LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te gar kelimesini içeren 45 kelime bulundu...

ağraz / ağrâz

  • Garazlar, kötü niyetler.

ammilgaraib / ammilgarâib

  • Garipliklerin amcası.

arir

  • Garip.

camedan / câmedân / جامه دان

  • Gardrop. (Farsça)

derece-i garabet

  • Gariplik derecesi.

erbab-ı garaz

  • Garaz sahibleri, kötü niyetliler. (Farsça)

evza-ı garibe

  • Garip haller.

garabet / garâbet / غرابت

  • Gariplik, hayret vericilik.
  • Gariplik.
  • Gariplik. (Arapça)

garaib / garâib / غرائب

  • Gariplik; alışılmışın dışında, harika olan.
  • Garip şeyler.
  • Garip şeyler.
  • Gariplikler. (Arapça)

garaibperest / garâibperest

  • Garib, tuhaf şeylere çok düşkün olan ve çok seven. (Farsça)
  • Garip şeylere pek düşkün.

garaipperest

  • Garip ve tuhaf şeylere düşkün olan, çok seven.

garaz-alud

  • Garezi, hususi bir maksadı olan. (Farsça)

garazkar / garazkâr / غرضكار

  • Garazcı.
  • Garazlı, maksatlı. (Arapça - Farsça)

garazkarane / garazkârane / garazkârâne

  • Garaz edercesine.
  • Garaz edercesine, kin tutarak.

garbi / garbî / غربى

  • Garbî batı, batı ile ilgili. (Arapça)

garbiyyun

  • Garplılar, Avrupalılar. Batı memleketleri ahalisi.

garib / garîb

  • Garip, yabancı, kimsesiz, yâd ellere düşmüş, yadırganan şey.

garibane / garibâne / garîbane

  • Garip gibi, garip kimselere yakışır şekilde, garipçesine. (Farsça)
  • Garip olarak, kimsesiz.
  • Garipçe.

garibe / garîbe

  • Garip şey.

garibeler

  • Garip, şaşırtıcı, harika şeyler.

garibem / garîbem

  • Garibim.

guraba / gurabâ

  • Garipler, kimsesizler.

gurbet

  • Gariblik, yabancılık. Yabancı bir memleket. Yabancı yer. Yâd el.
  • Gariplik, yabancı memlekette olma.

gureba / gurebâ / غربا

  • Garipler.
  • Garipler. (Arapça)

ibn-i arz

  • Garip, gurbette bulunan.

ibn-u ammi'l-garaib / ibn-u ammi'l-garâib

  • Garip şeylerin amca oğlu.

ibn-u ammil-garaib / ibn-u ammil-garâib

  • Garipliklerin amca oğlu.

istiğrab

  • Garip görme, hayret etme.

magruk

  • Gark olmuş. Suda batmış olan.

mazmaza / مضمضه

  • Gargara. (Arapça)
  • Mazmaza yapmak: Gargara yapmak, ağızda su çalkalamak. (Arapça)

menba-ı garaip

  • Gariplikler kaynağı.

müstağrak

  • Gark olmuş, dalmış.

müstağrak eden

  • Gark eden, daldıran.

müstağrak kılan

  • Gark eden, daldıran.

müstagribane

  • Garibine ve tuhafına giderek, şaşırarak. (Farsça)

nazar-ı istiğrab

  • Garip ve hayretli bakış.

nazm-ı garib-i hikmet / nazm-ı garîb-i hikmet / نَظْمِ غَرِيبِ حِكْمَتْ

  • Garib hikmetli sıralama.

sene-i rumiye

  • Garp Milâdi takvimini yani Efrenci takvimini kabul etmemiş olan Şark Hristiyanları için 14 Ocak tarihinden başlayan ve eskiden 1 Mart tarihinde başlayan Rumi sene.

taahhüd

  • Garanti.

taht-ı temine alınma

  • Garanti ve güvence altına alınma.

tegargur

  • Gargara etmek.

teri'

  • Garip kişi.

turfe-kar / turfe-kâr

  • Garip şeylerle uğraşan. Şaşılacak şeyler yapan. (Farsça)

vak'a-i acibe

  • Garip, hayrette bırakan.

velvele-i istiğrab

  • Garip karşılayarak bağırma, hayret feryadı.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR