LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te eklemek ifadesini içeren 41 kelime bulundu...

divan durmak

  • Huzurda hazır olarak beklemek.

fi sebilillah / fî sebilillah

  • Allah yolunda, karşılık beklemeksizin.

gar

  • (Ger) Kelimeye eklemekle nisbet veya fâillik mânası verilir. Yapan, yapıcı mânasınadır. (Farsça)

helhele

  • Okuyucunun tesirli nağmeyi tekrar etmesi.
  • Unu seyrek elekten elemek.
  • Teenni ile encamını beklemek.
  • Bir şeye pek yaklaşıp çatmak.

hıkd

  • Kin, buğz, adâvet.
  • İntikam almak için fırsat beklemek.

i'tikaf / i'tikâf

  • İbâdet niyetiyle câmide bir müddet bulunmak. Îtikâf, nezr (adak) olursa vâcib, Ramazan ayının son on gününde sünnet, bunların dışında herhangi bir zamanda namaz kılmayı beklemek, göz-kulak günâh işlemesin niyetiyle mescidde bulunmak ise müstehâbdır (sevâbdır). Îtikâfa girene mü'tekif denir.

iddet-i eşhür

  • Ay hesabıyla iddet beklemek. Boşanma tarihinden itibaren hür ise üç ay, cariye ise birbuçuk ay bekler.

ilave

  • İlave etmek: Eklemek.

ilhak / ilhâk

  • İlâve etmek, eklemek. Katmak.
  • Eklemek, ilave etmek.

intizar / intizâr / انتظار

  • (Nazar. dan) Gözlemek. Ümidederek beklemek.
  • Bekleme, bekleyiş. (Arapça)
  • İntizâr etmek: Beklemek. (Arapça)

intizar etmek

  • Beklemek.

istibda

  • (İstibra') Ayırmak. Uzak etmek.
  • Küçük abdest bozduktan sonra idrardan temizlenmek, sidik eserinin tamâmen kesilmesini beklemek.
  • Nikâhla alınan dul bir kadının gebe olmadığına kanaat getirmek için, kadın bir âdet görünceye kadar beklemek.

istibra / istibrâ

  • Küçük abdestten sonra idrarın iyice kesilmesini beklemek.

istimaha

  • Birisinden hayır ummak. İyilik ve şefaat beklemek.

mikati / mikatî

  • Hacc mevsimini beklemek üzere Mekke-i Mükerreme'de kalan kimse.

muahede-i ittifakiyye

  • Bir savaş çıktığında birbirlerini desteklemek üzere iki veya daha fazla devletler arasında yapılan andlaşma.

mükabede / mükâbede

  • Eklemek, kendine bir şey ilâve etmek.
  • Bir işten zorluk görmek.

mümanat

  • Uzatmak.
  • İntizar etmek, beklemek.

murabata

  • Düşmanla karşılaşılacak yerlerde gözetip sebatla nöbet beklemek.
  • Mülâzemet etmek.
  • Bağlamak.

murakabe

  • Kontrol etmek. İnceleyip vaziyeti anlamak. Teftiş etmek.
  • Kendini kontrol etmek. İç âlemine bakmak. Gözetmek.
  • Hıfz etmek.
  • Beklemek. İntizar.
  • Dalarak kendinden geçmek.
  • Tas: Kendisini tamamen nâfile ibâdet ve itaate vermek için mâbede kapanmak.

nüas

  • Uyuklama, uyku gelip basma.
  • Hislere ârız olan uyuşukluk ve fütur. Pineklemek.

rakb

  • Muntezir olmak, beklemek.

rasad

  • Gözetlemek, beklemek, pusuda olmak.

reyş

  • Ok yeleklemek.

ribat / ribât

  • Sınır karakolu; İslâm dînini üstün kılmak, müslümanlardan kâfirlerin şerrini, zararını def etmek için düşman sınırında nöbet beklemek.

rukba

  • Muntazır olmak, beklemek.
  • Bir kimseye, "Ben senden evvel ölürsem bu elbiseler senin olsun, eğer sen evvel ölürsen yine benim olsun" demek.

şirk

  • En büyük günah olan Allah'a (C.C.) ortak kabul etmek. Allah'tan (C.C.) ümidini keserek başkasından meded beklemek.

takviye / تقویه

  • Kuvvetlendirme. (Arapça)
  • Takviye edilmek: Kuvvetlendirilmek, desteklenmek. (Arapça)
  • Takviye etmek: Kuvvetlendirmek, desteklemek. (Arapça)

tatallu'

  • Nazar etmek, bakmak.
  • Beklemek, gözlemek, muntazır olmak.

teetti

  • Asan olmak, kolaylaşmak.
  • Beklemek, gözlemek.

tefviz / tefvîz

  • Ismarlama, havâle etme.
  • Bir işi sebeblere yapıştıktan sonra Allahü teâlâya havâle etmek, helâl ve faydalı şeyleri kazanmaya çalışıp da, bunlara kavuşmayı Allahü teâlâdan beklemek.
  • Kadına kendini boşama hakkı vermek. Yâni kendini sen boşa demek. Buna Temlîk de denir.

telaum

  • Muntazır olmak, gözlemek, beklemek.

televvüm

  • Muntazır olmak, beklemek, gözlemek.
  • Kabul etmemek.

temsir

  • Birşeye göz dikip beklemek.

terbiş

  • (Ok) yeleklemek.

terdif / terdîf / تردیف

  • Ekleme, iliştirme. (Arapça)
  • Terkiye alma. (Arapça)
  • Terdîf eylemek: Eklemek. (Arapça)

teyid etmek

  • Desteklemek.

têyiden

  • Desteklemekle.

tezyil

  • Eklemek. Uzatmak. Altına ilâve etmek. Zeyl yapmak.

ümmid / ümmîd

  • Ummak, arzu, istek. Sebeblere yapıştıktan sonra iyi netice beklemek.

zamm / ضم

  • Ekleme, arttırma. (Arapça)
  • Zamm edilmek: Eklenmek, arttırılmak. (Arapça)
  • Zamm etmek: Eklemek, arttırmak. (Arapça)
  • Zamm olunmak: Eklenmek, ilave edilmek. (Arapça)

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR