LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te emi kelimesini içeren 64 kelime bulundu...

akrad

  • Emir, bey.

aminen / âminen / آمنا

  • Emin olarak. (Arapça)

amiral

  • Emir-ül bahr, Emir-ül-mâ. Bahriye kumandanı, kaptan. Deniz generali.

behkeşe

  • Emir ve işde çabukluk, bir işi acele yapma.

bende-i ferman / bende-i fermân

  • Emir kulu, ferman kölesi.

bi-emani / bî-emanî

  • Emin olmamak. Emniyetsizlik.

defter-i kavanin-i emriye / defter-i kavânin-i emriye

  • Emir kanunları defteri, talimatname.

direktif

  • Emir.

eman / emân

  • Eminlik, korkusuzluk.

emaret

  • Emirlik. Bir emir veya bey veya prensin idaresinde olan memleket.

emir ısdar edilmek: / emir ısdâr edilmek:

  • Emir çıkartılmak. (Arapça - Türkçe)

emir tahtına

  • Emir altına.

emir tahtında

  • Emir altında.

emirber / اَمِرْبَرْ

  • Emir dinleyen.
  • Emir dinler.

emirname / emirnâme

  • Emir yazısı.
  • Emir yazısı.

emn

  • Eminlik, güvenlik.
  • Eminlik, korkusuzluk.
  • Eminlik. Korkusuzluk. Emniyet. Bir şeye itimad etmek. İnsanda doğruluk ve imandan ileri gelen yüksek bir meleke ve kabiliyet. Rahatlık.

emn ü asayiş / emn ü âsâyiş

  • Eminlik ve rahatlık, korkusuzluk, tehlikesizlik, güvenlik.

emr

  • Emir, buyruk.

evamir / evâmir / اوامر

  • Emirler, emredilenler, vazifeler.
  • Emirler.
  • Emirler.
  • Emirler.
  • Emirler, buyruklar. (Arapça)

evamir u nevahi / evâmir u nevâhî

  • Emirler ve yasaklar.

fedakil

  • Emirlerin büyükleri.

ferman

  • Emir. Tebliğ. (Farsça)
  • Emir, buyruk, padişah tarafından verilen yazılı emir.

fermanber / fermânber / فَرْمَانْبَرْ

  • Emir dinler.

hizmet

  • Emir dinleyip iş görme.

imaret

  • Emirlik. Beylik.

in'isan

  • Emin ve muhafazalı bulunma.

itaat muhtel

  • Emir çiğnenmiş, ihlâl edilmiş, emre uyulmamış.

itaatli

  • Emirlere uyan.

itmi'nan / itmi'nân

  • Emin olma, tereddütsüz inanma.
  • Emin olma, güvenme. Kalbin mutmain olması. Gönülden inanma.

itminan / itminân / itmînân / اطمينان

  • Emin olma, kanaat sahibi olma.
  • Emin olma, kendine güvenme. (Arapça)

kanun-u emir

  • Emir kanunu; Allah'ı Kudret sıfatının bir tecellisi olan kanun.

kānun-u emri / kānûn-u emrî / قَانُونُ اَمْر۪ي

  • Emir âleminden gelen kanun.

kitab-ı emir ve davet

  • Emir ve davet kitabı.

kitab-ı emr ü davet / kitab-ı emr ü dâvet

  • Emir ve dâvet kitabı.

mahluk-u musahhar / mahlûk-u musahhar

  • Emir altında bulunan ve kendinden istenilen şeyleri yerine getiren yaratık, varlık.

masuniyet

  • Eminlik, sağlamlık, muhafaza altında bulunmak, dokunulmazlık.

me'mur

  • Emir almış, bir işle vazifelendirilmiş kimse, emrolunan.
  • Emir ile hareket eden. Emir altında olan. Vazifeli. Kendi istediği gibi olmayıp başka emre göre çalışan. Bir emir alan. Bir işe tâyin olunmuş adam.

mêmun / mêmûn

  • Emin, korkusuz.

mêmur / mêmûr

  • Emir altında olan.

memuriyet

  • Emir altında olma.

mendubiyet

  • Emir olmadığı halde, yapılması hayır ve sevap olan işler.

musahhar / مسخر

  • Emir altında, esir alınan.
  • Emir altına alınmış.

musahharane

  • Emir altında gibi.

musahhariyet

  • Emir altındaymışcasına.

nesh

  • Emir ve yasaklarla ilgili şer'î (dînî) bir hükmün, ondan sonra gelen şer'î bir delîl (hüküm) ile kaldırılması, yürürlülük zamânının sona erdiğinin haber verilmesi, açıklanması. Hükmü kaldırılan delîle, nâsih; kaldırılan hükme mensûh denir.

nota / نُوطَه

  • Emir ve istek bildiren yazı, kısa hatırlatma yazısı.

sabr

  • Emirleri yapmakta, yasaklardan sakınmakta, başa gelen belâ ve musîbetlere tahammül etme, katlanma.

siga-i emir

  • Emir kipi, kalıbı.

suret-i emir

  • Emir şekli.

süyum

  • Emin, mahfuz.

taht-ı emir / تَحْتِ اَمِرْ

  • Emir altı.

taksim-i umur / taksim-i umûr

  • Emirlerin ve işlerin taksimi.

te'min / te'mîn / تَأْم۪ينْ

  • Emîn kılma, sağlama.

tercüman-ı evamir / tercüman-ı evâmir

  • Emir ve buyrukların tercümanı.

tesaruf

  • Emir ve hükmetme.

teshir

  • Emir altında tutma.

teşri'-i evamir

  • Emirleri, işleri şeriata göre yürütme, idare etme, işleri şeriata uygun kılma.

ulü'l-emr

  • Emir sahipleri, buyruk sahipleri, kadılar, idareciler, yöneticiler.

ülü'l-emr

  • Emir sâhibleri. Devlet başkanı ve onun vazîfe verdiği kimseler veya İslâmiyet'in emir ve yasaklarını insanlara öğreten ve anlatan âlimler.

ulül'emr

  • Emir verenler, idareciler.

ümena

  • Emin kimseler. Eminler. Emniyet sahibleri.

ümera / ümerâ / امرا

  • Emirler, beyler, yöneticiler.
  • Emirler, beyler.
  • Emirler. (Arapça)

ümman

  • Emin kimse. Emniyetli kişi.

veliyyü'l-emir

  • Emir veren, emir sahibi olan.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın