LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te felek ifadesini içeren 23 kelime bulundu...

arş

  • Bağ çardağı.
  • Gölgelik.
  • Kürsü, taht, yüce makam. En yüksek gök. Allahın kudret ve saltanatının tecelli yeri. (Arş kâinatı kaplar. Allah'ın kudreti ve ilmi de herşeyi kaplar.)
  • Fevkiyyet, ulviyyet.
  • Arş-ı Alâ, Arş-ı Rahman, Arş-ı İlâhi, Arş-ı Yezdan, Felek-i Eflâk

astronom

  • yun. Kozmoğrafya âlimi, felekiyat ile uğraşan, gök cisimleri hakkında bilgi edinmeye çalışan.

astronomi

  • yun. Kozmoğrafya. Gök ilmi. Felekiyat.Astronomi ilmi dünyanın birgün hareketinin duracağını; coğrafya, karaların alçalarak dünyanın sularla kaplanacağını, iklimin değişerek canlılar için yaşanmaz hâle geleceğini; fizik, güneşin birgün söneceğini, kâinattaki enerjinin artık kullanılamaz, işe yaramaz

asuman

  • Gökyüzü. Semâ. (Farsça)
  • Felek. (Farsça)

çarh / چرخ

  • Çark, felek, talih.
  • Çark, tekerlek.
  • Felek, gök, sema.
  • Ok yayı.
  • Elbisede yaka.
  • Tef.
  • Devreden, dönen.
  • Çakır doğan.
  • Talih.
  • Tekerlek. (Farsça)
  • Çarkıfelek. (Farsça)
  • Felek. (Farsça)
  • Tef. (Farsça)
  • Çıkrık. (Farsça)

çark

  • (Çarh-Çerh) Dönen pervaneli tekerlek. (Farsça)
  • Vapur, değirmen ve dolap çarkı. (Farsça)
  • Bir makinenin dönen tekerleği, çok zaman bu tekerlek makineyi çalıştırır. Her çeşit tekerlekli makine. (Farsça)
  • Dönerek işleyen âlet. (Farsça)
  • Koz: Birbiri içinde dönen feleklerden mürekkeb kâinat, felek, efl (Farsça)
  • Dönen, felek, talih.

çerh / چرخ

  • Çark. Dolap. (Farsça)
  • Felek. Talih. (Farsça)
  • Dingil üzerine dönen. (Farsça)
  • Gök. (Farsça)
  • Def. (Farsça)
  • Zenberek. (Farsça)
  • Mancınık. (Farsça)
  • Elbise yakası. (Farsça)
  • Ok yayı. (Farsça)
  • Çakır gözlü doğan kuşu. (Farsça)
  • Çark. (Farsça)
  • Felek. (Farsça)
  • Tekerlek. (Farsça)
  • Çıkrık. (Farsça)
  • Çarkıfelek. (Farsça)
  • Tef. (Farsça)

devr-i zaman

  • (Devr-i felek) Tali, kader. şans.

devran / devrân / دوران

  • Devir, felek, zaman, deveran, dünya.
  • Felek, talih.
  • Felek, zamane. (Arapça)

eflak / eflâk / افلاک / اَفْلَاكْ

  • (Tekili: Felek) Felekler, gökler. Dünyalar, âlemler. Asumanlar.
  • Felekler, gökler; âlemler.
  • Felekler, gökler.
  • Her gezegene ait gök tabakaları.
  • Gökler, felekler. (Arapça)
  • Felekler, âlemler.

felek

  • Gök, gök katı, devir.
  • Tâli', baht.
  • Büyük ve dâirevi olan şey.
  • Her gök seyyaresinin gezdiği âlem.
  • Dünyâ, âlem,
  • Bir zilli âlet.
  • Yuvarlak kütük, kızak. (Felek her türlü esbab-ı cefasın toplasın gelsin Dönersem kahpeyim millet yolunda bir azimetten

felek-ül a'zam

  • (Bak: Felek-i eflâk)

feleki / felekî

  • (Felekiyye) Feleğe mensub. Felekle ilgili.
  • Astronomik.

felekzede / فلك زده

  • Kader kurbanı, felek vurgunu. (Arapça - Farsça)

gerdun / gerdûn / گردون

  • Dünyâ, felek. (Farsça)
  • Dönen, dönücü, devreden, çevrilen. (Farsça)
  • Felek. (Farsça)
  • Dünya. (Farsça)

halk-ı eflak / halk-ı eflâk

  • Feleklerin, kâinatın yaratılışı.

hazrevat

  • (Hadravat, Hadrâ) Yeşillik.
  • Gökyüzü, felek. Asuman.

ikindi namazı

  • İslâm'ın şartlarından biri olan beş vakit namazın üçüncüsü, öğle vakti ile akşam vakti arasında kılınan namaz.Gökten yere iner kamû (bütün) melekler, Meleklere müştâk olur (can atar) felekler, Kabûl olur anda bütün dilekler, İkindi namâzın kıldığın zaman.

kozmoğrafya

  • yun. Yıldızların yerlerinden ve hareketlerinden bahseden ilim. Felekiyyat. İlm-i hey'et.

mele-i a'la / mele-i a'lâ

  • Kerrubiyyun ve melâike cemaati. En yüksek hey'et. Melekler âlemi. Felekler ve unsurlar.

süreyya

  • Ülker (Pervin) yıldızı. Yedi (veya altı) yıldızlardır ki; ikişer ikişer karşılıklı dururlar ve Ayın geçtiği yerlere yakın görünürler. Gerdanlığa benzemesinden Felekiyâtta "Ikd-ı Süreyya" tabir edilir.

zamane / zamâne / زمانه

  • Devir. (Arapça)
  • Felek. (Arapça)

zemane / zemâne / زمانه

  • Devir. (Arapça)
  • Felek. (Arapça)