LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te gelirler ifadesini içeren 21 kelime bulundu...

aidat / âidât / عائدات

  • (Tekili: Aide) Gelirler, kazançlar.
  • Resim, vergi. İrad. Belirli sürelerde bir derneğe ödenmesi taahhüd edilen para.
  • Gelirler, aidat. (Arapça)

avaid / avâid / عوائد

  • (Tekili: Âide) İratlar, gelirler. Aidat.
  • Tahsisât.
  • Gelirler. (Arapça)

cabi / câbi

  • (Cibâyet. den) Eskiden Evkaf gelirlerini ve zekâtları toplayan tahsildar.

cibayet

  • Vergilerin, devlet gelirlerinin tahsili.
  • Büyük vakıfların ayrı vazifeliler tarafından idare edilen kısımları.

erbah

  • (Tekili: Ribh) Ribhler, faydalar, kazançlar, kârlar, gelirler.
  • Faizler.

gallat

  • (Tekili: Galle) Mahsuller, zahireler.
  • El emekleri, çalışmanın semereleri.
  • Ev kirası gelirleri.

hasılat / hâsılat / hâsılât / حَاصِلَاتْ

  • Gelirler. Kazançlar. Elde edilenler. Kâr. Mahsul. Îrad.
  • Gelirler.

hasılat-ı seneviyye / hâsılat-ı seneviyye

  • Senelik kazançlar, yıllık gelirler.

hazine-i hassa / hazine-i hâssa

  • Osmanlı İmparatorluğu zamanında devlet bütçesinden padişaha maaş sağlayan ve saraya ait gelirlerin toplandığı malî bir müessese.

icarat

  • Kiranın gelirleri. Gelirler.

idrarat

  • (Tekili: Derr) Gelirler. Vâridat. Tahsilat.

ihtiyat hazinesi

  • Tar: Savaş ve diğer fevkalâde masraflara karşılık olmak üzere sarayda biriktirilen paralar. Gelirleri havass-ı hümayun hâsılatı, ganimetlerin beşte biri ve başka hükümdarlardan gelen hediyelerdi. Buna "iç hazine" veya "enderun hazinesi" de denilirdi.

merve

  • Mekke-i Mükerreme'de bir tepenin adı olup hacılar, Merve ile Safâ arasında yedi def'a gidip gelirler. Bu, haccın rükünlerindendir. Bu gidip gelmeye "sa'y" denir.

mübalağalı ism-i fail / mübalağalı ism-i fâil

  • Gr: ( : fa'âl) ve ( : faul) gibi bazı kalıplara giren kelimelere denir. Bu vezinden gelen kelimeler "mübalağa" ifade ederler. "En, pek, çok" mânasına gelirler.

muvazene-i maliye / muvazene-i mâliye

  • Devletin gelirleriyle giderlerinin bir olması.

müz

  • Gr: Harf-i cer oldukları zaman (Fi: ) vazifesini görürler. Zarf veya isim olduklarında ismin başına gelirlerse kendileri mübteda, sonra gelen haber olur. Fiilin başına gelirlerse kendilerinden önceki bir fiilin mef'ulünfihi olarak mahallen mensub bulunurlar.

nerbdan

  • Merdiven. (Neverdi bâm'dan alınmıştır. Neverd; kıvrım, büküm; neverdiden; tayyetmek, dürmek; bam, ban; tavan mânalarına gelirler. Üst kata merdivenle çıkıldığından, neverdibâm yerine hafifletilmişi olan nerdbân denilmiştir.) (Farsça)

tahsilat / tahsilât

  • Devlet gelirlerinin toplanması.

tahsildar / tahsildâr

  • Devlet gelirlerini vazifeli olarak toplayan, tahsil eden memur. (Farsça)

varidat / vâridat / vâridât / وَارِدَاتْ

  • Kaynaklar, gelirler.
  • Gelirler.
  • Gelirler.

varidat ve masarif / vâridat ve masârif

  • Gelirler ve giderler.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın