LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te gelenek ifadesini içeren 30 kelime bulundu...

adet / âdet

  • Bir şehir ve memleketteki insanların, yapageldikleri usûller, gelenekler, alışılmış şeyler. An'ane, örf.
  • Kitab, sünnet, icma' ve kıyasdan sonra ikinci derecedeki dînî delillerden biri. Dînin ve aklın beğendiği şeyler.

adet-i islamiye / âdet-i islâmiye

  • İslâmın özüne uygun olarak Müslümanlarca uygulanan âdet, gelenek.

adet-i müstemirre / âdet-i müstemirre

  • Yerleşmiş alışkanlıklar ve gelenekler.

adeten / âdeten / عدتا

  • Âdet olarak, geleneklere göre. (Arapça)

alaturka

  • Eski Türk gelenek, görenek, töre ve hayatına uygun, alafranga karşıtı.

an'anat / an'anât / عنعنات

  • (Tekili: An'ane) Rivayetler.
  • Gelenekler, an'aneler, âdetler, örfler.
  • Gelenekler.
  • Gelenekler. (Arapça)

an'anat-ı islamiye / an'anât-ı islâmiye

  • İslâmî gelenekler.

an'anat-ı milliye-i islamiye / an'anât-ı milliye-i islâmiye

  • İslâmî ve millî gelenekler.

an'ane / عنعنه / عَنْعَنَه

  • Gelenek.
  • Gelenek. (Arapça)
  • Âdet, gelenek.

an'ane-i diniye / an'ane-i dîniye

  • Dinî gelenek.

an'ane-i islamiye / an'ane-i islâmiye

  • İslâmî gelenek.

an'ane-i islamiyet / an'ane-i islâmiyet

  • İslâmî gelenek.

an'ane-i müstemirre

  • Yerleşmiş, devam eden gelenek.

an'anevi / an'anevî / عنعنوی

  • Geleneksel. (Arapça)

ananat / ananât

  • Gelenekler.

anane / anâne

  • Gelenek.

ananevi / anânevî

  • Gelenekle ilgili.

de'b-i kadim / de'b-i kadîm

  • Eski gelenek, eski usûl, eski âdet.

itikad-ı örfi / itikad-ı örfî

  • Geleneksel inanç.

ittihad-ı millet / ittihâd-ı millet

  • Milletin birliği; aynı topraklar üzerinde yaşayan ve aralarında din, dil, duygu, ortak tarih, ülkü, gelenek ve görenek birliği olan insan topluluğunun birlik ve beraberliği.

me'sur / me'sûr

  • Esir edilmiş, tutsak, yolu kesilmiş. Dinî geleneklere uygun olan, rivayete dayanan.

mersum

  • (Resm. den) Yazılmış, çizilmiş. Alâmetli, işaretli.
  • An'ane, gelenek, örf ü âdât.
  • Adı ve bahsi geçmiş. Bahsedilmiş.

mutaassıbane / mutaassıbâne

  • Tutucu, inanç ve geleneklerine aşırı derecede sahip çıkarak.

örf / عرف

  • Âdet, gelenek.
  • Gelenek, âdet. (Arapça)

örf-ü nas / örf-ü nâs

  • İnsanlar arasında yaygın bir gelenek hâline gelen hususlar.

örf-ü ulema

  • Âlimler arasında geçerli olan, âlimler arasındaki gelenek.

örfen

  • Âdet bakımından, gelenekçe.

örfi / örfî / عرفى

  • Gelenekle ilgili, âdet olan.
  • Geleneksel. (Arapça)

örfiyyat / örfiyyât / عرفيات

  • Gelenekle ilgili şeyler. (Arapça)

ulum-u an'ane / ulûm-u an'ane

  • Geleneksel ilimler.