LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Osmanlıca - Türkçe Sözlük'te evsa ifadesini içeren 55 kelime bulundu...

cevsak

  • Kasr, köşk, konak.

evsa'

  • Daha geniş. Çok vasi'.

evşab

  • Aşağılık kimse, âdi ve rezil kişi. Ayak takımı.

evsaf / evsâf / اوصاف

  • Vasıflar, özellikler.
  • Vasıflar, özellikler.
  • (Tekili: Vasf) Vasıflar, sıfatlar.
  • Vasıflar, özellikler.
  • Vasıflar.
  • Vasıflar, özellikler. (Arapça)

evsāf / اَوْصَافْ

  • Vasıflar.

evsaf u şerait / evsâf u şerâit

  • Vasıflar ve şartlar.

evsaf ve şuunat-ı rabbaniye / evsâf ve şuûnât-ı rabbâniye

  • Cenâb-ı Hakkın yüce sıfatları ve terbiye edicilikle ilgili nitelikleri.

evsaf-ı adiye / evsâf-ı âdiye

  • Normal, sıradan vasıflar, nitelikler.

evsaf-ı aliye / evsâf-ı âliye

  • Yüce vasıflar, özellikler.

evsaf-ı azamet ve celal / evsaf-ı azamet ve celâl

  • Alah'ın haşmet, yücelik ve büyüklüğünü gösteren sıfatlar.

evsaf-ı celal ve cemal / evsâf-ı celâl ve cemâl

  • Cemâl ve celâl sıfatları, güzel ve haşmetli nitelikler.

evsaf-ı celaliye / evsâf-ı celâliye

  • Cenâb-ı Allah'ın haşmetine ait vasıfları.

evsaf-ı celaliye ve cemaliye / evsâf-ı celâliye ve cemâliye

  • Cenâb-ı Hakkın sonsuz güzellik ve haşmetini bildiren sıfatları.

evsaf-ı cemal / evsâf-ı cemâl

  • Cenâb-ı Allah'ın güzelliğine ait sıfatları.

evsaf-ı cemal ve celal ve kemal / evsâf-ı cemâl ve celâl ve kemâl / evsaf-ı cemâl ve celâl ve kemâl / اَوْصَافِ جَمَالْ وَجَلَالْ وَ كَمَالْ

  • Güzellik, haşmet ve mükemmellik bildiren sıfatlar.
  • Güzellik, büyüklük ve mükemmellik vasıfları.

evsaf-ı cemaliye / evsâf-ı cemâliye

  • Cenab-ı Allah'ın güzelliğine ait vasıfları.

evsaf-ı cemaliye ve kemaliye / evsaf-ı cemâliye ve kemâliye

  • Cenab-ı Allah'ın güzelliğine ve mükemmelliğine ait vasıfları, nitelikleri.

evsaf-ı cemile / evsâf-ı cemile

  • Güzel vasıflar. İyi hasletler.

evsaf-ı hakikiye / evsâf-ı hakikiye

  • Gerçek özellikler.

evsaf-ı ilahiye / evsâf-ı ilâhiye

  • Cenâb-ı Allah'ın Zâtını niteleyen yüce vasıflar.

evsaf-ı islamiye / evsâf-ı islâmiye

  • İslâmî özellikler.

evsaf-ı kemal / evsâf-ı kemâl / اَوْصَافِ كَمَالْ

  • Mükemmel vasıflar, nitelikler, sıfatlar.
  • Mükemmel sıfatlar.

evsaf-ı kemaliye / evsaf-ı kemâliye / evsâf-ı kemâliye / اَوْصَافِ كَمَالِيَه

  • Mükemmel, noksansız sıfatlar.
  • Mükemmel sıfatlar.

evsaf-ı kemaliye ve cemaliye ve celaliye / evsâf-ı kemâliye ve cemâliye ve celâliye

  • Cenâb-ı Allah'ın mükemmel, güzel ve haşmetli vasıfları, sıfatları.

evsaf-ı kudsiye / evsâf-ı kudsiye

  • Mukaddes vasıflar, sıfatlar.

evsaf-ı masume / evsaf-ı mâsume

  • Mâsum sıfatlar.

evsaf-ı mebhuse

  • Sözü edilen, bahsi geçen vasıflar, nitelik ve özellikler.

evsaf-ı muhammediye / evsâf-ı muhammediye

  • Peygamber Efendimizin (a.s.m.) vasıfları, özellikleri.

evsāf-ı mükerreme / اَوْصَافِ مُكَرَّمَه

  • İkram olunmuş, değer verilmiş vasıflar.

evsaf-ı mümtaze / evsâf-ı mümtaze

  • Seçkin ve üstün özellikler.

evsaf-ı nebeviye / evsâf-ı nebeviye

  • Peygamber Efendimizin (a.s.m.) vasıfları, özellikleri.

evsaf-ı nisbiye / evsâf-ı nisbiye

  • Kıyaslamayla olan vasıflar; diğerlerine göre diye anlatılan vasıflar.
  • Ölçü ve kıyasa göre olan vasıflar. (Sıcaklık, soğuklukla bilindiği, karanlık derecesi aydınlıkla görüldüğü gibi.) (Farsça)

evsaf-ı rububiyet / evsâf-ı rububiyet

  • Rububiyetin vasıfları, nitelikleri.

evsaf-ı sahabe / evsâf-ı sahabe

  • Hz. Peygamberi (a.s.m.) görüp onun yolundan giden Müslümanların özellikleri.

evsah

  • (Tekili: Vesah) Pislikler, murdarlıklar, kirler.

evsak

  • En çok inanılan, ziyade sağlam. Daha çok vüsuk sahibi.

evsal

  • (Tekili: Vasl) Vücuttaki mafsallar, oynaklar.

evşal

  • (Tekili: Veşl) Damla damla akan su.
  • Birbiri ardınca katar gibi peşpeşe gelen kimseler.

evsam

  • (Tekili: Vasm) Arlar, hayâlar, utanmalar.

evsan

  • (Tekili: Vesen) Putlar. Sanemler.

evsat / evsât / اوسط / اَوْسَطْ

  • Ortada olmak.
  • Vasatta olan. Orta. Orta hâlli.
  • Orta.
  • Orta, orta hâl.
  • (Tekili: Vasat) Ortalar. Vasatlar.
  • Orta, ortadaki. (Arapça)
  • Orta halde olan.

evsat yoktur

  • Ortası yoktur.

evsat-ı mufassal / evsât-ı mufassal

  • Kur'ân-ı Kerimin 86. suresi olan Tarık Suresinden 98. sure olan Beyyine Suresinin sonuna kadar olan surelerdir.

evşaz

  • Yardımcılar, tarafdarlar. Aşağılık ve ayak takımı olan kişiler.
  • Vücuttaki mafsallar, oynak yerler.

gevsale

  • Bir yaşına girmiş sığır yavrusu. (Farsça)

hadd-i evsat

  • Man: Hadd-i asgar ile hadd-i ekberden çıkartılan diğer bir hüküm veya netice. Meselâ: Âlem hâdistir. Bunu, bu dâvayı isbat için: "Çünkü: Âlem mütegayyerdir ve her mütegayyer hâdistir" dediğimizde: Âlem, "hadd-i asgar"; hâdis, "hadd-i ekber", mütegayyer, "hadd-i evsat" olur.

kemal-i evsaf / kemâl-i evsâf / كَمَالِ اَوْصَافْ

  • Vasıf ve özelliklerin mükemmelliği.
  • Vasıfların mükemmelliği.

mecma-ı evsaf-ı masume / mecma-ı evsaf-ı mâsume

  • Mâsum nitelik ve özelliklerin toplandığı yer.

mecma-i evsaf-ı masume

  • Masum sıfatların bir araya toplandığı yer.

nevşah

  • Yeni dal. (Farsça)
  • Yeni bitmiş geyik boynuzu. (Farsça)

nevsale

  • Genç. Küçük. Tâze. (Farsça)

şevsa

  • Karın içinde olan yel.

şevşat

  • Tez yürüyüşlü dişi deve.

siz misiniz şu şanlı ecdadımızla bizi rapt eden rabıtamızın hadd-i evsatı?

  • Siz misiniz şu şanlı dedelerimizle bizim aramızdaki ortak bağ ve ortak nitelik.

ta'zir-i evsat

  • İçtimai mevkileri orta hâlde bulunan kimseler hakkındaki ta'zirdir ki, hem mahkemeye bilcelb ilâm suretiyle, hem de hapis suretiyle yapılabilir.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın