LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te enni ifadesini içeren 36 kelime bulundu...

amal-i sermedi / âmâl-i sermedî

  • Sermediyete âit arzu ve emeller. Cennete, ebediyyete dâir dilek ve temenniler.

asa / asâ

  • (Fiil veya harftir) Ümid veya korku bildirir. Şek ve yakin manalarına delalet eder; (ola ki, şayet ki, meğer ki, olur, gerektir) manalarına gelir. Ekseri, (lâkin) (leyte) mânasına temenni için kullanılır. Hitab-ı İlahî kısmında yakîn ve vücubu ifade eder.

cezm

  • (Cezim) Kat'î karar. Yemin. Kararlaştırmak.
  • Kesmek.
  • Niyet. Tahmin. Takdir.
  • İlzam.
  • İcâbe.
  • Gr: Arabçada kelime sonundaki harfi sâkin okumak. Kur'ân-ı Kerim okurken harfleri yerlerine vaz'edip mahrecinden çıkarırken tâne tâne, fesahat, beyan ve teenni ve

dakaik-ı fenniye

  • İlmî incelikler. Fennin ince ve güç anlaşılan noktaları. (Farsça)

direng

  • Gecikme, yavaşlık, teenni, teahhur. (Farsça)
  • Dinlenme, karar, istirahat, aram. (Farsça)

emani / emanî

  • Temenniler, arzular, istekler.

enaet

  • Acele etmeyip teenni üzere olmak. Yavaş hareket.

helhele

  • Okuyucunun tesirli nağmeyi tekrar etmesi.
  • Unu seyrek elekten elemek.
  • Teenni ile encamını beklemek.
  • Bir şeye pek yaklaşıp çatmak.

hevn

  • Kolaylık, sühulet.
  • Vakar. Teenni.
  • Sükunet. Sekine. Rıfk.
  • Ufak şey. Hor ve zelil olmak.

igtibat

  • Refahlı, sürurlu ve zengin olmayı temenni etmek.

intikad

  • İyi bilineni kötülemek.
  • Seçip ayırdetmek.
  • Kalp parayı gerçeğinden ayırmak.
  • Tenkid.
  • Fenni veya edebi eserlerin tarafsız bir nazarla incelenmesi sonunda fikir ileri sürülmesi.

kaide

  • Esas. Temel. Düstur. Nizam. Yol. Ayaklık.
  • Dip taraf.
  • Bir şeyin meydana gelmesine şart ve düstur olan husus.
  • Bir ilim ve fennin düsturlarından her biri.
  • Fık: Hayızdan ve çocuktan kesilmiş kadın.

lebbeyk

  • Hac, umre veya her ikisini yapmak üzere niyyet ederken yâni ihrâma girerken başlayıp, Mina'da Cemre-i akabede (büyük cemrede) şeytan taşlanırken atılan ilk taşla söylemesi son bulan mübârek sözler: Lebbeyk Allahümme lebbeyk, lebbeyk lâ şerîke leke lebbeyk innelhamde venni'mete leke vel-mülke

lev

  • Gr: (Şart edâtı) Dahâ ziyade, olsa bile (manâsına gelir.) "İnne" gibi mâzi mânâsını muzariye çevirmeyip aksine muzâriyi de mâziye çevirir. Temenni edâtı ve vasıl edâtı olur. Meselâ : Lev-câe Aliyyun leraeytühu: Ali gelse idi, elbette görürdüm.

medaris

  • Medreseler. Ders okunan yerler. Talebe-i ulumun ikametgâhları. Din, imân, ahlâk dersi ve fenni ilim okutulan ve aynı zamanda talebenin ikamet ettiği mektebler.

müfennen

  • İlim hâline, fenni şekle gelmiş olan. Fennileşmiş.

mühlet

  • Vakit. Bir işi bir zaman için geri bırakmak.
  • Rıfk ve teenni ile meydan vererek tutmak.

münye

  • Arzu edilen, istenilen şey. Maksad. Temenni olunan.

mütedenni

  • Tedenni eden, gerileyen, aşağılanan.

müteenni

  • (Eny. den) Temkinli. Teenni eden. Ağır davranan.

mütefenninane / mütefenninâne

  • Mütefennin olan kimseye yakışır surette. (Farsça)

mütemehhil

  • Teenni ve sükûn üzere olup acele etmeyen.
  • Zamana muhtaç, büyüyüp gelişmesi belli bir zaman içinde olan şey, tedric kanununa tabi olan.

mütemenna

  • İstenilen, temenni olunan.

mütemenni

  • Temenni eden, isteyen.

müterennimin / müterennimîn

  • (Tekili: Müterennim) Güzel sesle yavaş yavaş şarkı söyliyenler.

niguhah / niguhâh

  • Hayır temenni eden, iyilik isteyen. (Farsça)

rüsuh

  • İlim ve fennin derinliğine vukufiyet. Sağlamlık. Devamlılık. Yerinde, sağlam, sâbit ve devamlı olmak.
  • Meharet, meleke.

tedenni / tedennî / تدنى

  • Gerileme, alçalma, düşüş. (Arapça)
  • Tedennî etmek: Gerilemek, alçalmak. (Arapça)

tedenniyat / tedenniyât

  • (Tekili: Tedenni) Gerilemeler, tedenniler, aşağılamalar.

tekarüb

  • Birbirine yaklaşma. Birbirine yakın gelme.
  • Tedenni etme.

temehhül

  • Takdim etmek. Hayırda takaddüm etmek. İşinde acele etmemek. Teenni.

temenni / temennî / تمنى

  • İstek, arzu. (Arapça)
  • Temennî edilmek: Arzu edilmek. (Arapça)
  • Temennî etmek: Arzu etmek. (Arapça)

temenniyat / temenniyât

  • Temenniler, dilekler, istekler.
  • (Tekili: Temenni) Temenniler, dilekler, istekler.

terfie

  • Dirlik düzenlik temennisinde bulunma.
  • Sevindirme.

tüede

  • Teenni etmek, acele etmeyip akıllıca davranmak.
  • Mühlet vermek.

ulema-i ilm-i huruf

  • Kur'anın bir harfinden, bir sahife kadar esrar bulduklarını söyleyen ve dâvalarını, o fennin ehline isbat edenler.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın