LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te ez kelimesini içeren 83 kelime bulundu...

ahkam-ı ezeliyye / ahkâm-ı ezeliyye

  • Ezelî hükümler, başlangıcı bilinmeyen hükümler.

azab / azâb

  • Eziyet, işkence.

azdad / azdâd

  • Ezdâd. Zıd olan şeyler.

bang-i nemaz

  • Ezan. (Farsça)

camiü'l-ezher

  • Ezher Üniversitesi.

cefa / cefâ / جَفَا

  • Eziyet, sıkıntı.
  • Eziyet.
  • Eziyet.

cefa-keş

  • Eziyete dayanan, cefa çeken, acıya katlanan. (Farsça)

cefakar / cefakâr / cefâkâr

  • Eziyet çeken.
  • Eziyet çeken.

cemal-i ezeli / cemâl-i ezelî

  • Ezelî ve sonsuz güzellik sahibi olan Allah.

cevir

  • Eziyet.

cevr

  • Ezâ, eziyet, haksızlık, sitem.

cevr ü zulm

  • Ezâ ve zulüm.

dad-ı ezel / dâd-ı ezel

  • Ezelî bağış, lütuf ve ihsan.

ebluç

  • Ezilmiş tozşekeri. Nebat şekeri. (Farsça)

elhamdülillah / elhamdülillâh

  • Ezelden ebede her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet Allah'a mahsustur.

emr-i ezeli / emr-i ezelî

  • Ezelî olan Allah'ın emri.

eşşükrü lillah / eşşükrü lillâh

  • Ezelden ebede bütün şükürler ancak Allah'adır.

ezani / ezanî / ezânî / اذانى

  • Ezan ile alâkalı.
  • Ezan ile ilgili. (Arapça)

ezani saat / ezanî saat

  • Ezanın kendine göre ayarlandığı saat. Her hangi bir yerde güneşin tam gurub ettiği andan, sonraki gün aynı vakte kadar, 24 saat olmak üzere ayarlanmış saat.

ezelbeezel / ازل به ازل

  • Ezelden beri. (Arapça - Farsça)

ezeli / ezelî / ازلى

  • Ezele mensub ve müteallik. Devamlı var olup varlığının başlangıcı olmayan.
  • Ezele ilişkin. (Arapça)

ezeliyye

  • Ezele mensub, ezel ile ilgili, ezelîlik

ezeliyyet / ازليت

  • Ezellik durumu. (Arapça)

ezheri ulema / ezherî ulemâ

  • Ezher Üniversitesi âlimleri.

fakkah

  • Ezhar otunun çiçeği.

ferman-ı ezeli / fermân-ı ezelî

  • Ezelî buyruk, hükmü belli bir zamanla kayıtlı olmayan ferman.

gülbang-ı muhammedi / gülbang-ı muhammedî / گلبانگ محمدی

  • Ezan.

gülbank-i muhammedi / gülbank-i muhammedî

  • Ezan.

hafıza / hâfıza

  • Ezberleme yeteneği.

halık-ı lemyezel / hâlık-ı lemyezel

  • Ezelî, ebedî olan ve her şeyi yaratan Allah.

hayy

  • Ezelden beri hayat sahibi olan Allah.

hayyeales-salah-hayyealel-felah / hayyeales-salâh-hayyealel-felâh

  • Ezân ve ikâmet okunurken söylenen "Haydin namaza" ve "Haydin kurtuluşa" mânâsına mü'minleri kurtuluşa, seâdete sebeb olan namaza çağıran iki mübârek söz.

hezecat / hezecât

  • Ezgiler.

hıfz etmek

  • Ezberlemek.

hıfzına alan

  • Ezberleyen.

hitab-ı ezeli / hitab-ı ezelî

  • Ezele ait hitap; başlangıcı olmayan sonsuzluk âleminin hitabı; Allah'ın sözü.

hitabat-ı ezeliye / hitâbât-ı ezeliye

  • Ezelî hitaplar; başlangıcı olmayan sonsuz varlığın sahibi Allah'tan gelen hitaplar, mesajlar, seslenişler.

huffaz

  • Ezberleyiciler, Kur'ân'ı ezbere bilenler.

hutbe-i ezeli / hutbe-i ezelî

  • Ezelden gelen hutbe.

ibdad / ibdâd

  • Ezân-ı Muhammedî okunduğu zaman, her işi terk edip, cemâatle namaz kılmağa gitmek.

in'isar

  • Ezip sıkma, sıkıştırma, suyunu çıkarma.

incizab-ı muhabbet-i şems-i ezel

  • Ezel Güneşi olan Cenâb-ı Allah'ın sevgisinin çekiciliği, cazibesi.

inhiyaş

  • Ezilip büzülme, sıkılma, çekinme.

kader-i ezeli / kader-i ezelî

  • Ezelî kader; Allah'ın ezelî ilmi ile kâinatta olmuş ve olacak herşeyi bilip takdir etmesi.

kàdir-i kayyum / kàdir-i kayyûm

  • Ezelden ebede kadar bütün varlıkları ayakta tutan sonsuz kudret sahibi, Allah.

kelam-ı ezeli / kelâm-ı ezelî

  • Ezelî, zaman üstü söz.

kelam-ı kadim / kelâm-ı kadîm

  • Ezelî yâni başlangıcı olmayan söz, kelâm; Kur'ân-ı kerîm.

kudret-i ezeliye

  • Ezelî olan Allah'ın kudreti, güç ve kuvveti.

mahbub-u ezeli / mahbub-u ezelî

  • Ezelî Sevgili; bütün yaratılmışlar tarafından çok sevilen ve varlığı ezelî olan Allah.

makhur

  • Ezilen, kahrolan, mağlup.

maslahat-ı ezaniye / maslahat-ı ezâniye

  • Ezandaki maslahat, gaye, maksat.

meşak / meşâk

  • Eziyetler, sıkıntılar.

meşakk / meşâkk

  • Eziyetler. Sıkıntılar. Meşakkatler. Mihnetler.

mi'zene

  • Ezan okunacak yer.

min-el ezel

  • Ezelden beri.

misak-ı ezeliye / misâk-ı ezeliye

  • Ezelde gerçekleşen sözleşme; bütün ruhların kendilerini yaratan Allah'a iman ve emirlerini yerine getireceklerine dair yaptıkları yemin.

mü'zi

  • Ezâ veren, eziyet eden.

muazzeb

  • Eziyet çeken, azap içinde bulunan. Sıkıntıda kalan.
  • Eziyet çeken.

muazzep

  • Eziyet çeken, sıkıntı gören.

müezzin

  • Ezân okuyan kimse.
  • Ezan okuyan.
  • Ezan okuyan.

mükaleme-i ezeliye / mükâleme-i ezeliye

  • Ezeli konuşma, söyleşme.

mürid / مُرِيدْ

  • Ezelden irade eden (Allah).

müteezzi / müteezzî / متأذی

  • Ezâ duyan. Üzgün, incinen. Cefa gören.
  • Eziyet çekmiş, eza görmüş. (Arapça)
  • Müteezzi etmek: Acı çektirmek. (Arapça)

mütekellim-i ezeli / mütekellim-i ezelî

  • Ezelî kelâm sıfatına sahip olan ve konuşması, hiçbir varlığın konuşmasına benzemeyen Allah.

nağme / nâğme / نغمه

  • Ezgi.
  • Ezgi, melodi. (Arapça)

nakkaş-ı ezeli / nakkaş-ı ezelî

  • Ezeli Nakkaş. Ezeli olup her şeyin nakşını yapan. Allah (C.C.)

pamal / pâmâl / پامال

  • Ezilmek, çiğnenmek. (Farsça)
  • Pâmâl olmak: Ezilmek, çiğnenmek, ayaklar altında kalmak. (Farsça)

şahid-i ezeli / şâhid-i ezelî

  • Ezelden beri bütün zamanları ve herşeyi gören ve herşeye şahid olan Allah.
  • Ezelden ebede her şey nazar-ı şuhudunda olan Cenab-ı Hak.

sahik

  • Ezip döğen.

sani-i kadim / sâni-i kadîm

  • Ezelden beri var olan ve varlıkları sa'natlı bir şekilde yaratan Cenâb-ı Allah.

satvet

  • Ezici kuvvet.

şems-i ezel ve ebed

  • Ezelden ebede kadar bütün varlık âlemini aydınlatan Allah.

şems-i ezel ve ebed sultanı

  • Ezel ve ebedin sultanı olan Güneş; bu tabir ezelden ebede kadar bütün varlık âlemini aydınlatan Allah için bir benzetme olarak kullanılır.

şems-i ezeli / şems-i ezelî / شَمْسِ اَزَل۪ي

  • Ezelî Güneş; bütün varlıkları yokluk karanlığından varlık aydınlığına çıkaran ve onlara hayat veren Allah.
  • Ezelî güneş (Allah).

şems-i ezeliye / شَمْسِ اَزَلِيَه

  • Ezelî Güneş; bu tabir ezelden beri bütün varlıkları aydınlatıp hayat veren Allah için bir benzetme olarak kullanılır.
  • Ezelî güneş (Allah).

sıfat-ı ezeliye alemi / sıfât-ı ezeliye âlemi

  • Ezelden beri Allah'ın zatında bulunan nitelikler âlemi.

sude

  • Ezilmiş, dövülmüş. Sürmüş, sürülmüş. (Farsça)

taziyane / tâziyâne

  • Eziyet edercesine.

te'ziye

  • Eziyet etme, cefa çektirme.

tercüme-i ezeliye

  • Ezelî tercüme; başlangıcı olmayan sonsuz varlık sahibi Allah'tan gelen tercüme.

teshik

  • Ezme, dövme, döğerek ezme.

vesile-i azap

  • Eziyete sebep olan.

zemzeme

  • Ezgili, nağmeli ses.