif

  • Fitne ve fesada dalan, bozguncu haber yayan.

nemmam / nemmâm

  • Ara bozan, söz taşıyan, bozguncu.

sühal

  • Çocuk doğunca beraber çıkan su.
  • Zayıf adamlar.

ta'dil-i erkan / ta'dil-i erkân

  • Fık: Namazın bütün rükünleri, esaslarını usulüne uygunca yerine getirerek ve namazın tertib ve düzeninin hakkını vererek kılmak. Meselâ : "Secdeyi sükunetle yerine getirmek ve iki secde arasında "Sübhânallah" diyecek kadar doğrularak oturmak. Kıyamda ve rüku'dan sonraki kıyamda sükunet üzere olmak v

tahrifçi

  • Bozguncu.

tohum-u fesad

  • Bozgunculuk tohumu.

ye'cuc ve me'cuc / ye'cûc ve me'cûc

  • Kur'ân-ı kerîmde adı geçen ve kıyâmete yakın, yeryüzüne yayılacak olan zararlı ve bozguncu iki kötü kavim.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR