LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te ferya ifadesini içeren 62 kelime bulundu...

ah / âh / آه

  • Feryat etme, feryat. (Farsça)
  • İlenme. (Farsça)
  • Âh almak: Biri tarafından kendisine ilenilmek. (Farsça)

ah ü fizar / âh ü fizâr

  • Feryad.

ahüvah / âhüvâh / آه و واه

  • Feryat, sızlanma, hayıflanma. (Farsça)

ahüvaveyla / âhüvâveylâ / آه و واویلا

  • Feryat, âh çekme, figan etme. (Farsça - Arapça)

ajir

  • Göl, havuz. (Farsça)
  • Kalabalık, izdiham. (Farsça)
  • Bağırma, feryât. (Farsça)
  • Çekingen. (Farsça)
  • Akıllı, uyanık. (Farsça)
  • Amâde, hazır. (Farsça)

avil

  • Yüksek sesle ağlama. Acınma. Feryâd.
  • Meyletme.

avl

  • Feryat, sıkıntı sebebi. Acınma.

avle

  • Bağırma, feryat.

cezu'

  • Çok sızlanan, kıvranan, feryad eden. Allah'tan gayrısından imdad bekleyen.

dadüferyad / dâdüferyâd / دادوفریاد

  • Feryat figan. (Farsça)

dehaz

  • Feryat, figan. Bağırıp çağırma. Yüksek sadâ ile medet isteme. (Farsça)

deman

  • Heyecanlı. Hiddetli, hiddete kapılmış. (Farsça)
  • Vakit, zaman. An. (Farsça)
  • Bağırıp çağırma, feryat, figân. (Farsça)
  • Heybetli, güçlü, kuvvetli, azametli, cesim. (Farsça)
  • Kükremiş. (Farsça)

efgan / efgân / افغان

  • Acı ile bağırıp çağırmalar. Feryatlar ve istimdat. (Farsça)
  • Izdırap ile haykırma, feryat ile inleme.
  • Feryat etme, figan etme. (Farsça)

feryad / feryâd / فریاد

  • Bağırma, çığlık. (Farsça)
  • İmdat isteme. (Farsça)
  • Feryâd etmek: Bağırmak, çığlık atmak (Farsça)

feryad ü fizar / feryad ü fîzar

  • İnleyip feryad etme.

feryad-bahşa

  • Feryâd ettiren, bağırttıran. (Farsça)

feryad-ı andelib

  • Bülbülün feryâdı, ötmesi.
  • Yirmiiki martta olan bir fırtına.

feryad-res

  • Feryâd edenin imdâdına koşan, yardımına gelen. (Farsça)

figan / figân / فغان

  • Feryat etme, ah çekme. (Farsça)
  • Figân eylemek: Bağırmak, feryat etmek, inlemek. (Farsça)

figan-perver / figân-perver

  • Feryad ettiren, bağırtan. (Farsça)

figan-tiz / figân-tiz

  • Yüksek feryad.

fizar

  • Feryat.

gareng

  • Çığlık, feryat. (Farsça)

gıriv / gırîv

  • Bağırma, feryat etme, çığlık atma, bağrışma. (Farsça)

guvas

  • Feryâd edip, "imdat!" diye bağırmak.

hadreban

  • Feryadı şiddetli olan, çok fazla bağıran.

hatat

  • Bağırma, çağırma, feryâd etme.

hela'

  • Korku.
  • Feryad.
  • Hırs.

hikmet-i efgan

  • Ağlayıp sızlamanın hikmeti. Feryadın, inleyişin gizli sebebi. (Farsça)

ifaze

  • (Fevz. den) Maksada erdirmek. Merama kavuşmak. Zaferyâb eylemek.

ilcac

  • Feryad etme, bağırma.

ill

  • Keskinlik veya parlaklık mânasından alınmış olup; feryat, yemin, ahid ve karâbet mânalarına gelir. İbrânice "il", ilâh demek olduğu da söylenmiştir.

münaveha

  • (Nevh. den) Feryad ile ağlama.

mütenevvih

  • Feryad eden, ağlayan.

müteveyyil

  • (Veyl. den) Çığlık atan, feryad eden, vaveylâ eden.

nahib

  • Avaz avaz ağlamak, feryad ile ağlamak.

nak'

  • (Çoğulu: Nuk'-Enku) Su saklayacak yer.
  • Kuyu içinde olan su.
  • Deve kuşu avazı.
  • Feryâd etmek, bağırıp çağırmak.
  • Susuzluğu teskin etmek, susuzluğu gidermek.
  • Sıcak suda haşlama.
  • İlâç olarak çıkarılan su.
  • Suda ıslanma.
  • Toz.

nale / nâle

  • Feryat.

nalekar / nalekâr

  • İnleyen, figân eden, feryad eden. (Farsça)

nalekünan

  • (Nâle-künân) Feryad ederek, inleyerek. (Farsça)

nalende

  • İnleyen, feryad eden, inleyici. (Farsça)

nalesenci / nalesencî

  • İnleyicilik, feryad edicilik. (Farsça)

periz

  • Haykırma, bağırma. Feryâd. (Farsça)
  • Su kenarlarında yetişen yeşil saz, ot. (Farsça)

sabr

  • Acıya ve zorluğa katlanmak.
  • Bir musibet ve belâya uğrayanın telâş ve feryad etmeyip sonunu bekleyip tahammül ile katlanması.
  • Muharebede şecaat gösterme.
  • Bir kimseyi bir şeyden alıkoymak.
  • Öğrendiği bir şeyi başkasının da öğrenmesi için tâkat getirmek.

sabr-ı cemil / sabr-ı cemîl

  • Başa gelen belâ ve musîbetten dolayı feryad etmeden, insanlara şikâyette bulunmadan yapılan sabır, gösterilen tahammül.

sarha

  • Çağırmak, bağırmak, feryad etmek.

sayha

  • (Çoğulu: Siyâh) Çağırış. Çığlık. Feryad. Nâra.
  • Azab, eziyet.

sıyah

  • (Tekili: Sayha) Bağırmalar, çığlıklar, haykırışlar, feryadlar.

sıyah-ı matem / sıyah-ı mâtem

  • Mâtem feryadları.

tadavvür

  • Çağırmak, bağırmak, feryad etmek.
  • İnlemek.
  • Açlık.

talac

  • Bağırma, feryad, çığlık. (Farsça)
  • Ses, sada. (Farsça)
  • Kavga. (Farsça)
  • Meş'ale. (Farsça)

tenevvüh

  • (Nevha. dan) Ölüye feryad ederek ağlamak.
  • Sarkıp sallanıp öteberi hareket etmek.

tevekkün

  • Musibet anında yüksek sesle bağırıp feryad etmek.

vaveyla / vâveylâ / وَاوَيْلَا

  • Çığlık, yaygara, feryat.
  • Eyvah, yazık gibi üzüntü ifadeleri.
  • Çığlık, feryad.
  • Feryâd, çığlık.

vaveyla-i ruhi / vaveylâ-i ruhî

  • Ruhun feryadı, çığlığı.

vaveyla-yı firak / vâveylâ-yı firak / vâveylâ-yı firâk / وَاوَيْلَايِ فِرَاقْ

  • Ayrılık feryadı.
  • Ayrılık feryâdı.

vaveyla-yı intikam / vâveylâ-yı intikam

  • İntikam feryadı.

vaveyla-yı mevt / vâveylâ-yı mevt / وَاوَيْلَايِ مَوْتْ

  • Ölüm feryadı.

vaveylay-ı firak / vâveylây-ı firak / وَاوَيْلَايِ فِرَاقْ

  • Ayrılık feryadı.

velvele-i istiğrab

  • Garip karşılayarak bağırma, hayret feryadı.

zaferyab / zaferyâb / ظفریاب

  • Üstünlük kazanan, muzaffer olan. (Arapça - Farsça)
  • Zaferyâb olmak: Üstünlük kazanmak, muzaffer olmak. (Arapça - Farsça)

zar u zar / zâr u zâr

  • İnleyerek ağlama, feryat etme.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR