LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te gösteriş ifadesini içeren 94 kelime bulundu...

alay

  • (Ask.) 3-4 tabur piyade veya5 bölük süvari askerinden mürekkep kuvvet.
  • Debdebe ve gösterişle yapılan tören, geçit resmi.
  • Cemaat, topluluk, güruh, kalabalık, fevç.
  • Fazla miktar, muhtelif ve müteaddit kişiler veya şeyler.

alayiş / âlâyiş / آلایش

  • Bulaşıklık, bulaşma. (Farsça)
  • Debdebe, tantana, gösteriş. (Farsça)
  • Gösteri, gösteriş.
  • Bulaşma. (Farsça)
  • Gösteriş. (Farsça)

avamperestane nümayiş

  • Avamca gösteriş, halka hoş görünmek için farklı tarzlara yeltenme.

ayn-ı riya / ayn-ı riyâ

  • Gösterişin tâ kendisi.

ayn-i riya / ayn-i riyâ

  • Gösterişin ta kendisi.

behken

  • Nârin güzel ve gösterişli vücudu olan kimse.

bevç

  • Azamet, büyüklük, heybet. Gösteriş, ihtişam.
  • Zinet, süs, debdebe.

bevş

  • Çalım, gösteriş, debdebe, ihtişam. (Farsça)

bezek

  • Zinet, süs, debdebe, gösteriş.

caka

  • (Argo) Gösteriş, çalım. Caka, mal mülk, giyim, kuşam, yahut hareket davranış yoluyla olabilir. İslâm'da gösterişin her şekli haram ve günahtır. Bugün bazı kimseler ve aileler gösteriş belâsı yüzünden maddî sıkıntılara düşmekte, israfa sürüklenmektedir. İşledikleri günahın cezasını bu dünyada da çeki

darat

  • Debdebe, tantana, şan, gösteriş, çalım. (Farsça)

debdebe / دبدبه

  • Gösteriş gürültüsü, görkem.
  • Gösteriş. (Arapça)

efrend

  • Debdebe, gösteriş, süs, bezek. (Farsça)

eser-i tasannu ve tekellüf

  • Yapmacık ve gösterişe dayalı eser veya sonuç.

fantaziye / fantâziye

  • yun. Yalandan gösteriş, boş debdebe. Zâhirî süs ve zinet. Lüzumlu ihtiyaçtan olmayan ve zevk için kullanılan pahalı eşya.
  • Aşırı süs ve lüks, yalandan gösteriş.
  • Yalandan gösteriş, boş debdebe.

gözdağı

  • Mc: Birini istenilen yola getirmek için samimi olmayan şiddet gösterişleriyle korkutmak ve tehdit etmek. (Türkçe)

gürbüz

  • Yaşından fazla gösterişli, serpilmiş, vücutlu, genç irisi. (Farsça)
  • Cerbezeli. (Farsça)
  • Anlayışlı. İdrakli. (Farsça)
  • Kahraman, yiğit. (Farsça)

haccal

  • Şatafatlı, debdebeli, gösterişli.

halis / hâlis

  • Saf, temiz, hîlesiz, katkısız. Menfaat düşüncesi karışmadan sırf Allah için olan, riya ve gösteriş bulunmayan.

haşim

  • Haşmetli, gösterişli, muhteşem.

heyub

  • Azametli, heybetli, gösterişli.

heyula

  • Zihinde tasarlanan korkunç hayal.
  • Gösteriş ve iriliği olduğu halde hiçbir te'siri ve değeri olmayan şey.
  • Eski felsefede: Eşyanın aslı ve gerçek olan kısmı. Madde.

hodnüma

  • Gösteriş meraklısı. Gösterişe meraklı olan kimse. (Farsça)

irae

  • Göstermek, göstererek öğretmek.
  • Göz önüne koymak.
  • Gösteriş.

izhar

  • Açığa vurma. Meydana çıkarma.
  • Göstermek. Zâhir ve âşikâre ettirmek.
  • Yalandan gösteriş.
  • Tecvidde, iki harfin arasını birbirinden ayırıp açarak ihfâsız, idgamsız olarak okumaya denir. Bu sıfatın harfleri Huruf-ı halk denilen harflerdir.

jest

  • Çalım. Mânâlı ve gösterişli hareket. (Fransızca)

kaşane / kâşâne

  • Büyük, süslü ve gösterişli ev. Saray. Kışlık, rahat ve mükemmel ev, oda. (Farsça)
  • Gösterişli ev.

kemal-i şaşaa / kemâl-i şâşaa

  • Çok gösterişli, son derece görkemli.

kevkebe / كوكبه

  • Gösteriş. (Arapça)

kibir

  • (Kibr) Kendisini büyük gösteriş. Büyüklük. Kendisini, başkalarından üstün olmadığı hâlde üstün görme ve tutma hastalığı.
  • Şeref ve şan.
  • Bir şeyin muazzamı. Büyük.

lando

  • Üstü önden ve arkadan açılıp kapanır, körüklü, geniş araba nevilerinden biridir. Halk arasında "Landon" şeklinde telâffuz edilen bu araba, fayton ve kupalara nazaran daha ağır ve gösterişli idi. (Fransızca)

mahzar

  • (Huzur. dan) Hazır olma. Gösteriş, görünüş.
  • Huzur yeri. Büyük bir insanın önü.
  • Birçok kimse tarafından imzalı dilekçe.
  • Mahkeme sicili.

malikane

  • Büyük ve gösterişli köşk. (Farsça)
  • Tar: Bir kimseye, gelirinden hayatı boyunca istifade etmek; fakat satamamak ve miras bırakamamak şartıyla verilen beylik arazi. (Farsça)

manzarani / manzaranî

  • Gösterişli ve güzel adam.

manzari / manzarî

  • Güzel, gösterişli ve yakışıklı adam.

maraz-ı kalbi / maraz-ı kalbî

  • Kalb hastalığı, bozuk îtikâd; kibir, hased (kıskançlık), kin ve riyâ (gösteriş) gibi kalb hastalıkları. Kalbin Allahü teâlâdan başka şeylere tutulması.

merasim

  • (Tekili: Mersem) Resmi merasimler. Âdet hükmündeki gösterişler. Resmi muameleler.
  • Şiveler. Âdetler.

meyl-i nümayiş / meyl-i nümâyiş

  • Gösteriş eğilimi, kendini gösterme meyli.

mümevveh

  • Sahte, samimi olmayan, içten değil. Görünüşte haklı olan. Gösterişle alâkadar.

mürai / mürâî

  • Gösterişçi, gösteriş meraklısı.
  • İki yüzlü, olduğunun aksine kendisini iyi gösteren, gösteriş yapan, riyâkâr.

mürailik / mürâilik

  • Gösteriş, ikiyüzlülük.

mürayat

  • (Rü'yet. den) İkiyüzlülük.
  • Gösteriş.

muşa'şa / muşa'şâ

  • Şaşaalı, gösterişli.

müşa'şa / مشعشع

  • Parlak, şaşâlı, gösterişli.
  • Gösterişli, şaşaalı. (Arapça)

muşa'şa'

  • Şaşaalı, gösterişli, parlak.

musanna

  • Gösterişli.
  • Usta elinden çıkmış.

müşekkel

  • (Şekl. den) Kalıbı, şekli, biçimi, kıyafeti gösterişli ve yerinde.
  • Şekil verilmiş, şekillendirilmiş.

mutantan / مطنطن

  • Debdebeli. Tantanalı. Gürültülü. Gösterişli ve şatafatlı.
  • Tantanalı, gösterişli.
  • Tantanalı, gösterişli.
  • Tantanalı. (Arapça)
  • Gösterişli. (Arapça)

mutasallıf

  • Bilgiçlik taslayan, şarlatan, gösterişçi.

mütecessid riya / mütecessid riyâ / مُتَجَسِّدْ رِيَا

  • Cesedleşmiş riya, gösteriş.

mütekellif

  • Gereksiz külfete giren, gösterişe kapılan.

müteşa'şı'

  • Parıldayan, şa'şaalanan.
  • Gösterişli.

mütevazi'

  • Gururlu olmayan, alçak gönüllü, kendi fakrını bilen.
  • Gösterişsiz.

nasiye

  • Çehrenin gösterişi, alın, yüz.

nümayiş / nümâyiş

  • .f Görünüş, gösteriş, dış görünüş. Gösteri.
  • Gösteriş, görünüş, miting.
  • Yalandan gösteriş, göz boyama.

nümayişkar / nümayişkâr

  • Gösterişli. (Farsça)

pür-şa'şaa

  • Çok gösterişli, şa'şaa dolu.

pürşaşaa / pürşâşaa

  • Çok gösterişli.
  • Göz alıcı parlaklıkta, çok gösterişli.

rahş

  • Gösterişli, güzel at.
  • Rüstem adlı bir pehlivanın atı.

riya / riyâ / ريا / رِيَا

  • Özü sözü bir olmamak. İnandığı gibi hareket etmeyiş. İki yüzlülük etmek. Gösteriş için yapılan hareket.
  • Gösteriş.
  • Gösteriş, iki yüzlülük. Kendini olduğundan başka gösterme.
  • Gösteriş, ihlassızlık.
  • Gösteriş.
  • Gösteriş.

riya-yı mütecessid / riyâ-yı mütecessid

  • Beden giymiş ve gözle görülür hale gelmiş gösteriş.

riyakar / riyâkâr / رِيَاكَارْ

  • İkiyüzlü, gösteriş meraklısı.
  • Gösterişçi.
  • Gösterişçi.

riyakarane / riyâkârâne

  • Gösteriş yaparak.
  • Gösteriş yaparcasına.

riyakarlık / riyâkârlık

  • Gösteriş.

riyasız / riyâsız

  • Gösterişsiz.

riyasızlık

  • Gösterişten uzak olma.

şa'şa'a / شعشعه

  • Gösteriş. (Arapça)
  • Parlaklık. (Arapça)

şa'şa'adar / şa'şa'adâr / شعشعه دار

  • Gösterişli. (Arapça - Farsça)
  • Parlak. (Arapça - Farsça)

şa'şaa

  • Gösteriş, göz alıcılık, parlaklık.
  • Parlaklık, parlama.
  • Gösteriş, dış süs, yaldız.

şa'şaadar

  • Gösterişli, şa'şaalı, parlak. (Farsça)

şa'şaalı

  • Gösterişli, göz alıcı.

sade

  • Basit, karışık olmayan, katıksız. (Farsça)
  • Saf, gösterişsiz, lüzumsuz bulunmayan. (Farsça)
  • Tek katlı. (Farsça)
  • Ancak, yalnız. (Farsça)
  • Süssüz. (Farsça)
  • Derin düşünemiyen, saf adam. (Farsça)

saltanat

  • Kudret, kuvvet.
  • Hâkimiyet, padişahlık.
  • Tantana, gösteriş, debdebe.
  • Şatafatlı hayat. Bolluk. Zenginlik.

şan / şân / شان

  • (Çoğulu: Şuun) Büyük sevap.
  • Şeref.
  • Irz, namus.
  • Nam, şöhret, şan, ün.
  • Mahiyet.
  • Gösteriş, çalım.
  • Tabiat, huy, âdet.
  • Hal, keyfiyet.
  • Şöhret, şan. (Arapça)
  • Durum. (Arapça)
  • Gösteriş. (Arapça)

şaşaa / şâşaa

  • Parlaklık, gösteriş.
  • Gösteriş.

şaşaa-i cemal / şâşaa-i cemâl

  • Gösterişli güzellik.

şaşaa-i medeni / şâşaa-i medenî

  • Medeniyetin şâşaası, gösterişi.

şaşaa-i saltanat / şâşaa-i saltanat

  • Gösterişli ve göz alıcı saltanat.

şaşaa-i suriye / şâşaa-i suriye

  • Görünüşteki parlaklık ve gösteriş.

şaşaalandırmama / şâşaalandırmama

  • Açıkça yayılmama, gösterişli hale getirmeme.

şaşaalı / şâşaalı

  • Gösterişli, parlak.

şaşaapaş / şâşaapâş

  • Gösterişli görünen.

şirk-i asgar

  • Riyâ; iki yüzlülük, gösteriş.

tantana / طنطنه

  • Gösteriş, gürültü.
  • Çok lüks içinde olmak. Gösteriş, gürültü patırdı.
  • Çok lüks içinde olmak. Gösteriş. Gürültü patırtı.
  • Gürültü patırtı ile gösteriş yapma. (Arapça)

tantanalı

  • Gösterişli.

tasallüfat / tasallüfât

  • (Tekili: Tasallüf) Gösteriş olarak yapılan nezaketler.

tekellüf

  • Kendi isteğiyle külfete girmek, bir zorluğa katlanmak.
  • Gösterişe kapılmak. Özenmek.
  • Yapmacık hâl ve hareket. Zoraki hareket.
  • Kendi isteği ile bir zorluğa katlanmak.
  • Gösterişe kapılmak. Özenmek. Yapmacık hâl ve hareket. Zoraki hareket.

tekellüfkarane / tekellüfkârâne

  • Gösteriş hevesiyle bir sorumluluğun altına girme, zoraki davranarak.
  • Gösterişe kapılırcasına.

tezahür

  • Meydana çıkma, belirme, görünme. Gösteriş.
  • Birbirini korumak, birbirine arka olmak.
  • Arkalaşmak; yâni birbirine yardım etmek.
  • Avretine zıhar etmek, yani zevcesinin arkasını validesinin arkasına teşbih ederek "zuhruki kezuhri ümmî" demek.

tezahürat / tezahürât / tezâhürât

  • (Tekili: Tezahür) Görünüşler. Gösterişler. Gösteriş için toplanmak.
  • Görünmeler, gösterişler.

tumturak

  • Söylenişi ahenkli ve parlak olan ibare.
  • Gösteriş, debdebe.

vecahet

  • Güzellik, güzel yüzlülük, gösterişlilik.
  • Haysiyet, şeref, onur, itibar.

zakkum

  • Cehennem'de bir ağacın ismi, cehennemliklerin yiyeceği.
  • Gösterişi güzel, çiçekli ve zehirli meyvesi olan yâsemine benzeyen bir bitki ismi.

zeharif

  • (Tekili: Zuhruf) Yalancı süsler, yaldızlar, gösterişler.
  • Sahte süsler.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR