LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te gidermek ifadesini içeren 57 kelime bulundu...

alak

  • Zahmet, meşakkat gidermek.

bergriften

  • Ayırmak. Kaldırmak. Gidermek. (Farsça)

bertaraf / برطرف

  • Bir yana. (Farsça - Arapça)
  • Giderilmiş. (Farsça - Arapça)
  • Bertaraf etmek: Gidermek. (Farsça - Arapça)
  • Bertaraf olmak: Giderilmek. (Farsça - Arapça)

celef

  • Yerden balçık küremek ve gidermek.

celhe

  • (Çoğulu: Cülâhet) Gidermek. Yerinden ayırmak.
  • Nâhiye.

cemal / cemâl

  • Güzellik.
  • Allahü teâlânın lütuf ve rızâ sıfatı.
  • Zât, yüz.
  • Çirkinliği gidermek, vakar sâhibi olmak ve şükr etmek için nîmeti göstermek. Çirkinliğe, başkalarının iğrenmelerine, hakâret etmelerine sebeb olacak şeyleri yapmamak, bunları gidermek.

cemam

  • Rahat olmak. Dinlenip yorgunluğu gidermek. İstirahat etmek.

def etmek

  • Gidermek, uzaklaştırmak.

def' / دفع

  • Uzaklaştırma. (Arapça)
  • Def' edilmek: (Arapça)
  • Uzaklaştırılmak. (Arapça)
  • Giderilmek. (Arapça)
  • Def' etmek: (Arapça)
  • Uzaklaştırmak. (Arapça)
  • Gidermek. (Arapça)

def-i cu'

  • Açlığı gidermek. Birşey yemek.

feth

  • Açma, başlama.
  • Zaptetme. Ele geçirme. Zafer. Nusret.
  • Faydalı şeyleri elde etmek için yolları açmak. Muğlak şeyleri açmak. Bu iki suretle olur. Biri, basâr ile idrâk olunur. Gam ve kederi gidermek gibi. İkinci de: İki nevi olup birincisi; dünya işlerinde olur. Sürur vermekle g

hacis / hâcis

  • Kalbe (gönle) gelen ve hemen gidermek mümkün olan kötü düşünceler.

havrem

  • Ayak ovup kir gidermekte kullanılan, kırmızı renkli delikli taş.

icfal

  • Gidermek.
  • Devekuşu seğirtmek.

ichaf

  • Zulüm etme, gaddarlık.
  • Gidermek.
  • Noksan etmek, eksiltmek.

iflal

  • Gidermek.
  • Yağmur gelmeyen yere yetişmek.

ifrinka'

  • Parmak çıtırdatma.
  • Gidermek.
  • Ayırmak.

ılac

  • Bir şeyi yerinden alıp gidermek.

imha ve izale etmek

  • Yok etmek, gidermek.

işba'

  • Doyurmak, açlığı gidermek. Doymak.
  • Fiz: Bir sıvının içinde, belli bir cisimden eriyebilecek en çok miktarın erimiş bulunması.
  • Edb: Arap nazmında, kafiye veya vezin zaruretinden dolayı kelimeye bir harf ilâve etme.

ıslah

  • İyileştirmek. Düzeltmek. Kusurları gidermek.

ıslahat

  • Kusurları ve eksiklikleri gidermek için yapılan işler ve düzeltmeler.

izale / izâle / ازاله

  • Zevale erdirmek. Gidermek. Ortadan kaldırmak. Mahvetmek.
  • Yok etme. (Arapça)
  • Giderme. (Arapça)
  • İzâle edilmek: (Arapça)
  • Yok edilmek. (Arapça)
  • Giderilmek. (Arapça)
  • İzâle etmek: (Arapça)
  • Yok etmek. (Arapça)
  • Gidermek. (Arapça)

izale etmek / izâle etmek

  • Ortadan kaldırmak, gidermek.

kas'

  • Bir şeye el ayası ile vurmak.
  • Gidermek.
  • Tahkir etmek, küçümsemek.

kaş'

  • (Kış') Şaşkın ve ahmak adam. Zayıf adam.
  • Açmak.
  • Gidermek. Dağıtmak.
  • Kuru deri. Deriden olan çadır.
  • Hamam pisliği.
  • Deriden yapılmış döşek.
  • Balgam.

kaza-i hacet / kaza-i hâcet

  • İhtiyacını gidermek.
  • Büyük abdest bozmak.

kaza-i şehvet

  • Şehvet ihtiyacını gidermek. Cinsî münasebet (ki, insanlar arasında nikâh olmadıkça haramdır.)

mahk

  • Gidermek.
  • İptal etmek, saymamak.
  • Eksik, noksan.

mahy

  • Gidermek.

mels

  • Enemek. Hayvanı iğdiş etmek, erkekliğini gidermek.

mesih

  • Bir şey üzerined eli yürütmek, bir şeyden ondaki eseri gidermek demektir.
  • İsa Aleyhisselâm'ın bir ismidir. Elini sürdüğü, meshettiği hastaların iyileşmesinden kinâye olarak "İsa Mesih" denmiştir.

mümhika

  • Bereket gidermek.

münafaza

  • Tozunu gidermek için silkmek.

nak'

  • (Çoğulu: Nuk'-Enku) Su saklayacak yer.
  • Kuyu içinde olan su.
  • Deve kuşu avazı.
  • Feryâd etmek, bağırıp çağırmak.
  • Susuzluğu teskin etmek, susuzluğu gidermek.
  • Sıcak suda haşlama.
  • İlâç olarak çıkarılan su.
  • Suda ıslanma.
  • Toz.

nehz

  • Süngü demirini inceltmek.
  • Kemik üstündeki eti soyup gidermek.
  • Çok et.

nekf

  • Göz yaşını yanağından parmağıyla silip gidermek.
  • Kuyudan su çekmek.
  • Arlanmak.

niks

  • Elbisenin ve örülmüş şeylerin eskilerini bozup gidermek, tekrar yine iplik yapmaya kabil olanı ip eğirip yenilemek.

rendelemek

  • Pürüzlerini gidermek. Rende ile düzlemek, pürüzlü yerlerini kazımak. Rende ile ufalamak.

sıla-i rahm / صلهء رحم

  • Yakınlarını ziyaret edip özlem gidermek.

suht

  • Haram mal, her nevi haram.
  • Yok eylemek. Gidermek. Bir şeyin kökünü kazımak (mânasına saht'dan alınmıştır. Haramın bereketi olmadığından hânumânlar yıktığı için suht denilmiştir.)

ta'mirat / ta'mirât

  • (Tekili: Tamir) Noksanları gidermek. Eksik ve bozukları düzeltmeler ve tamamlamalar. Ta'mirler.

tagşiş

  • (Gışş. dan) Karıştırmak saflığını gidermek. Değerli bir şeyi değeri olmayan şeylerle karıştırmak.
  • Aklı gidermek.
  • Hayran etmek.

taharet-i suğra

  • Abdestsizlik denilen hali, abdest alarak gidermek.

takdiye

  • Hâcet bitirmek, ihtiyaç gidermek.

taklih

  • Dişin sarılığını gidermek.

takrid

  • Devenin gövdesinde olan keneyi yolup gidermek.
  • Hor ve zelil etmek.

tashih

  • Daha iyi ve daha doğru hale getirmek. Düzeltmek.
  • Hastanın ağrı ve acısını ilâçla gidermek.

te'hil

  • Misafire "hoş geldiniz" demek olan ehlen ve sehlen cümlesini söylemek.
  • Ehliyetli kılmak.
  • Ürkekliğini gidermek. Alıştırmak.
  • Lâyık ve müstehak görmek.

te'nis

  • Ürkekliğini gidermek. Alıştırmak.
  • Bir hayvanı terbiye ederek işe yarar hale getirmek.

tecemmül

  • Çirkinliği gidermek, vakar sâhibi olmak, şükr etmek ve nîmeti göstermek için zînetlenmek, süslenmek.

tefric

  • Gönül açmak. Gam ve tasa gidermek.

teleccün

  • Bir nesneyi ovalayıp kirini gidermek.

tenhıye

  • Irak etmek, uzaklaştırmak.
  • Gidermek.
  • Silkmek.
  • Çıkarmak.

teshin

  • Isıtmak, soğukluğunu gidermek.

teyemmüm

  • Kasd.
  • Fık: Su bulunmadığı veya su bulunup da kullanılması mümkün olmadığı takdirde temiz olan toprak cinsinden bir şey ile, abdestsizliği veya gusülsüzlüğü -hadesi- gidermek maksadiyle yapılan bir ameliyedir.
  • Su bulunmadığı veya bulunup da özür sebebiyle kullanmak mümkün olmadığı takdirde; temiz toprak veya taş, kum, kerpiç gibi toprak cinsinden bir şey ile hadesi yâni mânevî kirliliği, abdestsizliği gidermek için, elleri toprağa sürüp yüzü ve kolları mesh etmek.

zeyd

  • Men'etmek, reddedip gidermek.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR