LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te fay kelimesini içeren 78 kelime bulundu...

abes / عَبَثْ

  • Faydasız.

abesiyet / عَبَثِيَتْ

  • Faydasızlık ve gayesizlik.
  • Faydasızlık.

akıl-baliğ / âkıl-bâliğ

  • Faydalı ve zararlı olanı birbirinden ayırabilen ve evlenme çağına gelip gusül abdesti almaya başlayan akıllı kimse.

amel-i talih / amel-i tâlih

  • Faydasız, yararsız iş; makbul olmayan amel.

ayn-ı maslahat

  • Faydanın, gayenin ta kendisi.

belma

  • Faydasız, faydası olmayan. İri ve kaba şey. (Farsça)

berumendi / berûmendî

  • Faydalı, menfaatli olma. (Farsça)

bi-sud / bî-sud

  • Faydasız, boş, neticesiz. (Farsça)

bisud / bîsud

  • Faydasız, boş, neticesiz.

car

  • Faydasız bağırıp çağırmayı ve gevezeliği ifade eder ve ekseriya mükerrer kullanılır.

celb-i nef'

  • Faydalı olanları yapma, yararlı olanı elde etmeye çalışma.

dürus-i nafia / dürus-i nâfia

  • Faydalı olan dersler.

eczahane-i hikmet

  • Fayda ve şifa eczahanesi.

faide / fâide / فائده

  • Fayda.
  • Fayda, yarar.
  • Fayda.

faide-bahş / fâide-bahş

  • Fayda veren, faydalı.

faideli / fâideli

  • Faydalı, yararlı.

faidesiz

  • Faydasız.

fevaid / fevâid

  • Faydalar.
  • Faydalar, menfaatler, kârlar, kazançlar.
  • Faydalar, yararlar.

fünun-u nafia / fünun-u nâfia

  • Faydalı ilimler.

fuzulat / fuzulât

  • Faydasız şeyler.

gayr-ı nafi / gayr-ı nâfi

  • Faydasız.

gayret-i batıla / gayret-i bâtıla

  • Faydasız ve boşu boşuna uğraşma.

gays-ı nafi' / gays-ı nâfi'

  • Faydalı yağmur.

heba / hebâ

  • Faydasız, boş.

hikmetsiz hikmet

  • Faydasız, gayesiz ilim; felsefe.

hınziyan

  • Faydasız ve mânasız sözler konuşan.

hitr

  • Faydasız ve mânâsız söz, boş lâf, yalan.

ihya-ı mevat / ihyâ-ı mevât

  • Faydalanılmayan ölü toprakları işlemek, faydalanılır hâle getirmek.

ilm-i nafi / ilm-i nâfi

  • Faydalı ilim.

intifa / intifâ

  • Faydalanma.
  • Fayda sağlama, menfaatlanma.

intifa' / اِنْتِفَاعْ

  • Fayda te'min etmek. Menfaatlanmak.
  • Faydalanma.
  • Faydalanma.

irfak

  • Fayda vermek, işe yaramak. Kolaylık ve mülâyemetle tutmak.

isnad-ı abesiyet

  • Faydasızlık, anlamsızlık isnad etme.

istifade / istifâde / استفاده / اِسْتِفَادَه

  • Faydalanma, yararlanma.
  • Faydalanma.
  • Faydalanma.
  • Faydalanma.

istifade etme

  • Faydalanma.

istifade etmek

  • Faydalanmak, yararlanmak.

istifade-bahş

  • Fayda bahşeden, veren.

istifadeten / istifâdeten

  • Faydalanarak.
  • Faydalanma bakımında.

lağv / lâğv

  • Faydasız, boş.

levha-i hikmet

  • Faydalı bilgi tablosu.

mahbub-u ligayrihi / mahbub-u ligayrihî

  • Faydalarından veya başkası sebebi ile sevilen. Dolayısı ile sevilen.

malaya'niyyat / mâlâya'niyyât

  • Faydasız boş sözler, boş konuşmalar, faydasızlık.

malayani / mâlâyanî

  • Faydasız, boş, saçma.

malayaniyat / mâlâyanîyât

  • Faydasız şeyler.

maslahat / مَصْلَحَتْ

  • Fayda, gaye.
  • Fayda, iş.
  • Fayda.

maslahatdar / maslahatdâr

  • Faydalı.

maslahaten

  • Faydaca.
  • Fayda ve yarar gereği.

maslahatkar / maslahatkâr

  • Faydalı.

maslahatkarane / maslahatkârâne

  • Faydalı biçimde.
  • Faydalı ve yararlı bir şekilde.

maslahatsız

  • Faydasız, gayesiz.

medar-ı faide

  • Faydaya sebep.

medar-ı istifade

  • Faydalanma vesilesi.

mefad

  • Fayda vermek.

menfaat

  • Fayda, çıkar.
  • Fayda. Kâr. Gelir. İhtiyaç karşılığı olan şey.

menfaatbahş

  • Faydalı, yararlı. Menfaat ve fayda veren. (Farsça)

menfaatsiz

  • Faydasız.

menfaattar

  • Faydalı, yararlı.

menfeat

  • Fayda, çıkar.

meta' / metâ'

  • Faydalanılan şey.

mevadd-ı nafia / mevadd-ı nâfia

  • Faydalı maddeler.

müfid

  • Faydalı, yararlı.

müstefid / müstefîd

  • Faydalanan.
  • Faydalanan, yararlanan.

müstefidane

  • Faydalanarak, istifade ederek. (Farsça)

nafi / nâfî

  • Faydalı.

nafi' / nâfi' / نَافِعْ

  • Faydalı.

nafia / nâfia

  • Faydalı olan.

nef

  • Fayda.

nef'

  • Fayda, yarar.

nefean

  • Faydalı olarak.

riayet-i mesalih ve intizam

  • Fayda ve düzenliliğin gözetilmesi, onlara riayet edilmesi.

salih amel / sâlih amel

  • Faydalı, yararlı iş; dinin emir ve yasaklarına uygun davranış.

talih

  • Faydasız, yaramaz iş. (Kısmet ve kader mânasında: Bak: Tâli')

tamimen lilfaide / tâmimen lilfâide

  • Faydalanmayı genelleştirme.

temti'

  • Faydalandırma, kâr ettirme.

tiryak-ı nafi / tiryak-ı nâfi

  • Faydalı, tedavi edici ilaç.

umur-u nafia / umur-u nâfia

  • Faydalı işler.

uzv-u nafi / uzv-u nâfi

  • Faydalı uzuv, organ.

uzv-u nafi' / uzv-u nâfi' / عُضْوِ نَافِعْ

  • Faydalı uzuv.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR