LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te gazel ifadesini içeren 31 kelime bulundu...

beyt-ül gazel

  • Edb: Gazelin en güzel olan beyti.

çame / çâme

  • Şiir ve gazel. Manzume. (Farsça)

cemş

  • Saçı yolmak veya traş etmek.
  • Gizli ses.
  • Parmaklarının uçları ile çekmek.
  • Gazel söylemek.
  • Oynaşmak.

gazal

  • (Çoğulu: Gazale-Gazelân) Ceylân. Geyik, âhu. Geyik yavrusu.
  • Şarkıcı, mızıkacı.
  • Güzel göz.

gazel-han

  • Gazel okuyan. (Farsça)

gazel-hani / gazel-hanî

  • Gazel okuyuculuk. (Farsça)

gazel-nüvis

  • Gazel yazan. (Farsça)

gazel-sera

  • Nazım şekilleri arasında gazel meydana getiren. (Farsça)

gazelhan / gazelhân / غزل خوان

  • Gazel okuyan. (Arapça - Farsça)

gazeliyyat / gazeliyyât / غزليات

  • Gazel tarzında yazılmış şiirler.
  • Gazeller. (Arapça)

gazelsera / gazelserâ / غزل سرا

  • Gazel şairi. (Arapça - Farsça)

hüsn-ü makta'

  • Edb: Bir manzumenin, bilhassa gazellerin son beyti demek olan "makta" dan evvelki beyit.

hüsn-ü matla'

  • Edb: Bir gazelin ikinci beyti.

kalenderi / kalenderî

  • Feylesofluk; kalenderlik; dervişlik; serserilik. (Farsça)
  • Edb: Halk edebiyatı tâbirlerindendir. Halk şâirleri "mef'ulü, mefaîlü, mefaîlü, feûlün" vezninde tanzim ettikleri gazele bu adı verirler. (Farsça)

makta'

  • Kesilen yer, kat'edilen yer, kesinti yeri.
  • Uzun bir cismin enliğine kesildiği yerin görünüşü.
  • Edb: Her manzumenin, hususen gazellerin ve kasidelerin ilk beytine matla', son beytine makta' denir; makta'da şâirin ismi bulunur.

matla / مطلع

  • Doğuş yeri. (Arapça)
  • Kaside ve gazelin ilk beyti. (Arapça)

matla'

  • Doğacak yer, güneş vasair yıldızların doğması, kaside veya gazelin ilk beyti.
  • Güneş veya yıldızların doğdukları yer, ufuktan çıktıkları yer.
  • Yıldız veya güneşin zuhur etmesi.
  • Edb: Kaside ve gazelin kafiyeli olan ilk beyti.

mukattaat

  • (Tekili: Mukattaa) Kat' edilmiş, kesilmiş şeyler.
  • Kısaltmalar.
  • Çeşitli gazel ve kasidelerden seçilmiş beyitler.
  • Herbiri bir kelimeye delâlet eden harfler.

musarra'

  • Edb: İki mısra'ı da kafiyeli olan beyit. Bir mısra'ı kafiyeli olana "Müfred" denir.Musarra' beyte, gazel veya kasidenin baş tarafında bulunursa; matla; terci' ve terkib-i bentlerin arasında bulunursa; vâsıta tâbir olunur.

müşattar

  • Edb: Mısraları arasına ilâveten ayrıca mısralar getirilmiş gazel veya keside..

müşattar-ı muhammes

  • Edb: Araya üç mısra ilâve edilmiş gazel ve kaside.

müşattar-ı murabba'

  • Edb: Araya iki mısrâ ilâve edilmiş gazel veya kaside.

mütegazzil

  • Gazel yazan.
  • Gazel söyleyen, gazel okuyan. Gazelhân.

şahbeyt

  • Edb: Bir şiirin en güzel beyti. Gazelde matla'dan sonraki beyt.

tegazzül / تغزل

  • (Çoğulu: Tegazzülât) (Gazel. den) Gazel tarzında şiir yazma.
  • Gazel söyleme.
  • Gazel söyleme. (Arapça)

terbi'

  • Gazelin her beytine ikişer mısra ilâve ederek onu âdeta murabba (dörtlük) şekline koyma.
  • Dörde bölme.
  • Dört köşe etme.

terci'-i bend

  • Gazel şeklinde aynı vezinde yazılı manzumelerin "vâsıta" denilen bir beyti ile birbirine bağlanmış şekli. Vâsıta beyti tekerrür ederse terci-i bend; tebeddül ederse (değişirse) terkib-i bend olur. Bendlerin her birisine, terci-i bendlerde "terci'hâne"; terkib-i bendlerde "terkibhâne" denir. (Edb. L. (Farsça)

terkib-i bend

  • Edb: Birkaç bendden meydana getirilmiş manzumenin hususan gazel şekli olup müteaddit manzumeler birer beytle birbirine bağlanmıştır.

tesdis

  • (Çoğulu: Tesdisât) (Süds. den) Gazelin her beytine dörder mısra ilâve ile onu müseddes (altı mısralı) hâline getirmek.

tesmit

  • Edb: Gazel yahut kasideyi "müsemmat" tarzında tanzim etme.

teştir

  • Edb: Bir gazeli teşkil eden beyitlerin beher mısraı arasına ikişer mısra ilâve etmek.