LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te göçebe ifadesini içeren 27 kelime bulundu...

a'rab

  • Göçebe Araplar, çölde yaşayan Araplar.

abdal

  • t. Safdil, ahmak, bön.
  • Afganistan'da yaşıyan bir Türk kavminin adı, bu kavimden olan kimse.
  • Anadoludaki bazı göçebelerin adı ve bunlardan olan kimse.
  • Derviş, ermiş, kalender. Kendini Allah'a adamış. Ona teslim olmuş, bu yolda çile çekmiş kimse. (Bak : Ebdal)

ahbiye

  • (Tekili: Hıbâ) Kıldan yapılmış göçebe çadırı.
  • Keçe ve kıldan yapılan evlerde konup göçen Türkler.

arraf

  • Falcı, kâhin, müneccim.
  • Hekim.
  • Göçebe Arab aşiretlerinin örfe vâkıf umumi bilgileri. (Müe: Arrâfe)

aşiret / aşîret

  • Kabile, oymak, göçebe halinde yaşıyan ekseri bir soydan gelen cemaat. Yakın akraba, âile.
  • Dil ve kültürü büyük ölçüde aynı türden olan, birçok boydan oluşan, yapısındaki aileler arasında sosyal, ekonomi, din, kan veya evlilik bağları bulunan göçebe veya yerleşik nitelikteki topluluk; oymak.

bedavet / bedâvet / بداوت

  • Bedevilik, göçebelik; şehirlilikten uzak köy ve göçebe hayatı.
  • Göçebelik. (Arapça)
  • Bedevîlik. (Arapça)

bedevi / bedevî

  • Çölde yaşayan. Göçebe. Medeni olmayan ve şehir hayatı yaşamıyan.
  • Seyyid Ahmed-i Bedevî nâmındaki büyük bir zâtın tarikatı ve onun mensubu olan.
  • Sahrada, çölde ve vahada göçebe halde yaşayanlar.
  • Çölde çadırda yaşayan göçebe, çöllü, Arap göçebesi.
  • Göçebe, çölde yaşayan.

bedevilik / bedevîlik

  • Göçebelik.

bedeviyane / bedeviyâne

  • Göçebe gibi.

bedeviyet / بَدَوِيَتْ

  • Bedevîlik, göçebelik.
  • (Bedâvet) Göçer hayatı yaşayış. Göçebelik. Bedevilik.
  • İlkel göçebelik, şehirliliğin zıddı.

bedeviyyet / بدویت

  • Göçebelik. (Arapça)
  • Bedevîlik. (Arapça)

çadernişin / çâdernişin / چادرنشين

  • Göçebe, çadırda yaşayan. (Farsça)

earib

  • (Tekili: A'rabî) Çölde yaşayan, göçebe Arablar.

ehl-i bedeviyet

  • Göçebeler, köylüler.

fustat

  • (Fistat) Göçebelerin kıldan yapılan çadırı. Büyük çadır.
  • Kapıya asılan perde.
  • Cemaat.

haşem-nişin

  • Göçebe. (Farsça)

hayme-nişin / hayme-nîşin

  • Çadırda oturan. Göçebe.
  • Göçebe, çadırda yaşayan bedevi.

haymenişin / خيمه نشين

  • Göçebe, çadırda yaşayan. (Arapça - Farsça)

hiba

  • (Çoğulu: Ahbiye) Abadan veya keçeden yapılmış göçebe çadırı, oba.

horda

  • Göçebe ve ilkel olarak yaşayan, yağmacılık eden insan topluluğu. (Fransızca)

hoşnişin

  • (Çoğulu: Hoş-nişinân) Göçebe. (Farsça)
  • Rahat yerleşmiş. (Farsça)

mütemeddin

  • Medeni, görgülü, terakki etmiş. Şehirleşmiş olan. Bedeviliği, göçebeliği bırakıp medenileşmiş olan.

oba

  • Ev biçimi, birkaç direkli, uzun bölüntülü keçeden yapılmış göçebe çadırı.
  • Çadırlardan müteşekkil küçük topluluk.
  • Göçebe ailesi. Çadır halkı.

revaid

  • Göçebe topluluk.

sahra-neverd

  • Çölde dolaşan. Göçebe. (Farsça)

sahra-yı bedeviyet / sahrâ-yı bedeviyet

  • Göçebe Arapların yaşadığı çöl.

yörük

  • Eskiden göçebe olarak yaşayan Türk oymaklarından her birisi.