LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te evlat ifadesini içeren 36 kelime bulundu...

ahiretlik / âhiretlik

  • Ahiret kardeşi. (Arapça - Türkçe)
  • Evlat edinilen öksüz. (Arapça - Türkçe)

ahmed-i rüfai / ahmed-i rüfâî

  • (Hi: 512-578) Büyük bir veliyullahtır. Pek çok kerametleri görülmüştür. İmam-ı Musa Kâzım Hazretlerinin evlâtlarından olup, dine büyük hizmetler etmiştir. (R.A.)

ahretlik

  • Ahiret kardeşi. (Arapça - Türkçe)
  • Evlat edinilen öksüz. (Arapça - Türkçe)

ahval-i şahsiye

  • Huk: Hakiki şahısların, hukuki varlıklariyle alâkalı olan hukuki durumlar. (Doğum, evlenme, boşanma, evlat edinme, ölüm hadiseleri gibi)

al / âl / آل

  • Aile. (Arapça)
  • Sülale. (Arapça)
  • Evlat. (Arapça)

bab

  • Evlat sahibi erkek. Ata, ecdat. (Farsça)
  • Gemi halatlarının bağlandığı yer. (Farsça)
  • İnşaatta ağırlıkların bindirildiği direk. (Farsça)
  • Mânevi rehber, şeyh. (Farsça)
  • Bektaşi şeyhi. (Farsça)
  • Hayırhah ve muhterem. (Farsça)
  • Daha çok zencilerde olan bir hastalık cinsi.Aile reisi babadır. Babanın hayatt (Farsça)

bekuri / bekûrî

  • İlk evlat, ilk doğan çocuk.

bekuriyyet / bekûriyyet

  • İlk evlâtlık.

benat-ür rüşde / benât-ür rüşde

  • Nikâhlı kadından doğan evlat.

beni / benî

  • Oğullar, evlâtlar, çocuklar. (Aslı: Benûn-Benîn)

bünüvvet

  • Evlâtlık, oğulluk.
  • Oğulluk, evlatlık.

çerag-çeşm

  • Evlat, çocuk, veled, insan yavrusu. (Farsça)

ciğer-guşe / ciğer-gûşe

  • Evlât, yavru. (Farsça)
  • Sevgili. Mâşuk. (Farsça)

cigerguşe / cigergûşe / جگرگوشه

  • Ciğerköşe, evlat. (Farsça)
  • Sevgili. (Farsça)

cigerpare / cigerpâre / جگرپاره

  • Ciğer parçası. (Farsça)
  • Evlat. (Farsça)

ebna-yı vatan / ebnâ-yı vatan

  • Vatan evlâtları.
  • Vatan evlatları.

evlad-ı manevi / evlâd-ı mânevî

  • Mânevî evlat.

evladiyye

  • Evlatlık, evlada mahsus.
  • Mc: Çok sağlam ve dayanıklı ev veya eşya.

ferruh-zad / ferruh-zâd

  • Mübarek evlât, uğurlu çocuk. (Farsça)
  • Hayırlı, kutlu, mübarek. (Farsça)

ferzend / فرزند

  • Evlat. (Farsça)

ferzendane / ferzendâne

  • Evlat gibi.

halef / خلف

  • Evlat, oğul. (Arapça)
  • Halef, yerine geçen, arkadan gelen (Arapça)

hayrü'l-halef

  • Hayırlı halef, hayırlı evlât.

irs

  • Mîrâs. Vefât eden bir kimsenin geriye bıraktığı terekesinden (malından) evlât ve akrabâsından sağ kalanlara düşen hisse, pay.

kelepir

  • Çok ucuz ele geçen. Zahmetsiz, ücretsiz.
  • Üvey evlât. Evlâtlık.

kerime

  • Kız evlat.
  • Kız evlat.

mahasal-ı ömr / mâhasal-ı ömr

  • Evlât. Çocuk.
  • Hayat boyunca çalışılarak vücuda getirilen eser veya elde edilen şey.

mahdum

  • Oğul, evlat.

mahdumiyet

  • Mahdumluk, oğulluk, evlâtlık.
  • Efendilik.

meyve-i dil

  • "Gönül meyvesi": Evlât, çocuk.

nahalef / nâhalef / ناخلف

  • Hayırsız evlat. (Farsça - Arapça)

necl

  • (Çoğulu: Encâl) Oğul, evlât, çocuk.
  • Kuşak, nesil, sülâle.
  • Atmak.
  • Ayak ucuyla vurmak.
  • İstihrac etmek, meydana çıkarmak.
  • Yerden çıkan su.

sancak beyi

  • Eyalet teşkilâtıyla timar usulünün cari olduğu zamanlarda beş on kazalık yerin mutasarrıfı ile sipahisinin kumandanına verilen addır. Osmanlıların ilk zamanlarında beylere yahut hükümdar evlâtlarına has olarak verilen mıntıkalara "Sancak" denilir, bu sancaklara tasarruf edenlere de "Sancak Beyi" adı

tebenni / tebennî

  • Evlât edinme.
  • Evlat edinme.

veled-i manevi / veled-i mânevî

  • Mânevî evlat.

zade / zâde / زاده

  • Doğmuş. (Farsça)
  • Evlat. (Farsça)

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın