LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te günahkar ifadesini içeren 55 kelime bulundu...

abd-i gubar

  • Günahkâr kul; toz ve çamura bulanmış gibi günahlarla kirlenmiş kul anlamında bir ifade.

afv

  • Bağışlama. Allahü teâlânın, ihsânı ile, âsî ve günâhkâr kullarının kusur ve günâhlarını bağışlaması.
  • Bir kimsenin, düşmanından veya suçludan intikâm almaya, karşılığını yapmaya gücü yettiği halde bir şey yapmaması, intikâm almaması.

ahveb

  • Asi, günahkâr.

asi / âsî / عاصى

  • İsyân eden, emre karşı gelen, itâatsizlik eden.
  • Allahü teâlânın emir ve yasaklarına uymayan, günâhkâr.
  • Hükûmete, devlete baş kaldıran. Bâgî.
  • İsyancı. (Arapça)
  • Günahkâr. (Arapça)

asim / âsim

  • Günahkâr. Günah işleyen.
  • Günah işleyen, günahkâr.

asun / âsûn

  • (Tekili: Asi) İsyan edenler. Günahkârlar.

belad

  • Kötü kimse. Müzevir, günahkâr. Fena ve kötü şey.

bezekar / bezekâr / بزه كار

  • Suçlu, günahkâr. (Farsça)
  • Günahkar. (Farsça)
  • Suçlu. (Farsça)

bezekari / bezekârî

  • Suçluluk, günahkârlık. (Farsça)

cehennem

  • Kâfirlerin devamlı, günahkâr müslümanların ise, günahları kadar âhirette azab görecekleri yer.

cerm

  • (Çoğulu: Cürüm) Bir cins Arap sandalı.
  • Kat'. Kesme.
  • Günahkâr olma, günah işleme.
  • Koyun kırkma.
  • Sıcak, sıcaklık.

darü'l-ikab / dârü'l-ikab

  • Günahkârların azap diyarı; Cehennem.

ehl-i istidraç

  • Kendilerine Allah tarafından bir takım olağanüstü hâl ve üstünlükler verilen günahkâr veya kâfir kişiler.

esim

  • (İsm. den) Günahkâr, günah işlemiş, kabahatlı, cürümlü, suçlu, yalancı kişi.

esum

  • Çok yalancı, iftiracı, kabahatli ve günahkâr olan adam.

facir / fâcir

  • Günahkâr.
  • Fücûr sahibi, fena huylu. günahkâr.

facire / fâcire

  • Kötü hayata alışmış, ahlâksız kadın. Günahkâr.
  • Günahkâr kadın.

fasık / fâsık / فاسق

  • Açıkça günah işlemekten çekinmeyen, âsî, günahkâr mü'min.
  • Günahkâr.
  • (Fısk. dan) Günahkâr. Hak yolundan hâriç olan. Allah'ın emirlerine karşı zıt hareket eden. Büyük günahı işleyen veya küçük günahta ısrar eden kimse.
  • Günahkâr.
  • Günahkâr.

fasık-ı gafil / fâsık-ı gafil

  • Âhiretten ve Allah'ın emir ve yasaklarından habersiz davranan günahkâr kimse.

fasık-ı mütecahir / fâsık-ı mütecâhir

  • Açıktan açığa kimseden sıkılmadan günah işleyen. İşlediği günah ile övünen günahkâr kimse. (Böylelerin aleyhinde konuşmak gıybet sayılmaz.)

fecere / فجره

  • (Tekili: Facir) Günah işleyenler, günahkârlar, zinakârlar, fâcirler.
  • Günahkarlar. (Arapça)
  • Kötü insanlar. (Arapça)

fısk

  • Günah, günahkârlık.

füccar / füccâr

  • (Tekili: Fâcir) Günahkârlar. Açıktan günah işleyenler.
  • Günahkârlar, açıktan günah işleyenler.
  • Günahkârlar.

fücur / fücûr / فجور

  • Günahkarlık, zina, ahlâka aykırılık.
  • Yakın akraba evliliği. (Arapça)
  • Günahkarlık, sefihlik. (Arapça)

gümrah

  • Günahkâr, gür, bol.

günahkari / günahkârî

  • Günahkârlık. (Farsça)

haric

  • Günahkâr, günah işlemiş. Allahın emrini dinlememiş olan.

istidrac

  • İnkârcı veya günahkâr kimselere Cenâb-ı Hakkın verdiği olağanüstü özellikler.

istidraç

  • İnkârcı veya günahkâr kimselere Cenâb-ı Hakkın verdiği olağanüstü özellikler.

iznab

  • Günah işleme. Günahkâr olma.
  • Kuyruk takma.

kabr azabı / kabr azâbı

  • Îmânsız ölenin ve günahkâr müslümanın kabre konulduktan sonra çektiği, nasıl olduğunu bilemediğimiz azâb, cezâ.

kalb-i fasık / kalb-i fâsık

  • Günahkâr insanın kalbi.

merid / merîd

  • Katı, yoğun. Güçlü, kuvvetli kimse.
  • Süt içinde ıslatılıp yumuşatılan hurma.
  • Baş kaldıran. Sadece fesadlık çıkaran. İnatçı. Şerli. Haddini aşmakta, azgınlıkta ve günahkârlıkta çok ileri gitmiş olan.

millet-i günahkar / millet-i günahkâr

  • Günahkâr millet.

mücrim

  • Günahkâr, suçlu.
  • Kâfir. Günâhkâr.

muhti / muhtî

  • Hatâ işleyen. Günahkâr. Hatâlı.
  • Hatâya düşürten. Yanıltan.

musi'

  • Kötülük işleyen, günahkâr, isyankâr.

müznib

  • Günahkâr, suçlu, günah sahibi.
  • Günahkâr.

müznibin / müznibîn

  • Günahkârlar.

pür-şer beşer

  • Çok günahkâr insanlık.

rahim / rahîm

  • Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (ism-i şerîflerinden). Âhirette yalnız müslümanlara acıyan.
  • Günahkâr müslümanlara âhirette çok acıyıcı mânâsına Resûlullah efendimizin sıfatlarından.

recül-ü facir / recül-ü fâcir

  • Günahkâr adam.

recülifacir / recülifâcir

  • Günahkâr adam.

rü'yet-i taksir / rü'yet-i taksîr

  • Kendini günâhkâr ve kabahatli, kusurlu görmek, kendini suçlamak.

said-i şaki / said-i şakî

  • "İsyan eden günahkâr Said!" anlamında

salihun / salihûn

  • Salih kimseler, günahkâr olmayanlar, salihler.

şefaat

  • Şefaat etmek. Af için vesile olmak.
  • Fık: Âhiret günü bir kısım günahkâr mü'minlerin affedilmeleri ve itaatli mü'minlerin de yüksek mertebelere ermeleri için Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm ve sâir büyük zâtların Allah Teâlâ'dan (C.C.) niyaz ve istirhamda bulunmalarıdır.

şefi'-ül müznibin / şefi'-ül müznibîn

  • Günahkârların şefaatçısı Hazret-i Muhammed. (A.S.M.)

şefiu'l-müznibin / şefîu'l-müznibîn

  • Allah'ın izniyle günahkârlara şefaatçi olacak olan Peygamber Efendimiz (a.s.m.).

şefiü'l-müznibinin varisi / şefiü'l-müznibînin vârisi

  • Âhiret âleminde günahkârların bağışlanması için şefaatte bulunacak olan Hz. Muhammed'in (a.s.m.) mirasçısı.

siccin / siccîn

  • Şeytanların, kafirlerin (Allahü teâlâya ve Resûlullah efendimize inanmayanların) ve günahkâr mü'minlerin amellerini toplayan bir kitap; insanların ve cinlerin kötülerine mahsûs amel defterleri.
  • Şakîlerin, kötülerin ve azâb olunan rûhların bulunduğu yer.
  • Yerin altında veya Ceh

süfeha / süfehâ

  • (Tekili: Sefih) Sefihler. İçkici, müsrif ve günahkâr kimseler.
  • Sefihler, kıt akıllılar, günahkârlar.
  • Sefihler, günahkâr kimseler, ahmaklar.

te'sim

  • Günah işledin demek. Bir kimsenin günahkâr olduğunu söylemek.

tefsik

  • (Fısk. dan) Fısk ve fücura sürükleme. Birisine fâsık, kabahatli, günahkâr demek.
  • Birisini günahkârlık ile suçlama.

usat

  • (Tekili: Asi) Asiler, zorbalar, itaat etmeyenler.
  • Günahkârlar.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR