LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te etlendirme ifadesini içeren 73 kelime bulundu...

cimnastik

  • yun. Vücud organlarını alıştırıp kuvvetlendirmek için yapılan idman. Beden terbiyesi.

derece-i in'am

  • Nimetlendirme derecesi.

erba'in / erba'în

  • Kırk günlük riyâzet. Maddî bağları azaltıp, mânevî tarafı kuvvetlendirmek ve kalb aynasını parlatmak için, tasavvuf büyükleri tarafından konan usûllerden biri; kırk gün az yemek, az içmek, az konuşmak, çok ibâdet etmek. Buna çile de denir.

eser-i in'am / eser-i in'âm

  • Allah'ın nimetlendirmesinin eseri, sonucu.

fiil-i terbiye ve in'am / fiil-i terbiye ve in'âm

  • Terbiye etme ve nimetlendirme fiili.

haşm

  • İncitmek.
  • Gadaplandırmak, hiddetlendirmek.

idhaş

  • Korkutma, dehşet verme, dehşetlendirme.

ıdtıla'

  • Kuvvetlendirmek.

ifaza

  • (Feyz. den) Bereketlendirmek. Feyz vermek. Bol bol dağıtmak ve akıtmak. Taşıp yayılmak.
  • Feyiz verme, bereketlendirme.

ifaza-i nur / ifâza-i nur

  • Nurla feyizlendirme ve nimetlendirme.

ifaze / ifâze / افاضه

  • Taşma. (Arapça)
  • Bereketlendirme. (Arapça)

igra

  • Rağbetlendirmek. Teşvik etmek. Hırsını tahrik etmek.

igzab

  • (Gazab. dan) Gazaba getirme, hiddetlendirme, kızdırma, öfkelendirme.

ihya / ihyâ

  • Vaktini ibâdet ve iyi işler yaparak geçirmek, kıymetlendirmek.
  • Ölüleri diriltmek.

ihya etmek / ihyâ etmek

  • Canlandırmak, kuvvetlendirmek.

ihya-yı din / ihyâ-yı dîn / اِحْيَايِ دِينْ

  • Dini canlandırma, kuvetlendirme.

ikad

  • Kuvvetlendirme, sağlam kılma.

in'am / in'âm

  • Nimetlendirme.

in'amat / in'âmât

  • (Tekili: İn'am) Yardım ve inayetler, meded vermeler. Nimetlendirmeler.
  • Nimetlendirmeler.

in'amperver / in'âmperver

  • Nimetlendirmeyi seven.

inam / inâm

  • Nimetlendirme.

inamat / inâmât

  • Nimetlendirmeler.

inamperver / inâmperver

  • Nimetlendirmeyi seven.

inaş

  • Hareketlendirme.

irtibal

  • Bir malı çoğaltma. Bereketlendirme.

iş'al

  • Şulelendirmek. Yaymak, alevlendirmek. Tutuşturmak. Parlatmak. Şiddetlendirmek.

istismar

  • Menfaatine âlet etmek. İşletmek.
  • Kıymetlendirmek. Sömürmek.

itham

  • Kabahatli görmek. Suç isnad etmek. Töhmetlendirmek. Kabahatli görünmek. Töhmetli olmak.

iyad

  • Kuvvetlendirme, takviye etme.
  • Takviye eden âlet.

ıztımar

  • Atı, idman yaptırarak yola dayanabilecek şekilde kuvvetlendirme.
  • İnce belli olma.

kut

  • Yaşatacak gıda, rızık.
  • Kuvvetlendirmek.

şedde

  • Kur'an-ı Kerim okurken tek sessiz harfin iki defa okunmasına yarayan işaret.
  • Seğirtmek. Yürümekle şiddet göstermek. Bir şeyi kuvvetlendirmek, sağlamlaştırmak.

ta'bir

  • (Tâbir) İfade, anlatma. Söz. Mânası olan söz. Deyim.
  • Terim.
  • Rüya yorma. (Ubur. dan) Herhangi bir şeyden ve hâdiseden, başka bir hak ve faydalı mânaya geçmek, intikal etmek ve ibretlendirmek ve ders almak.

taamı teksir

  • Yemeği çoğaltma, yiyeceği bereketlendirme.

tagyiz

  • (Gayz. dan) Hiddetlendirme, kızdırma, öfkelendirme.

tahkim

  • Hakem tayin etmek. Hâkim nasbeylemek.
  • Kuvvetlendirme. Sağlamlaştırmak, kavileştirmek.
  • Birisini fesattan men'eylemek.
  • Mahkemede hasmın dâvalarının açıkça belli olması için hâkimi değiştirmek.
  • Hakem tayin etme, kuvvetlendirme.

tahmiş

  • Tırmalamak.
  • Hiddetlendirmek.

tahrik

  • Hareketlendirme, kışkırtma.

tahşid

  • Kuvvetlendirme, destekleme.
  • Yığma, biriktirme, destekleme, kuvvetlendirme.

takviye / تقویه / تَقْوِيَه

  • Kuvvetlendirmek.
  • Kuvvetlendirilmek.
  • Kuvvetlendirme.
  • Kuvvetlendirme, destekleme.
  • Kuvvetlendirme. (Arapça)
  • Takviye edilmek: Kuvvetlendirilmek, desteklenmek. (Arapça)
  • Takviye etmek: Kuvvetlendirmek, desteklemek. (Arapça)
  • Kuvvetlendirme.

takviye etme

  • Kuvvetlendirme, güçlendirme.

takviye-i iman

  • İmanı takviye etme, kuvvetlendirme.

takviye-i rahmet

  • Rahmet takviyesi, rahmetle kuvvetlendirme.

takviyet / تقویت

  • Kuvvetlendirme. (Arapça)

tallahi

  • Anlamı kuvvetlendirme için vallahi ve billahiden sonra söylenen yemin sözü.

tan'im

  • Nimet vermek, nimetlendirmek.

tarsif

  • Birbirine bitiştirip kuvvetlendirme, sağlamlaştırma.

tartib

  • Islatma, rutubetlendirme. Islatılma.
  • Tâzelik verme.
  • Hoşlandırılma.
  • Hurmanın rutubetli olması.

te'kid

  • Kuvvetlendirme, sağlamlaştırma.
  • Üsteleme. Bir iş için evvelce yazılan bir yazıyı tekrarlama.
  • Kuvvetlendirme.

te'yid

  • Kuvvetlendirme.
  • (Çoğulu: Te'yidât) Kuvvetlendirme. Sağlamlaştırma. Metânet verme.
  • Doğrulama, doğru çıkarma. Destekleme.
  • Kuvvetlendirme. Sağlamlaştırma.

tefnik

  • Nimetlendirmek.
  • Naz.
  • Beslemek.

tehannün

  • Merhametle nimetlendirme.

tekid / tekîd

  • Kuvvetlendirme.
  • Sağlamlaştırma, kuvvetlendirme.

tekit

  • Pekiştirme, kuvvetlendirme.

tekrir

  • Tekrar etme, bir daha yapma, söyleme, tekrarlama.
  • Edb: Sözün tesirini kuvvetlendirmek için bir sözü bile bile tekrar etme san'atı.
  • Tecvidde: Harf okunduğu zaman dilin sürçmesine denir. Râ harfine âid olan bir sıfattır. Buna mükerrir harfi de denir.

telhim

  • (Lâhm. dan) Etlendirme, semirtme.

telziz

  • Lezzet verme. Tatlandırma. Lezzetlendirme.
  • Lezzetlendirme.

ten'im

  • Nimetlendirmek. Bolluk içinde olmak. Rahat ve refah kılmak.
  • "Neam" diye cevap vermek.

tes'id

  • Tebrik etme, saadetlendirme.
  • Sevinç ve sürur ile bayram yapma.

teşci / teşcî

  • Cesaretlendirme, teşvik etme.

teşçi etme / teşçî etme

  • Teşvik etme, cesaretlendirme.

teşci etmek

  • Cesaretlendirmek.

teşci' / teşcî' / تَشْج۪يعْ

  • Cesâretlendirme.

teşdid / teşdîd / تشدید

  • Şiddetlendirme, sağlamlaştırma, kuvvet verme.
  • Gr: Harfi iki defa okuma. Harfi şeddeli okumak.
  • Şiddetlendirme.
  • Şiddetlendirme.
  • Şiddetlendirme, sağlamlaştırma, kuvvet verme, güç verme.
  • Şiddetlendirme, arttırma, çoğaltma. (Arapça)
  • Teşdîd etmek: Şiddetlendirmek. (Arapça)

teşdid etmek

  • Şiddetlendirmek.

teşdit

  • Şiddetlendirme, artırma.

teşhis

  • Şahıslandırma. Şekil ve suret verme. Seçme, ayırma, ne olduğunu anlama. Tanıma.
  • Hastalığın ne olduğunu anlayıp bilmek.
  • Edb: Canlılandırmak, suretlendirmek.
  • Eşyaya şahsiyet vermek.

teşkil

  • Vücud vermek. Suretlendirmek. Şekil vermek. Meydana getirmek.
  • Atın iki önayağı ve art ayağının birisinin beyaz olması.

teşyi'

  • Uğurlamak. Gideni selâmetlemek. Yolcu etmek.
  • Cesaretlendirmek.

teyid

  • Destekleme, kuvvetlendirme.

têyid

  • Destekleme, kuvvetlendirme.

teznim

  • Nişan ettirmek, işaretlendirmek.

yemin / yemîn

  • Sözü Allah'ı (C.C.) zikrederek kuvvetlendirmek. Kasem.
  • El tutuşarak, Allah'a bağlılıklarını bildirerek, Allah'a ve birbirlerine söz vererek ahitleşmek.
  • Mübarek.
  • Sağ taraf, sağ el.
  • Kuvvet. Bir haberi yâhut bir işi yapma veya yapmama husûsundaki azmi, iddiâyı (sözü); vallahi, tallahi şeklinde, Allahü teâlânın ism-i şerîfini anarak veya dînin izin verdiği sözlerle kuvvetlendirmek.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın