LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te gok kelimesini içeren 137 kelime bulundu...

afat-ı semavi / âfât-ı semavî

  • Gökten gelen belâlar, musibetler.

afat-ı semaviye / âfât-ı semâviye / اٰفَاتِ سَمَاوِيَه

  • Gökten gelen âfetler.

afat-ı semaviye ve arziye / âfât-ı semaviye ve arziye

  • Gökten ve yerden gelen belâlar, musibetler.

ahcar-ı semaviye / ahcâr-ı semaviye

  • Gök taşları, meteorları.

ahyar-ı semaviyyin / ahyâr-ı semâviyyîn

  • Göktekilerin hayırlıları, iyileri.

alaim-i sema / alâim-i semâ / علائم سما

  • Gökkuşağı.

alaimü's-sema / alâimü's-sema

  • Gökkuşağı.

alem-i feza / âlem-i feza

  • Gökyüzü, uzay âlemi.

alem-i semavat / âlem-i semâvât

  • Gökler âlemi.

asman / âsmân / آسمان

  • Gökyüzü, sema. (Farsça)
  • Gök, gökyüzü. (Farsça)

asman-gun / asman-gûn

  • Gök mavisi. (Farsça)

astronomi

  • Gök bilimi.
  • Gökteki cisimleri inceleyen ilim.

asuman / âsuman / âsumân

  • Gökyüzü, sema.
  • Gökyüzü, gök kubbe.

asüman / âsümân / âsüman / آسمان

  • Gökyüzü.
  • Gökyüzü. (Farsça)

asuman / âsumân / آسُمَانْ

  • Gökyüzü.

asümani / âsümânî

  • Göklere ait, vahiyle gelen.

avaz-ı ra'd u saika / âvâz-ı ra'd u sâika

  • Gök gürlemesinin ve yıldırımın âvâzı, sesi.

ayyuk

  • Gökyüzünün pek yüksek yeri.

azfendak

  • Gökkuşağı. (Farsça)

bahr-i muhit-i havai / bahr-i muhît-i havaî / بَحْرِ مُح۪يطِ هَوَائ۪ي

  • Gök denizi.

bahr-i sema

  • Gökyüzü denizi.

beha

  • Gökçek olmak, şirin ve lâtif olmak.

beyne'l-ecram

  • Gök cisimleri ve yıldızlar arasında.

bilisan-ı semavat / bilisan-ı semâvât

  • Göklerin diliyle.

buruc-u semaviye / burûc-u semâviye

  • Gökteki burçlar.

çarh-ı ahdar

  • Gök kubbe.

cevv / جو

  • Gök boşluğu.

cevv-i asuman / cevv-i âsuman

  • Gökyüzü, semâ.

cevv-i hava / جَوِّ هَوَا

  • Gökyüzü.

cevv-i sema / cevv-i semâ / جَوِّ سَمَا

  • Gökyüzü. Gök boşluğu. Fezâ. (Cevv-i âsuman da denir.)
  • Gökyüzü, uzay.
  • Gökyüzü.

cevvi / cevvî

  • Gök boşluğuna âit. Cevve dâir.

cirm-i sema / cirm-i semâ

  • Gök cismi.

cünud-u semavat ve arz / cünûd-u semâvât ve arz

  • Gök ve yer orduları.

daire-i semavat / daire-i semâvat

  • Gökler dairesi.

durah

  • Gökte melâike kâbesi olan beyt-il mâmur.

ebvab-ı sema / ebvâb-ı semâ

  • Gök kapıları.

ecram / ecrâm

  • Gök cisimleri, yıldızlar.

ecram-ı semaviye / ecrâm-ı semâviye

  • Gök cisimleri, yıldızlar.
  • Gök cisimleri.

ecram-ı semaviyye / ecrâm-ı semâviyye / اجرام سماویه

  • Gök cisimleri, yıldızlar.
  • Gök cisimleri.

ecram-ı ulviye / ecrâm-ı ulviye

  • Gök cisimleri, gökteki büyük cisimler.

eflak / eflâk / افلاک

  • Gökler.
  • Gökler, felekler. (Arapça)

ehl-i sema / ehl-i semâ

  • Gök ehli, melekler ve ruhanîler.

ehl-i semavat / ehl-i semâvât

  • Gök ehli, melekler ve ruhanîler.

ehl-i semavat ve arz / ehl-i semâvât ve arz

  • Göklerde ve yerde bulunan varlıklar; melekler gibi ruhanî varlıklar ve dünya üzerinde yaşayanlar.

ekheb

  • Gök renkli, mavi renkli.

el'as

  • Gök dudaklı.

fatır-üs semavat / fâtır-üs semâvât

  • Gökleri yaratan, Allah.

felek

  • Gök cisminin yörüngesi.
  • Gök, talih.

felekiyyat / felekiyyât

  • Göklerin ilmi. (Kozmoğrafya, Astronomi)
  • Gök ve heyet ilmine ait şeyler, astronomik.
  • Gök ilmi.

felekiyyun / felekiyyûn

  • Gök ilmi ile uğraşanlar. (Astronomlar, Kozmoğrafyacılar)
  • Gök ilimcileri.

fezai / fezaî

  • Gökle alâkalı. Göğe âit. Geniş sahaya âit. Fezaya âit ve müteallik.

firuze-rivak

  • Gökyüzü, sema.

gerdun-mina / gerdun-mîna

  • Gök, sema, asuman. (Farsça)

günbed-i azrak

  • Gökyüzü.

günbed-i ekvar

  • Gökyüzü.

hacer-i semai / hacer-i semâî / حجر سمائى

  • Göktaşı.

hadisat-ı cevviye ve semaviye / hâdisât-ı cevviye ve semaviye / حَادِثَاتِ جَوِّيَه وَ سَمَاوِيَه

  • Gökyüzü ve uzay hâdiseleri.

hadisat-ı semaviye / hâdisât-ı semâviye

  • Gökte meydana gelen olaylar.

hadise-i semaviye / hâdise-i semâviye

  • Gökle ilgili olay.

hakaik-i semavat / hakaik-i semâvât

  • Gökler gibi yüksek hakikatler.

hakim-i arz ve semavat / hâkim-i arz ve semâvât

  • Göklerin ve yerin hâkimi Allah.

halık-ı arz ve semavat / hâlık-ı arz ve semâvât

  • Gökleri ve yeri yaratan Allah.

halık-ı semavat / hâlık-ı semâvat

  • Gökleri yaratan Allah.

halık-ı semavat ve arz / hâlık-ı semâvât ve arz

  • Göklerin ve yerin yaratıcısı olan Allah.

halka-i ab-gun / halka-i âb-gûn

  • Gökyüzü, semâ.

harekat-ı ecram / harekât-ı ecrâm

  • Gökcisimlerinin hareketleri.

hayt-ı semavi / hayt-ı semâvî

  • Gökten inen bağ.

herkül burcu

  • Gökyüzünün kuzey yönünde Herkül ismi verilen bir yıldız kümesi.
  • Gök küresi kuzey cihetinde isim verilen bir takım yıldız kümesi.

hilkat-i arz ve semavat / hilkat-i arz ve semâvât

  • Göklerin ve yerin yaratılması.

hilkat-i semavat ve arz / hilkat-i semâvât ve arz

  • Göklerin ve yerin yaratılışı.

ibda-ı semavat ve arz eden / ibdâ-ı semavat ve arz eden

  • Gökleri ve yeri eşsiz, benzersiz ve mükemmel yaratan.

ilm-i hey'et

  • Gökler ve yıldızlar ilmi. Astronomi.

inkar-ı semavat / inkâr-ı semâvât

  • Gökyüzündeki tabakaları kabul etmeme.

işaret-i azime-i semaviye / işaret-i azîme-i semâviye

  • Göklerde sergilenen büyük işaretler.

ısha'

  • Gökyüzünün açık ve bulutsuz olması.

kalb-i sema / kalb-i semâ

  • Gökyüzünün kalbi, merkezi.

kavs-ı kuzah

  • Gökkuşağı.

kavs-i kuzeh

  • Gökkuşağı.

kavsıkuzeh

  • Gökkuşağı.

kaziye-i felekiye

  • Gök ilmi hükmüne göre; astronomi ilminin hükmü.

kebudfam / kebudfâm

  • Gök renginde olan. Mavi renkli. (Farsça)

kozmoğrafyacı

  • Gök bilimiyle ilgilenen kimse.

kubbe-i asuman / kubbe-i âsuman

  • Gökyüzü, gök kubbe.

kubbe-i mina / kubbe-i mîna

  • Gökyüzü. Gök kubbesi.
  • Gök kubbesi, gökyüzü.

kubbe-i sema / kubbe-i semâ

  • Gökkubbe.

kusur-u semavi / kusûr-u semâvi

  • Gökteki saraylar.

kusur-u semaviye / kusûr-u semâviye

  • Gök sarayları.

mahlukat-ı semaviye / mahlûkat-ı semâviye

  • Gökteki yaratıklar.

melek-i ra'd

  • Gök gürültüsü ile vazifeli melek.

mina-renk

  • Gök mavisi. (Farsça)

mücelcil

  • Gök gürlemesi olan bulut.

müdevvi / müdevvî

  • Gök gürültüsü olan bulut.

mushıye

  • Gökyüzünün bulutsuz, açık olması.

musibet-i semaviye ve arziye / musibet-i semâviye ve arziye

  • Gökten ve yerden gelen musibetler, felâketler—sel ve deprem gibi.

müteattır

  • Gökçek kokularla kokulanmış. Güzel kokular sürünmüş.

naarat-ı ra'diye / naarât-ı ra'diye

  • Gök gürültüsünün naraları.

netice-i hilkat-i semavat / netice-i hilkat-i semâvât

  • Göklerin yaratılış neticesi.

nili perde / nilî perde

  • Gökyüzü, sema.

nücum-u asümani / nücum-u âsümânî

  • Göklerdeki yıldızlar.

nüzul / nüzûl

  • Gökten aşağıya inme.

perde-i nilgün

  • Gökyüzü, sema.

ra'd / رعد

  • Gök gürültüsü.
  • Gök gürültüsü.
  • Gökgürültüsü. (Arapça)

ra'd u berk

  • Gök gürültüsü ve şimşek.

ra'dat

  • Gök gürültüleri.

raad

  • Gök gürültüsü.
  • Gök gürültüsü.

rabbe's-semavati ve'l-aradin / rabbe's-semâvâti ve'l-aradîn

  • Göklerin ve yerlerin Rabbi olan Allah.

rabbü's-semavati ve'l-arz / rabbü's-semâvâti ve'l-arz

  • Göklerin ve yerin Rabbi.

rad / râd

  • Gökgürültüsü.

radmisal / râdmisâl

  • Gökgürültüsü gibi.

rasathane

  • Gök cisimlerinin hareket ve yerlerini tespit ve takip için kurulan gözlem evi.

recsan

  • Gök gürlemesi sesi.

şahab

  • Gökteki ışıklı cisim.

sahife-i sema / sahife-i semâ

  • Gökyüzü sayfası.

sahife-i semavi / sahife-i semâvî

  • Gök sahifesi.

saika-vari / sâika-vâri

  • Gök gürültüsü, yıldırım gibi.

sema / semâ / سما / سَمَا

  • Gök.
  • Gökyüzü, asuman, gök.
  • Gökyüzü.
  • Gökyüzü. (Arapça)
  • Gök.

semai / semâî

  • Gökle ilgili, gökyüzüne ait.

semapare

  • Gök parçası. (Farsça)

semavat / semâvât / سموات / سَمَاوَاتْ

  • Gökler.
  • Gökler. (Arapça)
  • Gökler.

semavi gözler / semâvî gözler

  • Göklerdeki melekler ve ruhânîlerin bakışları.

semavi kitaplar / semavî kitaplar

  • Gökle ilgili kitaplar, Kur'ân-ı Kerim, Tevrat, İncil, Zebur.

semavi nüzul / semavî nüzûl

  • Gökten inme.

sevabit-i kevkebiye

  • Gökyüzünde sabit olarak görülen ve gece karanlığında insanlara yön gösteren yıldızlar.

sipihr / سپهر

  • Gökyüzü. (Farsça)

sükut-u ecram / sükût-u ecram

  • Gök cisimlerinin sessiz hali.

tabaka-i semavat / tabaka-i semâvat

  • Gökyüzü tabakaları.

takvim-i semavi / takvim-i semâvî

  • Gök takvimi.

tarassudat-ı semaviye / tarassudât-ı semâviye

  • Gökyüzünü gözetlemeler.

tathim

  • Gökçek etmek, güzelleştirmek, tahsin.

tayyare-i cevviye

  • Gökyüzünün, havanın uçakları.

teleskop

  • Gök cisimlerini görmek için kuvvetli dürbün. (Fransızca)
  • Gök dürbünü.

tesaud / tesâud / تصاعد

  • Göklere yükselme, ağma. (Arapça)

tiraje / tîrâje / تيراژه

  • Gökkuşağı. (Farsça)

ümm-ün nücum

  • Gök. Sema.

vaziyet-i semaviye / vaziyet-i semâviye

  • Gökyüzünün değişik hâl ve vaziyetlere girmesi.

zat-ı semavi / zât-ı semâvî

  • Gökten gelen zat.

zerak

  • Gök renkli. Mavi.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR