LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te geri kalan ifadesini içeren 21 kelime bulundu...

asabe

  • Kuvvet, şiddet.
  • Bir tek sinir.
  • Baba tarafından akraba olanlar.
  • Bir kimseye yardım ve takviye eden akrabası takımı.
  • Fık: Eshab-ı Feraiz, hisselerini aldıktan sonra geri kalanı, terekeyi alan kimse. (Babası ve evladı olmayan kimseye vâris olan.)

baki / bâki / bâkî / باقى

  • Ebedî, dâimî. Sonu gelmez. Ölmez.
  • Sonsuz.
  • Cenab-ı Hak.
  • Artan. Geri kalan.
  • Bundan başka.
  • Kalıcı, ölümsüz. (Arapça)
  • Artan, geri kalan. (Arapça)

bakiyat / bâkiyât

  • Bakiler. Devam edenler. Geri kalanlar.

bakıye

  • Geri kalan, arta kalan.

bakiye-i iştiha-i şevk

  • Geri kalan iştah ve şevk; arta kalan istek ve tutku.

bakiyye

  • Artan, artık, geri kalan.
  • Artık. Geri kalan. Artan.

bakiyye-i asar / bakiyye-i âsâr

  • Eserlere âit geri kalan izler. Eserlerin geri kalanı.

ced'a

  • Kestikten sonra geri kalan nesne.
  • Hapsetmek.

hasılat-ı safiye / hâsılat-ı sâfiye

  • Sâfi kazanç. Net kâr. Bütün masraflar çıktıktan sonra kazanç olarak geri kalan hâsılat.

hasile / hasîle

  • (Çoğulu: Hasâyil) Bakiyye, artan, geri kalan.

kirdide

  • (Çoğulu: Kerâdid) Bir miktar toplanmış hurma.
  • Sepet dibinde geri kalan hurma.

kış'a

  • Bulut açılıp dağıldıktan sonra havada geri kalan parça.

kısm-ı ahar / kısm-ı âhar

  • Diğer, geri kalan, sonraki kısım.

küsur

  • (Tekili: Kesir) Artan parçalar, geri kalan adetler. Artık.

lümaze

  • Ağızda geri kalan nesne.

ma-beka

  • Arta kalan, bâkiye, geri kalan.

mabaki

  • Geri kalan, kalan, artan.

müste'hir

  • Teehhür eden, geciken, geri kalan.

mütebaki / mütebâki / mütebâkî / مُتَبَاق۪ي

  • Geri kalan, artan, fazlası. Arta kalan.
  • Geri kalan kısım.
  • Geri kalan kısım.
  • Geri kalan.

peşleng

  • Geri kalan, geri kalmış. (Farsça)

sair

  • Seyreden, harekette olan.
  • Bir şeyden geri kalan.
  • Maadâ. Geçen, dolaşan.
  • Yolcu. Seyyar.
  • Başkası, diğeri.